Şöhreti, illerin önüne geçen ilçeler

  • Giriş : 01.09.2007 / 17:05:00
  • Güncelleme : 01.09.2007 / 17:15:40

Ülkemizde ünü şehirlerin önüne geçen birçok kasaba ve güzel mekan bulunuyor.

Facebook Twitter
Yazı Boyutu:


5 Farklı hikayelere, farklı türkülere sahip bu mekanların birleştikleri bir nokta var; hepsine de gittikçe gidesiniz, gezdikçe gezesiniz, kaldıkça kalasınız geliyor. Ama ne gariptir ki bu kasabaların hangi illere bağlı olduğu bilinmiyor.

Ülkemizde öyle mekanlar, öyle güzel evler, öyle güzel manzaralar var ve öyle güzel kültürler yaşanıyor ki hepsi de birer dünya harikası. Hemen hepsinin adı sınırları içinde olduğu şehrin önünde geliyor. Hatta bazı illerimiz bu küçücük ilçeleri ile tanınıyor, biliniyor. Bu güzide ilçelerimiz, sadece ülkemizden değil, dünyanın dört bir yanından kutsal bir mekan gibi ziyaretçilerin akınına uğruyor. Ve hemen hepsi asaletini tasdik etmiş durumda. Hangi güzel mekanlarımız mı buraları? O kadar çok ki; Safranbolu, İznik, Göynük, Beypazarı, Amasra, Ürgüp-Göreme, Efes, Çeşme, Bodrum...

Mimarisiyle, sosyal hayatıyla, kendine özgü giyim ve eğlencesiyle önemli bir kültüre işaret ediyor bu mekanlar. Yani biraz şanslı biraz da torpilliler. Farklı hikayelere, farklı türkülere sahip bu mekanların birleştikleri bir nokta var; hepsine gittikçe gidesiniz, gezdikçe gezesiniz, kaldıkça kalasınız geliyor. Hepsi birer masal kenti gibi. Yörede yaşayan hakiki Anadolu insanı bu masal şehirlerinin minik kahramanları. Bu kahramanlara özenmemek elde değil, zira bu mekanların bir parçası haline gelmeyi orayı yer yurt edinmeyi kim istemez ki?

Ama ne gariptir ki pek çoğumuz bu ilçelerin adını bilir de hangi şehre ait olduğunu pek bilmez. Çoğumuz Safranbolu’nun Karabük’ün bir ilçesi olduğunu hatırlayamadığı gibi bazılarımız da Nevşehir’i Kapadokya’nın bir ilçesi zannedebiliyor. Peki ya yazları Bodrum Bodrum deriz de Bodrum’un Muğla’nın ilçesi olduğunu bilir miyiz acaba? Bu durumun en önemli sebeplerinden biri bu masal kentlerine yapılan kültür turlarının gezi güzergâhında bile, şehir merkezlerinin çoğunlukla yer almaması.

Kader demekten başka aslında bu konuda söylenecek çok bir şey de yok gibi... Çünkü tarihçiler bile henüz bu konuya açıklık getirecek yorumları bulamıyor. Ama yine de “Aman ne olur, şehirlerimize haksızlık etmeyelim.” diyorlar. Tarih yazarı ve Amasra tarihi ile yakından ilgilenen Necdet Sakaoğlu’na göre bu durum kültürümüzün kopuk kopuk verilmesinden kaynaklanıyor. Ve kimse haritaya bakarak gezmiyor. Mesela Divriği’deki Ulucami’yi herkes bilir ve burayı görmek için giderler ama Sivas’a uğramadan dönerler. Oysa Sivas’ta Gökmedrese, Çifte Minare gibi görülecek birçok tarihi zenginlik mevcut. Çekül Başkanı Prof. Dr. Metin Sözen’e göre ise dünyada yaşama biçimi değişiyor, yol ağlarının yapılanmasıyla artık ulaşılamayan tarihî ilçelere kolayca ulaşıldı ve bunların ünleri yeniden parladı. Mesela tarihin her döneminde Alanya önemliydi; ama hep Antalya’dan sonra anılırdı. Turizmin gelişmesi, yol ağlarının yenilenmesi ile Alanya şu anda Antalya’dan daha fazla bilinir oldu.


BEYPAZARI/ANKARA

Evliya Çelebi, Seyahatname’sinde Beypazarı’ndan şu şekilde bahseder: “Haftada bir gün güzel süslü bir pazar kurulup, bütün kıymetli eşyalar bulunur. Pazarına her hafta etraf köylerinden 10 bin insan toplanır. Beypazarı iki geniş dere içinde olup 20 mahalle 41 mihraptır. Hepsi 3 bin 60 tane iki katlı evleri vardır. Duvarları kerpiçtendir. Yüzeyleri tahta ile kaplıdır. Şehir yüksek yerde olduğundan caddeleri kumsalca ve kaldırımsızdır. Kadınları gayet edepli ve akıllı olurlar. Bağ ve bahçesi çoktur. Bostanlarında bir çeşit kavun olur ki lezzetinden adamın damağı yarılır.

***

SAFRANBOLU/KARABÜK

Safranbolu’yu Karabük’ün önüne geçip tüm dünyanın tanıdığı bir yer olarak öne çıkaran en önemli özelliği geleneksel Türk mimarisi tarzındaki evleri. UNESCO’nun da korunmasına önem ve destek verdiği mekanlarımızdan biri. Safranbolu’da kentsel konumu ve mimarisi ile dikkate değer 2 bin ev bulunmakta. Bütün evler kamu binalarına, dinî yapılara ve anıt eserlere dönük olarak inşa edilmiş ve hangi evden bakarsanız bakın manzara kapanmıyor.

***

AMASRA/BARTIN

Helenistik çağdan itibaren pek çok medeniyete ev sahipliği etmiş çok eski bir yerleşim yeri. Zamanında Batı Karadeniz sahilinin önemli bir ticari çekim merkeziydi. Aynı zamanda yarımada oluşu, coğrafi renklerin hepsinin Amasra’da toplanması (kısrak, koy, körfez, liman, ada, sıradağ vs..) merak celbeden önemli bir unsur. Kalesi, çarşıları, antik tiyatrosu ve daha birçok tarihî mekânı bir arada bulabiliyorsunuz. Ayrıca Karadeniz’deki en güzel sahile sahip mekânlarımız arasında.

***

ÜRGÜP - GÖREME/NEVŞEHİR

Görenlerin küçük bir masal kenti diye anlattıkları Kapadokya bölgesi peribacaları, taşların içine yapılmış evleri, ibadethaneleri ve diğer yaşama alanları ile görenleri hayrete düşürüyor. Doğal güzelliklerinin yanı sıra otelleri ile de ün salan bölge, tatil cenneti olarak değerlendiriliyor. Bölge özellikle sonbahar ve ilkbahar aylarında turistlerin yoğun ilgisi ile karşılaşıyor.


İllerden daha önemli bir geçmişe sahipler

Prof. Dr. Metin Sözen (ÇEKÜL Başkanı): Bu ilçeler tarihî dokularından dolayı ilk yıllardan beri böyleydi. Yani ilçesi ilden daha önemli bir tarihî ve coğrafî geçmişe sahipti. Mesela Ürgüp-Göreme tarihin her döneminde Nevşehir’den önce anılır. Çünkü Nevşehir küçücük bir yerken İbrahim Bey sadrazam olunca il yapıyor. Bugün il ya da ilçe olduğuna kimse bakmıyor, tarihî dokusuna bakıyor. Bir de yaşama biçimleri değişti. Düne kadar Antalya’nın sahil kasabalarına gitmek olaydı. Sadece balıkçılar giderdi. Ama yol ağlarının gelişmesiyle ulaşılamayan bölgelerin ünleri yeniden parladı.

***

İllerimize haksızlık yapılıyor

Necdet Sakaoğlu (Tarih yazarı): Amasra'nın Bartın'ın önüne geçtiği yaklaşımı Bartın'a haksızlık olur. Amasra, Bartın'dan daha eski bir yerleşim birimi olduğu ve yarımada şeklinde içinde coğrafi birçok özelliği barındırdığı için merak uyandırıyor. Ayrıca Safranbolu-Amasra arasındaki turistik turlarda Bartın arada kaynıyor. Oysa Bartın ülkemizin tek nehir limanına sahip. Mesela Efes diyoruz ama bağlı bulunduğu Selçuk'u es geçiyoruz. Milet Harabeleri'nin Söke'de olduğunu pek az kişi bilir. Yine Divriği'ye Ulucami'ye gidenler Sivas'a uğramadan dönerler. Tarihimizi böyle kopuk kopuk yaşıyoruz. İllerimiz arada kaynıyor.

ZAMAN/CUMARTESİ

Facebook Twitter Yahoo Google Linkedin Stumbleupon Delicious