Sorumlu rektör Akaydın mı?

Sorumlu rektör Akaydın mı?.10906
  • Giriş : 12.04.2008 / 09:06:00
  • Güncelleme : 12.04.2008 / 13:10:47

Antalya Valisi Alaaddin Yüksel, üniversite yönetimine yüklendi.

Facebook Twitter
Yazı Boyutu:


Akdeniz Üniversitesi'n-deki olaylar sırasında silahla ateş eden Ömer Ulusoy, önceki gece yakalandı. Ancak 7 öğrencinin yaralanmasıyla neticelenen provokatif hadisenin yankıları sürüyor. Dün basının karşısına geçen Antalya Valisi Alaaddin Yüksel, üniversite yönetimine yüklendi.

Yükseköğretim Kanunu'nun 13. maddesine göre kampüs içindeki güvenlikten rektörlüğün sorumlu olduğunu vurgulayan Yüksel, "Polis, üzerine düşen bütün görevleri yerine getirmiştir. Üniversite yönetimi yeniden bir durum değerlendirmesi yapmalı, üzerine düşen görevi derhal yerine getirmelidir. Dünyanın her yerinde üniversiteler provokasyona açık alanlardır. Bu olaylardan ders çıkarılmalı, tedbir alacaksınız." dedi.

Antalya Valisi, olayların öğrenciler üzerindeki psikolojik etkisi üzerinde de durdu. Tedirginlik hisseden ve korkuya kapılan bazı öğrencilerin üniversite yurdunu terk ettiğini anlatan Yüksel, talebe sayısının 2 bin 800'den 600'e düştüğünü belirtti. Hadiseler yatıştıkça öğrencilerin okula dönmeye başladığını ifade eden Yüksel, sükûnet çağrısında bulundu: "Pazartesi öğrencilerimizin yurda gelip eğitimlerine devam edeceğine inanıyorum. Bütün anne-babalar ve gençler, devletlerine güvensinler, huzur içinde öğrenimlerine devam etsinler."

Antalya Valisi Alaattin Yüksel, 6 Nisan'da Akdeniz Üniversitesi yerleşkesinde meydana gelen ve 7 kişinin yaralandığı olaylara ilişkin Antalya Emniyet Müdürlüğü'nün Uncalı'daki binasında bilgilendirme toplantısı düzenledi. Devlet idaresinin konuşularak değil, çalışılarak yapıldığını belirten Yüksel, olaylardan sonra polis, jandarma, Sahil Güvenlik ve Milli İstihbarat Teşkilatı personelinin tamamının katılımıyla koordineli bir çalışma yürütüldüğünü kaydetti. Adı geçen teşkilatların müthiş bir planlamayla gerek Antalya'da, gerekse Antalya dışında Ömer Ulusoy'un ve olaylarla ilişkisi olan kişilerin yakalanması amacıyla önemli çalışmalar yaptığını ifade eden Vali Yüksel, Antalya polisinin olayların patlak verdiği gün olayları kontrol altına alma konusunda ihmali olup olmadığı' yönündeki soruya ise "Antalya polisi olayların öncesinde, olaylar sırasında ve sonrasında üzerine düşen bütün görevleri yerine getirmiştir.'' şeklinde cevap verdi. Yüksel, üniversitelerin özerk nitelikleri, özel yapılanmaları olan akademik yerler olduğuna işaret etti. Yüksel, "Polisin üniversiteye girişi üniversite yönetiminin talebi üzerine mümkündür. Beni (o öyle yapmış, bu böyle yapmış) ilgilendirmez. Dolayısıyla bu olaylardan kim ne kadar ders çıkaracaksa çıkarmalı. Yeniden durum ve çalışmalarını gözden geçirmeli. Tedbir alacaksınız. Olayları tespit ediyorum ve alınması gereken tedbirleri alıyorum. Tespit ettiğimiz bütün hususları, yapmaları gereken görevleri evvelki gün tüm kurumlara yazıyla bildirdim." dedi. Yüksel, her iki olay öncesinde de rektörü arayarak kendisine bilgi verdiğini, destek vermeye hazır olduklarını bildirdiğini söyledi.

Alaattin Yüksel, Ömer Ulusoy'un nasıl elini kolunu sallayarak, yerleşkeden çıktığı sorusuna ise "Muhatabı, (Elimi kolumu sallayarak içeriye girdim.) diyor. Nasıl giriyorsanız, o şartlarda çıkıyorsunuz! Bu olaylardan bu hususlarla görevli olan tüm kamu kurum ve kuruluşları hiç kuşku yok ki, AÜ yönetimi yeniden bir durum değerlendirmesi yapmalı, üzerine düşen yapması gereken hususları derhal yerine getirmelidir.'' şeklinde cevap verdi.

PKK yandaşı zincirli provokatör yurt basmış

PKK terör örgütü yandaşı olduğu iddia edilen ve mahkeme tarafından hakkında arama kararı çıkartılan Ahmet Bekmez'in (elinde zincir olan) yurt basarak iki kız öğrenciyi darp ettiği ve sonrasında bölücü örgüt lehine slogan attığı ortaya çıktı. Kendisinin de saldırıya uğradığını söyleyen Tahir Deniz Uysal, düzenlediği basın toplantısında yurt müdürlüğünün odalarındaki Türk bayrağından rahatsız olup toplattığını iddia etti. Uysal, pazar günü yaşanan olaylarda solcu grubun çivili sopalarla üzerlerine saldırdığını belirterek, "Hep Ömer Ulusoy'un görüntüleri gündeme geliyor. Diğer taraf da sopalarına çivi çakmıştı." açıklamasında bulundu.

'Ömer Ulusoy karakola giderek teslim oldu' iddiası

Akdeniz Üniversitesi'nde çıkan olaylarda silahı ile ateş eden Ömer Ulusoy'un kendiliğinden teslim olduğu ileri sürüldü. Önceki gece 23.00 sularında Şarampol Polis Karakolu'na giden Ulusoy'un, polise "İmza atmaya geldim." dediği öğrenildi. Ömer Ulusoy'un arandığı dönemde Antalya'nın Üçgen Mahallesi'nde bir arkadaşının evinde saklandığı belirlendi.

Gözaltına alınan Ulusoy, ifadesinde, üniversitedeki olayın tamamen spontene geliştiğini iddia ettiği belirtiliyor. Zanlı, olay günü ülkü ocakları'na üniversitede PKK'lı grubun saldırısına uğrayıp dövülen öğrencilerin geldiğini söyledi. Bunun üzerine arkadaşlarıyla birlikte üniversiteye gittiğini söyleyen Ulusoy, "Üniversiteye gittik. PKK'lı grup taş, sopa, bıçak ve zincirlerle bizim gruba saldırmaya başladı. Ben de korkutmak amacıyla silahımla 7-8 el ateş ettim." dedi. Öldürme ya da yaralama kastı olmadığını savunan zanlı, korkutmak amacıyla silah kullandığını öne sürdü. Ulusoy, "Televizyonlarda görüntülerimi gördüm ve polisin beni aradığını öğrendim. Bu yüzden bir arkadaşımın evinde saklandım. Dün gece de daha fazla kaçmamak için teslim olmaya karar verdim. Kendi irademle olayda kullandığım silahla birlikte Şarampol Polis Merkezi'ne teslim oldum." diye konuştu. Antalya polisinin her yerde aradığı Ömer Ulusoy kendiliğinden teslim olmasına rağmen üst düzey polis müdürlerinin talimatı ile operasyon sonucu yakalanmış gibi tutanak tutulduğu ileri sürüldü.

Ömer Ulusoy'un, önceki gece Terörle Mücadele Şube Müdürlüğü'ndeki işlemleri yapıldıktan sonra sağlık kontrolünden geçirildi. Antalya Eğitim ve Araştırma Hastanesi'ne getirilen zanlı, ardından Çallı'da bulunan Emniyet Terörle Mücadele Şube Müdürlüğü'ne götürüldü. Hastane çıkışında basın mensuplarının "Bir şey söyleyecek misin?" sorusuna Ulusoy, "Vatan sağ olsun, ne diyeyim. Ne pişman olacağım!" diye cevap verdi.

Soruşturmaya gizlilik kararı

Bu arada, soruşturmanın bundan sonraki aşamasına ilişkin Cumhuriyet Savcılığı tarafından gizlilik kararı talep edildi. Nöbetçi Sulh Ceza Mahkemesi'ne gönderilen yazıda, 'soruşturmanın sağlıklı yürütülebilmesi, kamuoyundaki bilgi kirliliğinin önlenmesi gerekçeleriyle soruşturmanın gizli yürütülmesi gerektiği kanaatine varıldığı' aktarıldı. Savcılığın talebini inceleyen Antalya 1. Sulh Ceza Mahkemesi, talepleri yerinde bularak, gizlilik kararı verdi.

Özel güvenlikçiler de üniversiteyi suçladı

Özel Güvenlik uzmanları, Akdeniz Üniversitesi'nde yaşanan olaylarda Rektör Prof. Dr. Mustafa Akaydın'ın sorumluluğu bulunduğu görüşünde. Tempo Güvenlik Genel Müdürü Osman Köse'ye göre, Akdeniz Üniversitesi Rektörlüğü olayların başlangıcında tedbir almalıydı. İlk çatışmaların ardından olayla ilgili adli ve idari gerekli disiplin soruşturması yapılmalıydı diyen Köse, "Öğrenci gruplarının liderleri çağrılıp onlardan gruplarına hakim olmaları istenir. Kampüse giriş çıkışlarda yapılan kontroller sıkılaştırılır. Fizikî olarak kampüs alanının korunmasında sorun varsa, bununla ilgili tedbirler alınır. Güvenlik personelinin sayı bakımından yetersiz olması durumunda giriş kapılarında takviye olarak polis ekipleri bulundurulur. Bu aşamaya kadar tüm sorumluk Rektörlük ve bağlı yetkililerdedir." şeklinde konuştu.

Özel Güvenlik Dergisi Başyazarı Kadir Çalış da, Akdeniz Üniversitesi'nde meydana gelen silahlı provokasyon sonrası rektörün binlerce öğrencinin ve yüzlerce öğretim görevlisinin malı ve canının tehlike içine girmesine karşın bir gram bile mesuliyet almamasının makul olmadığını ifade etti. İstihdam edilen güvenlik personelinin yetersiz olduğunu belirten Kadir Çalış, "Fiziki şartlar suçlu ve suç aleti girişine müsait. Kamu kolluğu ile koordinasyon yok. İstihbarat eksik, bir güvenlik planı yok. Ve tüm bunların olmazsa olmaz şartı ciddiyet eksik."açıklamalarında bulundu.

Muhsin Yazıcıoğlu: Bu olaylar Batı'da olsa, rektör istifa ederdi

Büyük Birlik Partisi (BBP) Genel Başkanı ve Sivas Milletvekili Muhsin Yazıcıoğlu, Akdeniz Üniversitesi (AÜ)'nde yaşanan olaylar nedeniyle Rektör Prof. Dr. Mustafa Akaydın'ın istifa etmesi gerektiğini söyledi. BBP Genel Merkezi'nde Vergi Denetmenleri Derneği'nden gelen bir heyeti kabul eden Yazıcıoğlu, görüşme sonrası basın mensuplarına açıklamada bulundu. AÜ'deki olayların temelinde, üniversite içerisindeki terör örgütü PKK sempatizanlarının provokasyon çabalarının yattığını kaydeden Yazıcıoğlu, üniversite yönetiminin gerekli önlemleri almadığını söyledi. Yazıcıoğlu, "Burada PKK için imza kampanyaları yapılıyor, stantlar açılıyor. Üniversite yönetimi nerede? Al tedbirlerini, emniyeti sevk et. Batı'da böyle bir olay olsa rektör derhal istifa ederdi. Ama bizde bir suçlu arama pişkinliğini devam ettirirler." dedi.

22 üniversiteliye PKK gözaltısı

Edirne'nin merkezindeki çeşitli yerlere terör örgütüne ait pankartların asılması üzerine harekete geçen emniyet müdürlüğü, Trakya Üniversitesi'nde eğitim gören 22 öğrenciyi gözaltına aldı. PKK'yı övmekle suçlanan 5 kız ve 17 erkek öğrenci, emniyetteki ifadelerinin ardından adliyeye sevk edildi. Benzer bir operasyon da Trabzon'da yapıldı. Karadeniz Teknik Üniversitesi'nde okuyan 7 öğrenci, çok sayıda örgütsel dokümanla birlikte yakalandı. Sanıkların, PKK'nın gençlik yapılanması 'Yurtsever Demokratik Gençlik Hareketi' içerisinde faaliyet gösterdikleri öğrenildi.

Edirne'de, Trakya Üniversitesi (TÜ)'nin değişik bölümlerinde eğitim gören 22 öğrenci, terör örgütü PKK'yı övmek suçundan gözaltına alındı. Edirne Emniyet Müdürlüğü ekipleri, geçtiğimiz hafta kent merkezinde değişik yerlere Abdullah Öcalan'ın fotoğraflarının asılması üzerine başlattığı operasyon kapsamında, TÜ'nün değişik fakülte ve meslek yüksekokullarında eğitim gören 22 kişiyi, 'terör örgütü PKK'yı övmek' ve 'terör örgütü elebaşısı Abdullah Öcalan'ın fotoğraflarını asmaktan' yakaladı. Emniyetteki ifadeleri tamamlanan 22 öğrenci, Selimiye Devlet Hastanesi'nde sağlık kontrolünden geçirilerek, geniş güvenlik önlemleri altında Edirne Adliyesi'ne sevk edildi.

Dünya, ziyaretin zamanlamasına dikkat çekti

Avrupa Komisyonu Başkanı Jose Manuel Barroso'nun Türkiye ziyareti, yurtdışında da yankı buldu. Barroso'nun reformların hızlandırılması talebine dikkat çeken dış basın, ziyaretin Türkiye'de istikrarın ciddi şekilde tehdit altında olduğu bir dönemde gerçekleştiğini ve Barroso'nun AK Parti'ye açılan kapatma davası konusunda uyarılarda bulunduğunu yazdı. İngiliz Financial Times, "Barroso Türkiye'yi reform temposunu hızlandırmaya çağırdı" başlığını kullandığı haberinde, Komisyon Başkanı'nın "Türkiye'de son dönemde en tartışmalı gelişmelerden biri" olan AKP'yi kapatma davası konusunda ise "ihtiyatlı" konuştuğunu belirtti. BBC ise Barroso'nun üyelik müzakerelerinin tam üyelik ile sonuçlanacağını garanti edemeyeceklerini söylediğini aktardı. Washington Times, "AB Türkiye'ye, iktidardaki partinin yargılanmasının üyelik başvurusuna zarar verebileceği uyarısını yapıyor." derken, Le Monde, Barroso'nun Türkiye'nin AB üyesi olmadan önce katetmesi gereken uzun bir yol olduğu mesajı verdiğini duyurdu. İspanya'nın en büyük gazetesi El Pais, "Ziyaret, temeli İslami olan bir hükümet ile devletin laik unsurları arasındaki çatışmanın Türkiye'deki istikrarı ciddi biçimde tehdit ettiği bir dönemde yapılıyor." dedi.

Facebook Twitter Yahoo Google Linkedin Stumbleupon Delicious