Su hayat kurtarır

  • Giriş : 02.02.2006 / 00:00:00

Uygunsuz su kullanımı nedeniyle dünyada bir çok insan ortaya çıkan sağlık problemleri yüzünden hayatını kaybediyor.

Facebook Twitter
Yazı Boyutu:


Bu sebeple, sağlığımızı ve gezegenimizi korumak için güvenilir suya olan ihtiyacımızın giderek arttığını sürekli vurgulamak gerekiyor. Yeryüzünde her yıl çoğunluğu çocuk olmak üzere 2 milyon insan, uygunsuz su kullanımı ve kötü hijyenik şartlar neticesinde ortaya çıkan bağırsak enfeksiyonları nedeniyle hayatını kaybediyor. Ayrıca, kronik flor eksikliği ve benzeri pek çok durum, su ile ilgili ciddi birer sağlık problemi haline gelmiş bulunuyor. Dünyanın pek çok bölgesinde, Hepatit A ve sıtma da ciddi birer sağlık problemi olarak ehemmiyetini koruyor. Bu sağlık problemlerini engellemek, ancak kullanılabilir su kalitesini artırmak ve sağlık şartlarının iyileştirilmesini sağlamak ile mümkün olacaktır.

Vücudun ana maddesi
Susuz birkaç günden fazla canlı kalamayan insanoğlunun ağırlığının ortalama yüzde 60 ila 70’i sudan oluşuyor. Su ayrıca, ikinci bir dolaşım sistemini oluşturan lenfatik sistemin de (beyaz dolaşım sistemi) ana maddesidir. Sindirim sistemi içinde yer alan ve yiyeceklerin sindirilmesinde rol alan birçok maddenin de içeriği büyük oranda sudur. Vücudumuzdan artık ve zehirli maddelerin atılmasında önemli rol oynayan su, idrar yolları sistemi için de büyük öneme sahiptir. Özellikle eklemlerin rahat hareket etmesi için yağlayıcı bir özellik gösteren su, gözlerimizde, burnumuzda, boğazımızda bulunan salgıların ve salyanın da temel maddesidir.
Bütün faaliyetlerin eksiksiz olarak yapılabilmesi için gerekli olan suyun vücuda mutlaka verilmesi gerekiyor. Zira bizler, gün boyunca idrar, ter ve solunumla sürekli su kaybederiz.

Hastalıkların panzehiri
Su kaybının artması ve kaybedilen suyun yerine konulmaması durumunda, önce susama, sonra sırasıyla ağız kuruluğu, halsizlik, baş ağrısı, vücut ısısında artma, sık soluma, kalp atım sayısında artma, kas krampları, şuur bulanıklığı ve komaya kadar giden belirtiler ortaya çıkabilir. Yetersiz su alan böbrekler, zararlı maddeleri yoğun bir idrar çıkararak atmaya çalışır, ancak bu denli yoğun idrar çıkışı, idrar yolu iltihaplarına, kum ve taşların oluşumuna yol açabilir. Bağırsaklar ise az gelen suyun olabildiğince fazlasını kullanmak için daha bol sıvı emerler, ki bu da sürekli kabızlık sebebi olabilir. durumunda kan koyulaşacağı için, tansiyon düşmesi ve dolaşım yavaşlaması görülür.


Bol bol için!
Vücuttan kaybedilen suyun yerine konulması ise son derece kolaydır. Bunun için en basit ve etkili yöntemi uygulamayı, yani su içmeyi ihmal etmemektir. Ayrıca birçok meyve ve sebze de bol miktarda su içermektedir. Çay, kahve ve benzeri içecekler her ne kadar bol miktarda sıvı içerseler de, içeriklerindeki kafein, tein gibi aktif maddelerin idrar söktürücü etkisi nedeniyle susuzluğumuz daha da artar. Bu nedenle, vücuttan kaybedilen suyun yerine konmasında öncelikle tercih edilecek en güvenilir sıvı su olmalıdır. Güvenilir derken; temiz, içeriğinde olması gereken flor, magnezyum gibi mineralleri yeteri kadar barındıran, ağır metal ve kimyasal madde içermeyen bir sudan bahsediyoruz. Suyun özellikle aç karnına, yemeklerden önce ve yemeklerden sonra içilmesi, emilimini kolaylaşırması, dolayısıyla vücudun faydalanımını artırması nedeniyle çok önemli. Sudan optimum faydayı ancak böylelikle sağlayabiliriz. Yeterli su alımı iştahımızı azaltır, vücuttaki yağların daha kolay yanmasına yardımcı olur, ödemi engelleyici etkisi vardır, enerji ihtiyacınızı dengeler, yorgunluk hissine mani olur, toksin maddelerden daha kolay ve çabuk arınmamızı sağlar ve kabızlığı önler. Saydığımız bu yararlarıyla su, şişmanlık mücadelesinde uygulanan beslenme şekillerinin hepsinde de kilit bir görev üstlenmektedir.

Şişmanlatmaz
Vücutta depolanmış yağlar kilo verme programları ile yakılırken, vücuda su alma oranında artış olması gerekir. Bilinçsizce uygulanan zayıflama programları neticesinde, yağın dışında yağsız vücut kitlesinde, yani kas ve suda da kayıp oluşur. Kaybedilen kilo, kısa sürede yağ olarak geri alınır. Bunun sebebi, vücudun kendisinden beslenmeye başlamasıdır. Kişinin vücut ağırlığının yüzden 50-60’ının su olması gerekirken, obezlerde yağ oranı arttığından, su oranında anlamlı düşüşler görülür. Bu olumsuzlukların oluşmaması için, yakılan her bin kalori için yaklaşık 1 litre suya ihtiyaç vardır. Günümüz zayıflama metotlarında yapılan en büyük hatalardan biri, yağ kaybı yerine su kaybının tercih edilmesidir. Bu tür durumlarda, azalan su oranı nedeniyle kalp normalden daha fazla çalışmaya başlar, soluk almada güçlük oluşur, yorulma süresi kısalır.

Facebook Twitter Yahoo Google Linkedin Stumbleupon Delicious