Sistemi eleştiren filmler

Sistemi eleştiren filmler.16844
  • Giriş : 18.04.2008 / 08:28:00
  • Güncelleme : 18.04.2008 / 08:34:02

Para kazanma amacı olmadan çekilen filmler ne için yapılır?

Facebook Twitter
Yazı Boyutu:


ERHAN ÖZGENÇ -Sinema filmleri ne için yapılır? Sanat, ekonomik getirileri, ödüller, prestij, şan, şöhret... Ancak tüm bunların dışında bazı sebeplerden ötürü film yapan sinemacılar da var elbette…

Amaçları gişe başarısı ve milyonlarca dolar değil. Ödül törenlerinde dağıtılan altın ayılar, portakallar ya da oscarlar da değil. Onların istedikleri şey, insanlara bir mesaj vermek, mevcut sistemi eleştirmek, izleyiciye hayatı sorgulatmak, düşündürmek, daha fazla düşündürmek...

İktidarı eleştirmek dünyanın her yerinde çok popüler bir harekettir. İnsanların elbette eleştiri yapma hakkı vardır, önemli olan bunu dile getirme şekli. Eleştiriyi siyasiler her gün basın karşısında yaparken, edebiyatçılar kitaplarında ya da medya kuruluşları vasıtasıyla yaparlar. Şarkıcılar (daha çok rapçiler) ise şarkılarında dile getirirler ülkenin sorunlarını. Öte yandan eleştirideki önemli bir nokta, sesini daha fazla insana duyurmaktır ki sinema da bunun için biçilmiş kaftandır. Okuma oranının bir türlü artmadığı ülkemizde, insanlara mesaj vermenin en iyi yolu müzik, tiyatro ya da sinema gibi görünüyor. İşte bu noktada yönetmenler-senaristler mevcut düzene karşı tepkilerini dile getirmek için sinema filmlerini kullanırlar. Tabi filmin yapımcısı için daha önemli olan filmin hasılatıdır. Bu konu da zaten filmlerde eleştirilen bir başka öğedir.

BAŞLIK PARASI, TÜP KUYRUĞU

Yönetmenler bazen yaşadıkları ülkedeki siyasi rejimi kendi pencerelerinden gördükleri şekilde ağır dille eleştirirler. Bazen de insanların yüzyıllardır yaşattığı, hurafe kıvamındaki adetlerine gönderme de bulunurlar. Kuşkusuz Türk sinemasında sistem eleştirisi denilince akla Kemal Sunal'ın küçük-büyük herkesin beğeniyle izlediği filmleri gelir. Kapıcılar Kralı, Kibar Feyzo gibi filmler, başlık parası, ağalık rejimi, ekonomik krizin getirisi olan yağ ve tüp kuyruklarına eleştirel bir yaklaşım getirir. 80'lerin sonlarında doğan gençler, elbette bu dönemleri yaşamadığı için, Kemal Sunal'ın bu filmlerindeki eleştirisini göz ardı edebilirler ancak büyüklerimiz, bitmek tükenmek bilmeyen o kuyruklarda geçirdikleri vakitleri hatırlayabilirler. Bazıları da belki şu anda eşi olan bayanı kayınpederinden 'satın almak' için para biriktirdiği günleri hatırlayacaktır.
Sinemada sistem eleştirisini ikiye ayırabiliriz; Birincisi geçmişteki olayları o dönemin şartlarına göre inceleyip ya da günümüz şartlarıyla kıyaslayıp eleştiri yapan filmler. İkincisi ise günümüzde cereyan eden, yaşanan, hayatın içinden olan, yani hepimizin bir şekilde yaşadığı ya da tanık olduğu olaylar üzerinde düşünmeye iten filmler. Her ne kadar bir filmde eleştirilen iktidar değil de sosyal olaylar gibi görünse de aslında dolaylı olarak hep iktidar eleştirilir.

Geçmişteki olaylara eleştirel bir şekilde yaklaşan filmlerin en popüler olanları kuşkusuz savaş filmleridir. Vietnam, birinci ve ikinci dünya savaşlarının farklı cephelerini kapsayan birçok film çekilmiştir. Bu filmlerin bazıları aldığı sayısız ödülle de ününe ün katmıştır. (Er Ryan'ı kurtarmak) Sistem eleştirisi filmlerine başka bir örnek vermek gerekirse James McTeigue'nin V for Vendetta'sı akla gelebilir.

İşte bazı ünlü sistem eleştirisi filmleri...



FİGHT CLUB

"Bizler tüketiciyiz. Tutkulu bir yaşam tarzının yan ürünleriyiz. Cinayet, suç, fakirlik, bunlar beni ilgilendirmiyor. Benim için sadece önemli olan 500 kanallı TV, iç çamaşırımda kimin adının yazdığı... Sahip oldukların, sonunda sana sahip oluyor" David Fincher'in yönettiği Fight Club'da kuralsız bir toplum düzeni işlenmektedir. Film, insanların giderek tüketici bir topluma dönüşmesini eleştirirken, toplumun her kesiminde mevki sahibi olmayan, düşük ücretli işlerde çalışan vatandaşların, kapitalist rejime nasıl yenik düştüğünü gözler önüne seriyor. Tüketici toplumun olmazsa olmazı reklâmlara da bolca gönderme de bulunan Fight Club, her erkeğin hayatında bir kez olsun izlemesi gereken filmler arasında yer alıyor.



V FOR VENDETTA

V For Vendetta sistem karşıtı bir film, bunu da “İnsanlar hükümetten korkmamalı, hükümetler insanlardan korkmalı” sloganıyla yeterince açıklıyor. V’nin kendi ağzıyla söylediği “şiddet, iyilik için kullanıldığında adalet getirir” savını, V’nin erdemle erdemin egemenliği kurulamayacağı olgusu ışığı altında sisteme karşı şiddetin kullanılması gerektiğini savunuyor. Bu filmde yüzyıllar boyunca liberalleşmenin öncüsü sayılan İngiltere'nin giderek faşist bir yönetim biçimini benimsemesi ve halkın buna ses çıkaramayışı eleştiriliyor. Siyasi simgesini 16’ıncı yüzyıl İngiltere’sinde parlamento binasını havaya uçururken yakalanan Guy Fawkes’dan alan V, insan haklarının ve özgürlüklerin kısıtlandığı bir İngiltere'de halkın adeta köle gibi kullanıldığı bir dönem ve bu duruma son vermeye kararlı gizemli bir adam. Her ne kadar mevcut sistemi eleştirse de ve bu sistemi yıkmaya çalışsa ironik olarak ‘Ortaçağ Avrupa’sı burjuvası’ gibi hayat yaşamaktadır. V, hem eğitimli, gösterişli, şefkatli ve entelektüel, hem de korkuyla sindirilmiş vatandaşlarına egemenliklerini geri vermeye azmetmiş olduğu için sert, intikam peşinde, yalnız, şiddete başvuran ve kan davası güden biridir. V’nin hayattaki tek amacı despotlardan yaptıkları ve yapacakları için intikam almak ve yönetimi tekrar halkın eline vermektir.



İNCE KIRMIZI HAT

Terrence Mallick'in İnce Kırmızı Hat filminde, iktidar sahiplerinin kendilerince haklı gördüğü sebeplerden dolayı çıkardığı savaşın ortasındaki askerlerin hayat mücadelesini izledik. Filmde 2. Dünya savaşının en önemli çatışmalardan birinin yaşandığı Pasifik adalarında, Japon ordusunun ilerleyişini engellemek için görevlendirilmiş Amerikan askerlerinin ruh hali birebir yansıtılmış. Ülkelerinden binlerce kilometre uzakta, sebebini bile tam olarak bilmedikleri bir savaşın içinde mermi yağmuruna tutulmuş vaziyette, Pasifik'te ne aradıklarını sorgulayan askerler… Bu filmde savaş daha çok arka planda bırakılıp, askerlerin ruh hali ön plana çıkarılarak eleştiri yapılmış. Öyle ki filmin bir sahnesinde güneşin batışına yakın bir askerin söylediği sözler durumu çok güzel özetliyor; "Hey hadi söyle! Hadi söyle! Kimin yaşayacağına kim karar veriyor? Kimin öleceğine kim karar veriyor? Bu savaş anlamsız. Bana bakın burada duruyorum ve üstüme tek bir kurşun bile gelmiyor. Bir tane bile gelmedi, neden? Peki neden hepsinin ölmesi gerekiyor? Burada durabiliyorum, ayakta duruyorum ve bana bir şey olmuyor, görüyorsunuz işte!



PARDON

Mert Baykal'ın yönettiği filmde Türkiye'deki adalet sistemine yerinde bir eleştiri getiriliyor. 3 kafadar tesadüfler eseri tüm üniformalılardan kaçmak zorunda kalırlar. Sonunda mahkemeye çıkarılır ve tutuklanırlar. Ama onların akılları hep dışarıdadır. Başrollerinde usta oyuncu Ferhan Şensoy, Rasim Öztekin ve Ali Çatalbaş'ın oynadığı film, son dönem Türk filmleri arasından rahatlıkla sıyrılmıştır. Yönetmen Baykal, Pardon’da mevcut adalet sistemimize sivri dilli bir eleştiri getirmektedir.



AMERİCAN GANGSTER

Birçok kez Oscar’a aday gösterilen yönetmen Ridley Scott'ın filmi American Gangster, yaşanmış gerçek bir hikâyeden yola çıkıyor. 70'li yıllarda Amerika'daki en büyük uyuşturucu satıcısı olan Frank Lucas'ın hayatına tanık olduğumuz filmdeki eleştiri ise doğrudan iktidarı hedef alıyor. Bir uyuşturucu satıcısının nasıl olup ta Harlem'de saygı ve itibar gördüğü, dahası sokaklara nasıl bu şekilde hâkim olduğu sorgulanıyor. Öte yandan narkotik şubesinde çalışan ‘kirli’ polis memurları da eleştiriden fazlasıyla paylarına alıyorlar. Genel olarak bakıldığında uyuşturucu kullanımına karşı da bir eleştiri gözlemlemek mümkün American Gangster'de.

ERHAN ÖZGENÇ-SELÇUK İLETİŞİM

Facebook Twitter Yahoo Google Linkedin Stumbleupon Delicious