Şizofreni artık tedavi edilebiliyor

  • Giriş : 29.08.2006 / 00:00:00

Şizofreni alevlenme ve yatışma dönemleriyle kendisini gösteren, uzun süren bir ruhsal bozukluktur.

Facebook Twitter
Yazı Boyutu:


Şizofreni ruhsal hastalıklar içinde insanların en çok endişelendiği, yaşamaktan ya da yakınlarında görmekten korktuğu; bununla beraber sıklıkla karşılaşılan toplumda her kültürden her sosyal statüden kişilerde görülen hastalıklardan biridir. (Toplumda görülme sıklığı %1’dir.) Kişinin kendisiyle birlikte çevresini de etkileyen bu hastalık hakkında bilinmeyenler hâlâ bilinenlerden daha çok olmakla birlikte tansiyon, şeker hastalığı gibi organik yönü de olan ruhsal bir hastalık olup, şizofreninin tedavisinde artık yüz güldürücü gelişmeler görülmektedir. Hastalığın kavranmasında, tedavi ve destek yöntemlerindeki gelişmeler şizofreni belirtilerine sahip birçok kişinin normal yaşamlarına dönmesini mümkün kılmaktadır. İlaç kullanımı psikolojik ve sosyal destekle şizofreninin tedavisinde anahtar rol oynamaktadır. Danışmanlık, aile terapisi ve mesleki programlar vb. hastalığın şiddetine ve çeşidine göre yararlı olmaktadır.

Şizofreni alevlenme ve yatışma dönemleriyle kendisini gösteren, uzun süreli bir ruhsal bozukluktur. Düşünceleri, davranışları, istek ve inançları, etkiler. Bu değişiklikler geçici veya kalıcı olabilir. Şizofreniden zeka etkilenmemektedir.

Değişikliklere bağlı olarak kişinin giyim kuşamına özeni, öz bakımı azalıp alışılagelmişin dışında giyim kuşam görülebilir, yüz ifadesi donuklaşıp konuşma bozulup anlaşılmaz veya aşırı detaylı kopuk kopuk hale gelebilir. Bu yönlerden rahatsızlık öncesine göre hiç farklılık görülmeyebilir de.

Şizofreni hastalarının bir kısmı başkalarından zarar görecekleri endişesi taşıyıp, insanların kötü maksatla kendileriyle uğraştıklarını, kendilerini takip ettiğini, öldürüleceklerini düşünerek evden çıkmayabilir, zehirleneceklerini düşünerek ilaç içmeyi, yemek yemeyi reddedebilirler.

Bir kısmı kendileriyle ilgili yayın yapıldığı düşüncesiyle televizyondan, gazetelerden rahatsız olabilirler ya da düşüncelerinin çalındığını, okunduğunu iddia edebilir. Kimileri ise kendi bedenleri ile dış dünya arasındaki sınırın silindiğini, bedensiz olduklarını, var olmadıklarını ya da ellerinin, yüzlerinin ve vücutlarının diğer bölümlerinin değiştiğini ve onların kendilerine ait olmadığını düşünebilirler. Bazı olağanüstü yetenekleri olduğunu söyleyebilirler.

Şizofreni ile ilgili yanlış inanışlar şizofreni hastalarına karşı olumsuz bakış açısına yol açıp tedaviyi olumsuz etkilemektedir. Şizofreni bir beyin hastalığı olup kişilik bölünmesi demek değildir. Çocuklukta geçirilen bir travmadan, kötü bir aile ortamından ya da yoksulluktan kaynaklandığına dair bir kanıt olmamakla beraber birçok hastalık gibi stresten, dolayısıyla olumsuz aile içi iletişimden etkilenir... Şizofreni hastalarının çoğu saldırgan değildir.

Şizofreni belirtileri şunlardır:

Halüsinasyonlar, varsanı: Gerçekte olmayan şeyleri var gibi görme, algılama, sesler duyma vb.

Hezeyanlar, sanrı: Başkalarının inanmadığı duygu ve düşüncelere sahip olma.

Düşünce bozukluğu: Sanki düşüncelerini kendisine ait değilmiş gibi hissetme.

Bu belirtiler kişinin çevresiyle ilişkisini, verimliliğini sağlık ve mutluluğunu olumsuz şekilde ve önemli derecede etkilemektedir. Bununla beraber bu belirtilerin şizofreni belirtileri olup olmadığını ancak bir psikiyatri uzmanı teşhis edebilir. Gerek hasta gerekse çevresindekiler yanlış inanış ve düşüncelerle hem hastalığı hafife almamalı hem de zihinlerinde aşırı büyütüp paniğe kapılmamalı, suçluluk duymamalı, hastalığı tedavisi imkansız bir hastalık gibi düşünüp ihmal etmemeli ve hastayı suçlayıp damgalayıp yalnızlığa da itmemelidir.

Şizofreni belirtilerini yaşayan kişi kendisini korkmuş, endişeli, öfkeli, kederli ve stres altında hissedebilir. Çevresindeki kişilerin kendisindeki değişikliklerin nedenini anlamaması sebebiyle bu duygular daha da şiddetlenmektedir. Yine şizofrenili hastalarda hastalık hafif seyretse de konsantrasyon, bellek ve zihinde herhangi bir soruna çözüm üretmede zorluklar görülmektedir. Bu gibi sorunlara yol açan kognitif (bilişsel) bozukluk; plan yapma, çalışma, okuma ve iletişim bozukluklarına yol açmaktadır. Depresyon da şizofrenili insanlarda yaygındır. Bu sorunlar ilaçla birlikte psikolojik destekle azalmaktadır.

Şizofreni tıpkı diyabet ya da kalp hastalığı gibi tıbbî bir durum olup kimsenin hatasından kaynaklanmaz. Pek çok doktor tarafından şizofrenili insanlarda beyindeki doğal kimyasal maddelerde (nörotransmitterler) bir dengesizlik olduğu ve hastalığa doğumdan itibaren yatkın oldukları düşünülüyor. Kalıtımla ilgili yönü de vardır.

Hastalığın tedavisinde de stresle başa çıkma, aşırı stresten uzak tutma önemli yer tutar. Bilinçli yaklaşım, doğal kaynakların kullanılması (uyku, beslenme, spor, doğru nefes alma, sağlıklı sosyal ilişkiler vb. amaç sahibi olma) hastalığın tedavisini hızlandırmaktadır.

Uluslararası şizofreni hasta derneklerinin şizofreni hastalarına tavsiyeleri on emir olarak şu şekilde ifade edilmektedir:

1- İlaçları almayı aksatmayın.

2- Günlük programı iyi ayarlayıp yeterli uyumaya özen gösterin.

3- Stresten uzak durun.

4- Herkesin her gün yaptığı işleri yapın. Düzenli yemek ve banyo, evi- odayı düzenli tutmak vb.

5- Uyuşturucudan, alkol ve sigaradan uzak durun.

6- Yaşantınızda belirli bir düzen oluşturun.

7- Her gün için program yapın.

8- Çevrenizle bağlantıyı kesmeyin.

9- Psikiyatristinizle ve tedavi ekibinizle bağlantıyı kesmeyin.

10- Her hafta jimnastik ya da bedensel egzersiz yapın.

Facebook Twitter Yahoo Google Linkedin Stumbleupon Delicious