Su Dünya'nın ortak sorunu

  • Giriş : 02.01.2007 / 00:00:00

2050'de dünya nüfusu 9 milyarı aşacak. 7 milyar insanın su kıtlığı yaşaması bekleniyor. Türkiye'de de su kaynakları giderek azalıyor.

Facebook Twitter
Yazı Boyutu:


Konya Jeoloji Mühendisleri Odası Başkanı Yrd. Doç. Dr. Tahir Nalbantçılar, dünyanın yüzde 70'ini kaplayan suyun sadece yüzde 0.3 gibi küçük bölümünün kullanılabilir ve içilebilir durumda olduğunu söyledi. Nalbantçılar, insanın doğaya müdahalesi nedeniyle ekolojik dengenin bozulmasına bağlı olarak su kaynaklarının giderek yok olduğunu ve kirlendiğini kaydetti. Nalbantçılar, şöyle devam etti: ''2050’de dünya nüfusu 9.3 milyara ulaşacak. 60 ülkede 7 milyar insan su kıtlığı yaşayacak. Susuzluk en büyük sorun olacak.''

TÜRKİYE SU FAKİRİ

Türkiye'nin, UNESCO'nun hazırladığı ''Dünya Su Gelişme Raporu''nda, su potansiyeli bakımından 45. sırada yer aldığını vurgulayan Nalbantçılar, dünyada su zengini ülkelerde kişi başına düşen su miktarı ortalama 10 bin metreküpün üzerinde iken Türkiye'de bu rakamın bin 570 metreküpte kaldığını bildirdi. Türkiye'de tarımsal sulama yüzünden su kaynaklarının giderek yok olduğunu anlatan Nalbantçılar, ''Sadece Konya Kapalı Havzası ele alındığında sorun çok net ortaya çıkıyor. Tarımsal faaliyetlerin ağırlıkta olduğu havzada 30 bin kayıtlı, 30 bin de kaçak kuyudan kontrolsüz su çekiliyor. Son yıllarda yeraltına inen su miktarının yaklaşık yüzde 50'den fazlası çekiliyor” dedi. Beyşehir Gölü'nün yok olma sürecine girdiğini, Tuz Gölü'nün yarı yarıya küçüldüğünü belirten Nalbantçılar, Konya Kapalı Havzası Su Yönetim Merkezi gibi birimlerle suyun kontrollü kullanımının sağlanması gerektiğini söyledi.

TOPRAK-SU DENGESİ

Dünyamızın üçte birinin karaların oluşturduğunu, üçte ikisinin ise sularla kaplı olduğunu hepimiz biliriz. Su, yerin merkezine doğru ne kadar derinliğe sahipse, toprak da yeryüzünden semalara doğru ona benzer, tersine olarak, yükselmiştir. Su ve toprak yeryüzünde denge unsuru olmaktadır. Acaba hiç düşündünüz mü? Niçin toprağın yoğunluğu (özgül ağırlığı) daha fazla, suyun yoğunluğu, ona göre, daha azdır. Bu belki de yeryüzünde suyun fazla, karaların az olmasındandır ve belki de dengenin sağlanması içindir. Bu yoğunluklar yer değiştirmiş olsa idi, dünyanın dengesi kalır mıydı? Suyu kana kana içen, içip de muhafaza görevini yüklenen toprakta hiç oburluk görülmüş müdür? İçine aldığı suyu bin bir itina ile saklar ve susuzluk günlerinde kullanılmak üzere bekletir. Toprağın ihtiyacı sadece su ve hava mıdır? Kim bilir daha nice şeylere muhtaçtır. Ömrü boyunca vücudunun % 60-70’inin su olarak kaldığı, her gün 2,5-3 litre suyun vücudundan atılıp, yerine yenisinin konduğu; hücrelerinin içinde hassas ölçülerle saklanıp onların canlı kalmasının sağlanmasına yardım eden, kanımız içindeki hücrelerin gezip yol alması ve hizmet görmesinde vazife alan ve burada bile hassas miktar ve basınçta bulunan su nimetini bize veren, her dakika 16-20 defa atmosferdeki oksijen ve azotun ciğerlerimize girmesine, ve karbondioksit zehirinin vücudumuzdan dışarı atılmasına ve böylece trilyonlarca hücrenin canlı kalmasına müsaade eden O Zât’a, insan olarak, toprak kadar şükredebiliyor muyuz?

Facebook Twitter Yahoo Google Linkedin Stumbleupon Delicious