Sosyal güvenlik açıkları 579 milyar YTL

  • Giriş : 05.11.2006 / 00:00:00

Ankara Ticaret Odası'nın (ATO) hazırladığı 'Sosyal Güvenlik Raporu'na göre devlet, sosyal güvenlik kurumlarının açıklarını kapatabilmek için son 13 yılda 103 milyar YTL ödedi.

Facebook Twitter
Yazı Boyutu:


ATO'nun SSK, Bağ-Kur ve Emekli Sandığı'nın istatistiki verilerinden yararlanarak hazırladığı "Sosyal Güvenlik Raporu", üç sosyal güvenlik kuruluşunun Türkiye ekonomisine yüklediği maliyeti ortaya koydu. Rapora göre, 1990'lı yılların başında bozulmaya başlayan sosyal güvenlik sistemi ülke ekonomisinin sırtında adeta bir kambura dönüştü. 1994-2006 yılları arasındaki son 13 yıllık dönemde, SSK, Bağ-Kur ve Emekli Sandığı'nın açıkları toplamı 103 milyar YTL'ye ulaştı.

Devlet SSK, Bağ-Kur ve Emekli Sandığı'nın açıklarını kapatmak için iç borçlanma yapmak zorunda kaldı. Son 13 yılllık dönemde SSK'nın 30.6 milyar YTL'lik açığını kapatan devlet, bunun için 180.9 milyar YTL faiz ödedi. Yani SSK'nın devlete maliyeti 211.6 milyar YTL oldu.

Aynı tablo Emekli Sandığı'nda da görülüyor. Sözkonusu dönemde Emekli Sandığı'nın toplam 40.1 milyar YTL'lik açığını kapatmak için 193.3 milyar YTL faiz ödeyen devlet, toplam 237.4 milyar YTL'lik fatura ödedi. Bağ-Kur'da da açık 28.6 milyar YTL olurken, ödenen faiz 101.6 milyar YTL, toplam maliyet 130.3 milyar YTL oldu.

Üç sosyal güvenlik kuruluşunu batmaktan kurtarmak amacıyla borçlanan devlet 13 yılda bu kuruluşlara 103 milyar YTL'yi temin etmek için 476 milyar YTL'lik bir faiz yükünün altına girdi. Faiziyle birlikte sosyal güvenlik sisteminin toplam maliyeti 579 milyar YTL'lik bir büyüklüğe ulaştı.

Rapora göre, 1994'ten Eylül 2006'ya kadar 1 trilyon YTL'lik iç borçlanma yapan Türkiye'nin net iç borçlanması, yani aldığı ana paradan ödediği borç çıkartıldığında kalan para 251 milyar YTL... Üç sosyal güvenlik kuruluşunun açığının 103 milyar YTL. olduğu dikkate alındığında devletin net borçlanmanın yüzde 41'ini sosyal güvenlik açıklarını yamamak için kullandığı ortaya çıktı.

Sosyal güvenlik kurumlarının bütçe üzerindeki yükü her geçen yıl artış gösteriyor. 1994 yılında sosyal güvenlik açıklarının GSMH'ya oranı yüzde 1.1 seviyesinde iken, bu oran 2000 yılında yüzde 2.5'e, 2003 yılında yüzde 3.9'a, 2004 yılında yüzde 4.3'e, 2005'te de yüzde 4.7'ye yükseldi. Sosyal güvenlik kurumuna 2007 yılında 31.6 milyar YTL para aktarılması planlandığı dikkate alındığında, bu oranın yüzde 5'e ulaşarak, bu alanda yeni bir rekor kırılacak. Türkiye'nin de uymak zorunda olduğu Maastricht Kriterleri, sosyal güvenlik de dahil olmak üzere toplam bütçe açıklarının milli gelire oranının % 3'ü geçmemesi gerektiğini söylüyor.

Sosyal güvenlik kurumlarının bütçe üzerinde yük oluşturmasının en temel nedeni olarak, aktüeryal dengenin (aktif-pasif) bozulmuş olması gösteriliyor. Uluslararası standartlara göre dört çalışanın primlerinin bir emeklinin yükünü karşılaması gerekirken, Türkiye'de bu oran 1.6'ya kadar düşmüş durumda. Emekli Sandığı'nda 1956 yılında 8.7 çalışandan toplanan primle bir emeklinin maaşı finanse edilirken, bu oran 1960 yılında 6.6, 1970 yılında 5.2, 1980 yılında 3.3, 1990 yılında 2.6, 2000 yılında 1.9, 2005 yılında ise 1.7'ye indi. 2006 yılı Eylül ayı itibariyle Emekli Sandığı'nda aktif pasif oranı 1.6 seviyesinde. 2006 Temmuz ayı itibariyle SSK'nın aktif-pasif dengesi 1.8 düzeyinde gerçekleşirken, Bağ-Kur'da 2006 yılı sonunda 1479 sayılı kanuna göre kayıtlı olanlarda dengenin 1.8, 2969 sayılı kanuna tabii olanlarda aktif-pasif dengesinin 4.2 olması bekleniyor.

Sosyal güvenlik kurumlarında aktif-pasif dengesinin bozulmasının nedenlerinin başında erken emeklilik geldi. Erken emekli olanları sevindiren bu düzenleme sistemin temeline koyduğu dinamitler, yıllar içinde patlamaya başladı. Sosyal güvenlik sisteminin Bermuda Şeytan Üçgeni'ne dönüşmesinde, prim tahsilatının düşük kalması, kayıtdışı istihdam oranının yüksekliği, prim ödeme sürelerinin kısalığı, sosyal güvenlik kurumları arasında koordinasyon eksikliği, bu kurumlar arasında bir standartın sağlanamaması ve denetim hizmetlerinin yetersizliği etkili oldu.

Rapora ilişkin değerlendirmelerde bulunan ATO Başkanı Sinan Aygün, bugüne kadar yapılan sosyal güvenlik reformlarının sistemi iyileştirme yönünde bir yarar sağlamadığını belirterek, "Sosyal güvenlik reformu, ekonominin deformu haline geldi. Türkiye'nin 2006 yılı GSMH'sı 561 milyar YTL öngörülüyor. Sosyal güvenlik kurumları açıklarını finanse etmek için bu devlet 579 milyarlık maliyet yüklenmiş. Yani üç kuruluşun açığı bir Türkiye'ye eşit. Bu açıklar olmasa, bugün kişi başına gelirimiz 10 bin doları aşacaktı" dedi. Aygün, sosyal güvenlik sisteminin bugüne kadar, "ne İsa'ya ne Musa'ya yaradığını" söyledi.

Facebook Twitter Yahoo Google Linkedin Stumbleupon Delicious