'Sosyal Güvenlik Reformu bir devrimdir'

  • Giriş : 14.04.2006 / 00:00:00

Devlet Bakanı ve Başmüzakereci Ali Babacan, Sosyal Güvenlik Reformu'nun gerçek anlamda bir devrim olduğunu belirterek, "Abartarak söylemiyorum.

Facebook Twitter
Yazı Boyutu:


Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı, Hazine Müsteşarlığı, Dünya Bankası ve Devlet Planlama Teşkilatı (DPT)'nin Hilton Oteli'nde düzenlenen 'Türkiye'de İşgücü Piyasaları ve İstihdam Yaratılması' konulu konferansta konuşan Babacan, Türkiye'nin üst üste 16 çeyrek büyümesine karşın istihdamın artmamasının temelinde, işletmelerin aynı işçi sayısıyla verimliliği artırması olduğunu söyledi.

Ülkenin büyümesine konjonktürel rüzgarların yardımcı olduğu görüşüne katılmadığını kaydeden Babacan, "Belki bu uluslararası likidite konusunda doğru olabilir, ancak petrol fiyatları bildiğiniz gibi 30 dolardan 70 dolara çıktı. ABD Merkez Bankası hemen her ay faiz yükseltti. Tüm bunlara rağmen Türkiye büyüyor" diye konuştu.

Babacan, kişi başına düşen milli gelirin pek çok kimsenin tahmininden önce 10 bin dolara çıkacağını beliterek, "Çünkü Türkiye ekonomisinde bu potansiyel var" dedi.

Her ülkenin farklı zengin kaynaklara sahip olduğunu hatırlatan Babacan, Türkiye'nin zenginliğinin sahip olduğu genç nüfus olduğunu, ancak bunun iyi eğitilmesi gerektiğini kaydetti. Babacan, eğitimin uzun vadeli bir yatırım olduğunu vurgulayarak, "Eğitime yapacağımız yatırımlarla ileride cari açık konusunda da ileride artıya geçeceğimizi göreceğiz. Cari açıkla eğitimin ne alakası olduğunu düşenecebilirisiniz ancak çok alakalı.Uzun vadede artı değer kazandıracak konu eğitimdir" dedi. Babacan, Türkiye'nin eğitimde ideolojik tartışmalar nedeniyle çok zaman kaybettiğini, Türkiye'nin bunları geride bırakması gerektiğini vurguladı.

Konuşmasında, Sosyal Güvenlik Reformu'na da değinen Babacan, TBMM'de görüşülmekte olan reformun gerçek anlamda bir devrim olduğunu söyledi. AB'den ABD'ye, tüm ülkelerde bu reformu anlattığında buna gıpta ile baktıklarını anlatan Babacan, reformun çok geniş bir sosyal mutabakatla gerçekleştirildiğine dikkat çekti. Babacan, şöyle dedi:

"Kanun tasarısının hazırlanmasında tüm kesimlerin mutabakatına başvuruldu. Türkiye'nin nüfusunun büyük bir kısmına hitap eden bu reformda çok geniş bir toplumsal mutabakat amaçlandı. Bizim bu reformda pek çok ülkenin karşı karşıya kaldığı durumdan farklı bir yapıya sahibiz. Türkiye'de genç bir nüfusa sahip. Buda Türkiye'ye bir fırsat pencerisi açıyor" diyerek, şöyle devam etti: "Abartarak söylemiyorum. Bu Sosyal Güvenlik Reformu Türkiye Cumhuriyeti tarihinde hatta dünyada sosyal güvenlik reformu literatürüne geçecektir. İçinde olduğumuz için bunun farkında değiliz."


BAŞESGİOĞLU: "SOSYAL TARAFLARIN ÖNERİLERİNİN YÜZDE 65'İ KARŞILANDI"

Konferansta konuşan Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Murat Başesgioğlu da, Türkiye'de işgücü piyasalarının para piyasaları gibi çok sıkı takip edilmesi gerektiğini söyledi. Türkiye'deki işsizlik verilerine göre işsizlikte çok küçük de olsa bir düşüş olduğunu kaydeden Başesgioğlu, "İşsizliği çözecek mucize reçete yok. Türkiye yakaladığı büyüme ile bu alanda iyi bir mevsim geçiriyor. Hem siyasi hemde ekonomik istikrar güven vermekte. Ancak ekonomik büyüme işsizliği öhlemek için yeterli değil. Ekonomik büyümenin işsizliğe 4'te bir yansıdığını görüyoruz. Bu sorun için daha büyük bir zamana ihtiyaç var. Hükümet olarak işsizliği azaltma konusunda duyarlıyız" şeklinde konuştu.

Başesgioğlu, ancak sosyal güvenlik reformu yapmanın kolay bir iş olmadığını belirterek, "Bütün zorluklarına rağmen hükümet olarak bu Sosyal Güvenlik Reformu yapma konusunda kararlığından vazgeçmemiştir" dedi.

Türkiye'de sosyal güvenlik reformunun görüşülmesi sürecinde yapılan itirazların en düşük seviyede gerçekleştiğine dikkat çeken Başesgioğlu, bunun sosyal tarafların, sendikaların eylem kabiliyetini kaybettiğinden değil, hükümetin, 3.5 yıldır reformu sosyal taraflarla birlikte hazırlamasından kaynaklandığını söyledi.

Başesgioğlu, Sosyal Güvenlik Reformu Tasarısı'nın hazırlanması sırasında sosyal taraflardan iletilen önerilerden yaklaşık yüzde 65'inin karşılandığını belirterak, şöyle devam etti:

"Makul görülen öneriler alınmıştır. Hiçbir önyargıya kapılmadan tasarıya monte edilmiştir. Şu anda noktası, virgülüne kadar bir uzlaşma yoktur. Hala sosyal tarafların üzerinde rezerv koyduğu, itiraz ettiği maddeler vardır. Ama biz de artık bugün geldiğimiz nokta itibariyle eğer bu sınırı daha da aşarsak tasarının içini boşaltacağımızdan endişe ediyoruz. Önemli parametrelerdeki değişlikleri içeren itirazların kabulü halinde bu tasarının içi boşalmış olur. O zaman 3.5 yıldır biz toplumu ve kamuoyunu boşa oyalamış oluruz. Belki de Cumhuriyet tarihinden bu tarafa reform kavramına, kelimesine en layık olan bu sosyal politika enstrümanımızı hiç kullanmayacak bir şekilde sadece yasalaşmış olarak kağıt üzerinde bırakırız. Korkumuz budur. Yoksa, sosyal taraflardan gelen bu önerileri kabul etmeyişimizin altında bir inat, bir karşı çıkış yoktur."


VORKİNK: "İSTİHDAM İÇİN REFORM PAKETLERİ GEREKLİ"

Programa katılan Dünya Bankası Türkiye Direktörü Andrew Vorkink ise, ekonomik büyüme gibi istihdamın hemen ortaya çıkmasının beklenemeyeceğini ifade ederek, aksine, hem devlet politika yapıcılarının hem de işveren ve işçilerin bilinçli kararları sonucunda gerçekleşeceğini kaydetti.

Vorkink, yatırım ortamı konusunda yararlı ilerlemeler kaydedilmesine karşın bazı engellerin hala olduğunu antarak, şunları söyledi: "Bir işletmenin tescil edilmesi ya da kapatılması ile ilgili masraflar, küçük firmaların uyum yüklerinin azaltılması, vergi rejiminde değişiklikler, Rekabet Kurumu`nun sorumluluklarının açıklığa kavuşturulması ve yargı usulleri gibi iyileştirilmesi gereken alanlar hala mevcuttur. İkinci olarak mali piyasaların işlerliğindeki iyileştirme ihtiyacı var. Türkiye'de özel sektöre sağlanan kredilerin hala uluslararası standartlara göre düşük seviyelerde."

Facebook Twitter Yahoo Google Linkedin Stumbleupon Delicious