Sel, 25 yıllık hatalı şehirciliğin sonucu!

  • Giriş : 04.11.2006 / 00:00:00

Mersin'de yaşanan sel felaketinin son 25 yıldır izlenen hatalı şehircilik politikalarının bir sonucu olduğu belirtildi.

Facebook Twitter
Yazı Boyutu:



Tabiatın dengesine ve iç dinamiklerine aykırı müdahalelere tabiatın cevabının er ya da geç geldiğine dikkat çeken Ünlü, "İster sel, ister deprem, ister heyelan olsun, bu cevap, bizler tarafından her ne kadar afet olarak nitelendirilse de aslında tabiatın tabi bir tepkisidir. Mersin'de yaşadığımız sel felaketi de, tabiatın yerleşme kültürümüze karşı verdiği bir cevap ve tepkiden başka bir şey değildir." dedi.

Ünlü, "Bu tepki, birdenbire ortaya çıkmamıştır. Özellikle son 25 yılda izlenen şehircilik politikalarının bir sonucudur. Bu politikaların ürünü, 2001 yılında yaşanan sel felaketinde tüm çarpıcılığı ile görülmüştür. Dün yaşanan sel felaketi bir kez daha geçmişten ders alınmadığını,günümüze değin alt yapıya yönelik yapılan yatırımların hangi sorunlu alanlara ne şekilde yapılması ve yatırımların bir program çerçevesinde olması gerektiğini bir kez daha net olarak ortaya koymuştur. Bu durumun oluşmasında, kuşkusuz yerel yönetimlerin önemli rolü bulunmaktadır. Ancak, şehirde yaşayanlar olarak Mersinlilerin de şehrin yaşadığı bu sorunların oluşumunda payı bulunmaktadır." diye konuştu.

Belediyelerin, şehrin kuşkusuz en iyi şekilde planlanmasını amaçladıkların, ancak üretilen planlarda vadileri, dere yataklarını ve deniz kıyılarını yapılaşmaya açtıklarına dikkat çeken Ünlü, belediyelerin afete (sel, deprem vb.) karşı bir stratejisi bulunmadığına dikkat çekti.

Belediyelerin, günümüze değin şehir planlamayı yerleşme kültürü ve şehri inşa etme sanatı olarak değil, sadece konut alanları oluşturmak ve inşaat ruhsatı vermek olarak algıladıklarını vurgulayan Ünlü, "Yerel yöneticiler, şehir planlamayı, kent içinde yol açma eylemine indirgemekte, şehirde, altyapısı hazırlanmamış, tasarlanmamış yollar açılmakta, çözüm yerine yeni sorunlar ortaya çıkmasını neden olmaktadır. Vatandaşlar, yapılaşmaya açılan alanların yerleşilebilirlik ölçütlerine uygun olup olmadığını sorgulamamakta, ardından yaşadığı sorunlar için tek sorumlu olarak yerel yönetimleri görerek kolaycı, şikâyet eden ancak örgütlü bir şehirli bilinci oluşturmaktan uzak durarak yalnızca yaşanan afetler sonrasında tepki veren, kısacası çözümsüzlüğü yaşam biçimi olarak benimseyen bir yaklaşım sürdürmektedir." şeklinde konuştu.

Facebook Twitter Yahoo Google Linkedin Stumbleupon Delicious