Şemdinli kararı Yargıtay yolunda

  • Giriş : 18.07.2006 / 00:00:00

Şemdinli davası’nın 145 sayfalık gerekçeli kararı Yargıtay yolunda.

Facebook Twitter
Yazı Boyutu:


145 sayfadan oluşan gerekçe ile temyiz aşamasına geçildi. Dosya Yargıtay’a gidecek.

"Şemdinli’de çeteleşme var" denilen gerekçeli kararda, Susurluk’taki mahkûmiyet gerekçesi de örnek karar olarak kullanıldı. Mahkûm edilen astsubay Ali Kaya’nın iki değil 23 ödül aldığı, görevi istihbarat olmasına karşın sorgulara ve operasyonlara bizzat katıldığı belirtilen gerekçede, jandarmanın bölgede polisin görev alanında çalışması da ’yasadışı’ olarak nitelendi.

9 Kasım 2005’te bombalan Şemdinli’deki Umut Kitabevi ile ilgili davada astsubaylar Ali Kaya ve Özcan İldeniz 39 yıl 5’er ay hapse mahkûm edilmiş, itirafçı sanık Veysel Ateş’in dosyasıysa ayrılmıştı.

Gerekçeli kararda yer alan önemli noktalar şöyle:

Şemdinli ve Hakkâri’deki olayların 2005 yılı şubat ayında bölgede ’Ya sev ya terk et’ yazılı ve Türk İntikam Tugayı (TİT) imzalı bildirilerin dağıtılmasıyla başlandığına dikkat çekildi. Gerekçede yer alan, tanık Yüksekova İlçe Emniyeti’nde görevli polis memuru Hikmet Özdemir’in ifadesine göre, itirafçı sanık Veysel Ateş, Emniyet’e ilk getirildiğinde kendisini uzman çavuş olarak tanıttı ve isminin de Cafer olduğunu söyledi. Mahkeme hem bu ayrıntıya hem de sanığın Emniyet’teyken diğer sanık astsubay Ali Kaya ile telefonla görüştüğüne ilişkin tanık ifadelerindeki çelişkiye dikkati çekti.

Mahkeme heyeti gerekçede sanıkların verdikleri ifadeler ile elde edilen bilgi ve belgelerin bir birleriyle örtüşmediğine yer verdi. Gerekçede; ’Sanık Veysel’in, kendilerinin 2004 yılı Temmuz ayında Hakkâri’deki görevlerine başlamalarından önceki arkadaşları tarafından 2001 yılından bu yana görevli oldukları Hakkâri J.İst. Şube Müdürlüklerince resmi kayıtlı haber elemanı olarak kullanılmakta olduğuna" dair sanıklar Ali ve Özcan’ın aşama ifadeleri ve diğer bilgi - belgelerin açık bir şekilde esaslı olarak birbiri ile çelişmekte olduğuna dikkat çekildi.

Mahkeme, sanıkların mahkûmiyetiyle ilgili tam 43 ayrı delil gösterdi ve bunların tümüne gerekçede yer verdi. Astsubay Kaya’ya kendisi için "Tanırım, iyi çocuktur" diyen Kara Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Yaşar Büyükanıt tarafından ödül verildiği mahkeme aşamasında ortaya çıkmıştı. Gerekçeli kararda, Kaya’ya tam 23 ödül verildiğine işaret edildi. Mahkeme, bu ödülleri ve gerekçelerini tek tek sıraladı. Bu ödüllerin gerekçeleri, Kaya’nın yasal görevi olan istihbarat çalışmasıyla yetinmeyip, bizzat operasyonlara ve yasak olduğu halde yakalanan kişilerin sorgularına katıldığını da gösterdi. 1999’da bir çatışmada yaralandığı da görülen Kaya’nın sorguladıkları arasında 34 kişilik canlı kalkan grubu da var.

Gerekçeli kararda Veysel Ateş’e çeşitli miktarlarda paralar verildiği ve Kaya’nın her ay Ateş’e düzenli olarak 600-700 YTL para verildiğine yer verildi. Gerekçeli kararda; ’Ayrıca, Hakkâri İl Jandarma Komutanlığının yazıları ekinde bulunan " kaynak ve vasıtanın verdiği haberlerin özeti" isimli ve "Haber elemanlarına" istihbarı bilgi karşılığında herhangi bir ödeme gösterilmeksizin operasyonel faaliyete katılmalarda ödeme yapıldığı görülen belgenin 14.10.2004 tarihinde PKK KONGRA-GEL terör örgütü ile ilgili yürütülen çalışma neticesinde teslim alma veya operasyonel faaliyette bulunduğundan dolayı Veysel Ateş’e 600 milyon TL verildiği, yine 31.11.2004 tarihinde Hakkâri ili kırsalında silahlı faaliyet yürüten PKK-KONGRA-GEL terör örgütüne yönelik yürütülen operasyonel faaliyetlere katkısından dolayı da 200 milyon TL verildiğinin bildirildiği görülmektedir. Sanık duruşma ifadesinde kendisine Ali Kaya tarafından elden ( gayri resmi olarak ) her ay düzenli olarak 600-700 YTL civarında bir ödeme yapıldığını beyan etmiştir. Halbuki yukarıda belirtilen belgede kendisinin verdiği birçok istihbarı bilgiden sadece birisine bir miktar para ödemesi görünmesine rağmen, katıldığı operasyonlar karşılığında yukarıdaki miktar ödemeler yapılması, askerliğini de komando olarak yaptığı anlaşılan haber elemanı sanığın esasen görevinin operasyon el işlerde kullanılmada yoğunlaştığını göstermektedir.

’JANDARMA SINIRI AŞTI’

Mahkeme, bu durumu şöyle eleştirdi: "Bu belgelere göre sanığa üstleri ve kurumu tarafından ödül verilmesi kararlaştırılan konulara bakıldığında,... bölücü terör örgütü mensuplarını bulup etkisiz hale getirmek maksadıyla iç güvenlik harekatı kapsamında icra edilen operasyonlarda her türlü hava ve arazi koşullarında icra ettiği başarılı operasyonları şeklinde görevlendirmelerinin ve buna dayalı olarak yerine getirip karşılığında ödüllendirilmiş bulunduğu anlaşılan görev ve faaliyetlerinin Jandarma İstihbarat görevinin sınırları dışına taşmış bulunduğu görülmekte."

Kararda, jandarmanın polis görev bölgesinde istihbarat yapması eleştirilip, buna ilişkin yasa maddeleri uzun uzun anlatılırken, ’somut olaya emsal kararlar’ başlığı altında Yargıtay’ın Susurluk Çetesi’ne mahkûmiyette kullandığı gerekçe ilk sırada sayıldı. Suçlamayı reddeden sanıkların savunmalarındaki 20 ayrı çelişkinin de yer aldığı kararda, şu tespitler yapıldı:

"Şemdinli ilçesine operasyon el bir faaliyet için gidildiği,... MKE yapımı olmadıkları anlaşılması nedeniyle sanıklarca kabul edilmeyen el bombalarının araca sonradan konulduğunu ya da araçta bulunan sanıkların bunlardan haberi olmadığını kabul etmek mümkün görülmemekte, sanıkların bir örgütün faaliyeti kapsamında anlaşarak bu bombalama, yaralama, öldürme ve öldürmeye teşebbüs suçlarını birlikte işlediklerini kanıtlamaktadır."

İHBAR TELEFONU ASILSIZ

5 Ağustos 2005 tarihinde Şemdinli merkezinde meydana gelen ve 5 askerin şehit olup 1 askerin yaralandığı patlamayla ilgili 26 Ağustos 2005 patlatılan bomba olayı sonrası bir bayanın Jandarmayı arayarak olayın Seferi Yılmaz’a ait olduğu iddialarına ise gerekçede şöyle yer verildi; 26 Ağustos 2005 tarihinde saat 18.30 da Hakkari İl Jandarma Alay Komutanlığı Harekat Merkezi Jandarma 156 telefonunu arayan ve ismini "Ayşe " diyen ihbarcının patlamanın sorumluluğunun Seferi Yılmaz’a ait olduğuna ilişkin ihbar tutanağının C.Başsavcılığımıza 25 Ocak 2006 tarihinde ulaştırıldığı, bunun rutin dışı bir uygulama olduğu, ayrıca Telekom ile yapılan yazışmayla 16.02.2006 tarihli kayıt dökümünden söz konusu saatte Jandarma 156 telefonunu telefonun arandığına ilişkin bir kaydın da bulunmadığının belirlendiği, belirtilerek, ayrıca temyiz halinde Yargıtay incelemesine esas olmak üzere buna ilişkin hazırlık evrakı fotokopileri kapalı-mühürlü zarf içerisinde ibraz edilmiş ve mahkememizce emanete aldırılmıştır

ASKERİ EMİR-KOMUTA ZİNCİRİ

Askeri bir emir-komuta zinciri içinde bulunan sanıkların böylesi bir eylemi terör eylemlerinin yoğun olarak yaşandığı bir bölgede tek başlarına planlamaları ve uygulamaları hayatın olağan akışına aykırı ve olanak dışı olup, suç konusu olayın derinliği, çok yönlü araştırılmasını gerekli kılmakla birlikte, olayın arkasındaki ilişkilerin çözülmesinin, bölgedeki diğer kamu görevlilerini de kapsayacak ölçüde güç ve karmaşık olduğunu ortaya çıkardığından, soruşturma ve kovuşturma safhasında bu kişilerin varlığı tespit edilememiş, varsa da kendilerine ulaşılamamıştır.

DEVLETE DÜŞEN GÖREV

Şayet var ise sanıklar dışındaki bunlara yardım eden kişilerin yargı önüne çıkarılmaları görevi devletin yetkili organlarında olmakla birlikte, jandarma teşkilatında görevli olup haklarında kamu davası açılan sanıklar yanlarına kamu görevlisi olmayan itirafçıyı da alarak terörle mücadele adı altında yola çıkıp bir süre sonra yasaların kendilerine yetki verdiği alanlarda her türlü yasadışlılığı meşru sayıp yeterli delil elde edilememesi sonucu terörle mücadeleye yönelik olduğu kabul edilen amaçlarına ulaşmak için tam bir sorumsuzlukla yasadışı her yöntemi benimseyerek ve uygulayarak aralarında tam bir dayanışma ve işbirliği içinde çeteleşme sürecine girerek hareket ettiler.

’ÜSTLER HABERSİZ OLAMAZ’

Sanıkların bölgedeki terörün devamlılığına paralel olarak bu hukuk dışı keyfi eylemlerini sürdürme amacında oldukları anlaşılmaktadır. Astlık-üstlük ilişkisi, konumlarıyla iç disiplini karşısında yukarıda açıklandığı üzere örgüt içinde yalnız olamayacakları ve böyle bir eylemi kendilerinden rütbe olarak yüksek olan görevlilerin himayesi ve katılımı olmadan işleyemeyecekleri..."

PKK komplosu iddiası "ütopik bir faraziye": Olayın komplo olduğunun savunulması için bölücü terör örgütü ve yandaşlarının devletin Jandarma istihbarat teşkilatı ve diğer kurum ve teşkilatlarından çok daha üstün bir haber alma-istihbarat faaliyetinin ve teknik ve maddi imkanlarının olması gerektiğinin kabulü gerekir. Bu savunma ve varsayımın ise ütopik bir faraziyeden öteye gidemeyeceği aşikardır.

Facebook Twitter Yahoo Google Linkedin Stumbleupon Delicious