Su uyur, çeteler uyumaz

Su uyur, çeteler uyumaz.57553
  • Giriş : 15.06.2007 / 23:39:00

Gazetelerde, '2. Susurluk Vakası' başlıklı haberlerden geçilmiyor.

Facebook Twitter
Yazı Boyutu:


Üstünü ne kadar örtmeye çalışırsanız çalışın, bir ülkede anayasal düzene aldırmadan harekete geçip yasa dışı işler yapmayı görev bilen bir örtülü örgütlenme varsa, o örgüt varlığını bir biçimde -ama mutlaka- belli eder. Ya bir kaza olur öğrenirsiniz varlığını, ya da tesadüfen basılan bir evde bulunan bombalarla… Su uyur, çeteler uyumaz…

Geçen hafta ikisi birden yaşandı bu tesadüflerin; önce Afyon/Dinar'da bir cip bir kamyona çarptı, ardından da İstanbul/Ümraniye'de bir gecekonduya baskın düzenlendi. Dinar kazasında cipten suikast silâhları, uyuşturucu ve inanılmaz rakamlara erişen çekler çıktı; Ümraniye'deki evde de daha önce bazı eylemlerde kullanıldığı türden oldukları anlaşılan el bombaları ve TNT kalıpları bulundu. Kazada hayatlarını kaybedenler işadamı görüntülü bazı tiplerle bir emekli başkomiserdi; Ümraniye'deki ev de Danıştay'a saldırıp yargıçların üzerine kurşun yağdıran avukatın ideolojik yakını birine ait...

Gazetelerde, birkaç gündür, 'İkinci Susurluk Vakası' başlıklı haberlerden geçilmiyor…

Susurluk, artık hepimiz ezbere biliyoruz, devlet içinde yuvalanmış çetelerin varlığını gözlere sokmuş bir olaydı. Meslekî hayatı hassas görevlerde geçmiş bir Emniyet müdürü, 'tetikçi' olduğu bilinen bir kanun kaçağıyla aynı aracın içindeydi ve aracın üçüncü yolcusu da bir milletvekiliydi. Otomobilde çok sayıda silâh yanında gizli belgeler de vardı. Dönemin (Kasım 1996) hükümeti, Susurluk adıyla özdeşleşen 'çete' kavramının ne anlama geldiğini tam keşfedemedi, basit bir olay sandı ortalığa saçılan belgeleri ve… Ve çetelerle mücadeleyi göze alamayan hükümet yerinde kalamadı…

Ak Parti için 'İkinci Susurluk Vakası' aslında daha önce yaşandı; bir kitabevine bomba koyanlar (Kasım 2005) iş üzerinde yakalandılar Şemdinli'de. Resmî kimlikleri vardı eylemcilerin ve himayeye mazhar oldukları da belliydi. Emniyet ve yargı olayın üzerine gitti, ama siyasî destek alınamadığı için fazla başarılı olunamadı. Olayın tertip boyutu, eylemi planlayanlar ve amaçları az buçuk bilindiği halde, Şemdinli, AK Parti ve hükümeti için beklediği önemi bir türlü yakalayamadı. Ayrıntılı bir iddianameyle olayın boyutlarını sergileyen savcının meslekten ihracına da göz yumdu hükümet…

Danıştay saldırısı (mayıs 2006) da, hemen her bakımdan, yeni bir 'Susurluk Vakası' gibiydi. Eylemcinin bağlantıları çete yapılanmasına işaret etmekteydi. Dalları budaklarıyla ortaya çıkan bu yapılanmanın üzerine de gitmedi AK Parti ve hükümet. Hükümetin, şimdilerde sağda-solda patlayan bombalar, cami avlularında yapılan protesto gösterileri ve siyasetin alanını daraltan diğer girişimlerin kaynağını anlamakta zorlanması bu yüzden şaşırtıcı...

Dinar ve Ümraniye'de tesadüfen kendini belli eden yeni Susurluklara acaba nasıl bakıyor AK Parti ve hükümet? Bunları çek-senet tahsil eden sıradan haydutlar, ya da bidonlarda kıymetli eşya ararken el bombası bulan çöp karıştırıcıları olarak görüp arkasını bırakacak ve birilerinin devreye girip her iki olayın üstünü örtmesine müsaade mi edecek? Yoksa kendisini iktidardan etmeye çalışanların uzantısı olduğunu nihayet fark edip bütün bağlantılarıyla çete yapılanmasının üzerine mi gidecek? Hangisi?

İlk yolu tercih ederse her gün daha da artan bir baskıyla varlık sebebini yitireceğini, ikinci yola başvurursa üzerine yıldırımlar yağdırılsa bile sonunda üstün geleceğini bilmem söylemem gerekir mi?

Çeteler varsa ülkemizde, siyasetin önünü kesmek ve siyasetçinin nefesini kesmek için var…

FEHMİ KORU - YENİ ŞAFAK

Facebook Twitter Yahoo Google Linkedin Stumbleupon Delicious