Sigarayı bırakmak kilo almayı tetikler mi?

Sigarayı bırakmak kilo almayı tetikler mi?.8385
  • Giriş : 18.03.2009 / 15:48:00

Diyetisyen Ayça Kaya, doğru beslenme yönteminden obeziteye, kiloya sebep olan hastalıklardan sigara kilo ilişkisine kadar pek çok konuda soruları cevapladı.

Facebook Twitter
Yazı Boyutu:


Radyo 7'nin sevilen programcılarından Eda Çelebi'nin hazırlayıp sunduğu Eda'yla Gün Ortası programının dünkü konuğu Diyetisyen Ayça Kaya oldu. Ayça Kaya, şişmanlığı günümüzün vebası olarak tanımlarken mutlaka tedavi edilmesi gerektiğini söyledi. Kiloyla ilgili her türlü soruyu cevaplayan Ayça Kaya ile yapılan söyleşide, doğru beslenme yönteminden obeziteye, kiloya sebep olan hastalıklardan  sigara kile ilişkisine kadar pek çok konuda bilgi verdi.

Hem Türkiye' de hem dünyada son zamanlarda karşılaşılan en büyük sorundur şişmanlık. Şişmanlık nedir? Neden şişmanlarız?
AYÇA KAYA: Günümüzde şişmanlık neredeyse iki kişiden birinin sorunu haline geldi. Ve dünyada hızla yayılmaya devam ediyor. Hemen hemen buna yirminci yüzyılın vebası bile diyebiliriz. Gerçekten bugün şişmanlık ve şişmanlığa bağlı olarak insan hayatının kalitesi çok azaldı. Bunun nedeni şişmanlığın büyük bir hastalık olmasının yanı sıra başka hastalıkları da tetiklemesinden kaynaklanıyor. Bu nedenle mutlaka tedavisinin yapılması gerekiyor.

Şişmanlıkta bayanlar mı daha çok problem yaşıyor beyler mi?
AYÇA KAYA: Yapılan araştırmalara göre bayanlarda daha çok görülüyor. Ülkemizde bununla ilgili yapılmış turdep dediğimiz klinik bir araştırma var. Bu araştırma yaklaşık yedi bölgemizde yirmi yedi bin insan üzerinde yapıldı. Ve bu araştırmaya göre toplumumuzun %30 a yakını obez denilecek kadar şişman. Buna fazla kiloluluğu da eklediğimizde neredeyse %50 oranında şişmanlık görebiliyoruz. Yani her iki kişiden birinin şişmanlıkla ilgili sorunu var. Burada yapılan yanlışta şişmanlığı daha çok kozmetik bir problem olarak görmektir ve fazla yemek yemek olarak algılanmakta. Mesela çoğu zaman zayıf insanlar şişman insanları gördükleri zaman biraz az yeseler de kilo verseler diye düşünüyor olabilirler.

Yani bu tamamen yemek konusundaki yanlışlıklarla ilgili bir konu mu?
AYÇA KAYA: Tamamen yemek konusundaki yanlışlıklarla ilgili diyemeyiz. Bunun sadece bir bölümü yemek konusunda ki yanlışlıklar. Ama daha çok şişmanlığın tetiklediği hastalıklarda söz konusu olabiliyor. Mesela bazı hastalıklar şişmanlığa direk neden oluyor ve kişi bunun farkında olmayabiliyor. Örneğin tiroid bezlerinin az çalışması dediğimiz durum… Toplumda neredeyse her on kişiden birinde tiroid bezlerinde problem olabiliyor. Ve bu durum çok aşikar bir şekilde tedavi esnasında kendini göstermeyebiliyor. Mesela bir hasta tüberküloz olsa çok aşikar bir belirtisi olur. Çünkü kişi öksürdüğü zaman ağzından kan gelir ve koşa koşa doktora gider. Burada tiroid bezleri az çalıştığı zaman bunun çok müphem şikâyetleri oluyor. Kişi kendini halsiz hissediyor, yorgun hissediyor, sürekli kilo almaya başlıyor, canı evden dışarı çıkmak istemiyor ve bu arada da kilo vermek için mucize diyetlerin peşinde koşuyor. Bir bakıyorsunuz kilo almasını engellemek için sabahları iki zeytin, kibrit kutusu boyutunda peynirler yemeye başlıyor. Ama burada tiroid bezini birde yanlış giden metabolizmasını düzeltmeden hasta ne kadar diyet yaparsa yapsın tekrar kilo problemiyle karşılaşır. Mesela birde insülin direnci denilen bir durum var. Buda aslında direk şişmanlığa neden olan hastalıklardan biridir. Bu hastalık şeker hastalığının öncüsü olan bir klinik durumdur. Burada da hastayı incelediğimizde tatlı yemeyi çok seviyor, karbonhidrat seviyor, makarna seviyor.

Zaten birçoğumuz hayatımızın belli bir döneminde rejim ya da diyet yapıyor. Hatta birçok insan artık sağlıklı yaşamak istiyor. Sağlıklı yaşam içinde diyet zorunludur diyemeyiz değil mi? Yeme şekli disiplinle olmalı. Peki, doğru diyet nedir?
AYÇA KAYA:
Doğru diyet burada aslında kişinin metabolizmasının günlük çalışmaya yetecek kadar enerjiyi veren, karbonhidrat, protein, mineral ve yağ dengeli diyetlerin oluşturulmasıdır. Ama burada doğru diyeti hastaya oluştururken altta yatan metabolik faktörleri de mutlaka göz önünde bulundurmak gerekir. Mesela hasta da yoğun bir şekilde karbonhidrat alma isteği aslında insülin hormon yüksekliğinden kaynaklanır. Bu hastaların açlık kan şekerleri normaldir. Hasta gider derki 'şekerlerimize baktırdık, bir problem yok.' Ama biz burada gerekli testleri yaptığımızda burada ciddi anlamda insülin hormon bozukluğunu görebiliyoruz. Sağlıklı beslenme dediğimizde; makro elementleri ve mikro elementleri içerisine koyacak şekilde dengeli beslenmektir. Tahılını alacak, sütünü içecek, sebzesini, meyvesini yiyecek ama bunları yaparken de kendi içsel durumuna karşı bir savaş olmayacak. Birde hasta diyet listesinde ne yazıyorsa onu yemek zorunda değil. Mesela hasta sabahları peynir ekmek yemek istiyorsa bunları yiyebilir. Ya da omlet yemek istiyorsa yiyebilir. Aslında bu konuda da hastalara eğitim verilmesi gerekiyor.

Kilo vermek isterken günlük almamız gereken ortalama yağ miktarı nedir?
AYÇA KAYA:
Yağ beslenmemizde önemli yiyeceklerden birisi. Mutlaka yağı almamaız gerekiyor. Yalnız günlük hayatımızda özellikle hazır yiyeceklerin içine lezzeti arttırmak için veya alınabilirlik oranını artırmak için o kadar çok yağ koyulmaya başlandı ki… Buda çok fazla yağ alındığı zamanda vücudumuzda ne yazık ki fazla kilolara ve fazla yağlanmaya yol açtı. Bugün günlük enerjinin % 30 una yakınının %20–25 lik bir kısmının yağ olarak alınmasını tavsiye ediyoruz. Ama bu konuda hastalarımızı da uyarıyoruz. Yağlı yiyeceklere karşı dikkat etmeleri gerektiğini söylüyoruz. Yumuşak şeyleri yağ oranı daha yüksek oluyor. Mesela pastane simitleri sokak simitlerine oranla daha yağlı.

O yüzden bu anlamda biraz daha uzak durmak gerekiyor…
AYÇA KAYA:
Kilo problemi olan hastalar biraz daha uzak durabilirler bunlardan. Çünkü yediğimiz hazır gıdaların ne yazık ki yağ oranları çok yüksek. Yani hazır besinlerdeki bu yağlar normalde vücudumuzun bir günlük ihtiyacının neredeyse üç ya da dört katı kadar. O yüzden yumuşak yiyeceklerden, servise çok çabuk gelen yiyeceklerden uzak durmak gerekiyor.

Halk arasında diyetlerde çok kullanılan bazı besinler vardır. Kepekli ekmek, kepekli kraker gibi… Peki, zayıflamaya yardımcı oluyor mu bu besinler?
AYÇA KAYA:
Burada çok önemli bir kavram kargaşası var. Diyet ürünler dediğimiz şeyler insanı zayıflatmaz. Bunların normal muadillerine göre enerjisi daha azdır. Mesela bir paket diyet bisküvi yediğinizde aslında iki dilim ekmek yiyorsunuz demektir. Bunu normal bir bisküvi olarak yediğinizde dört dilim yemiş oluyorsunuz demektir.

Obezite yalnız Türkiye de değil dünyada durdurulamayacak bir hale geldi. Obezite nedir? Obez kime denir?
AYÇA KAYA:
Vücut kitle indeksi otuzun üzerinde olan hastalara biz obezi diyoruz. Aslında bu kişinin kilosunu boyunun karesine bölerek elde edilen bir değerdir. Mesela eskiden boyu 1.70 olan bir insanını 60 kilo olması gibi bazı sınıflandırmalar kullanılıyordu. Ama yaklaşık 15 yıldır neredeyse bu sınıflandırmaları kullanmıyoruz. Ve vücut kitle indeksi dediğimiz bir parametreye göre bunun ayrımını yapıyoruz. Kişi mevcut kilosunu boyunun karesine böldüğünde mevcut durumu hakkında bir fikir sahibi olabilir. Eğer bulunan değer 18.5 ila 25 arasındaysa biz bunları normal kabul ediyoruz. 25 ila 30 arasındaysa fazla kilolu diyoruz. 30 un üzerine obezite hastalığı, 40 ın üzerine ise ileri obezite hastalığı diyoruz.

Bunların tedavisi var mı?
AYÇA KAYA
: Tabi ki var. Bugün şişmanlık tedavisinin en zayıf noktası hastanın tekrar kilo almasıdır. Biz kalıcı zayıflama için tıbbi olarak hastaları üç boyutlu ele alıyoruz. Birinci noktada hastanın şişmanlamaya neden olabileceği bir problem var mı? Tiroid bezlerinin yeterli çalışmaması, insülin yetersizliği, karaciğer yağlanması, vücudunda bir kansızlık vitamin eksikliği olması gibi… Bunlar direk vücutta şişmanlamaya neden olan hastalıklar. Öncelikle bu hastalıklar açısından kişiye özel bir isk analizi çıkarmak gerekiyor. Ve burada bulduğunuz bir şeyi tedavi etmeden hasta ne kadar diyet yaparsa yapsın kısa vadede kilo verse bile uzun vadede tekrar kilo alımı riskiyle karşıya kalmaktadır.
İkinci olarak direk şişmanlığın neden olduğu hastalıklar çok fazla. Bunlara baktığımızda mesela kan yağı yükseklikleri, tansiyon problemleri, şeker hastalığı, karaciğer yağlanmaları, böbrek hastalıkları, eklem hastalıkları… Bunlarda şişmanlığın direk neden olduğu hastalıklar. Yani fazla kilo problemi olan bir insan öncelikle bunu kozmetik bir sorun olarak görmemeli. 'Acaba benim iç organlarımda yanlış giden, benim bilmediğim, tanımadığım bazı bozukluklar olabilir mi?' diye mutlaka bir uzman doktora başvurarak bu açıdan bir araştırma yapılması gerekir.

Öncelikle hasta tarafından nedenleri tespit edilmeli değil mi?
AYÇA KAYA:
Bu hasta tarafından çok anlaşılmayabilir. Mutlaka bir uzman tarafından tespit edilmesi gerekir. Eğer fazla kilo problemi varsa bu sadece fazla yemekle açıklanamayacak bir hastalıktır. Ve bu durumda hasta bir uzmana başvurduğunda öncelikle neden şişmanladığının belirlenmesi gerekir. Hormonal yapısı mı bozuk, yeme yapısı mı bozuk, yeme içeriği mi bozuk, yeme davranışı mı bozuk? Nerede, nasıl bir problem varsa öncelikle bunların tespit edilmesi gerekir.

Yani bunlara zayıflamayı engelleyen nedenler de diyebilir miyiz?
AYÇA KAYA:
Zayıflamayı engelleyen veya zayıfladıktan sonra hemen geri kilo alınmasına neden olan faktörler diyebiliriz. Mesela bir hasta kendi kendine hiçbir şey yemeden 15 gün boyunca sadece su içiyor ve bu 15 günde kilo veriyor. Bu şekilde kilo tabi ki verilebilir. Buradaki problem hastanın ne pahasına olursa olsun kilo vermesi değil, uzun vadede verdiği kiloyu koruyabilmesi. Nitekim böyle hastaları uzun vadede gördüğünüzde bir hafta içerisinde yeniden 7–8 kilo aldığını görürsünüz. Ve hasta baktığınızda verdiği kilonun iki katını 6 ay gibi bir sürede geri alır. Çünkü yapılan sistem hayatı boyunca sürdürülemeyen bir sistemdir. Düşünün bir insan hayatı boyunca sadece su içerek yaşayabilir mi? Mümkün değil.
Bireysel olarak bizim yaptığımız yanlış şudur; biz hayatı ikiye ayırıyoruz. Ya diyetteyizdir ya değilizdir. Böyle olduğu zamanda diyetteyken zayıflıyoruz diyette değilken şişmanlıyoruz. Öyle bir sistem olmalı ki hiçbir şeyin yasak olmadığı ve rejimin asla bozulmadığı, kendi kontrolümüzü kendi elimizde tutabildiğimiz bir sistem olmalı.

Bunun yanında kişiye egzersiz de öneriyorsunuz değil mi?
AYÇA KAYA:
Bizim yanımızda bununla ilgili spor akademisyen mezunu spor hocalarımız çalışıyor. Bire bir kişiye hayatı boyunca yapabileceği spor programları çıkarılıyor. Yani bu zayıflamak için günde beş saat spor yapmak gibi bir şey değil. Aynı yemek gibi. Nasıl ki yemeği kestiğiniz de zayıflarsınız sporu da bu şekilde yaptığınızda zayıflarsınız. Ama insan hayatı boyunca günde beş saat spor yapamayacağı için tekrar kilo alma riskiyle karşı karşıya kalabilir. Bizimle birlikte çalışan hocalarımızda kişiye özel birebir çalışmalar yapıyorlar. Mesela neler yapabilir, nasıl aktivitesini arttırabilir ve bunu nasıl hayat boyu devam ettirebilir bunu öğretiyorlar. Bu konuda da çok başarılı sonuçlarımız var.

Karında oluşan şişliklere neler önerebilirsiniz?
AYÇA KAYA:
Lif oranı yüksek yiyecekler yendiği zaman şişkinlik olabilir. Mide bağırsak sistemi vücudumuzun en hassas organıdır. Bir şeye sinirlendiğinizde, strese kapıldığınızda veya çok üzüldüğünüzde mide ülserleri, gaz problemleri görülebilir. Ve bu tür şikâyeti olan hastalarında genelde daha stresli insanlar olduğunu görüyoruz. Hastamızın hayatında çok stres varsa öncelikle stresle baş etmesini öğrenmesi gerekir. İkinci olarak çok lifli yiyecekleri sık tüketiyorsa bunlarda şişkinlik oluşumunu arttırabilir. Bu konuda hastamız biraz dikkat edebilir.

Birde şöyle bir durum var. Sigarayı bırakan kişi hemen kilo alır. Peki, kişi sigarayı bıraktıktan sonra kilo almaktan ne şekilde kurtulacak?
AYÇA KAYA:
Tabi sigara insan sağlığını etkileyen en önemli faktörlerden birisi. Mesela yapılan araştırmalara göre şişmanlık insan ömrünü 8,8 yıl kısaltırken sigara 4 yıl kısaltıyor. Kişi hem şişman hem sigara içiyorsa ne yazık ki normal yaşıtlarına göre ömrü neredeyse 12 yıl kısa olabiliyor. O yüzden sigarayı da bırakmak gerekiyor. Ama insanların birçoğu bu konuda kendilerine güvenemiyorlar. Sigarayı bıraktıktan sonra kilo almaktan korkuyorlar. Sigarayı bıraktıktan sonra dilimizde ki tat hücreleri kendini yeniliyor. Ve sigarayı bıraktıktan sonra eskiden aldığımız tatlardan iki kat daha fazla tat alarak yemek yemekten daha büyük bir zevk alıyoruz. Yine sigara içildiği zaman iştahımız kesiliyor ve biraz metabolizma hızımız artabiliyor. Buda bizi daha iştahsız biri olmaya itiyor. Sigarayı kestikten sonra ise iştah açılıyor. Hasta yemekten daha fazla keyif alır duruma geliyor. Burada da hasta bununla nasıl başa çıkabileceğini bilirse başarılı bir şekilde kalıcı bir kilo kaybı elde edebilir.

Birde en büyük sıkıntımız tuzdur. Tuz bizim için ne kadar oranda gerekli?
AYÇA KAYA:
Tuz tabi ki çok önemli yiyeceklerden birisidir. Çünkü içerisinde iyot var. Ve bu iyot tiroid bezlerinin çalışması için vücudumuzda ki elzem maddelerden biri. Bugün hipo tiroidin nedenlerinden biride diyetle birlikte az tuz alımı olabiliyor. Bu nedenle tuz alımına dikkat etmemiz gerekiyor ama hiçbir zaman eğer pişirdiğiniz yemeğin içine tuz koyduysanız sonradan tekrar tuz atmamanız gerekiyor. Özellikle tansiyon hastalarının tuz konusunda dikkatli olmaları gerekiyor.

Bir ölçü verebilir miyiz?
AYÇA KAYA:
Aslında gün içinde yenen pek çok yiyeceğin içinde tuz var. Ama mesela turşulardan, dışarıda yemeğe gittiysek yemeye ekstra tuz atmaktan uzak durmak gerekiyor. Bir kilo sebze yemeği pişiriyorsanız bir tatlı kaşığı kadar tuz kullanabilirsiniz.

Peki hamile olan bayanlar diyet yapabiliyorlar mı?
AYÇA KAYA:
Aslında diyet diye bir şey yoktur. Sağlıklı beslenme diye bir şey vardır. Ama bizim toplumuzda bir kadın hamile kaldığı zaman etraftaki insanlar tarafından hep daha fazla yemek yemesi gerektiği söyleniliyor. Hamilelik fizyolojik bir durumdur. Yani burada normalde ne yiyorsanız aynen yiyip bir bardak süt fazla içmek, iki tane meyve fazla yemek yeterli. Ama hamile kaldığınızda ben aşerdim canım baklava istedi diyip bir kilo baklava yerseniz ne yazık ki hamileliği 30 kiloyla bitirebilirsiniz. Gebelikte fazla kilo alınması da çok istemediğimiz bir durumdur. Çünkü bir çok gebelik komplikasyonlarına neden olabilir. Mesela kanın damar içerisinde pıhtılaşmasına neden oluyor. Böylece bebeğe daha az kan gidiyor. Bunun sonucunda erken doğumlar olabiliyor, gebelik hiper tansiyonları olabiliyor, düşük doğum ağırlıklı çocuklar olabiliyor… yani siz fazla kilo aldınız diye çocuğunda kilolu ve sağlıklı doğmasını beklemeyin. Bilin ki 30 kiloyla doğum yaparsanız o çocuk normalden daha sağlıksız doğacak demektir. O yüzden gerçekten hamile bayanların yediklerine içtiklerine çok dikkat etmeleri gerekiyor. Ağır yiyeceklerden uzak durmaları gerekiyor. Bol bol taze sebze, meyve, balıketi, süt, yoğurt, ayran türevi yiyecekleri daha sık tüketmelerini öneriyoruz.

Besleyici değer bakımından vücut için en yararlı sebzeler nelerdir?
AYÇA KAYA:
Aslında sebzelerin hepsi birbirinden yararlı. Hepsinin vücudumuzda ayrı ayrı yerleri var. Bugün mesela biz genel olarak bitkileri renklerine göre sınıflandırabiliriz. Bitkilere rengini veren bir madde vardır. Biz hastalarımıza mümkün olduğu kadar rengarenk beslenin diyoruz. Temel olarak bir günde 5 farklı renkte beslenmeye önem gösterin. Renkleri sınıflandırdığımızda; sarı, turuncu, kırmızı, yeşil, beyaz ve mor. Vücudumuzun bağışıklık sistemini en çok koruyan renkte mordur. Mesela mor üzümler, mor erikler, mor lahanalar, mor soğanlar gerçekten bağışıklık sistemimizi koruyor ve bir günde en az üç farklı renkte meyve yemeye özen göstermekte çok faydalı olur.

Peki günde iki litre su içmek neden bu kadar önemli?
AYÇA KAYA:
Çünkü vücudumuzun %60 ı sudan oluşuyor. Su metabolizması insan vücudunda çok önemli bir metabolizmadır. Beynimizden salgılanan ADH hormonu dediğimiz bir hormon var. Buda su metabolizmasında önemli olan bir hormon. Siz eğer günde 5 litrenin üzerinde su içmeye başlarsanız bu hormonda dengesizlikler olur ve böbrek fonksiyonlarınız bozulabilir. Çok az su içtiğinizde ise böbreklerinize daha az su gideceği için ve vücudunuzdaki bu metabolik olaylar sonrası ortaya çıkan kötü ürünlerin atılması için yeteri kadarda su vermediğinizde bunlar vücudunuzda birikebilir. Bu yüzden kışın ortalama bir günde 2-2.5 litre kadar, yazında 3 litreye kadar su içilmesini de onaylıyoruz.

Eda Çelebi'nin sunduğu, Eda'yla Gün Ortası'nda sağlıktan hukuka yaşamın her alanında uzman konuklar soruları cevaplıyor. Eda'yla Gün Ortası Salı, Çarşamba ve Perşembe günleri saat 12:00'da Radyo 7'de

Facebook Twitter Yahoo Google Linkedin Stumbleupon Delicious

*

*


*