Siyasî iktidar iki arada bir derede mi?

Siyasî iktidar iki arada bir derede mi?.12616
  • Giriş : 04.07.2009 / 12:20:00
  • Güncelleme : 04.07.2009 / 12:26:36

Albay Dursun Çiçek’in sorgulaması, tutuklanması ve tahliyesiyle geçen 24 saat iki gerçeği ortaya çıkardı:

Facebook Twitter
Yazı Boyutu:


Hikmet Bila'nın düşündüren yazısı...

- Bir: Genelkurmay Başkanı Org. İlker Başbuğ haklı çıkmıştır. Albay Çiçek'i ve onun üzerinden Genelkurmay'ı suçlayan “belge”, Başbuğ'un da kendinden emin bir ifadeyle vurguladığı gibi “bir kâğıt parçası” çıkmıştır. Albay'ı tutuklatan hâkim kararı da zaten bu “belge” nedeniyle değil, “örgüt üyeliği” suçlamasıyla alınmıştır. “Belge”nin aslı hâlâ ortada yoktur, bu “belge”yle ilgili yeni bir delil ve kanıt ortaya konamamıştır.

Demek ki; sivil savcılıkta saatlerce sorgulanan Albay Çiçek ile “belge” olduğu öne sürülen iddia arasında hiçbir bağlantı kurulamamıştır.

Demek ki; “kâğıt parçası”nı “Türk Silahlı Kuvvetleri'ni yıpratmaya yönelik, asimetrik psikolojik herekâtın bir aracı” olarak niteleyen Başbuğ'un, 26 Haziran'daki basın toplantısında altını çizerek vurguladığı talebi bugün itibariyle hâlâ geçerlidir: “Bu kâğıt parçasının kimler tarafından ne maksatla hazırladığının ve sızdırıldığının bulunmasını istiyorum!”

- İki: Albay Dursun Çiçek'i “örgüt üyesi olmak” iddiasıyla tutuklatan hâkimin kararı, mahkeme heyeti tarafından kabul görmemiş ve albay, tutuklandıktan 18 saat sonra heyet kararıyla serbest bırakılmıştır. Çiçek de asker selamını çakıp, evine gitmiştir.

Kısaca: Albay Dursun Çiçek'in, “belge” adıyla ortada dolaşan “kâğıt parçası”yla bir ilgisi olmadığı anlaşılmış, “belge” dışındaki iddialar konusunda da “delil yetersizliği” mahkeme tarafından hükme bağlanmıştır.

Şimdi, Albay Çiçek ve dolayısıyla Genelkurmay'ı peşin peşin darbecilikle suçlayan haberleri ve yorumları yapanların, bir an önce durumlarını ve kafalarını düzeltmeleri ve bir kişiden (Albay Dursun Çiçek) ve bir kurumdan (Genelkurmay) özür dilemeleri gerekmiyor mu?..

Dilerler mi dersiniz?..

***

Şimdi gelelim, 30 Haziran MGK'sıyla ilgili yapılan bazı kesin yorumlara... Bu toplantının bir milat olduğu görüşünü öne sürenler, artık bir devrin kapandığını, sivil otoritenin askere üstünlük sağladığını, hatta 28 Şubat mağduru siyasetçilerin, 30 Haziran'da 28 Şubat'ın rövanşını aldığını savunuyorlar.

“Gerçek bir sivilleşme nedir, ne değildir?” ya da “Olup bitenler gerçekten sivilleşme midir?” veya “İktidar samimi olarak sivilleşme mi istiyor?” sorularını şimdilik bir kenara bırakalım; “zafer” nidaları atan arkadaşlara soralım: Durum, gerçekten dediğiniz gibi midir? 30 Haziran MGK'sını böyle mi okuyorsunuz?

İsterseniz kesin bir yargıya varmadan önce üç somut gelişmeyi bekleyin:

Birincisi, meşhur belgenin aslının (gerçek aslının) ortaya çıkıp çıkmayacağını (sonsuza dek değil elbette).

İkincisi, yine meşhur, tüm Silahlı Kuvvetler'i, asılsız ihbarlarla da zan altında bırakabilecek, komuta kadrosunu bile bir gecede içeri attırabilecek, muhalefetle ve hukukçularla uzlaşma aramaksızın, bir “gece yarısı darbesi”yle ve bir kelime oyunuyla çıkarılan yasanın akıbetini...

Üçüncüsü, MGK bildirisinde sözü edilen, kurumları yıpratmaya yönelik “beyan”ların seyrini...

İserseniz, bu bekleme süresini bir “fikir jimnastiği” ile değerlendirebilirsiniz...

Örneğin... Abdullah Gül ve Tayyip Erdoğan'ın, MGK toplantısı sürerken, Albay Dursun Çiçek'in tutuklanmasıyla ilgili haberi almaktan memnun olduklarını düşünüyor musunuz?

“Asimetrik psikolojik harekât”ın önlenmesini siyasal iktidardan isteyen komuta kadrosuyla MGK'da masaya oturmuşken, “tutuklama istemi” haberini arzu edecek kadar “apolitik” ve “acilci” olmalarına ihtimal veriyor musunuz?

Siyasal iktidarın bugünkü durumu, sizde “iki arada bir derede kalmış” gibi bir izlenim uyandırıyor mu?

VATAN

Facebook Twitter Yahoo Google Linkedin Stumbleupon Delicious

*

*


*