Şöhrete bayılıyor

  • Giriş : 13.01.2007 / 00:00:00

Oya Aydoğan ile şöhret tutkusunu, Bülent Ersoy ile dostluğunu, ailesini ve piyasaya adım atarken verdiği seksi pozlarını konuştuk.

Facebook Twitter
Yazı Boyutu:


’Şöhretli olmasa Bülent’le arkadaşlık etmezdim’

Oya Aydoğan, güzellik kraliçesi olmuş, kolej mezunu, seksi bir esmer. Star olamamış. Şöhrete düşkünlüğünün göstergelerinden biri Bülent Ersoy ile arkadaşlığı. Aydoğan’la ailesini, çıplak fotoğraflarını ve sırlarını konuştuk.

Heeey! Burada neler oluyor? Stüdyo ’oğlan bizim, kız bizim’ tezahüratıyla inliyor! Evet, evet cidden atv’nin yeni gündüz kuşağı programı Tatlım Benim’in canlı canlı çekildiği stüdyodayız. Seyirci erkek tarafı, kız tarafı şeklinde iki tribüne ayrılmış. Kırmızı bluzlu Oya Aydoğan kızların, amigo edalı Tarık Pabuççuoğlu erkeklerin lideri. Bakalım günün şanslı genç kızı, iki delikanlıdan hangisini beğenecek? Ama bizim odak noktamız; Oya Aydoğan.

’O POZLARDAN UTANIYORUM’

Program bitiyor, hemen yandaki fotoğraf stüdyosuna geçiyoruz. Yılların Oya Aydoğan’ı gergin mi ne? Gözümle görmesem inanmazdım valla. "Ahhh Erol Atar aaah!" diyor, "Yalnızca onun yanında rahat poz verebilirdim." O zaman iş başa düşüyor, yazarınız Erol Atar’lığa soyunuyor ve nihayet röportaj başlıyor. Demin rahat poz veremeyen bu kadın, yıllar önce boy boy seksi fotoğrafları nasıl çektirmiş acaba? Mor şalını omzuna atıp anlatıyor; "En edepsiz rolleri bile yapabilirim. Televizyonda yırtmışım; yarı çıplak bir kadın olarak içkili müşterinin karşısında sahneye çıkmışım. Burada takılıyorum." Ya gençlikteki seksi pozlar? Onları Erol Atar’ın karşısında rahat hissettiği için çektirmiş. Peki bugün o fotoğraflara bakınca aklından neler geçiyor? "Onlardan utanıyorum. O zaman anne değildim," diyor, saçını maşayla tuttururken, yardımcısından iki de çay istiyor.

ANNESİ FELÇ GEÇİRİNCE...

Meğer annesi 48 yaşında felç geçirince, seksi pozlar vermeye başlamış. "Annem felç geçirince bir anda başımdaki otorite kalktı ve ben bir anda başka biri olarak o fotoğrafları çektirdim," diyor. Gelelim ünlü oluşuna. Malum 1975’te Saklambaç’ın güzellik yarışmasını kazanıyor. Sonra 1976’da Türkiye Güzeli seçiliyor. Hani şu Banu Alkan’ın kazandığını iddia ettiği yarışma. Nedir bu Banu- Oya çekişmesi? "Banu hazmedemedi birinci olmamı."

’BEN DE ESMERALDA’YIM!’

"Ben kolej talebesiyim; o vamp, paraya yeni kavuşmuştu adı da Yaprak’tı." Pekiii Banu Alkan Afrodit, ya Oya Aydoğan?.. Basıyor kahkahayı "Ben de Esmeralda’yım. Sarışının adı, esmerin tadı demişler." Ya kıskançlıklar? En çok Serpil Çakmaklı’yla birbirlerini kıskanırlarmış. "İkimiz de esmeriz ya, birbirimize teklif edilen rolleri kıskanırdık. Bir kaşık suda birbirimizi boğacaktık." Bir de Harika Avcı’yla aynı sahnede çıkarken yaptığı numaralar var. "Beni izlemeye gelen ahbaplarımı, Harika’ya kızmışsam o sahneye çıkınca masalarından kaldırırdım," diyor, şimdi o haline gülüyor. Gerisi bildiğiniz gibi, filmler, diziler ve televizyon programlarıyla bugün 50 yaşına gelmiş bir Oya Aydoğan. Sıkı bir gerilim filmleri ve cinayet romanları hastası. Favori yazarı Michael Connelly. Evliliğin yürüyeceğine inanmıyor. Çünkü o da erkeklerin ünlü kadını taşıyamadıklarına inanıyor. Haluk Ulusoy’la bir yıllık evliliğinden pişman. Tam bir dizi hastası. Jean en sevdiği kıyafet. İlle de marka giyiniyor. Sadece yurtdışından giyiniyor. Günlük telefon dedikoduları olmazsa olmazı. Asla fal baktırmıyor. Rüyalarının çıkacağına inanıyor. Gazeteleri açar açmaz magazin sayfalarına bakıyor. Çalışmadan duramıyor ama kendini çok başarılı bulmuyor. Haber olmaya bayılıyor. Şöhreti bol olsun, gündemden düşmesin inşallah!

Facebook Twitter Yahoo Google Linkedin Stumbleupon Delicious