Susurluk'tan sonra beklenmemeliydi

Susurluk'tan sonra beklenmemeliydi.11733
  • Giriş : 13.01.2009 / 06:00:00
  • Güncelleme : 12.01.2009 / 23:53:22

Tuncay Güney’in 10. Dalga operasyonu ve gelişmeleri ile ilgili yorumları ve görüşleri...

Facebook Twitter
Yazı Boyutu:


Haber Özel, Ergenekon operasyonunda Kara Kutu adlandırılan Tuncay Güney'i, Kanada'da bulup görüşmeyi başardı.

Son dalga ile ergenekon soruşturmasında hangi aşamaya gelindi?

Bir ilerleme kaydedildiği gözleniyor. Fakat geçmişte de Ergenekon Susurluk'un babası demiştim. Birçok açıklamalarımda birçok gizli mesaj vermiştim. Bu mesajlar anlaşılabiliyor mu bunu bilemiyorum. Evet Susurluk'un babası Ergenekondur. 10. dalga operasyonunu en iyi gözlemleyenler sizler olacaksınız çünkü bire bir yaşıyorsunuz.

Peki Ankara ve Hatay'da yapılan kazı çalışmalarını nasıl değerlendiriyorsunuz ?

Türkiye'nin üstü Cumhuriyet altı derin Cumhuriyet olduğu ortaya çıkıyor. Oysa Susurluk kazasından sonra yıllarca beklenildi eğer beklenmeseydi. Ve benim yakalanmamadan 2001'den bu yana 7 yıl geçti bu yıl 8. yılı belki de çok daha önce bu işler ortaya çıkacaktır.

Sizce nerede zaman kaybedildi?

Türkiye 7 yıldır eğer operasyon ciddi bir anlama taşınacak idiyse 7 yıl önce başlamalıydı. Oysa herhangi bir çalışma yapılmadı. Susurluk'unda üstünün kapatıldığını hep beraber gördük.

Birkaç ismin etrafında dolanan bir organizasyon olarak sunuldu Susurluk öyle değil mi?

Evet

Peki son olarak bulunan silahlar Susurluk'un kayıp silahları mıydı?

Susurluk'u sadece kendi başına değerlendiremeyiz. Eğer Susurluk'u kendi başına değerlendirirsek kısırdöngüye girmiş oluruz. Ergenekon da dikkat ediyorsanız Türkiye'de sadece Türkiye'nin Misak-ı Milli sınırları içine sıkıştırılmış küçük bir hareket olarak tanıtılıyor. Bunu da bilinçli olarak yapıldığını görüyorum. Her taraftan çok değişik, bilgi kirliliği ve servis yapıldığını görüyoruz. Ve artık olaylar Türkiye'nin sınırları içine sıkıştırılmaya çalışılıyor.

Uluslararası aktörler var diyorsunuz. Kim bu aktörler?

Bu konuda herhangi bir açıklama yapmak istemiyorum. Bu manada ben sadece ilişkilerimi söylemiştim geçmişte. Yapmış oldukları faaliyetleri zaten yurtdışından göreceksiniz. Daha önce gezmiş oldukları seyahatler konferanslar Ortadoğu üzerindeki çalışmaları, ya da Azebaycan üzerindeki çalışmaları Rusyadaki faaliyetleri doğru bu şekilde bakılabilir. Ama hiçbir kimse yurtdışı bağlantılaına ilişkilerine, özellikle Ortadoğu üzerinde yapmış oldukları yanlışlıklara siyasi yanlışlıklara bakmak istemiyorlar. Bundan dolayı, herşey kısırdöngüye girmiş durumda bugün.

Soruşturma için hala umudunuz var mı? Şu anki gelinen noktayı olumlu niteliyorsunuz, doğru mu?

Tabi ki fakat Türkiye'de biliyorsunuz ki sistem ikili ilişkelir ile ilerliyor. Bu Ortadoğunnu kaderinde var. Hukuk veya da demokrasi işliyor mu buna bakmak lazım. Oysa ben Demokrasi için bir adım atılması taraftarıyım. Umutlu olmak, demokrasiye karşı olmak monarşiyi isteyenler diye ikiye ayrılmak lazım. Bugün Türkiye'de monarşinin veya gizli diktatörlüğün devamını isteyenler var. Ve demokrasi için bir adım atalım diyen gruplar var. Oysa ben ülkemin batıdaki gibi Kanada'daki gibi medeniyet seviyesine çıkmasını taleb ettim. Bu operasyonda da isteğim budur. Birilerini cezalandırmak değildir. Oysa Türkiye'deki siyasi ve politik çıakışlar tam tersi karanlık bir Türkiye monarşiyle yürütülen bir Türkiye mi, hayır demokrasi için bir adım mı atalım diyenler mi? Oysa Türk basınını da halen monarşi bir gizli diktatörlük isteyen kimselerin maskeleri ortaya çıkmıştır.

Yani demokrasi dışı faaliyetleri destekleyenler mi var?

Evet. Ergenekon aslında herkesin üzerindeki net maskelerini düşürdü. Riyakârlıklarını ve halka kimin hizmet ettiğini kimin hizmet etmediğini ortaya çıkardı. Monarşi ve diktatörlük isteyenler her yere saldırıyorlar. Yapmış oldukları hata bu. Psikolojik savaşta kaybediyorlar ve kendi kendilerini deşifre ettiler.

Kayıp cesetlere ulaşılabilecek mi sizce?

Ölüler artık kendilerini savunamazlar. Cesetlerden ne elde edilir. Peki cesetlerden, cesetler bulunabildiğinde ne elde edeceğine bakmak lazım, katilin veya arkasındaki ellerin isimleri cesetlerin üstünde yazmıyordur tabiki. Ben de ne elde edilebileceğini merakla bekliyorum. Ceset bulunabilir fakat kendini savunamaz. Söyleyecek bir cümleleri yoktur.

Peki İbrahim Şahin'in tutuklanmasını Ergenekon'un hangi aşaması olarak değerlendiriyorsunuz?

Geçmişte almış olduğu ceza var biliyorsunuz ki. Fakat Ergenekon ile Susurluk birbirlerini kardeş grup olduklarını deşifre edilmesi amacıyla İbrahim Şahin'in tekrar tutuklanmasıyla görülmelidir. Fakat neler konuşacakları neleri itiraf edecekleri önemlidir. Mahkemeye dikkat ederseniz hiç kimse ifade vermiyor. Sadece manipüle ediyorlar. Fakat bizim halkımız biliyorsunuz ki, altınlarını çeyiz sandığına koyarlar. Herşeylerini yastıklarının altına koyarlar. Buradan bakmak lazım meseleye. Bir köyde cinayet işlediğinde gider kendi tarlasına gömer, komşunun tarlasına gömmez. Çünkü kendini daha güvende hisseder. Kendi mülküm olarak algılayabiliriz.

1 numaraya yaklaşıldı mı sizce?

Ben 2 numaranın daha önce de söylemiştim Karl Marks ve Angels benzetmiştim. Dikkat ederseniz bu cümleyi kullandıktan sonra 1 numara ve 2 numarayı beraber ve birlikte görülmesi gerekir. Dikkat ederseniz 1 numarayı ve 2 numarayı Karl Marks ve Angels olarak iki kominist liderden örnek vermiştim. Mesajı alanlar çirkince saldırılara ve yalan bilgilere dedikodudan ileriye gidemeyecek bilgiler ile yayın yapmaya başladılar ve bu Türkiye'nin en büyük gazetesi olarak kendini lanse ediyor. Bu oysa mesajı kendileri direkt almışlar telaşlandılar panik atak yaparak kendi kendilerini mahkemeye şikayet eder duruma getirdiler. Bunun adına da özgür basın deniyor. Oysa ben bilfiil Ertuğrul Özkök beye mesaj veriyorum.

Tuncay bey, şu anda Ertuğrul bey burada yok kendisini savunma imkanı da mümkün değil.

Kendisi, bende Türk gazetelerinde aynen böyle kendimi savunacak bir ortam olmadan yayın yapıyor. (Konuşmalar karışıyor)

Ama biz aynı durum içerisinde kalmayalım.

Siz Bedrettin Dalan'ı içeri alabiliyorsanız, Veli Küçük ile Adil Serdar Saçan ile oturduğu için; Ertuğrul Özkök de Veli Küçük'ü telefonla ilk arayan gazeteci. Ve Susurluk'ta ve bu konuda Susurluk'u açacaksanız; Çatlı'nın Mehmet Özbay olduğunu, Mehmet Özbay'ın Çatlı olduğunu ilk kez Veli Küçük'e bildiren Ertuğrul Özkök'tür. Aslında herşey çok net.

Peki bürokrat ve siyaset ayağında neler olabilir. Bundan sonraki dalganın hedefi bu isimlerden olabilir mi?

Siz nasıl biraz önce bana Ertuğrul Özkök ile konuşmamamı talep ettiyseniz. Bende aynı şekilde bürokrat ve siyasetçi soruşturması eksik mi kaldı sorunuzu sormamanızı talep edeceğim.

Yazılı ifadenizin alınacağı söylendi, ifadeniz alındı mı?

Yazılı ifade konusunda yine aynı gazete, kendisi Türk hukununu rencide etmiştir ve küçük düşürmüştür. Öncelikle benim ifadem basında ve bu gazete de dün manşet aldığı gibi: “Yanlış adrese gitmiştir” başlığı ile, bu Türk hukununu rencide etmiştir. Çünkü biliyorsunuz ki hukukta diplamasi de konu, dosya Türk Adalet Bakanlığına gider. Oradan Dışişleri Bakanlığı'na birlikte dosyayı Kanada Adalet Bakanlığına iletirler. Benim ev adresime herhangi bir soru gelmesi böyle birşey yanlıştır ve olmamıştır. Olmayacaktır da savcılık veyahut Adalet Bakanlığı benim mektup arkadaşım değildir. Bu gazete, Hürriyet bunu yaparken bilfiil bilinçli olarak Türk hukununu zayıf göstermiştir.
Peki Türkiye'ye dönüp bildiklerinizi paylaşma niyetiniz var mı?

Ben Türkiye'ye dönmeyeceğimi söyledim geçmişte de.

Peki bildiklerinizle adalete nasıl yardımcı olmayı düşünüyorsunuz?

Ben bir şey anlatmıyorum gazetelere dikkat ederseniz. Sadece konuşuyorum. Türk halkı nasıl 500 kelimeyle Türkçe konuşuyorsa ben de aynı şekilde Türkçe konuşuyorum ama sadece konuşuyorum. Bilgi vermiyorum. Bunun dışında sadece kendimi savunuyorum.

Baykal'ın operasyonların siyasallaştığını söylemesi hakkında ne söyleyeceksiniz ?

Ben geçmişte bu harekete operasyona Cesur Hırsızlar Partisindekileri ayıklanmasıyla başlanmasını bildirmiştim.

Bu operasyonların 28 şubat rövanşı olarak düşünenler var.

Bu konuda bir yorum yapmam yanlış olur. Bu konuda herhangi söyleyebilecek bir şeyim yok.

Kanada gazetesi James Bond tanımlaması yaptı. Siz kendiniz James Bond gibi mi görüyorsunuz?

Evet James Bond, bir dul kadın çocuğudur. Ben de bir dul kadın çocuğuyum. Türkiye'deki bir takım görevli gazetelere servis yapanlar ilk CIA ve Mossad ajanı dediler. Bu tutmadı. Sonra MİT dediler Jitem dediler bu da tutmadı. Hiçbirisinin ilgili yok.

Peki kimsiniz o zaman herhangi bir örgütle bağlantınız yok mu?

Hayır hiçbir örgütle bağlantım yok. Kanada gazetelerine aynı Türk gazeteleri bunu söylüyor diye bana sorduğunda ben de James Bond benim yanımda bir hiç, gölgede kalır dedim.

MİT'le bir bağlantınız oldu mu? Mehmet Eymür'le..

Hayır ben Mehmet Eymür'ü hiç yüz yüze görmedim. Ve geçmişte de bu açıklamayı sayın Eymür'de yaptı. Ben de yaptım, kendisi televizyon programında açıkladı Uğur Dündar'ın programında. Ben de 32.güne telefonla bağlantı yapmıştım, o zaman da birbirimizi tanımadığımızı söylemiştim. Ben hiçbir şekilde Eymür'le bir ilişkim ve görüşmem olmadı.

Yani Türkiye'deki hiçbir istihbarat birimiyle ilişkiniz olmadı.

Uluslararası istihbarat örgütleriyle de herhangi bir bağlantım bir ilişkim yoktu.

Bu kadar bilgi ve belge size nasıl ulaştı ?

Türk gazeteleri bana karakutu diyor. Geçmişte de söyledim ben, iyi bir araştırmacıyım belki de birçok şeyi araştırıp, dosyalayan biriyim. Aynı şekilde bu günde çalışmalarımı aynı şekilde dosyalıyorum, arşivliyorum. Ve perde arkasını araştırıyorum. Ben gazete ve tv'lere çıkan haberleri tersinden okuyorum ve tersinden dinliyorum. Sonra döküman ve belgelere ulaşıp, gerçekleri öğrenmeye çalışan birisiyim. Bu belgeleri böyle ele geçirdim. Tabi bu belgeler elime gelirken bir takım kimselerle görüşmeler yaptım. Belgeleri alabilmek için bu bir gazeteciliktir. Bazı gazetecilere geldiği halde yayınlamadılar. Bazı televizyoncular da Ergenekon'u biliyorlardı, siyasiyeler de biliyolardı. Fakat hiçbirisi ne yayınladılar ne de deşifre ettiler. Herhangi bir cesur duruş sergilemediler oysa ben cesur bir duruş sergiledim. Bana yapılan yanlış devletin emniyet müdürü yaptı, Adil Serdar Saçan bey işkence yaptı. Eğer işkence olmasaydı daha farklı olabilirdi. Ama işkence ruhumu kararttı.

Peki bir öç alma duygusu var mı sizde?

Dikkat ederseniz ben işkenceden sonra ABD'ye kaçtım ve 7 yıl konuşmadım. Bugün de devletle hiçbirşey paylaşmadım. Bu günde dikkat ediyorsanız konuşmuyorum, ama o günde söyledim bugünde söylüyorum o işkencenin intikamını alacağım. Bu yolda devam edeceğim. Evet intikam alıyorum

Bu intikam diğer açıklamalarınıza bulaştı mı?

Hayır ne Doğu Perincek ne General Veli Küçük ne de diğer insanlar içeridekiler ben kendilerinden işkence görmedim. Geçmişte benim kişilik haklarıma hakaret görmedim. Fakat Adil Serdar Saçan kişilik haklarıma, değerlerime ailelerime küfür ettiği gibi aynı şekilde...

Tuncay Bey burada Adil Serdar Saçan'ı savunmak için demem ama. Benzer iddiada bulunan birçok kimse bu konuda adli makamlardan hakkını aradı.

Siz niçin bu noktada adalete başvurmadınız?

Bu soruyu sorarken dahi sizin bu sorunun, soruyu inanarak sorduğunuza inanmıyorum. Çünkü Türkiye'de geçmişte faili meçhul cinayetler olmuştur, failleri bulunmamıştır. İşkenceler olmuştur, bir sonuca varılmamıştır. Zannediyorsunuz ki Türkiye'de özellikle böyle bir algı var Dünya Türkiye'nin etrafında dönüyor zannediliyor. Böyle birşey yok. Ayırca geçmiş dönemde böyle bir hizmet de yoktu. Eğer böyle bir hizmet olsaydı ilk başvuranlardan biri ben olurdum bundan emin olun, ABD'ye kaçmazdım.

Ergenekon soruşturmasında yeni operasyonlar beklenebilir mi?

Bu konuda en iyi adalet Bakanlığı savcılık mahkeme karar verecektir. Bunu benim bilmem imkânsız.

Ama atılması gereken adımlar olduğuna inanıyorsunuz.

Evet ben demokrasi için adımlar atılması gerektiğine inanıyorum.

SHOW TV - HABER ÖZEL

Facebook Twitter Yahoo Google Linkedin Stumbleupon Delicious

*

*


*