Şimşek: Televizyon moral bozuyor

Şimşek: Televizyon moral bozuyor.8958
  • Giriş : 21.03.2009 / 16:57:00

Bakan Şimşek, krizin Türkiye'ye özgü olmadığını belirterek, 'Maalesef Türkiye'de özellikle de seçim atmosferi nedeniyle bazı kanalları seyretmek ciddi şekilde moral bozuyor.'dedi

Facebook Twitter
Yazı Boyutu:


Sanki bu kriz sadece ve sadece Türkiye'de yaşanıyor. Bu Türkiye'ye özgü bir kriz değil, bunda Türkiye'nin katkısı da yok'' dedi.

Şimşek, Gaziantep Serbest Bölgesi Kurucusu ve İşleticisi AŞ (GASBAŞ) Genel Kurulunda yaptığı konuşmada, G-20 Zirvesi'ni değerlendirirken, Zirvenin esas konusunun küresel ölçekli daralmanın daha da derinleşmesini engellemek için ne yapılması, bütün ülkelerin imkanları elverdiğince talebi canlandıracak tedbirlerin alınmasına ilişkin genel kanı oluştuğunu anlattı.

Dünya kredi mekanizmasının tıkandığını ve dünya finans piyasalarının çalışmadığını belirten Şimşek, bunu aşmak için de bilançolarda zarar yaratan unsurların, finansal kuruluşların sermaye yapılarını güçlendirmesi konusunda bir taahhüt ortaya çıktığını, bu konuda yapılması gerekenlerin ağırlıklı olarak batıda olduğunu ifade etti.

Bu dönemde sermaye akışının gelişmiş ülkelere doğru dönmeye başladığına işaret eden Şimşek, 2007 yılında gelişmekte olan ülkelere 928 milyar dolar civarında sermaye akışı olduğunu, bu rakamın 2009 yılında 165 milyar dolara düşeceğinin öngörüldüğüne dikkati çekti.

Bu krizin devletlerin bilançolarına çok büyük tahribat yarattığını, Türkiye'de ise kamu finansman dengelerine yansımasının sınırlı olduğunu ifade eden Şimşek, şöyle devam etti:

''Fakat ABD gibi ve batının önde gelen ülkelerinde bu rakamlar çok ciddi. Mesela ABD ve AB'nin önümüzdeki bir yıl içinde piyasalardan borçlanma ihtiyacı 6 trilyon dolardır. Bir yandan gelişmekte olan ülkelere para akışında çok ciddi bir yavaşlama var bir yandan da gelişmiş ülkeler kendi bilançolarındaki tahribat nedeniyle borçlanma ihtiyaçları had safhaya varmış durumda. Bu gelişmekte olan ülkeler için haksız rekabet ortamı yaratıyor. Biz de dedik ki, haksız rekabet ortamını kısmen dahi olsa telafi edecek mekanizmalar geliştirmemiz lazım. O mekanizmaların başında da (IMF gibi uluslararası kuruluşların kaynaklarını arttırabilir miyiz? Bölgesel kalkınma bankalarının imkanlarını artırabilir miyiz?) şeklinde öneri üzerinde durduk, IMF'nin kaynaklarının 2 katına çıkartılması karar verildi, Asya Kalkınma Bankası gibi bölgesel kalkınma bankalarının imkanlarının katlanması ilke kararı verildi. Bu çok önemli.''

-''MELODRAMA''-

Şimşek, dünyanın, küresel krizin aşılması için ciddi bir çaba içinde olduğunu ifade etti.

Krizin ne zaman biteceği konusunda bir öngörüde bulunmanın çok zor olduğunu belirten Şimşek, ''Ama krizlerin etkisinin sınırlanması konusunda ve onun erken şekilde bitirilmesinde alınacak kararların rolü büyüktür. 1929 buhranı aslında dünyanın işbirliği yapmamasından dolayı derinleşti'' dedi.

Konuşmasını yaparken, iş adamlarını rahat göremediği için çekim yapan basın mensuplarından önünü açmasını isteyen Şimşek, ''Buradan görüntü alabilirsiniz, zaten söylediklerimi kayda alıyorsunuz, alsanız da gerçi fark etmez yine içinden bir şey cımbızlayacaksanız, ama önemli değil'' dedi.

Küresel krizin kendisini dünyada kredi koşullarının sıkılaşması şeklinde gösterdiğini, çok ciddi şekilde korku ve riskten kaçınma olduğunu, küresel sanayi üretiminde çöküş olduğunu anlatan Şimşek, şöyle konuştu:

''Politika yapanların da iş yapanların da bu krizi dünya ölçeğine dünya çerçevesine oturtmamızda fayda var. Onun için maalesef Türkiye'de bu özellikle seçim atmosferi nedeniyle bazı kanalları seyretmek ciddi şekilde moral bozuyor. Sanki bu kriz sadece ve sadece Türkiye'de yaşanıyor veya küresel bir şeyler varsa da aslında o kadar problem değil... Gidiyorlar 60-70 milyonun içinde bir iki insan alıyorlar konuşturuyorlar, ağlatıyorlar... Ciddi bir melodrama mı diyeyim artık ne diyeyim, muazzam bir hem insanların duyguları ile hem psikolojik olarak da seyredenleri ciddi şekilde etkileyen bir çerçeve.''

-''BU TÜRKİYE'YE ÖZGÜ BİR KRİZ DEĞİL''-

Türkiye'de sanayi üretiminin azaldığını, ama sanayi üretiminin bütün dünyada azaldığına işaret eden Bakan Şimşek, şunları kaydetti:

''Sanayi üretimi niye azalıyor? Türkiye eylül ayına kadar ihracatın yüzde 30 ile 40 arttığı bir ülkedir, Türkiye bu krize stokla girmiştir. Türkiye'deki sanayi üretiminin azalmasındaki faktörlerden birisi biz yüksek stoklarla yakalandık. İkincisi ihracat çok önemli. Genel sanayi üretimindeki düşüşü yüzde 20, otomotiv sanayisindeki üretim yüzde 60 düşüyor. Otomotiv sanayisindeki bu kadar çöküş olmasa sanayi üretimi bu kadar düşmeyecek. Ürettiğimiz otomotiv ürünlerini yüzde 80'ini biz ihracat ediyoruz. Yüzde 80 ihraç ettiğin bir kalemde ciddi bir daralma oluyor ki üretim bu kadar düşüyor. Ama. bunu biz tek başımıza telafi edemeyiz.''

Şimşek, birçok ülkede ihracatın düştüğünü ifade ederken, ''Bu Türkiye'ye özgü bir kriz değil, bunda Türkiye'nin katkısı da yok, ama siz dünyaya mal satarsanız Türkiye tabi ki etkilenecek '' diye konuştu.

Devlet Bakanı Mehmet Şimşek, ''2009 yılında kamu finans dengelerinde bozulma olacak. Çünkü biz, küresel ekonomik krizin Türkiye'ye yansımalarını sınırlamak için destek veriyoruz. Bir yandan gelirimiz azalıyor bir yandan harcamalarımızı artırıyoruz' dedi.

Şimşek, GASBAŞ Genel Kurulunda yaptığı konuşmada, küresel krizin Türkiye'ye yansıması ve krizden hangi modelle çıkılacağını anlattı.

Faiz oranlarının 1993-1994 yıllarında ve 2000-2001 yıllarında 4 kat arttığını hatırlatan Şimşek, şu anda Türkiye'nin temellerinin sağlam olduğunu ve iyi idare edildiğini, bugün faizlerin yüzde 14-15 arasında olduğunu vurguladı. Bakan Şimşek, ''Bu önemli. Faiz 4 katı artabilirdi, Türkiye'nin tipik reaksiyonu budur. 1993'de ve 2001'de bunu yapmıştır, Türkiye'nin faizleri yıllık bazda hazine faizleri 4 kat artmıştı. Demek ki, Türkiye'nin temelleri sağlam, Türkiye'ye inanılıyor. Yoksa kimse boşu boşuna parasını riske atar mı'' diye konuştu.

Bakan Şimşek, Türkiye'de kurun yükselmesine rağmen enflasyonun bugün yüzde 7,7 olduğuna dikkati çekti.

Dünyada krizden çıkmak için çalışmalar yapıldığını, oradaki en ufak bir istikrarın Türkiye'ye yansımasının güçlü olacağını vurgulayan Şimşek, Türkiye'deki bankaların sermaye yapılarının güçlü olduğunu söyledi.

Şimşek, ''2001'de bu reformları yapanlardan da Allah razı olsun, cesaretli şekilde, zorunlu şekilde o reformu da yaptılar. IMF'ten alınan paralarlar, Merkez Bankasından alınan borçlarla bankaların sermayeleri güçlendirildi. Orada güzel bir adımdı. Ama ondan sonra bankalar zapturapt altında tutuldu. Bankalar ekonomi büyüdüğü için kar etmeye başladı. Sermayeleri de kara dayanıyor, kredi verme imkanları da onunla ilişkili'' dedi.

-''DÖVİZ HAREKETLERİNDEN HANE HALKI KÖTÜ ETKİLENMEDİ''-

İş adamlarının kredi mekanizmasının çalışmadığı yönündeki eleştirilerini yanıtlayan Şimşek, 2008 yılının tamamında krediler yıllık bazda yüzde 29 arttığını, ama yılın son çeyreğinde başlayarak kredilerde durulma olduğunu ifade etti. Şimşek, şunları kaydetti:

''Şimdi bankalarımızı rahatlatacak bir mekanizma üzerinde çalışıyoruz. Kredi mekanizmasını nasıl çalıştırırız, yani belli bir ölçekte kamunun katkısı ile özellikle KOBİ'lere yönelik... Çünkü bu dönemde aslında durumu iyi olanlar kredi istemiyor, KOBİ'ler de kredi istiyor, ama bankalar bunlara korktukları için vermiyorlar. Onun için biz çok ince eleyip, sık dokuyoruz. Çünkü bu mekanizmaların iyi tasarlanması lazım. Bu vatandaşın parası. Bu krizden çıkış tekrardan kredi mekanizmasının çalışmasıyla olacak.''

Türkiye'de hane halkının borcunun da düşük olduğunu, faizler düştükçe hane halkının üzerindeki yükün ineceğini anlatan Şimşek, ''Hane halkının döviz borcu yok denecek kadar az. Döviz borcu 2,7 milyar dolar, ama bankalardaki döviz varlığı 60 milyar dolar civarında. Bu, son döviz hareketlerinden hane halkının kötü etkilenmediği demek'' diye konuştu.

-''REEL SEKTÖRÜN BORCU''-

Reel sektör açısından durumu değerlendiren Şimşek, burada en büyük sıkıntının dış borç olduğunu söyledi.

Türkiye'nin son yıllarda hızlı büyüdüğünü, yatırımların öncülüğünü özel sektör yaptığını ve özel sektörün borçlandığını anlatan Şimşek, ''173 milyar dolarlık borç var, ortalama vadesi 3,5 yıl, 87 milyar dolarda döviz varlığı var. Bu tek başına bir sıkıntı yaratır mı? Tabii bu kriz çok uzun sürerse, derinleşirse evet. Ama bu kriz 2010 sonrasına taşınmayacaksa ki, bunun olasılığı son derece düşüktür, bu durumda uzun vadeli esas yatırıma yönelik kredilerin aslında önümüzdeki 2 yılın reel sektörün bunu telafi edecek imkanı vardır.''

-''KAMU FİNANS DENGELERİNDE BOZULMA OLACAK''-

Şimşek, devletin durumunu anlatırken, Türkiye'nin son yıllarda evini ciddi şekilde düzene koyduğunu, borçlarını ve açıklarını azalttığını ifade etti.

Şimşek, ''Kamu sektörünün borçlanma ihtiyacı son 4 yılda ortalama olarak eksidir. Net bazda borçlanmadık, borçları azalttık. 2009 yılında kabul etmek lazım, kamu finans dengelerinde bozulma olacak. Çünkü. bizim gelirlerimiz azalıyor ve biz küresel ekonomik krizin Türkiye'ye yansımasını sınırlamak için destek veriyoruz. Bir yandan gelirimiz azalıyor bir yandan harcamalarımızı artırıyoruz' diye konuştu.

Şimşek, şöyle devam etti:

''Eğer biz bu süreçte paniklemeyip, kötümserliği yaymazsak bizim hane halkının durumu kötü değil, bizim bankaların durumu iyi, özel sektörün durumu idare edilebilir, kamunun da durumu idare edilebilir. Bu çerçevede Türkiye bu krizden nasıl çıkar; bana kalırsa dünyada bir normalleşme başlar başlamaz, eğer burada özellikle başka sorunlar çıkmazsa, siyasi istikrar devam eder Türkiye tekrar önünü görebilirse Türkiye son 5-6 yıllık performansına döner. Bu krizde bizi ciddi tahribatımız da yok. Bunları dikkate almak lazım, ama maalesef ciddi şekilde kötümserlik pompalanıyor. Bu da yazık.''

-İŞSİZLİK-

Türkiye'de Aralık 2007 ile Aralık 2008 arasında çalışma çağına giren 764 kişi olduğunu, ama TÜİK'e göre işgücü piyasasına girenin çok fazla olduğunu anlatan Şimşek, Eskişehir'de yaptığı konuşmada, işsizlik oranındaki hızlı artışın daha önce aramayanların iş gücü piyasasına girmesinden kaynaklandığını ifade ettiğini hatırlattı.

Aralık 2007'de ev işleriyle meşgul kesimin sayısı 12 milyon 494 bin iken Aralık 2008'de 11 milyon 785 bine düştüğüne işaret eden Şimşek, şunları kaydetti:

''Ev işleriyle meşgul olan 709 bin kişi işgücü piyasasına gelmiş. Bir tane gazetemiz benim ifade etmememe rağmen (Bakan, işsizlikteki artıştan kadınları sorumlu tuttu) dedi. Böyle bir şey olur mu? Ben bir profesyonel bir insanım, bakanım. Ben istatistiki bir tespit yapıyorum, yüzde 100 doğru bir şey söylüyorum. Eğer işgücüne katılım oranı artmasaydı bugün işsizlik oranı yüzde 10,8 olacaktı.''

Bakan Şimşek, hükümetlerinin geçen yıl kadınlara pozitif ayrımcılık getirildiğini, kadınları istihdam edenlere 5 yıl teşvik verdiklerini vurguladı.

Şimşek, ''Türkiye güçlü ve bundan da inşallah güçlü çıkacak. Yeter ki sağduyulu hareket edelim'' dedi.

Facebook Twitter Yahoo Google Linkedin Stumbleupon Delicious

*

*


*