"Sigara karşıtları terörist gibi"

  • Giriş : 25.05.2008 / 18:33:00

Pınar Kür: "Sigara odalarını kaldır, açık havada bile yasakla, maçta bile yasakla, bu nedir?"

Facebook Twitter
Yazı Boyutu:


Her hafta NTV'de karşımıza çıkan ünlü yazar Pınar Kür, kitap yazdığında televizyondaki kadar dikkat çekmediğini, bunun da Türkiye'de yazarlara verilen değeri çok net gösterdiğini söylüyor..

Bitmeyen Aşk, Asılacak Kadın, Sonuncu Sonbahar, Yarın Yarın, Bir Deli Ağaç ve Türk edebiyatında yer etmiş daha nice kitabın ünlü yazarı o. Feminist edebiyatın öncülerinden... En son 2006'da, gerilim tadında Cinayet Fakültesi isimli romanını çıkardı. Sonra da o çok eleştirdiği, izlemediği, beğenmediği televizyon ekranına transfer oldu. NTV'de Müjde Ar, Çiğdem Anad ve Aysun Kayacı'dan oluşan sohbet programı Haydi Gel Bizimle Ol'un 'entelektüeli' olarak masayı tamamladı. Kimi zaman programa çağrılan konuklarla tartıştı, kimi zaman söyledikleriyle polemik çıkardı, kimi zaman da sadık okurlarını dumura uğrattı. Çünkü onun takipçileri, edebiyatseverler; giderek ortalama bir TV figürüne dönüştüğünü iddia etti. Son olarak da sigara yasağına karşı en sert tepkiyi veren isim oldu. Sigara içmeyenlerin giderek paranoyakça davranmaya başladığını, içenlerin hakkına saygı gösterilmediğini savununca, kapısını çalmak farz oldu. Ama uyardı beni: "Bugüne kadar solculuktan yargılandım, müstehcenlikten yargılandım; aman sigaradan yargılanmayayım şimdi de!"

- Neden biz Pınar Kür'ü yeni kitabıyla, romanıyla konuşmuyoruz da bir TV ikonu olmaya doğru giderken izliyoruz?
- Bu sizin probleminiz! Bunu da böyle yazın.

- Neden bizim problemimiz?
- Çünkü kitaplarım çıktığı zaman kitap eklerinde veya sanat dergilerinde röportajlar yapılıyor ama televizyona çıktığınız zamanki kadar dikkat çekmiyorsunuz. Bu, Türkiye'nin yazara verdiği değerle ilgili. Çok net!

- Yani siz değer görmediğiniz için kırgın ve küskün müsünüz?
- Kırgın ve küskün bir devrem oldu, 10 yıl kitap yayınlamadım. Sonra kitap yazamamak beni daha mutsuz ettiği için tekrar yazmaya başladım. Türkiye'de yazara verilen değer budur; ekranda gördüğünüz herhangi bir kişi, herhangi bir yazardan daha çok ilgi çekiyor.

- Bu kadar yıl dirsek çürütüp masa başında kitaplar yazan ve sadece 'meraklısı' yani edebiyat okuru tarafından tanınan biri olmak size yetmiyor muydu artık?
- Hayır, hiç alakası yok. Bu programa gelirken 'belki şöhret olurum' düşüncesi aklımın ucundan geçmedi. Ben zaten çok televizyon seyretmeyen biri olarak, programın bu kadar tutacağını bile düşünmemiştim.

- Okurlarınız "Pınar Kür gibi bir kadının televizyonda ne işi var?" diyor. Cevabınız ne?
- Evet, bana da söylendi. İlk başta daha çok söylüyorlardı ama zamanla anlaşıldı ki TV'deki kimliğimle yazar kimliğim arasında fark yok. Çıkıp şakır şakır oynamaya başlamadım orada; söylediklerime ters düşen bir şey söylemedim.

- Kafalardaki imajınızın değiştiğinden söz ediliyor. "Keşke o feminist, o solcu Pınar Kür olarak kalsaydı kafamızda," diyenler var...
- Benim kulağıma gelen de 'Bu kadın çok feminist, bu kadın çok solcu!' şeklinde...

- Şikâyet edenler TV seyircisi değil, sizin okurlarınız ama!
- Vardır öyle düşünenler, ne diyeyim... Ben feminizm aleyhine bir şey söyledim mi şimdiye kadar ekranda? Söylemedim. Hep 68 gençliğimden, anarşistliğimden bahsediyorum. Belki TV seyircisi bunları bilmediği için mesela ben 'popülist' dediğimde sinirlenmiyor, öbürki 'dağdaki çoban' diyor, ayağa kalkıyorlar! Çünkü ben daha bilimsel konuşuyorum.

- 'Dağdaki çoban' meselesinde Aysun Kayacı'nın yanında saf tutmanız, "Otursunlar memleketlerinde niçin geliyorlar?" demeniz, Sivas katliamı konuşulurken "Yananların 33'ü aydındı, 4'ü değildi," demeniz eleştiriliyor...
- Pardon! Sivas'taki 37 kişiden üçünün Aydın olmaması çok önemli bir şey, onları ben katmıyorum kültür şehitleri arasına.

- İnsanların yakılmasından söz ediliyor...
- Onlar komplonun içinde olanlardı, bu çok açık; onu ayırt etmek lazım. Onlar yakılmadı, onlar yakanların arasındaki kişilerdi. Bu söylemleri niye solculuğa ve feminizme aykırı buluyorlar, ben bunu anlamıyorum.

- Peki "İstanbul'a niye geliyor bu insanlar?" demeniz? Müjde Ar da "Bunu söylediğine inanamıyorum Pınar," dedi, inanamadı.
- Ben bunu Zülfü Livaneli, İstanbul belediye başkanı adayıyken de söyledim. 'Bu kente olan göçü durdurmazsanız, İstanbul'u kaybedersiniz,' dedim. 'Her isteyen gelsin,' demek popülizmdir. Ben bunları bilerek konuşuyorum, rica ederim. Gelmesin tabii! Onlara, gecekondulara hizmet götürmek için gerçek şehirli insandan hizmet kesmek hizmet değildir. Gecekonduya su, elektrik veriyor, Muhsin Ertuğrul Tiyatrosu'nu yıkıyorlar! Halbuki İstanbul, Muhsin Ertuğrul Tiyatrosu'dur. Benim söylemek istediğim bu ve hiçbir zaman da farklı bir şey söylemedim.

- Tamer Karadağlı, Cüneyt Arkın, Ünsal Oskay'la 'ihtiyaçtan' mı tartıştınız?
- Şimdi bakın, çağrılan konuklar benim inisiyatifimde olmuyor, bu da bir eğlence programı. Çeşitli jönlerden bahsediliyordu, 'şu tip jön, bu tip jön varmış' diye. Ben de, "Almayayım, o türlerden hoşlanmıyorum," dedim. Cüneyt Arkın da "Pınar Kür yüzünden gelmedim," demiş. Kendi bilir! Ünsal Oskay'la da; onu şimdiki hükümete ve toplumun şimdiki durumuna fazla müsamahakâr bulduğum için tartıştım.

- Ortalama bir televizyon karakterine dönüşmekten korkmuyor musunuz peki?
- Kendimi koruyacağımı düşünüyorum. Tabii Çiğdem doğuştan haberci, Müjde yılların sinemacısı, Aysun zaten hep kamera karşısında. Dolayısıyla biraz geri planda kalıyor olabilirim, buna karşı yapacağım bir şey yok, çünkü benim formasyonum içinde böyle bir şey yok. Ben buraya zaten bu kişilerden farklı olarak, daha entelektüel biri olarak davet edildim ve öyle bir çizgim var. Ha, bakarsın çok bunaldım, Allah'ın emri değil, bırakırım.

Ağzıma geleni söyleyemiyorum

- Bir öğrenciniz ekşi sözlük'te şöyle yazmış...
- Bırakmışımdır Allah bilir!

- Bilmiyorum artık! "Üç sene önceki hocam... Derslerde ayarlardan ayar verir, lafı gediğine tıkar, öğrencilerin korkulu rüyası olurdu. Zaman mı bu hale getirdi, yoksa kameralar önü sıkıntısı mıdır, herkesle bir polemik ve susturuluyor" demiş. Öyle mi sahiden?
- Ben susturulduğum iddiasında değilim, tam tersine lafı gediğine koyuyorum yeri gelince. Yayında olduğum için belki tam ağzıma geleni söyleyemiyorum ama bilmiyorum, o kişinin kendisi de değişmiş olabilir. Karşımda öğrenci olarak değil de seyirci olarak bulunduğu zaman kendini daha farklı hissediyor olabilir.

- "Ukalalık kontenjanından buradayım," demiştiniz programa başlarken...
- Espri yapmıştım..

- Öyle olduğunuzu düşünür müsünüz?
- Ben düşünmesem bile halkımız düşünüyor ama umursayacak olsaydım hanım hanımcık bir imaj bulurdum.

- Şu anda kitaplarınız çok okunsun mu isterdiniz, televizyonda çok izlenmek mi?
- Kitaplarım tabii ki okunuyor ama daha çok okunmasını tabii ki daha çok tercih ederim. Televizyonun getirdiği şöhretin kitaplarım açısından da çok büyük bir yararı olduğunu söyleyemem. Mutlaka biraz artmıştır ama benim kitaplarımın ritimli, düzgün bir satışı var. İlk çıktığında kitap 20 bin kesin satar, ondan sonra da her sene birkaç kitabın yeni baskısı olur.

Sigara karşıtları terörist gibi...

- Sigara yasağına en sert tepkiyi gösterenlerden biri oldunuz. Bu kadar iflah olmaz bir tiryaki misiniz siz?
- O tepkiyi gösterdiğim için az daha başım belaya giriyordu, mahkeme açıyorlardı hakkımda. Sonra programa ceza geldi. Dolayısıyla şimdi daha usturuplu konuşacağım. Mesele şu; ben 18 yaşımdan beri sigara içiyorum. Sigara kötü bir şey, bunu kabul ediyorum ama alışkanlık! Ben de bırakmak isterim, günün birinde belki bırakırım ama bunun devlet eliyle insanlara bu kadar sert bir şekilde empoze edilmesine karşıyım. Diyorum ki bu insan haklarına müdahaledir! Eğer sigara içmeyenlerin hakkı varsa sigara içenlerin de hakkı var.

- İçmeyenin özgürlüğünü dumanınızla engellediğiniz gerçeği peki?
- Mesela otobüslerde, taşıtlarda içilmemesinden yanayım ben de. Sigara içen biri olarak, sigara kokusu sinmiş bir taksiye binmek istemiyorum, rahatsız oluyorum. Ama sigara odalarını bile kaldır, açık havada bile yasakla, maçta bile yasakla, bu nedir? Eğer bu kadar ciddi bir tehlikeyse, sigara üretimini yasaklarsın. Sigara kartellerine güçleri yetmiyor, halka yapıyorlar yapacaklarını...

- Tüm dünyada yasak ama!
- Dünyada bunun yapılıyor olması, insan haklarına aykırı olduğu gerçeğini yok etmiyor.

- Sigara içmeyenlerin bu konuda artık paranoyakça davrandığını savunmuştunuz...
- Eskiden kötü kadın olup, sonra bu işten vazgeçenler en namuslu olurmuş! Eskiden sigara içip sonradan bırakanlar da sigaraya en karşı olanlar haline geliyor, 'Ne, burada sigara mı içiliyor gelmiyorum, girmiyorum, içemezsin,' diyerek terör estiriyorlar. Paranoyak demiyorum, terörist diyorum! Terör estiriyorlar içenlere karşı. Buna karşıyım. İçmemek daha iyidir tabii ki ama böyle bir kutup yaratılmasına karşıyım.

- İlk sigara içtiğiniz anı hatırlıyor musunuz? İhtiyaç mı duydunuz, özenerek mi başladınız sigaraya?
- Ne ihtiyacı canım, kimse ihtiyaç duyarak başlamaz. Küçükken babama özenirdim, sigarasını ağzında unuturdu ve külü uzardı. Ben de o uzayan küle meraklıydım. Çocukluğumun ve öğrenciliğimin geçtiği Amerika'da da arkadaşlarıma özenirdim. Herkes okul tuvaletlerinde içerdi, sen de tuvalete gidip sigara ortaklığı kurmak isterdin; sosyalleşme durumu olurdu. Şimdi içmemek moda ya, o zaman içmek modaydı. (gülüyor)

- Kaç yaşında tam tiryaki oldunuz?
- Üniversite birde. Kendimden 4-5 yaş büyük bir aktör adayına âşık olmuştum. New York'ta bohem bir hayat yaşıyordu; onların havasına katılmak, büyük görünmek, sofistike görünmek için iyiden iyiye alıştım sigaraya, içime çekmeye başladım. 40 yıl oldu.

- Yani 40 yıldır kendinizi zehirliyorsunuz?
- Anlaşılan öyle. Ama daha ölmedim. (gülüyor)

- Sizin baca gibi içtiğinizi, gök gürültüsü gibi de öksürdüğünüzü söylerler. Doğru mu bu, sınıfta bile içermişsiniz?
- Eskiden içerdim sınıfta, sonra bıraktım. Evet, benim hapşırığımla öksürüğüm biraz yüksektir; hapşırığım için annem 'komşu uyandıran' der ama baca gibi deyimini de kabul etmiyorum, geçti o dönemler. Benim asıl bağımlılığım masa başında, yani yazı yazarken... Şöyle söyleyeyim; sabah kalkıp da eline sigara alanlardan değilim; öğlen yemeğinden sonra ilk sigaramı içerim, ondan sonra çok fazla içmem ama ne zaman ki yazı yazmak için masa başına oturuyorum, o zaman elim sürekli gidiyor. Yani masayla sigaranın ilgisi var, bazı insanların da kahveyle, içkiyle vardır...

- Herkes bu yasağın aslında bırakmak isteyenler için iyi bir başlangıç olduğunu düşünüyor. Siz de bırakmayı dener misiniz?
- Bakalım, olabilir. Yasaktan sonra ilk programı yapacağız bu akşam (geçtiğimiz perşembe) kendimi reklam arasında dışarı atamayacağıma göre, göreceğiz.

- Sigarayla ilgili sağlık problemi yaşadınız mı hiç?
- Öksürmenin dışında hayır! Ama cilt kırışıyor diyorlar, göz etrafı kötü görünüyor diyorlar, doğru bütün bunlar.

- Hayatınıza giren erkekler hiç rahatsız olmadı mı?
- Düşünüyorum da sigara içmeyen bir arkadaşım olmadı! Benden çok daha fazla içen kişiler oldu hayatımda ama hiç içmeyen olmadı. Zaten ilk tiryakiliğim de aşk uğruna başladığı için...

- Belki aşk uğruna bırakırsınız?
- Bu yaştan sonra biraz zor! (gülüyor)

Şirin SEVER - SABAH PAZAR

Facebook Twitter Yahoo Google Linkedin Stumbleupon Delicious