'Sünnet mutlaka hastenelerde yapılmalı'

  • Giriş : 20.04.2006 / 00:00:00

Uludağ Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk Cerrahisi Ana Bilim Dalı Çocuk ürolojisi Bilim Dalı öğretim üyesi Prof. Dr. Emin Balkan, sünnetin önemli bir ameliyat olduğunu belirtti.

Facebook Twitter
Yazı Boyutu:


Halen pek çok sağlık kurumunda lokal ve genel anestezi ile sünnet yapıldığına dikkat çeken Prof. Dr. Balkan, son yıllarda kullanılacak anestezi şeklinin de genel anestezi olması gerektiği konusunda artık bir fikir birliği oluştuğunu belirtti. Balkan şunları söyledi: "Eskiden, özellikle ilk bir ay içinde yenidoğanın Ağrı duymayacağı düşüncesiyle anestezisiz sünnet yapan cerrahlar mevcutken, yoğun klinik araştırmalar bu tezin yanlışlığını ortaya koymuş ve bugün, anestezisiz sünnet yapma görüşü bilimsel olarak reddedilmiştir. Toplu sünnetlerde her çocuğa gerekli duygusal ve teknik özenin gösterilmesi, her çocuk için ayrı steril alet temini zordur. Kargaşa ortamında hatalı sünnet, enfeksiyon ve diğer komplikasyonların oluşma ihtimali daha fazladır. Bu sebeplerle, toplu sünnet uygulamasından kaçınmak gereklidir"

DÜNYA ERKEKLERİNİN YÜZDE 25'İ SÜNNET EDİLİYOR

Prof. Dr. Balkan, sünnetin; glans penisi örten prepisyum adı verilen sünnet derisinin belirli şekil ve uzunlukta cerrahi yolla kesilerek alınması ve penis uç kısmının açığa çıkarılması işlemi olduğunu anlattı. Prof. Dr. Balkan, sünnetin çok uzun zamandır uygulanan bir gelenek olması yanında, dünya üzerinde en çok uygulanan cerrahi işlemi olduğunu kaydetti. Balkan, Tüm dünyadaki erkeklerin ortalama yüzde 25'inin dinsel, kültürel, tıbbi ya da ailevi şeçim dolayısıyla sünnet edildiğine dikkat çekti. Balkan, sünnet derisinin geri çekilememesinin küçük yaş gruplarında fizyolojik olduğunu vurguladı.

Balkan şöyle devam etti: "Çoğunlukla hekimlerin yanlış yönlendirmeleri ve aile bireylerinin yanlış tutumlarıyla prepisyumun retrakte edilmeye çalışılmasıyla ağrıyla birlikte prepisyumda laserasyon, yırtılma ve kanamalarla prepisyun ucunda aşırı skarlaşma oluşur. Oluşan bu skarlı doku halkası fimozis olarak adlandırılır. Diğer edinsel nedenler; balanopostit atakları, kötü hijyen ve sünnet sonrası aşırı nedbe dokusudur. Fimozisin ancak yüzde 5'i konjenitaldir. Prepisyum ucunda oluşan ve retraksiyonu egelleyen dairesel skar varlığında prepisyum zorlanarak retrakte edilirse fimotik halka glansı boğabilir. Bu durum penisin sekonder ödemine, ağrıya ve idrar retansiyonuna neden olarak acil cerrahi müdahale gerektirebilir. Bu durum sıklıkla elle redükte edilebilir. Daha sonra elektif koşullarda sünnet yapılır. Elle redüksiyon gerçekleştirilemezse acil sünnet yapılır. Sık idrar kültürü alınması gereken veya konservatif takipteki vezikoüreteral reflülü hastalarda sünnet yapılmasında fayda vardır. Anatomik bozukluk saptanamayan üriner sistem enfeksiyonlu çocuklarda sünnet önerilmektedir. Sünnetli çocuklarda üriner sistem enfeksiyon oranı yüzde 0.1 - 0.2 iken sünnetsizlerde bu duruma yüzde 1.1 - 4.2 oranında rastlanılmaktadır.".

SÜNNET İDRAR YOLLARI ENFEKSİYONLARINI 10 KAT AZALTIYOR

Prof. Dr. Emin Balkan, sünnet derisinin ağzı dar ise (fimozis), buna bağlı idrar yapma güçlüğü ve arkasından enfeksiyon, daha ileri dönemlerde ise tıkanıklığa bağlı yukarı idrar yollarında önemli sorunlar ortaya çıkabildiğini, sünnet yapılarak bu darlığın giderilebildiğihni dile getirdi. Sünnetin penis kanseri gelişme riskini azaltttığını, cinsel yolla bulaşan hastalıkların geçişini önlediğini (AIDS gibi), sünnetli kişilerin partnerlerinde serviks kanseri riskinin azaldığını açıklayan Balkan, sünnetin idrar yolları enfeksiyonlarını 10 kat azalttığını belirtti.

Sünnetin sakıncalarına da değinen Balkan, kanama diyatezi olan çocuklarda sünnet mümkünse uygulanmamasını tavsiye etti. Sünnetin nasıl ve ne zaman yapılması gerektiği konusunda da bilgi veren Balkan şunları söyledi: "Sünnet önemli bir ameliyattır. Toplu sünnetlerde her çocuğa gerekli duygusal ve teknik özenin gösterilmesi, her çocuk için ayrı steril alet temini zordur. Kargaşa ortamında hatalı sünnet, enfeksiyon ve diğer komplikasyonların oluşma ihtimali daha fazladır. Bu sebeplerle, toplu sünnet uygulamasından kaçınmak gereklidir. İdeal olanı; sünnetin çocuk cerrahları ya da çocuk ürologları tarafından yapılmasıdır. Ancak pratik uygulamadaki zorluklar ve bazı toplumsal gerçekler dikkate alınarak, sünnet konusunda eğitimli ve deneyimli hekimler tarafından bu işlemin yapılabileceği kanaatindeyiz. Uygun sünnet yaşı ile ilgili tartışmalar sürmekle beraber, kastrasyon fobisinin yaratacağı olumsuzluklardan etkilenmemek için 3-6 yaşlar arasında sünnetten olabildiğince kaçınılması tavsiye edilir. Çocukta ciddi psikolojik yaralanma oluşturan bu yaşlardan önce veya sonra sünnet yapılabilir."

Facebook Twitter Yahoo Google Linkedin Stumbleupon Delicious