Sol, kıyamete kadar tek başına iktidar olamaz!

Sol, kıyamete kadar tek başına iktidar olamaz!.10050
  • Giriş : 12.07.2007 / 21:13:00
  • Güncelleme : 12.07.2007 / 21:17:14

Böyle giderse sol, kıyamete kadar tek başına iktidar olamaz. İyi bir şey mi bu?

Facebook Twitter
Yazı Boyutu:


Böyle kaldığı, değişim sürecine girmediği ve değişim ile ilgili en küçük bir arzu taşımadığı sürece "evet". Sosyal projeler ve demokratik adımlarla halkın tamamını kucaklayan bir sol düşünüldüğünde ise cevap tabii ki "hayır". Önemli olan, solun kendine yeni bir istikamet belirlemesi.
22 Temmuz'dan sonra ya bildiğini okumaya devam edecek veya daha makul bir çizgiye gelecek. Hırçın ve uzlaşılmaz imajını bir kenara iten sol, büyük bir sempati toplayabileceği gibi zaman içinde samimiyet sınavından geçip iktidara da yürüyebilir...

Bir ülkenin bu kadar fakir fukarası olacak, geçim derdiyle boğuşmanın yanında insanlar kimlik bunalımından sağlık problemlerine kadar devasa meselelerle boğuşacak ve sol parti(ler) halkın geniş desteğini kazanamayacak; olacak şey değil! Sosyal demokratların zafere ulaşması için bütün şartlar hazır Türkiye'de; ancak bütün sol birleşiyor yine de yüzde 20'lerde tutunmayı büyük bir zafer olarak görüyor. Bu durumun yol açtığı ümitsizlikle MHP'ye baraj desteği vermeye kalkıyor. Bu destek hem MHP tabanını rahatsız ediyor hem de sol seçmeni. Asıl mesele MHP değil; onca çırpınmaya rağmen solun bir türlü halkla barışamaması. Oysa bu ülkenin gerçek bir sol partiye, tutarlı ve uyumlu bir sol yapıya çok ihtiyacı var. Onların geliştireceği çözüm alternatiflerinin sosyal adaleti işaretlemesi gerekiyor; fakat böyle bir manzarayı Türkiye'de görmek mümkün değil.

Ecevit'in kısa süren tek başına iktidarından bu yana otuz yıl geçti; hâlâ yüzde 40'lara varan halk desteği söz konusu değil. Hal böyle olunca sol, sırtını devletin kurumlarına dayıyor. O, devletin kurumlarına yaslayıp iktidara ortak olmanın sefasını sürdükçe vatandaşın sağa vefası devam ediyor. Devlet Partisi olmaktan çıkıp gerçekten Halk Partisi olmak bu kadar mı zor? Kendi zincirlerini kıramadığı için sol partiler kendini her geçen gün ulusalcılığa sarılmak zorunda hissediyor. Bu haliyle milliyetçi diye bilinen ve halkın önemli bir kısmının sempati beslediği kitlelere de yaklaşamıyor; ulusalcı grupların faşist yöntemleri ve söylemleriyle anılmak zorunda kalıyor. Önceki gün sanatçı Şevval Sam "CHP faşist bir parti oldu" demiş. Üzücü. Ama hızla yayılan ve sol tabanın da itibar ettiği bir tespit bu.

Bu yazıyı solu, onun şu anki temsilcisi olan CHP'yi ya da DSP'yi yerden yere vurmak için yazmıyorum. Tam aksine, bu partilerin bitiş çizgisine doğru yürüdüğünü görerek "Keşke Türkiye'ye yaraşır bir sol olsa" düşüncesiyle kaleme alıyorum. Sol tükeniyor; daha da tükenecek; marjinalleşiyor; daha da marjinalleşecek. Çünkü halkla kavga ederek sosyal demokratlık yapılmaz. Türkiye'deki solun imajı şudur: Başta din olmak üzere milletin kültürel ve tarihî değerleriyle kavgalı, halk iradesi yerine devlet dayatmasından yana... Son dönemde başka bir imaj daha yapıştı solun yakasına: Hırçınlık, kavgacılık... Zaten öteden beri böyle bir özelliğinden dolayı tedirgindi insanlar. Devrimcilikten gelen o huysuz afacanlığın kimi zaman onulmaz militanlığa dönüştüğünü halk görüyor ve bundan endişe duyuyordu. '80 sonrası Ecevit'in bazı açılımlarına Baykal da iştirak etmiş; vatandaşın tamamına sevimli gelecek mesajlar verilmişti. Ancak parti içindeki keskin laikçi damar, ayrımcılığı hırçın bir üslupla vurgulamayı bir seçim stratejisi gibi gördü. Zaten sahil şeridine sıkışmış bir sol var ortada; bu elitist ve ayrımcı yaklaşım solu halktan iyice kopardı. Düşünebiliyor musunuz; gecekondu semti Ümraniye'den AK Parti oy topluyor, sosyete mekânı diye anılan Nişantaşı'ndan CHP. Nerde kaldı sosyal demokrasi gölgesinde seslendirilen emekçi söylemleri?

CHP'nin cumhurbaşkanlığı seçiminde takındığı tavır da, kullandığı üslup da yanlış. "Uzlaşma" diyor; ama işi dayatmaya götürüyor. Karşı taraf olumlu adım atıp "listeyle de geliriz" deyince "Parlamento dışından bir isim" diyor. İktidar ona da evet dese herhalde "Türkiye dışından bir isim" diyecekler. Olmaz ki! Yüzde 20'yi zafer sayan ve azınlık gücüyle "her şey benden sorulur" diye dayatan solun akıbeti böyle giderse çok kötü olur. Ve tabii ki yazık olur.

EKREM DUMANLI

Facebook Twitter Yahoo Google Linkedin Stumbleupon Delicious