Taha Akyol yazdı: Yargı durumdan vazife çıkardı

Taha Akyol yazdı: Yargı durumdan vazife çıkardı.14644
  • Giriş : 29.06.2007 / 09:25:00

Anayasa Mahkemesi "367 kararı"nın gerekçesini açıkladı.

Facebook Twitter
Yazı Boyutu:


Karar gibi gerekçe de hukuk tarihine geçecek niteliktedir. Hem mantığıyla ve mantık çelişkileriyle, hem de 'karşı oy' yazılarıyla ve 'ek gerekçe'leriyle bu kadar renkli bir "gerekçeli karar"ı mahkeme tarihinde bulmak zordur.

Ancak uzun ve karmaşık 'temel kanun'lara ilişkin gerekçelerde görülebilir bu çeşitlilik!
Sayın Sezer tarafından atanmış 7 sayın üye aynı görüşü paylaşıyor; bunlardan ikisi, kararın gerekçesiyle de yetinmeyerek 'ek gerekçe' yazmış.

Önceki cumhurbaşkanları tarafından atanmış 4 sayın üye ise farklı görüşlere sahipler.
Basında çıkmıştı, oylama sırasında televizyonlar da sormuştu, "Sezer'in atadığı üyeler çoğunlukta, iptal kararı çıkar diyorlar?.."

Verdiğim cevapta Mahkeme'de böyle bir gruplaşma olamayacağını söylemiştim; bu kanaatimi elbette koruyorum. Ama şu da gözüküyor ki Sezer, aynı görüşleri paylaşan üyeleri atamış.

Yetki gasbı

Olabildiğince sadeleştirirsek iki temel konu var: Bir; Anayasa Mahkemesi'nin Cumhurbaşkanı seçimini denetleme yetkisi var mı? Buna "şekil" veya "usul" unsuru diyoruz. Hukukun evrensel kuralıdır: "Usul, esastan önce gelir."

İkincisi; "esas" meselesidir: Anayasa'nın 102. maddesi Cumhurbaşkanı seçimi için ilk toplantıda 367 üyenin bulunmasını gerektiriyor mu, yoksa 184 üye yeterli mi?
Sezer'den önce atanmış iki sayın üye, Tülay Tuğcu ve Fulya Kantarcıoğlu, Anayasa Mahkemesi'nin bu davaya bakamayacağını, çünkü Cumhurbaşkanı seçimi oylamasında iddia edildiği gibi bir "iç tüzük ihdası"nın bulunmadığını, davanın "şekil" yönünden reddi gerektiğini belirtiyorlar. Diğer sayın üyeler Haşim Kılıç ve Sacit Adalı da davanın reddi gerektiğini yazıyorlar.

İşte Anayasa Mahkemesi'nin "yetki gasbı" yaparak kendisine yetki yarattığı alan buradadır: Anayasa'ya göre tamamen yasama organına ait bulunan "iç tüzük" ve "Meclis kararları" konusunda, Yüksek Mahkeme kendisini yetkili kılmıştır! 'Karşı oy' yazılarında da bu gerçek açıkça anlatılıyor.

Hukukçu yazar Oktay Ekşi de Yüksek Mahkeme'yi eleştirirken "durumdan vazife çıkarmak" terimini kullanıyor, haklı olarak.

Tek taraflı

Gelelim "esas"a, yani 102. maddenin 367'yi şart koşup koşmadığı meselesine...
Evvela, Mahkeme'yi yetkisiz görerek davanın reddini isteyen üyelerin, "esas"a gelince iptal görüşüne katılmaları bir çelişkidir.

İkincisi, Mahkeme çoğunluğu, "367 oy gerekir" diye önceden kanaate sahip olmuş, buna göre gerekçe yazarak hukuki verileri tek taraflı değerlendirmiştir: Nitekim karar tümüyle "Anayasa uzlaşma istiyor" tespitine dayanıyor. Halbuki, Anayasa siyasette uzlaşma olmayabileceğini de öngörerek üçüncü turdan itibaren 276 oyla bile Cumhurbaşkanı seçilmesine imkân vermiştir. Kararda bu hukuki gerçek önemsenmemiştir.

1982 Anayasası'nın Cumhurbaşkanı seçimini kolaylaştırdığı gerçeği, Danışma Meclisi tutanaklarında da açıkça belirtilmiştir. Ama Yüksek Mahkeme bu verilere bakmamış ve ortaya çelişkili, dağınık bir 'gerekçe' metni çıkmıştır.
Belli ki, 'içeri'de çok tartışmalar olmuş... Saygın bir hukukçu olan Sayın Tülay Tuğcu'nun bu süreçte yaşananları anı olarak yazmasını, yarının hukukçularına 'ders' olarak bırakmasını diliyorum.

Facebook Twitter Yahoo Google Linkedin Stumbleupon Delicious