Silaha ruh sağlığı da gerekli

  • Giriş : 05.11.2007 / 08:51:00
  • Güncelleme : 05.11.2007 / 10:02:21

Silah kullanmak için ruhsat yetmez ruh sağlığı da gerekli.

Facebook Twitter
Yazı Boyutu:


Askere gittiğinde on sekiz yaşındaydı. Manisa’nın Alaşehir ilçesinde on sekiz ay askerlik yaptı. Eline silahı ilk kez askerde aldı. Askerliği her hangi bir sorun yaşamadan bitirdi.

Fakat terhis olduktan kısa bir süre sonra yaşadığı üzücü olay tüm hayatını değiştirdi. Emre Sağnak, askerden geldikten iki ay sonra soğuk bir kış sabahı işe gitmek için evden çıktı. Kendini soğuktan korumak için paltosuna sıkıca sarılmış ilerlerken karşıdan kendisine doğru gelen birini gördü. Yaklaştıkça bu kişinin kız kardeşinin o askerdeyken evlenip, boşandığı eşi Yılmaz Şahin olduğunu fark etti. Ayaküstü konuşmaya başladıktan çok kısa bir süre sonra etrafa bir gürültü yayıldı. Sağnak henüz ne olduğunu anlayamamıştı ki, ikinci defa aynı gürültüyle sarsıldı. O an Y.Ş.’nin dişlerini sıkmaya başladığını fark ederek kaçmaya başladı. Fakat kısa bir mesafe ilerledikten sonra aynı ses bir kez daha sokakta yankılandı ve Emre Sağnak yere yığıldı. Mermiyi namlunun ucuna getiren Y.Ş. paltosunun içinden önce Sağnak’ın ayağına ateş etmiş son kurşunu da omurgasına saplamıştı. Askerden vurulmadan gelen Emre Sağnak, şehrin göbeğinde ruhsatsız bir silahtan sıkılan bir kurşunla tekerlekli sandalyeye mahkum oldu.

Emre Sağnak, bir anlık öfke ile silahlı saldırıya maruz kalan binlerce isimden sadece biri. Toplumda her an suç aleti olabilecek ruhsatlı ya da ruhsatsız binlerce silah bulunuyor. Her maçta ve düğünde havaya sıkmaya pek meyilli olduğumuzu; dahası cumhuriyet mitingiydi, Kuzey Irak’a girelim gösterileriydi gibi nedenlerle gerilime itilen bir ülke olduğumuzu da düşünelim. Üzerine bir de asabi bir millet olduğumuzu ekleyelim. Ve bir bireysel silahsızlanmaya hemen ve acilen ‘evet’ diyelim.

Emre Sağnak, bilinçsizce sıkılan üç el kurşunla ölmedi fakat ondan sonra hayatı hiç de kolay olmadı. İki yıl hastanede tedavi gördü, üç yıl evden hiç çıkmadan yaşadı. Şimdi, Omurilik Felçliler Derneği’nde çalışıyor; fakat hiçbir şey eskisi gibi değil. O, her yıl silahla vurulup hayatını kaybeden binlerce insana göre yaşadığı için şanslı. O kendisine sıkılan üç kurşunun izlerini her gün yeniden hissederken “Keşke ölseydim de kurtulsaydım!” diyor. Dünyada ve Türkiye’de her yıl binlerce insan ruhsatlı, ruhsatsız, kurusıkı silahlardan çıkan kurşunlar sonucu ya hayata veda ediyor ya da hayatını asla eskisi gibi olmayacak bir şekilde sürdürmek zorunda kalıyor. Her yıl sivil toplum örgütleri bireysel silahsızlanma ile ilgili çeşitli etkinlikler düzenliyor. Fakat ülkenin gerçeği gösteriyor ki; Türkiye’de hâlâ birçok kişi silah taşıyor ve bu silahlar farklı suçların işlenmesinde bir numaralı aktör olarak rol oynuyor.

Farkında değiliz; ama etrafımız silahlı kişilerle dolu. Ve bu silahlardan çıkan bir kurşunun bize isabet etmemesi neredeyse şansa bağlı. Peki bir gün başına bela olacağını bile bile bir insan neden silah satın alır? Silah taşıyan kişilerin birçoğu buna “can güvenliğim için” cevabını veriyor. Osmanlılar Silah’ın sahibi Murat Başar da kendilerine silah almak için gelenlerin yüzde altmışının “başıma bir iş gelirse” diye aldığını, yüzde 10’luk bir kesimin ise magandalık yapmak için aldığını söylüyor. Peki, nasıl oluyor da korunmak için alınan silahlar başkalarının hayatını karartıyor, yoksa can güvenliği bahane mi? Zira birçok kişinin başı, aldığı silahlar ile belaya giriyor. Üstelik sadece kendisinin değil, sevdiklerinin de hayatını karartıyor. Silahlı cinayetlerin yüzde 80’i tanıdık kanalı ile gerçekleştiriliyor. Riskli grup olan 11-15 yaş arası genç intiharlarda silah kullanılıyor. Cezaevi, silah, polis gibi kriminal psikiyatri alanında çalışmalar yapan Psikiyatr Ayhan Akcan, “Silah eğer insanı korusaydı anlı şanlı mafya babalarını korurdu.” diyor ve silahın insanı koruduğu düşüncesinin bir hurafe olduğunu söylüyor. Akcan’a göre bu yanlış yargının yıkılması için en az 30-40 yıllık bir süreç gerekiyor.

Bugün dünya üzerinde 800 milyona yakın bireysel silah bulunuyor. Bu silahlar her yıl 250 ila 300 bin kişinin ölümüne neden oluyor. Türkiye ise bu oranın yüzde 1’lik kısmını oluşturuyor. Umut Vakfı’nın yaptığı bir araştırmaya göre ülkemizde silahla bir yılda 3 bin ölüm, 9 bin de yaralama vakası gerçekleştiriliyor. Türkiye’de silahla işlenen suçların başında cinayet geliyor. Bu tür vakalar ya gazetelerin üçüncü sayfasına yansıyor ya da büyük olaylarla ses getiriyor. Hepimizin hatırlayacağı gibi geçen Ramazan ayında ortaya çıkan bir seri katil, cinayetlerini silah ile işlemişti. Diğer taraftan faili meçhul cinayetlerde de silah ön plandaki suç aleti olarak karşımıza çıkıyor. Özellikle son yıllarda intihar vakaları büyük oranda silah kullanılarak gerçekleştiriliyor. Özellikle gençler bu yöntemi tercih ediyor. Ayhan Akcan’a göre silah, intihar eylemini kolaylaştırıyor ve vazgeçme süresini kısaltıyor. Soygunlarda silah kullanma oranı da son yıllarda tırmanış gösteriyor. Silahla yaralamalar da her geçen gün artıyor. İstanbul’da bir yıl içinde yapılan rutin trafik kontrollerinde 5 bine yakın silah, 2 bine yakın kurusıkı ele geçirildiği göz önüne alındığında durumun vahameti bir kez daha gözler önüne seriliyor. Yani ülkemizin gerçeklerinden biri de kurusıkı tabancalar. Oysa çoğu zaman ne satın alan ne de satan kurusıkı tabancanın adam öldürebileceğini bilmiyor. Türkiye’de ateşli silahlar ile işlenen suçların 3’te 1’i kadar da suç kurusıkı ile gerçekleştiriliyor. Ayhan Akcan 2 bine yakın kurusıkı talebi olduğunu söyleyerek, rakamın yüksekliğine dikkati çekiyor.

Peki, silah taşıyan bu kadar kişi arasında acaba ne kadarı silaha bağımlı? Ayhan Akcan, ruhsatlı silah taşıyanların yüzde 6’sının bağımlı, yüzde 12’sinin de bağımlılık öncesi tutku derecesinde silahı sahiplendiği bilgisini veriyor. Bu verileri ortaya koyan ise 2001 yılında 1.650 kişi üzerinde gerçekleştirilen bilimsel bir anket. Eğer silahınız olmadan kendinizi yoksun hissediyorsanız, silahınızı sürekli göstermek istiyorsanız, vaktinizin çoğunu silaha ayırıyorsanız, maddi olarak gelirinizin üzerinde silaha yatırım yapıyorsanız siz de silah bağımlısı olabilirsiniz. Silah bağımlılığından kurtulmak için tıpkı alkol ve uyuşturucu bağımlıları gibi tedavi görmek gerekiyor. Her şeyden önce kişi silaha karşı zaafı olduğunu kabul etmeli ve bunun kendisine sahip olduklarını kaybettirdiğini fark etmeli.

Toplumsal gerginliklerde silah tetikleyici

1 Mayıs, Maraş ve Çorum olayları gibi toplumsal gerginliklerin arttığı dönemlerde de silah tetikleyici ve tırmandırıcı olarak karşımıza çıkıyor. Ülke olarak kamplaşmaların sürekli olarak tetiklendiği günümüzde de yanlışlıkla bir kişinin silahına sarılması tamiri imkânsız olayların yaşanmasına neden olabilir. Ayhan Akcan bir ülkedeki etnik ve mezhebe dayalı ayrılıkların körüklenmek istediği ülkelerde bireysel silahlanmanın teşvik edildiğini söylüyor ve şimdilerde terör halinin dolaylı yoldan silaha olan ilgiyi artıracağını düşünüyor. Toplumda yaşanabilecek böyle bir travmanın telafisinin ise asla mümkün olmadığını tarihte yaşanan üzücü vakalar dolayısı ile biliyoruz.

Esas soru: Böyle bir tabloda ne yapmak gerekiyor? Ayhan Akcan, özellikle silah ruhsatı alabilme yaşının 28’e çıkarılmasının önemini vurguluyor ve yapılması gereken diğer önerileri sıralıyor. Bunu da öfkeyle ilgili yaptıkları bir araştırma ile açıklıyor. 21 ile 28 yaş arası kişiler üzerinde yapılan öfke araştırmasında silah sahibi olanların 3’te 1’i problemli çıkmış. Silahlı soygun yapan kişilerin 3’te 2’sini de 28 yaş altı kişilerin oluşturduğu tespit edilmiş.

Silahla işlenen suçlara verilen cezalar artırılmalı. Silah ruhsatı almak zorlaştırılmalı. 1996-2000 yılları arasında 22.00 ile 02.00 saatleri arasında gerçekleştirilen cinayetlerin cuma-cumartesi günleri Beyoğlu, Şişli ve Fatih semtlerinde gerçekleştiği tespit edilmiş. Yani dar alanlarda silah taşımak daha büyük bir tehlike arz ediyor. Akcan tüm bunları kısa vadede yapılması gerekenler olarak sıralıyor. Osmanlılar Silah mağazasının sahibi Murat Başar’a göre silahlar kayıt altına alınmalı, zira işlenen suçların büyük oranı kayıtsız silahlarla işleniyor ve bunun tek çözümü de ruhsat alımının kolaylaştırılması.

Silah hayatın tam da ortasında bir gerçek olarak karşımızda duruyor. Korunmak amacı ile alınan silahlar çoğu zaman en yakınlarımızın hayatını karartıyor. Telafisi mümkün olmayan olaylara neden oluyor. Bir kez daha silahlar üzerinde düşünmemiz gerekiyor.

‘Bilinçli bireysel silahlanmaya evet’

Murat Başar (Osmanlılar Silah’ın sahibi): Türkiye’de tahminen ruhsatlı silah sayısı tüfekler de dâhil olmak üzere 2 milyonu bulmaz. Fakat kaçak silahla kıyasladığınız zaman gayri resmi bilgilere göre 25 milyon. Bunların önlemi devlet tarafından alınmalı. Caydırıcı cezalar gelmeli ve silahlar kayıt altına alınmalı. ‘At, avrat, silah’ kavramı bizim tarihimizden geliyor. Yani silah sevgisi 7’den 70’e herkeste var. Önemli olan, dediğim gibi devletin bu konudaki önlemleri alması. Bu millet silahı seviyor ya bunu resmi yollardan alıp silah sahibi olacak ya da kaçak yollardan alacak. Zaten alırken suç sahibi olan ve onunla da yetinmeyip potansiyel bir suçluyu topluma katmış oluyorsunuz. Çare var tabii ki; ama dediğim gibi gerçekten silahı seven bir toplumuz, silah bizim toplumda bizim ayrılmaz bir parçamız, onun için “bilinçli silahlanmaya evet” diyorum.

Sağlık raporu vermezsek can güvenliği yok

Ayhan Akcan (Psikiyatr): Silah ruhsatlanması bir sağlık problemi değil. Psikopat adam almasın diye doktor kontrolleri var. Hekimlik mesleğinin silah ruhsatlandırmasıyla ne alakası var? Biz bu kişileri psikolojik testlerden geçiremiyoruz ki bunun için ne zamanımız var ne de ayrıntılı sonuç verecek psikanaliz laboratuvarlarımız var. Diyelim adamın psikopat olduğunu ortaya çıkardık. Rapor yazıldığından dolayı hekim risk aldığından dolayı çok kolay değil. Onu da bırakın sosyal anlamda, siyasi anlamda baskı altındasınız. Siz her şeyini yapmış adamın işine taş koymuş oluyorsunuz. Bunun yeri özelleşmiş yerlerdir, yani klasik devlet hastanelerinin poliklinikleri değildir. O zaman Türkiye’de bu raporların üçte biri verilmez. Taşıma ruhsatı almış kişiler ikinci kez ruhsat almak için polikliniğe geldiklerinde bellerinde silah oluyor. 3’te 1’i kafadan riskli bir grup ruhsatlandırmaya gelenin. Öfkesine sahip olamıyor, bağımlılığı vardır, suç işleyebilir, adam öldürebilir, bu böyledir.

Ruhsatlı silah alanlara eğitim verilmeli

N.Nihat Kubuş (Özel Güvenlik Sektörü İşadamları Derneği Başkanı): Kamuoyunda ruhsatlı silahlar konusu çok ön plana çıktığından ve kontrol edilebilir olduğundan silahsızlanma ile ilgili ilk baskıya bu kategoride bulunanlar maruz kalmaktadır. Oysa asıl tehdit oluşturan silahlar illegal olarak edinilmiş ruhsatsız silahlardır. Bu silahların hiçbir kaydı ve balistik arşivlemesi olmadığından yasadışı faaliyetlerde illegal silahlar kullanılmaktadır. Ruhsatlı silahlarla işlenen suçların nevine bakıldığında yoğunlukla organize olmayan, ani gelişen olaylar nedeni ile kullananın iradesinin dışında suça karıştıklarını görmekteyiz. Bu nedenle de ruhsatsız silahlarla ilgili sıra dışı ve ağır cezalar tatbik edilmek sureti ile insanımızın ruhsatsız silah bulundurmasının ya da taşımasının önüne geçilmesi sağlanılmalıdır. Ülkemizde kamu görevlilerinin dışında, bireysel olarak silah bulunduran ya da taşıyan kişiler herhangi bir eğitimden geçirilmeli.

ZAMAN-PAZAR

Facebook Twitter Yahoo Google Linkedin Stumbleupon Delicious