Sivas medeniyetler müzesi gibi

  • Giriş : 26.01.2009 / 11:22:00

Sahip olduğu topraklarla Türkiye'nin ikinci büyük ili olan Sivas, birçok medeniyetin izlerini barındıran bir açık hava müzesi konumunda.

Facebook Twitter
Yazı Boyutu:


Birçok medeniyetin izlerini barındıran bir açık hava müzesi konumunda olan Sivas'ta yürütülen yüzey araştırmasıyla, henüz arkeolojik yönden yaklaşık yüzde 60'ının incelenmediği belirtilen bölgenin arkeolojik kültür envanterinin ortaya konması amaçlanıyor.

Araştırmanın başkanlığını yürüten Cumhuriyet Üniversitesi (CÜ) Fen-Edebiyat Fakültesi Arkeoloji Bölüm Başkanı Yrd. Doç. Dr. Atilla Engin, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Sivas ili yüzey araştırması çalışmalarının 2006 yılında Kültür ve Turizm Bakanlığı'nın desteğiyle başlatıldığını söyledi.

Bu çalışmaların sezonluk olduğunu anlatan Engin, ''2007 ve 2008 sezonunda yaptığımız çalışmalarda yaklaşık 140 civarında arkeolojik merkez tespit ettik. Bu merkezlerin bir kısmı höyük, yamaç yerleşmeleri, kaleler, mezarlıklar, köprüler, su kanalları, su kemerleri gibi geçmişe tanıklık eden kültür kalıntıları, kültürel değerler'' diye konuştu.

Bunları tespit ederken kendileri için önemli olan şeyin yüzeyden toplanan malzeme olduğunu dile getiren Engin, şöyle devam etti:

''Bu çanak, çömlek ve taş alet parçaları olabilir. Ya da bazen tahrip olan alanlardaki mezarlıklara ait insan kemikleri de toplayabiliyoruz. Bu bulgular bizim için tarihlendirme kriteri oluyor. Böylece bu çalışmalarla, yüzey araştırmaları çalışmalarıyla Sivas ili sınırları içinde geçmişten günümüze kadar hangi dönemlerde insanların ne yoğunlukta, nerelerde yaşadığını tespit edebiliyoruz.''

Bu çalışmalarının amacının sahip olunan kültürel değerleri tespit etmek, korumak ve gelecek nesillere bunu aktarmak olduğunu ifade eden Engin, ''Bunun için yüzey araştırmaları çok önemlidir. Bu çalışmaların amacı tespit etmek, tescilleyerek korumak ve arkeoloji bilimine, bölge arkeolojisine katkılar sağlamak. Bu amaçla bu çalışmaları devam ettirmek istiyoruz'' dedi.


-''SİVAS'IN YÜZDE 60'I HENÜZ HİÇ BİLİNMİYOR''-


Sivas'ta bu konuda daha önce yapılan çalışmaların Sivas ilinin yaklaşık yüzde 40'ını kapsadığını anlatan Engin, ''Bu çalışmalarda yüzde 40'ı kısmen araştırılabilmiş ve yüzde 60'ı ise maalesef henüz hiç bilinmiyor. Dolayısıyla burada yapılacak çok işimiz var'' diye konuştu.

Çalışmalara Sivas'ın kuzeydoğusundan başladıklarını ifade eden Engin, şunları kaydetti:

''Sivas'ın kuzeydoğusu en fazla ihmal edilen bölgelerinden birisidir. Önemli de bir bölgedir. Çünkü Karadeniz ile sınır olup özellikle Kelkit Vadisi yoluyla doğu-batı yönünde çok önemli bir güzergah buradan geçer. Bu alanda çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Suşehri ve Doğanşar ilçelerinin tamamını taradık. Önümüzdeki yıllarda Zara, Akıncılar, Gölova'yı da tamamlayıp ilk yayın çalışmamızı hazırlamak istiyoruz.

Çalışmalar şimdiye kadar çok önemli bilgiler ortaya koydu. Özellikle geç kalkolitik döneminden itibaren, M.Ö 3500-3000 yıllarına kadar geri gider bu dönem, bir yerleşim sürekliliği olduğunu tespit ettik. Tunç çağlarında, Demir çağlarında, Helenistik, Roma dönemlerinde ve Ortaçağ'da yoğun yerleşme olduğunu tespit ettik. Geçmişe ait önemli kalıntılar da var. Özellikle antik dönemlere ait, geç dönemlere ait kabartmalar, yazıtlar bu dönemin tarihine ışık tutacak bilgiler ortaya koyuyor.''

-HALA KULLANILAN ROMA DEVRİNDEN KALMA SU KEMERİ-

Çalışmalarında geçmişi Roma devrine kadar uzanan su kemerleri de tespit ettiklerini bildiren Engin, ''Ve günümüzde de bu su kemerleri Devlet Su İşleri tarafından kullanılmaya devam ediyor. Yani tarihten, geçmişten çok kopuk bir yaşam orada yok, devam ediyor. Dolayısıyla bu var olan kültürel değerlerimizi tespit edip, korumak önemli'' dedi.

Özellikle Kılıçkaya Barajı suları altında kalan köy yerleşmelerinden köylülerin bazı taş eserleri yeni yerleşmelere taşıdıklarını da gördüklerini bildiren Engin, ''Bu da tabi sevindirici. Çünkü insanımızın tarihi eserlere bakışını da gösteriyor'' dedi.

-SİVAS'IN ARKEOLOJİK YÖNDEN ÖNEMİ-

Yüzey araştırmalarının ardından ileriye dönük arkeolojik kazı planlarının da olabileceğini anlatan Engin, bunun dışında Sivas'ta başka bilim adamlarının da kazı çalışmaları yapmasının teşvik edilmesi gerektiğini, bunun da ildeki kültürel değerleri tanıtmakla mümkün olabildiğini söyledi.

Sivas'ın sahip olduğu topraklarla Türkiye'nin ikinci büyük ili olduğunu da anımsatan Engin, sözlerini şöyle tamamladı.

''Dünyadaki birçok ülkeden kat kat büyük bir coğrafya. Diğer taraftan çok önemli bir coğrafya. Çünkü bölgeler arasında bir geçiş bölgesi özelliği var. Bu stratejik konumuyla binlerce yıl boyunca insanların, farklı uygarlıkların yaşam bölgesi olmuş. Ve ne kadar çok kazı yapılırsa bu bölgede o kadar çok yararlı olur.''

Facebook Twitter Yahoo Google Linkedin Stumbleupon Delicious

*

*


*