Şehit eşi Yıldız Namdar; Terörün acı faturasını kadınlar ödüyor

Şehit eşi Yıldız Namdar; Terörün acı faturasını kadınlar ödüyor  .11593
  • Giriş : 08.03.2008 / 13:19:00

Yıldız hemşire olarak tanınan şehit eşi Yıldız Namdar, çoğunluğunda bildiğinin aksine doğuda teröre destek veren değil, terör karşısında dik duruşunu yıllardır bozmayan, kurşuna göğsünü siper eden çoğunluğun bulunduğunu, bunun acı faturasını da kadınların

Facebook Twitter
Yazı Boyutu:


Namdar, "Doğu'da eşi terör örgütü tarafından katledilmiş, sosyal güvencesi olmayan, çocuklarını yokluk içinde büyüten acılı annelerin haddi hesabı yok. Biz yaşanan dramları bilmediğimiz için, terörün karşısındaki bu insanları, terör örgütü destekçisi olarak görüyoruz. Bu durum, bu insanları daha da fazla yaralıyor."dedi. Namdar, Doğu ve Güneydoğu ile ilgili önyargıların bitmesi adına Türkiye'nin batısında yaşayanların bu bölgeye giderek insanları tanımalarını, kardeşlik bağlarını yeniden tesis etmelerini tavsiye etti. Terör mağduru şehit eşi Yıldız Namdar, mesleği nedeniyle Yıldız Hemşire olarak tanındı. 1995 yılında Astsubay eşi, Erzincan-Sivas karayolunda teröristlerce şehit edildi. 2 Haziran 1999'da Abdullah Öcalan'ın İmralı'daki mahkemesinde yaşadıklarını anlatarak, salonda bulunanlar başta olmak üzere, televizyon karşısındaki Türkiye'yi ağlattı. Onu dinleyen Öcalan dahi insafa gelerek 'Acılarını paylaşıyorum' demek zorunda kaldı. O günden sonra kendini şehit ailelerine ve terörün bitmesine adayan Yıldız Namdar, şehit aileleri ve terör mağdurlarının sorunlarını kamuoyu gündemine taşımak için çalışıyor.

1995 yılında eşi şehit edildikten sonra Doğu ve Güneydoğu Anadolu'da yaşayan insanları, PKK destekçisi olarak gördüğünü, bu düşüncesinin 5 yıl önce Güneydoğu'dan aldığı bir davet sonrasında değiştiğini söyleyen Namdar, "İnanın daveti aldığımda, gidip gitmeme konusunda kararsız kaldım. Çok tedirgin oldum. O günkü anlayışımla teröre destek veren insanların arasına gidecektim. Vasiyetimi hazırladım. Kime ne borcum var, ne kadar param var vs. anlattığım bir mektup hazırlayıp, babama verilmek üzere bıraktım. Gidene kadar da çok tedirgindim. Oraya gittikten sonra bütün tedirginliğim geçti. Türkçe bilmemesine rağmen insanlar beni tanıyorlar. Sarılıyoruz, kucaklaşıyoruz. Evlerine davet ediyorlar. Bana hediye patik, yazma getiriyorlar. Orada Kürtçe konuşan, kendini Türkiye Cumhuriyeti'nin bir ferdi olarak gören, bayrağına, vatanına sahip çıkan çoğunluk var. Teröre destek veren değil, terörün karşısında yıllarda dik duran, boyun eğmeyen, devletine destek veren, terörün karşısında duran bir halk var. Doğu ve Güneydoğu'nun illerine yaptığım gezilerde bunu gördüm. Türkiye'deki insanların çoğu bunu bilmiyor." diye konuştu.

Şehit cenazelerinin medyada yer almasına rağmen, doğudaki terör mağduru bu insanların yaşadıkları acının hiç gündeme gelmediğinin altını çizen Yıldız Namdar, "Bu insanlar teröre karşı oldukları için sürekli terör tehdidi altındalar. Bölücü örgütü desteklemedikleri için eşlerini, kardeşlerini, çocuklarını, ailelerini kaybedenler, yurtlarını yuvalarını terk edenler o kadar çok ki. Eşi terör örgütü tarafından katledilen, çocuklarını yokluk içinde büyüten annelerin haddi hesabı yok. Biz yaşanan dramları bilmediğimiz için, terörün karşısındaki bu insanları, terör örgütü destekçisi olarak görüyoruz. Bu durum, bu insanları daha da fazla yaralıyor. Bu insanlar asker ya da polis şehit aileleri kadar da şanslı değil. Çünkü devlet, şehit ailelerine ekonomik manada sahip çıkıyor. Ama bu insanlar devlet kapısında hakkını arayacak eğitimi de yok. 'Halimiz şudur' demeyi dahi 'ar' sayıyorlar. Dertlerini hep içlerine atıyorlar. Çok gururlu ve vakurlar. " şeklinde konuştu. Siirt'te yaşadığı bir olayı anlatan Yıldız Namdar şu bilgileri verdi: "Şehit ailesi dernek başkanı, beni bir terör itirafçısının annesiyle tanıştırmak istedi. Çok tedirgin oldum, hemen reddettim. Ama çok ısrar edince, kerhen de olsa kabul ettim. Kadın beni görünce boynuma sarıldı. Doğru dürüst Türkçesi yoktu ama 'Yıldız'ım' diye kucakladı. Meğer eşini kayınpederini, kayınvalidesini terör örgütü öldürmüş. 12 yaşındaki çocuğunu da dağa kaçırmış. Yıllarca kadın kış gelince evladım 'soğukta ne yapıyordur?', 'yaz gelince sıcakta ne yapıyordur?', baharda da yağmurda ıslanıyor mudur?' diye endişe etmiş, hep dua etmiş. Oğulları dağda olduğu için, bu aileye hep kötü gözle bakılmış. Derdini kimselere anlatamamış. Hep içine atmış. Senelerce böyle yaşamış. Dağdan kaçmalar başlayınca, örgüt dağdakileri aileleri ile görüştürmeye başlamış. Bu anneyi de dağa götürüp, oğluyla görüştürmüşler. Ayrılma vakti oğlunu kucaklama bahanesi ile boynuna sarılıp, "Bunlar senin babanı öldürdü" diye ancak söyleyebilmiş. Oğlu diğer arkadaşı ile anlaşıp 39 militanı teslim etmişler. Kendileri de teslim olmuşlar. Bu bir örnek. Yaşananları, dinlediklerimi yazsam inanın kitap olur."

Bölge halkının büyük çoğunluğunun terör örgütünü destek vermediğini yıllarca direndiğini, bunun bedelini de çok ağır ödediğini vurgulayan Namdar şunları söyledi: "Ben Doğu'nun birçoğunu gezdim. Eğitim seviyeleri yeterli olmamasına rağmen bölge halkı, dış güçlerin çevirdiği oyunlardan haberdar. Biz evimizde rahat rahat otururken, onlar terör kurşunlarına göğüslerini siper ediyorlar. Bizden daha fazla milliyetçi, bizden daha fazla vatanseverler. Övgüyü hak ediyorlar. İnanın Türkiye'nin doğusu, batısı kadar tarihiyle de, doğasıyla da güzel. Keşke insanlar batıdan buralara kadar gezmeye gelse de, bu güzel insanları tanısa. Kardeşlik bağları bir kez daha pekişse ne güzel olur."

Doğu'da her evde mağdur var

Elini yüzünü sıkı sıkıya kapatmış orta yaşlarında bir bayanla tanıştırdılar. Kocası terör örgütü tarafından öldürülmüş. Çocuklarıyla kala kalmış. Oturup dertleştik. O bölgede kadının söz hakkı olmadığı için çok geçmeden kayınbiraderi ile evlendirmişler. Kendine sözde yeni bir hayat kurmuş. Hatta kayınbiraderinden de 2 çocuk doğurmuş. Ama kocası olan kayınbiraderinin yüzüne utandığı için bakamadığını anlattı. Öldürülen kocanı özlüyor musun? diye sorduğumda verdiği yanıt yürekleri yaralayan cinstendi. "İnsan eşini özlemez mi. Tabii özlüyorum" Doğu'da her evde ayrı bir terör mağduru hikayesi var.

Facebook Twitter Yahoo Google Linkedin Stumbleupon Delicious