Sezer'den tezkere eleştirisi

  • Giriş : 01.10.2006 / 00:00:00

Cumhurbaşkanı Sezer, TBMM tarafından yabancı ülkelere asker gönderme yetkisinin kullanırken iznin süresinin, kapsamının ve sınırının belirtilmesi gerektiğini belirtti.

Facebook Twitter
Yazı Boyutu:


Sezer, TBMM'nin 22 .dönem 5. yasama dönemi açılışında yaptığı konuşmada, Anayasa'nın 92. maddeninin Türk Silahlı Kuvvetleri'nin yabancı ülkelere gönderilmesine izin verme yetkisininin TBMM tanındığını ve bunun da "münhasır" bir yetki olduğunu söyledi. Yetkinin doğrudan TBMM tararfından kullanılmasını, başka organa devredilmesini gerektirdiğini hatırlatan Sezer, "Hiçbir organ, kaynağını Anayasa'dan almayan bir devlet yetkisi kullanamaz. Bu nedenle, izin yetkisi kullanılırnken, izin süresinin, kapsamının ve sınırının belirlenmesi gerekmektedir." dedi.

Soğuk savaş dönemi, sonrası teknoloji, iletişim, ulaşım sektöründeki gelişmelerin, uluslararası dengelerinin güçlü ülkeler yararına yararına hızla değiştirdiğini işaret eden Sezer, bu durumun uluslararası kurumların ve uluslararası hukukun önemini belirginleştirdiğini ifade etti. Sezer, güçsüz olanların güçlü karşısında korunmasının bu kurumlar ve uluslararası hukuk yardımıyla sağlanabildiğini vurguladı.

Devletlerin kendilerinin uluslararası hukuka bağlı sayması dünya barışı yönünden önemine işaret eden Sezer, "Anayasamızın 92. maddesiyle Türkiye Büyük Millet Meclisi'ne verilen yetkinin 'uluslararası hukukun meşru saydığı' durumlar için öngörülmüş olması, uluslararası ilişkilerin ulaştığı boyut yönünde de son derece anlamlıdır" diye konuştu.

ÖZELLEŞTİRME UYARISI

Konuşmasında ekonomik konulara da değinen Sezer, Türkiye'nin çağdaş uygarlık düzeyine erişmesi sürecinde ekonomiye büyük önem verilmesi gerettiğini ifade etti. Sanayileşmiş ve gelişmiş ülkeler arasında Türkiye'nin yerinin alabilmesi için ekonomik yönden güçlü olması gerektiğini vurgulayan Sezer, Türkiye ekonomisinde son yıllarda gösterilen başarıları yakından izlediklerini kaydetti. "Toplum olarak geçmişten ders çıkarmalı, anlayış birliği içinde, iç politika kaygılarından uzak, siyasetüstü yaklaşımlarla geleceği yönelmeliyiz" diyen Sezer, ekonomideki yapısal değişimin önündeki risklerin tanısının doğru konulmasının önemine işaret etti.

Ülke ekonomisinin dengeleri sağlam, üretime dayanan, siyasal yönlendirmelerden etkilenmeyen, gelir dağılımnda adaleti sağlayan bir yapıya kavuşturulmasını önemini vurgulayan Sezer, konuşmasın şöyle devam etti: "Ulusal sermayeninin bir ülkenin büyümesinin en temel itici gücü olduğu gerçeği hiçbir zaman akıllardan çıkarılmamalıdır. Unutulmamalıdı rki, ulusal sermaye, aynı zamanda bir ülkenin mali sektörünün de omurgasıdır. Ulusal sermayenin büyütülmesi ve geliştirilmesi için ulusal tasarrufların özendirilmesi ve verimli kullanılması zorunludur.

ıÜüKüreselleşme adı altında uluslararası tekelci sermayenin, yerelleştirme ve özelleştirme yöntemi ile iç pazarı etkili biçimde ele geçirmesinin ulusal ekonomiye zarar vereceği de gözden uzak tutulmamalıdır.

Toplumsal ya da stratejik önem taşıyan tüm kamu kuruluşlarının getirisi-götürüsü tartışılmadan özelleştirilmesi yönündeki uygulamalar, özelleştirmeyi toplumsal, mantıksal ve hukuksal temelinden uzaklaştırmakta, sosyal devlet ilkesine zarar vermekte ve hızla yabancılaşmaya dönüştürmektedir. Gelişmiş ülkelerde stratejik önemdeki tesislerin, yabancılara satılmasının önlenmesi ve bunun örneklerinin giderek artması, özelleştirme konusuna çok daha duyarlı yaklaşılmasını gerektirmektedir. Üstelik, ülkemizdeki bölgelerarası gelişmişlik farkı ve geri kalmış yörelere özel kesimin yatırım yapmaktan kaçınması, kamu girişimciliğinin önemini ortaya koymaktadır."

"KAMU KURUMLARI ZARARA UĞRATILIYOR"

Sezer, uzun yıllardan beri yolsuzluk olayları toplumun gündeminden düşmediğini ve kamuoyunun sorgulama gereği duymadan her suçlamaya inanır duruma geldiği, toplumsal sağduyu, aklama kararlarına bile kuşkuyla bakar olduğunu ifade etti. Sezer, "Kamu kurum ve kuruluşlarında yapılan denetimler, bilgisizlik, savurganlık, çıkar sağlama, görevi savsaklama, basiretsizlik gibi nedenlerle, kurumların çok yüksek tutarlarda zarara uğratıldığını göstermektedir.

Yolsuzlukla savaşımda mutlaka başarılı olunması gerekmektedir. Bu hedefe ulaşmak için, yasama, yürütme ve yargı organlarınca, kararlı bir tutum izlenmeli, açık bir toplum ve saydam bir yönetim olmanın gerekleri yerine getirilmeli, yolsuzluk eylemlerinin cezasız kalmayacağı uygulamalarla kanıtlanmalı, yasama dokunulmazlığına ilişkin kurallar gözden geçirilmelidir."

Facebook Twitter Yahoo Google Linkedin Stumbleupon Delicious