Sevgi mi tutku mu

  • Giriş : 05.03.2007 / 00:00:00

Nurgül Yeşilçay ve Cem Özer çifti ilk kez bir filmde birlikte kamera karşısına geçtiler.

Facebook Twitter
Yazı Boyutu:


Barış Pirhasan’ın yönettiği Adem’in Trenleri küçük bir kasabada geçen sevgi, emek öyküsünü küçük bir çocuğun gözünden anlatıyor. Nurgül Yeşilçay ve Cem Özer etkileyici ve gerçekçi oyunculuklarıyla filmin başarısında önemli rol oynuyorlar.

ADEM’İN TRENLERİ
Yön: Barış Pirhasan
Oyn: Nurgül Yeşilçay, Cem Özer, Ümit Çırak, Derya Alabora
Tür: Dram

Ana karakterlerinden birinin imam olduğu bir film için ne düşünürsünüz?

Takva’nın ardından yine dini konu alan bir film daha dersiniz büyük ihtimalle.

Haksız da değilsiniz tabii.

Ama işte karşınızda dini konulara neredeyse hiç girmeyen, temelinde sadece sevgi ve emek olan bir film var.

Adem’in Trenleri’ni 6 yıldır sinemalardan uzak kalan usta senarist-yönetmen Barış Pirhasan yönetiyor. Filmin teklemeden ilerleyeceğini treni çeken lokomotifin gücünden anlıyoruz zaten. Adem’in Trenleri’ni çeken Barış Pirhasan olunca karşımıza da haliyle sağlam, temiz bir iş geliyor.

Gerçekten de Adem’in trenleri altyapısı, senaryosu, görüntüleri ve oyunculuklarıyla Türk sinemasında kendine özel yer edinecek bir film.

MERAK BÖCEKLERİ UÇUŞUYOR

Hikaye bir çocuğun gözünden anlatılmış. Küçük Adem, tatlı tatlı başlıyor öyküyü anlatmaya. Ramazan gelince küçük istasyonumuza bir imam, karısı ve kızı geldi diyor.

Ve Barış Pirhasan da o arada tren istasyonundaki telaşlı gel gitlerle, ezan sesleriyle, sık sık bir araya gelen komşu kadın resimleriyle atmosferi oluşturuyor.

Hasan Hoca (Cem Özer) ve eşi Hacer’in (Nurgül Yeşilçay) gelişi küçük kasabada merak böceklerinin uçuşa geçmesi demek. Herkes yeni gelenleri merak ediyor. Ama ne Hasan Hoca ne de onun üç adım arkasından yürüyen, sessiz Hacer renk veriyor. Onların sırrını ortaya çıkaran kişi ise Hacer’in küçük kızına aşık olan Adem oluyor. Adem bir gece Hacer’le köyün bıçkın delikanlılarından Bekir’i (Atıf Emir Benderlioğlu) birlikte görünce hikayemiz farklı bir yön alıyor.

SEVGİ Mİ, TUTKU MU?

Adem’in Trenleri, Atıf Yılmaz’ın unutulmaz filmi Selvi Boylum Al Yazmalım’ın gündeme getirdiği “sevgi nedir?” sorusunu bir kez daha tartışmaya açacak, güçlü bir sevgi filmi. Sevginin uçucu zevklerle ya da saplantıyla eş tutulabilecek tehlikeli tutkuyla aynı kefeye konamayacağını, asıl sevginin emek istediğini, ta derinlerden geldiğini ve koşulsuz olduğunu söylüyor. Ve ne yalan söyleyeyim, tüm bu dedikleriyle ve perdeye yansıyan duygusal, dokunaklı sahneleriyle gözyaşlarımızı tetikliyor.

Hem popüler hem de sanatsal olmayı başarabilen nadir filmlerden olan Adem’in Trenleri’nin başarısında önemli bir pay da oyunculara ait.

İlk göze çarpan adeta metamorfoz geçirerek farklı bir tiple karşımıza çıkan Cem Özer oluyor. Rol aldığı her filminde diğerlerine göre çok farklı tipler çizen ve bu değişimlerde başarılı olan Cem Özer burada da dışı sert ama içi yumuşak, kendi deyimiyle kivi gibi imamı mükemmel oynuyor.

Kişiliğinden ve bugüne dek oynadığı rollerden çok farklı olarak silik bir karakteri canlandıran Nurgül Yeşilçay da zor rolün altından başarıyla kalkmış. Karakteri doğru bir şekilde verebilmek için küçük oynamayı tercih eden Yeşilçay, Hacer’in hikaye boyunca geçirdiği değişimleri, dönüşümleri incelikli oyunuyla hissettirerek filmin başarısında önemli rol oynuyor.

Manisa’da küçük bir tren istasyonunda geçen bu samimi ve sevgi dolu hikayenin üzerinizdeki etkisi büyük olacak.

Facebook Twitter Yahoo Google Linkedin Stumbleupon Delicious