Siyasilerin hafızalarda kalan, literatüre giren sözleri

Siyasilerin hafızalarda kalan, literatüre giren sözleri.12383
  • Giriş : 25.11.2007 / 22:50:00

Siyasetin en renkli siması hiç kuşkusuz (Sami) Süleyman Demirel’dir.

Facebook Twitter
Yazı Boyutu:


Isparta İslamköy’de dünyaya gelen 83 yaşındaki Demirel, 7 defa Türkiye Cumhuriyeti Başbakanlığı’na getirildi. 1993’te TBMM’ce 9’uncu Cumhurbaşkanlığı’na seçilen Demirel, 40 yıla yaklaşan fırtınalı mücadelesiyle Türk siyasetine damgasını vurdu. Bu sürede “Ben altı kere gittiysem yedi kere geldim”, “Bulun 226’yı düşürün”, “Benzin vardı da biz mi içtik?”, “Demokrasilerde çare tükenmez”, “Dün dündür, bugün bugündür”, “Enkaz devraldık”, “Gap’ı kimseye gaptırmam”, “Güniz Sokak’ta Nazmiye ile tavuk besleyecek değiliz”, “Kendim için bir şey istiyorsam namerdim”, “Şapkamı alır giderim”, “Mizah bir yumruktur, ne zaman kime vuracağı belli olmaz”, “Kırk günde kabak yetişmez” (1978’de CHP’nin 40 günde Türkçe bilmeyen öğretmenleri alıp öğretmen yapması için demiştir), “Çankaya’nın şişmanı” (Turgut Özal için), “Devlet bazen rutinin dışına çıkabilir” (Susurluk skandalı sonrası), “Fırat’ın kenarındaki bir kuzudan ben sorumluyum” gibi onlarca sözüyle akıllarda kalan Demirel, konuşma tarzı ve mimikleriyle her dönem mizahçıların vazgeçmeyecekleri bir adres oldu.

Bitkisel hayata girdikten 172 gün sonra 5 Kasım 2006 günü 81 yaşında hayatını kaybeden şair, gazeteci, yazar, eski başbakan (Mustafa) Bülent Ecevit, 32 yaşında atıldığı Türk siyasetinde beş kez başbakanlık yaptı. Nev-i şahsına münhasır mimikleri, yumuşak ve mahcup ses tonu, Türkçeyi kullanmadaki seçiciliğiyle Ecevit’in darb-ı mesel haline gelen sözleri: “Toprak işleyenin, su kullananın”, “Yalnız Türklere değil, Rumlara da barış getireceğiz”, “Eğer tribünden sahaya inmezseniz, birileri düdüğü çalar, her şey biter”, “Bizim iki gücümüz: Hak ve halk”, “Eşitlik her zaman adil değildir”, “Aslında sorun, CHP’yi eski yörüngesine veya yeni yörüngesine oturtma sorunun da ötesindedir. Hatta sorun ‘ya ben, ya Bülent’ sorununun da ötesindedir. Tekrar söylüyorum, asıl öncelikle ölçülmesi gereken şudur: CHP’de buyruk mu işleyecek, hukuk mu işleyecektir? Buna karar vereceğiz…”

81 yaşındaki Necmettin Erbakan, 1969’da Konya’dan bağımsız adaylığını koyup, Meclis’e girdi. 1974’te kurulan MSP-CHP koalisyonunun bozdurulmasından sonra kurulan dörtlü koalisyonda yer alan Erbakan, başbakan yardımcılığı ve ekonomik kurul başkanlığı görevini üstlendi. 1974-1978 yıllarında Kıbrıs Zaferi’nin kazanılmasında büyük rol oynadı. Erbakan, 12 Eylül ihtilalinin getirdiği yasaklarla Eylül 1987’ye kadar politikadan resmen uzak tutuldu. 1987’deki referandumla yeniden siyasi haklarını elde eden Erbakan, Refah Partisi’nin Genel Başkanlığı’na seçildi. 1995 genel seçimlerinde tekrar Konya’dan milletvekili seçilerek Meclis’e girdi. 28 Haziran’da hükümeti kurma görevini alarak 7 Temmuz’da güvenoyuyla başbakan oldu. Kravatları, üslubu, meselelere yaklaşımıyla her zaman tartışılan Erbakan, “Fasa fiso” (Susurluk skandalı için), “Taklitçiler” gibi pek çok sözü literatüre geçti.

8. Cumhurbaşkanı Turgut Özal (1927-1993), 1983 yılında Anavatan Partisi’ni kurdu. Ve aynı yıl yapılan genel seçimlerde partisinin başarılı olması üzerine hükûmeti kurmakla görevlendirildi ve böylece Türkiye’nin 19. başbakanı oldu. 1987 yılında yapılan seçimler sonrasında tekrar hükûmet kurdu ve başbakan olarak görev yaptı. 31 Ekim 1989’da TBMM tarafından Türkiye Cumhuriyeti’nin 8. Cumhurbaşkanı olarak seçildi ve 9 Kasım 1989 tarihinde bu görevine başladı. 17 Nisan 1993 tarihinde geçirdiği bir rahatsızlık sebebiyle görevi sırasında 66 yaşında vefat etti. Elindeki kalemi, özgüveni, kiloları, gözlükleri, bıyıkları ile tanınan Özal’ın unutulmayan beyanları arasında şunlar yer aldı: “Benim memurum işini bilir”, “Fifty fifty kardeşim”, “Anayasayı bir kere delmekle bir şey olmaz”, “Bir müzik koy da havamızı bulalım Semracığım”, “Allah’ın verdiği canı O’nun izninden başka alacak yoktur. Biz de O’na teslim olmuşuzdur”, “Sen onu git küçük Turgut’a anlat” (Torununu kastederek), “Türkiye’yi küçük Amerika yapacağız.”

Siyasetin bu başrol oyuncularının yanında Tansu Çiller Türkçeyi kullanımındaki hataları, Mesut Yılmaz reklam arası ağır konuşmaları, Yıldırım Akbulut başbakanlığı döneminde çıkan fıkralarla, Erdal İnönü’ “halkı limon gibi sıkıyorlar” esprisiyle İsmail Cem güleç ve mahcup duruşuyla, Deniz Baykal polemikleriyle, Murat Karayalçın belli tavırlarıyla toplum hafızasında silinmeyecek izler bıraktı.

ZAMAN PAZAR

Facebook Twitter Yahoo Google Linkedin Stumbleupon Delicious