Sevgi Erenerol'un ilginç tanımlaması

Sevgi Erenerol'un ilginç tanımlaması.11017
  • Giriş : 18.12.2008 / 16:14:00

''Ergenekon'' davasının tutuklu sanıklarından Türk Ortodoks Patrikhanesi Basın Sözcüsü Sevgi Erenerol, savunmasını yaptı. Erenerol, kendilerini 'Afgan ve Iraklı direnişçilere' benzetti.

Facebook Twitter
Yazı Boyutu:


''Ergenekon'' davasının tutuklu sanıklarından Türk Ortodoks Patrikhanesi Basın Sözcüsü Sevgi Erenerol, Fener Rum Patrikhanesi'nin İstanbul dışına çıkartılmasının istendiğini ancak kent içinde bırakıldığını belirterek, ''Bugün neden İstanbul'da bırakıldığı daha iyi anlaşılmaktadır. İçimizdeki (Truva Atı)dır'' dedi.

Sevgi Erenerol, ''Afganistan ve Irak'ta ülkelerini savunanlar nasıl terörist ilan edilip öldürülüyorsa Türkiye'de de tutuklanıyor'' şeklinde konuştu.

İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesindeki bugünkü duruşmada savunma yapan Erenerol, sözlerine, ''Sayın Mahkeme Heyeti, bundan 6 yıl önce sevgili kardeşim, değerli dostum ve mücadele arkadaşım Necip Hablemitoğlu'nu, evinin önünde zalimce katlettiler. Onun pırıl pırıl zekasıyla mücadele edemeyenler, onu katlederek susturdu. Yaşasaydı o da bizimle birlikte burada olacaktı'' diyerek başladı.

Hablemitoğlu'nun öldürüldüğünü söylediği babası 3. Papa Eftim'in, ''evlatlarımızı da koruyamıyorsak o zaman neden varız?'' dediğini anlatan Erenerol, bu konuşmanın üzerinden 24 saat geçmeden babasının da vefat ettiğini söyledi.

Sevgi Erenerol, Atatürk ilke ve inkılapları çerçevesinde mücadele etmesi nedeniyle yargılandığını savunarak, kendisi üzerinden Türk Ortodoks Patrikhanesi'nin yıpratılmaya çalışıldığını iddia etti.

Davanın hukuki olmaktan çok siyasi amaçlı olduğunu ileri süren Erenerol, ''Ergenekon'' operasyonu ile Avrupa Birliği yetkililerinin bu operasyon konusundaki açıklamalarını eleştirdi.

''Terör örgütü üyesi olmak'' suçundan yargılandığını anımsatan Erenerol, ''EOKA'da yer alan Hristofyas ve Papadopulos'un, Azerbaycan'ın Hocalı kentindeki katliama karışan Sarkisyan ve Koçaryan'ın, bir zamanlar PKK terör örgütüyle birlikte hareket eden Barzani ve Talabani'nin daha sonradan uluslararası arenada kabul gören devlet adamları'' olduklarını ileri sürdü.

Erenerol, buna karşılık, ''Kıbrıs çıkarmasında görev alan ve 'Zafer Tepesi' olarak adı bir tepeye verilen Yüzbaşı Muzaffer Tekin'in, Ermeni mezalimi konusunda davalar açan avukat Kemal Kerinçsiz'in, PKK ile yıllarca mücadele eden emekli Tuğgerenal Veli Küçük'ün ve kilise terörüne karşı mücadele eden Muammer Karabulut'un'' terörist olarak yargılandıklarını savundu.

Sevgi Erenerol, ''Afganistan ve Irak'ta ülkelerini savunanlar nasıl terörist ilan edilip öldürülüyorsa Türkiye'de de tutuklanıyor'' dedi.

Dünyanın tek bir merkezden yönetilmeye çalışıldığını ve bu konuda Türkiye'nin kilit ülkelerden biri olduğunu savunan Erenerol, bunu gerçekleştirmek isteyen güçlerin 1919'da yaşananları tekrar yaşamayı göze alamadıklarını söyledi.

Türk Ortodoks Patrikhanesi'nin kuruluşu, Kurtuluş Savaşı'ndaki tutumu ve dedesi Papa 1. Eftim'in Kurtuluş Savaşı'na ilişkin görüşleri konusunda ayrıntılı açıklamalarda bulunan Erenerol, bu süreç içerisinde Fener Rum Patrikhanesi ile yaşanan anlaşmazlıkları anlattı.

Lozan'da ''bir oldu bitti'' ile mübadele konusunun kabul ettirildiğini anlatan Erenerol, mübadele ile Hristiyan Ortodoks Türklerin ülke dışına çıktığını, asıl amacın da bu olduğunu savundu.

-''FENER RUM PATRİKHANESİ İÇİMİZDEKİ TRUVA ATI'DIR''-

Erenerol, ''tehcir''de yine Ermeni denilen, ancak çoğunluğu Türk Hristiyanlardan oluşan nüfusun etkilendiğini ileri sürerek, şunları söyledi:

''İstanbul dışına çıkartılması istenen Fener Rum Patrikhanesi İstanbul'da bırakılmıştır. Bugün neden İstanbul'da bırakıldığı daha iyi anlaşılmaktadır. İçimizdeki 'Truva Atı'dır. Mübadele ve 'tehcirden' bugün Türkiye sorumlu tutulmaktadır. İçimizdeki bir takım kişiler de Ermenilerden özür dileme kampanyası başlatmışlardır. Dedelerinin yaptıklarından dolayı onların Ermenilerden özür dilemeleri normaldir. Ancak Türk milleti hiçbir zaman Ermenilerden özür dilemeyecektir.''

Fener Rum Patrikhanesi'nin, Ortodoks patriklerin İstanbul'da toplanması isteğine 1926'da Lozan Antlaşması çerçevesinde izin verilmediğini belirten Erenerol, 2008'de Ortodoks patriklerin İstanbul'da toplandığını ifade ederek, mahkemeye buna ilişkin bir gazete haberini gösterdi.

Erenerol, ''1926'dan 2008'e değişen nedir. Lozan geçerli değil midir? İşte bu soruların cevabı bizlere kurulan komployu aydınlatacaktır'' dedi.

-''PATRİKHANE ABD'NİN DENETİMDE'' İDDİASI-

Fener Rum Patrikhanesi'nin, ABD'nin denetimine girdiğini öne süren Erenerol, patrik Bartholomeos'un da arkasındaki güçlere dayanarak Türkiye Cumhuriyeti'ne kafa tuttuğunu, laik Türkiye'de şeri mahkeme kurduğunu ve ekümenlik iddiasında bulunduğunu öne sürdü.

Erenerol, bir süre önce Trabzon'da, Bartholomeos'un da katılacağı bir etkinlik düzenlenmesinin planlandığını, bu etkinliğe bir kısım Ortodoksların gemiyle, Rahmi Koç ve Bartholomeos'un da helikopterlerle gideceğini anlatarak, ''Gemi Trabzon'a vardığında oradaki milliyetçiler gemidekilerin inmesine izin vermedi. Trabzon'un başı o gün bugündür dertten kurtulmadı. Rahip Santaro cinayeti, Hrant Dink'i öldürenlerin bu kentten çıkması hepsi milli direnci kırmak içindir '' diye konuştu.

Balat'ta Patrikhane'nin kendi çevresindeki 19 evi satın almasının babası Türk Ortodoks Patriği 3. Eftim tarafından kamuoyuna açıklandığını belirten Erenerol, şunları söyledi:

''Bugün Adalet Bakanı olan, o dönemde Fatih Belediye Başkanlığı görevinde bulunan Mehmet Ali Şahin'in de katıldığı bir panelde, babam bu konuda açıklamalarda bulundu. Şahin de elindeki tapu kayıtlarını göstererek, bu durumu ortaya koydu. Bunun ardından seçilmiş belediye başkanı olmasına rağmen Şahin, baskılar nedeniyle görevden alındı. Birlikte panel yaptığı kişinin kızını terörist olarak tutuklatmıştır. Bu 180 derecelik dönüşün sebebi nedir?''

-''FENER RUM PATRİKHANESİ, EKÜMENİK UNVANINI KULLANAMAZ''-

Erenerol, Fener Rum Patrikhanesi'nin, Türk Ortodoks Patrikhanesi'nin faaliyetlerinden rahatsız olduğunu ve ortadan kalkmasını istediğini savunarak, Bartholomeos'un ekümenik unvanını kullanmasının Hristiyanlık inancı açısından da mümkün olmadığını savundu.

Babasının ölümüyle Türk Ortodoks Patrikhanesi'nin faaliyetlerinin sona ereceğini düşünen Fener Rum Patrikhanesi'nin, kardeşi Selçuk Erenerol'un görevi üstlenmesine çok şaşırdığını savunan Sevgi Erenerol, daha sonra yaşanan gelişmelerle kiliselerinin her pazar ayin yapılan, özel günlerde dolup taşan bir yer haline geldiğini söyledi.

Erenerol, ayinlerinin, toplantılarının, gizli toplantı ve örgüt faaliyeti olarak iddianameye konulduğunu savundu.

ABD'nin, Fener Rum Patrikhanesi'ne, tüm Ortodoks'ları bağlamayı istediğini savunan Erenerol, bu şekilde Ortodoks aleminin denetim altında tutulmaya çalışıldığını öne sürdü.

''ERGENEKON TERÖR ÖRGÜTÜNE ÜYE DEĞİLİM, BU ÖRGÜT HAKKINDA BİLGİM YOK''

Erenerol, Danıştay saldırısından sonra emekli Yüzbaşı Muzaffer Tekin'in gözaltına alınmasına değinerek, saldırının ardından, yükselen milli duruşun erozyona uğratıldığını ve ulusalcılar ile milliyetçilerin hedef tahtasına konulduğunu savundu.

''Ekümenik'' sıfatının patriklere verilen bir unvan olmadığını ve din konseylerinde kullanıldığını belirten Erenerol, ''Türkiye'ye biçilen rol önemlidir. Bu coğrafya yeniden inşa edilmek istenmektedir. Eğer patrik (Fener Rum Patriği) ekümenik olursa, Avrasya coğrafyasına yönelik stratejiyi gerçekleştirmede burası 'üs' olarak kabul edilecek, hem Türkiye hem de Ortodoks dünyası kontrol altına alınacaktır'' dedi.

Erenerol, Türk Ortodoks Patrikhanesinin, Fener Rum Patriğinin ekümenik olmasının önünde engel olduğunu öne sürdü.

Kendisinin terör ve teröristlikle hiçbir ilgisi olmadığının, ''Ergenekon'' operasyonunu gerçekleştirenlerce de bilindiğini söyleyen Erenerol, kendisinin tutuklanmasıyla Türk Ortodoks Patrikhanesinin tasfiye edilmeye çalışıldığını ileri sürdü.

-ATATÜRK'ÜN GENÇLİĞE HİTABESİNİ OKUDU-

Sevgi Erenerol, savunmasında Atatürk'ün Gençliğe Hitabesi'nden bazı bölümler okuyarak, mahkemeye hitaben şunları söyledi:

''Yaptığım mücadelenin doğru olduğuna tüm kalbimle inanıyorum. Tutuklu olmaktan dolayı asla yakınmıyorum, bunun da mücadelemin bir parçası olduğunu düşünüyorum. Gencecik insanlar şehit olacaklarını bile bile Güneydoğu'da askere gidiyorlar, onların fedakarlığı karşısında söz söylemeye hakkım yok. Onun için sizden bir talebim olmayacak. Bunca yıllık meslek tecrübenize dayanarak takdiri size bırakıyorum.''

Hakkındaki suçlamaları kabul etmeyen Erenerol, toplumun önünde böyle bir suçla karalanmak istenmesinin nedeninin de Türk Ortodoks Patrikhanesinin yıpratılmak istenmesi olduğunu savundu.

-DİĞER SANIKLARLA İLİŞKİSİ-

Erenerol, tutuklu sanıklardan Oktay Yıldırım ile 2005'de Muzaffer Tekin aracılığıyla tanıştığını, ancak fazla samimiyetleri olmadığını söyledi.

Diğer sanıklardan Mehmet Zekeriya Öztürk ile Ulusal Kanal'daki bir program sayesinde tanıştıklarını anlatan Erenerol, Tekin'i de 2003'deki Kıbrıs Mitingi'nde tanıdığını anlattı.

Erenerol, Tekin'in çok sevdiği ve saydığı bir kişi olduğunu, tutuklandığında cezaevinde Tekin'in ziyaretine gittiğini belirterek, Tekin'in eşi ile 'kız kardeş gibi' yakın olduğunu ifade etti.

Ergün Poyraz'ı ise Necip Hablemitoğlu'nun cenazesinde tanıdığını kaydeden Erenerol, ''Aynı zamanda Necip'in bana yadigarıdır, İstanbul'a geldiğinde de evimizde kalır'' dedi.

Doğu Perinçek'i siyasi parti lideri olmasından dolayı tanıdığını ve kendisiyle bazı etkinliklerde karşılaştığını ifade eden Erenerol, ''Hiç tanımadığı kişiler ve birkaç aile dostu ile Türkiye Cumhuriyeti Devleti'ni yıkmaya çalışmak iddiasını hayretle karşıladığını'' söyledi. Erenerol, ''Ergenekon terör örgütüne üye değilim. Bu örgüt hakkında bilgim yoktur'' diye konuştu.

İddianamede birçok ülkeye seyahat ettiği yönündeki iddianın da doğru olmadığını ifade eden Sevgi Erenerol, yine iddianamede yer verilen, ''Sevgi Erenerol'un kilisesinde gizli toplantılar yapılmıştır'' suçlamasını kabul etmediğini belirtti.

Bu ifadenin kasıtlı olarak kullanıldığını, kilisenin kendisine ait olmadığını bildiren Erenerol, buradaki ayinlerin polis tarafından bilindiğini kaydetti.

Erenerol, duruşma salonunda, kilisedeki ayin sırasında yaptıkları ve içinde başbakan ve bakanlarla ilgili bölümlerin de bulunduğu bir duayı da okuyarak, ''İnsanları silahlı isyana böyle mi teşvik ediyorum? Bırakın kiliseleri, camilerde başbakanlarımıza, bakanlarımıza böyle bir dua ediliyor mu?'' şeklinde konuştu.

Hiçbir tüzel kişiliği olmayan Fener Rum Patrikhanesinin istekleri doğrultusunda kendisi üzerinden Türk Ortodoks Patrikhanesinin yıpratılmaya çalışıldığını savunan Erenerol, ''Bunun sadece ekümenikliği yürüten Fener Rum Patrikhanesine hizmet olduğunu'' ileri sürdü.

-ELE GEÇİRİLEN BELGELER-

Sevgi Erenerol, kendisinden ele geçirilen ''Derin Ergenekon'' isimli yazının, yazar olan arkadaşı Burhan Yılmaz'ın kitabının bir taslağı olduğunu ve bu kitabı da mahkemeye sunduğunu dile getirerek, hiçbir terör örgütünün, yapılanmasını kitap olarak bastırmayacağını söyledi.

Kendisiyle ilgili, ''Kişilerin özel bilgilerini kayıt etmek'' suçlamasını kabul etmediğini de belirten Erenerol, bu suçlamaya dayanak olan 24 No'lu CD'deki listeyi kendisinin hazırlamadığını bildirdi.

Söz konusu listenin Selçuk Üniversitesi tarafından basında kullanması için kendisine gönderildiğini ve listedeki kişileri tanımadığını iddia eden Erenerol, ''Ergenekon Lobi Belgesi''ni de internetten aldığını ve bu konudaki internet çıktısı yüzünden de tutuklandığını öne sürdü.

Erenerol, iddianamede kendisiyle ilgili ''Örnek Türk Kızı'' tanımına da değinerek, ''Böyle bir tanım benim için şeref, onurdur. Düşmanınızın gözünde böyle görünüyorsanız, başarılısınız. Papa Eftim'in torununa bu yakışır'' dedi.

Ümraniye'de bulunan patlayıcılar, Danıştay saldırısı ve Cumhuriyet Gazetesine yönelik bombalı saldırı olaylarıyla nasıl ilişkilendirildiğini anlayamadığını da ifade eden Erenerol, bunun, 'Bir ineğin dağa kaçması hikayesi' gibi hayretler uyandırıcı ve mantıksız olduğunu savundu.

Erenerol, kurucusu olduğu ''Büyük Güç Birliği'' ve ''Ayasofya'' derneklerinin de yasal olduğunu söyledi.

Facebook Twitter Yahoo Google Linkedin Stumbleupon Delicious

*

*


*