Sol zihniyet Ergenekon'un neresinde?

Sol zihniyet Ergenekon'un neresinde?.13599
  • Giriş : 17.01.2009 / 21:34:00
  • Güncelleme : 17.01.2009 / 22:01:43

Ruşen Çakır 15 Ocak 2009 tarihli yazısında enteresan bir noktaya temas etti.

Facebook Twitter
Yazı Boyutu:


Ergenekon Örgütü'nün solculara yönelik olduğunu ifade ederek, operasyonlara karşı çıkıp bunu bir hesaplaşma olarak lanse edilmesine sağdan cevap geldi...

Vatan gazetesi yazarı Ruşen Çakır, 15 Ocak 2009 tarihli yazısında çok enteresan bir noktaya temas etti. Mezkûr yazıda bir öneride bulunuyor Ruşen Çakır ve özetle şöyle diyor:

“Halk çoğunluğunu arkasına almış hükümetin tam destek vermesi, Ergenekon meselesinde istenilen sonuca varmanın yeter şartı değildir. Sivil itaatsizlik konusunda daha çok devletten yana duran 'sağ' kesimlerin bu husustaki desteği ise tek başına anlamlı olmaz. Neticeye varabilmek için fazla güçlü olmasalar da, 'sol'un kazanılması ve onların da bu işe müdahil olması gerekir. Susurluk olayında gösterdiği yüksek performansı da hesaba kattığınızda, içinde solun bulunmadığı bir mücadele sağlıklı bir sonuç vermeyecektir.”

Yukarıdaki alıntı elbette ki kelimesi kelimesine böyle değildi ama Sayın Çakır'ın altını çizdiği hususlar, üç aşağı beş yukarı bu minval üzereydi.

Ruşen Çakır'ın, demokratik ve sol refleksleri olduğu herkesin bildiği bir gerçek. Hatta sol içerisinden İslâmî hareketlere dair en sağlıklı bilgilere ve kanaatlere sahip ender kişilerden biridir dersek yanılmış olmayız.
Yaptığı analizde, daha önce yaşanmış toplumsal bir harekete gönderme yaparak bugüne dair bir tespitte bulunuyor sayın yazar.

Altını çizdiği sivil itaatsizlik (?) örneği ise tabii ki, 'Sürekli aydınlık için bir dakika karanlık' eylemleri…
Susurluk olayının ardından sokaklara dökülenlerin (?), yani 'sürekli aydınlık için bir dakika karanlık' eylemine katkı verenlerin o günkü profili ile 22 Temmuz seçimlerinden önce 'Cumhuriyet Mitinglerinde' bir araya gelenlerin profilinin neredeyse aynı olduğu gerçeğini dikkate aldığımızda, o toplumsal eylemin 'sol'la ilintilendirilebilmesi, açıkçası, hayli güçleşir.

Daha da açıkçası o günkü eylemler, 'Refahyol' hükümetini iktidardan uzaklaştırmak isteyen derin güçlerin bir manipülasyonuydu.

Bütün bunlarla birlikte, biran için Ruşen Çakır'ın iddiasında isabet kaydettiğini varsayalım.
Bu varsayım bize, derhal şu soruyu sordurtuyor kaçınılmaz olarak.
Hangi sol?
CHP ve DSP isimli kendilerini 'sol' olarak takdim eden siyasal yapılanmalar mı?
Özellikle CHP'nin şahsında Ergenekon avukatlığına soyunan ve canhıraş bir kavga veren Baykal'ın yaklaşımlarını göz önüne aldığımızda mesele kendiliğinden vuzuhiyet kazanır. Eminim ki, Ruşen Çakır, bu partilerin, statükocu refleksleri nedeniyle, MHP'den bile daha sağcı bir konumda olduğunu benden daha iyi bilmektedir.
O halde bu kapıdan ekmek çıkmaz!

Diğer kapılara bakalım isterseniz…
Kendilerine 'Türk Solu' diyip de darbe çığırtkanlığı yapan güruh mu dediniz?
Bunun üzerinde en küçük bir mütalaa dahi abes olur, geçiyorum bir kalem…

Şimdilerde zaten Ergenekon'un içerisinde ve iflah olmaz bir ulusalcılık davası peşinde olan Doğu Perinçek ve İşçi Partisini de saymıyoruz!..

Peki, adı solcuya çıkmış yazarlar ve sözde kalem erbabı mı müracaat edilecek merciler?
Mesela Ece Temelkuran, Can Dündar, Mustafa Balbay, Hikmet Çetinkaya, İlhan Selçuk, Ali Sirmen, Yılmaz Özdil, Bekir Coşkun, Mehmet Yılmaz, Ruhat Mengi ve daha fazla sıkıcı olmamak için isimlerini saymadığımız öznelerin, 'bir şehir efsanesinden hallice' gibi cıvık yaklaşımları mı meseleye sağlıklı bir müdahale zemini oluşturacak?

Üstelik listeye Ertuğrul Özkök, Hıncal Uluç, Emre Kongar ve mümasili ne olduğu belli olmayan isimleri eklemedik bile…

Adını saydığımız şahısların, meselenin üzerini örtebilmek için bugüne kadar neler yazdıkları ortadayken, bunlardan sadra şifa bir öneri beklemek mümkün mü?
Patronlarının ve velinimetlerinin gözlerinin içerisine bakan bu sözde aydınlardan da bir numara olmayacağına göre, 'hangi sol' Sayın Çakır?

Sen de gayet iyi biliyorsun ki, Türkiye'deki sol, 'İslâm'a' düşmanlığın örgütlendiği en önemli adreslerden birisidir.
'Türk solunun' üzerini biraz kazıdığınızda altından Kemalizm, kazımaya devam ettiğinizde ise 'İttihat ve Terakki'nin çıkacağı artık herkesin malumudur.
Kendisini, İslâm'dan beslenen değerlere düşmanlıkla izah eden bu marazi yapıdan hayır üretebilmek asla mümkün değildir!

Biz, anılan kesimlerin, salt İslâmi geçmişlerinden ötürü Ak partiye muhalefet ettiğini çok iyi biliyoruz.
Biz, her vesile ile askeri göreve çağıran bu hastalıklı bünyenin sarıldığı yegâne argümanın 'irticaa' olduğunu da gayet iyi biliyoruz!

Biz ve herkes, mezkûr taifenin, varlıklarını anlamlı kılan 'antiemperyalist ve antikapitalist' iddialarından sırf İslâm'a muarız oldukları için vazgeçtiklerini ve bir anlamda kendilerini inkârda tereddüt etmediklerini de rahatlıkla görüyor ve hatta aynel yakin biliyoruz!

Bütün bu hakikatler tüm çarpıcılığı ile orta yerde dururken soruyoruz bir kez daha:
'Hangi sol' Sayın Çakır?!.

Bahsi edilen kahir ekseriyetin dışında kalan bir avuç ilkeli 'sol'cu ya gelince…
Medyayı kontrol eden güçler bu kesimin sesinin duyurmamak için özel bir gayret sarf ederek Tuncay Özkan gibileri öne çıkarmakta ve solun topyekûn aynı çizgide olduğu imajını yaymaktadır. Bu, bilinen bir durum…
Ama buna rağmen bahsini ettiğimiz insanlar, ilkeleri gereği, kimin, hangi tarafta durduğuna bakmaksızın yaşanan hadiselere yönelik olarak karşı tavırlarını almışlardır.
İstersen kendini de onlardan biri sayabilirsin ama şu bir gerçek ki, hepsi bu kadardır!

Sol, artık batıdaki anlamıyla 'sağ'dır ve İdris Küçükömer'le Kemal Tahir, bu trajik durumu on yıllar önce tespit etmişlerdi zaten…

Nihat NASIR
nihatnasir@gmail.com

Facebook Twitter Yahoo Google Linkedin Stumbleupon Delicious

*

*


*