Sendikalar Oyak'a gelince sessiz

  • Giriş : 13.04.2006 / 00:00:00

Erdemir'de yöneticiler ardı ardına görevden alınıyor.

Facebook Twitter
Yazı Boyutu:


İşten atılanlar sıradan isimler değil. Yönetim Kurulu başkanı ve genel müdürle sınırlı kalmadı tasfiye. Erdemir'de yassı çelik ünitesini faaliyete geçiren ve şirketin üretimini 3,5 milyon tona çıkaran isimlerin tamamı Oyak'tan vize alamadı. Kârlılıkta rekor kıran uzman personelin hiçbirine gerekçe gösterilmediği gibi, sözleşme feshinin tebliği de nezaket sınırlarını aştı. Genel Müdür Fadıl Demirel işine son verildiğini, fabrika girişinde güvenlik görevlisinden öğrendi.

Çalışanlar için dramatik sahneler yaşanırken sendikaların ahvali dut yemiş bülbülden farksız. Manzara, fabrikanın anahtarı Oyak'a geçtiği günden beri aynı. Kendilerini ‘çalışanın yılmaz savunucusu' şeklinde takdim eden sendikalar, ‘Erdemir işçinindir, satılamaz' sloganı ile özelleştirmeye topyekün karşı çıkmıştı. 4 Ekim 2005'te Ankara'da Bilkent Oteli'nde ihale devam ederken ‘özelleştirmeye hayır' diye sokaklarda eylem yapanların, en yüksek teklif Oyak'tan geldiğinde nasıl evin yolunu tuttukları hâlâ hafızalarda. Savunmaları ise basitti: “Yerli sermaye aldı.” Bu arada en çok yabancı ortaklığa sahip grupların başında Oyak'ın olduğu gerçeği de göz ardı edilmişti. ABD'de Ermenilere sözde soykırım tazminatı ödeyen Fransız sigorta şirketi Axa ile hangi kuruluşun ortak olduğunu da ulusalcı çıkışların adresi işçi örgütleri sineye çekmişti. Türk Silahlı Kuvvetleri mensuplarının maaşlarından her ay yüzde 10 kesinti yapan Oyak'ın sigortacılıkta Axa ile ortaklığı devam ediyor. Sendikaların çelişkili tutumu Erdemir'deki son gelişmelerde de gözlerden kaçmıyor. Tek suçu ‘Batı Çalışma Grubu' diye bilinen illegal istihbarat örgütü tarafından fişlenmek olan mühendislerin çığlığı sendika kapısından içeri giremiyor. İşsiz kalanlar bu açıdan çok talihli sayılmaz. Çünkü sendikaların bilinçli sessizliğinin yanı sıra ekonomistlerin inişli çıkışlı yazıları Erdemir'deki ideolojik kavgada geri adım atılabileceğine dair bir umut vermiyor. Usta gazeteci Metin Münir, Milliyet'te 3 Mart'ta rüzgâra karşı bir çıkış yaptı ve ‘Erdemir'de kıyım kârlılığı vurabilir' başlıklı yazıyı kaleme aldı. Yazıda, şu tespit çok dikkat çekiciydi: “Sektörün önde gelen işadamlarından birinin ‘tam bir kıyım' olarak tarif ettiği 15 Mart tasfiyesinde 35 üst düzey yönetici işini kaybetti. İşadamına göre, birçok deneyimli ve başarılı üst düzey teknik adamın tasfiyesi kapasiteyi ve üretilen malın kalitesini olumsuz etkileyecek. Kârlılığı vuracak.” Ancak Münir iki gün sonra kıyımı eleştirdiği yazısına taban tabana zıt bir makale daha yayınladı. İşten atılmaların temelinde ‘din unsurunun şirketten çıkarılması'nın yattığı görüşüne yer veren Münir, ismini açıklamadığı bir kaynaktan şunları nakletti: “Mühendislerin işten sonra takıldıkları dernekte ise artık kimseler yoktu, içki yasaklanmıştı. Gittiğim bayan voleybol maçında önümde oturan üst düzey yöneticinin sporcu bayanların giydiği tayta maç boyunca laf atması bunların hangi zihniyete hizmet ettiklerini açıkça gösteriyordu. Bundan dolayıdır ki Erdemir'i Oyak'ın alması çok isabetli oldu. Kârı düşebilir. Ama Ereğli'nin sosyal yapısı gerileyeceğine bir miktar kârının düşmesi kabul edilebilir Ereğlililerin gönüllerinde.” Yazıda ‘bu kadarına da pes' dedirtecek iddialar gerçekmiş gibi sunuluyor. Üstelik ideoloji uğruna Erdemir'in kârının azalmasının da makul karşılanması isteniyor. İki yazının tamamı bir arada okunduğunda sendikaların niçin sustuğunu anlamak daha da kolaylaşıyor. Dünyada örneği olmayan Oyak, 40 yıldır ticari faaliyetini biraz da bu tablodan aldığı güçle sürdürüyor.

Facebook Twitter Yahoo Google Linkedin Stumbleupon Delicious