Taha Akyol'dan YÖK Başkanı'na açık mektup

Taha Akyol'dan YÖK Başkanı'na açık mektup.8927
  • Giriş : 09.02.2008 / 17:08:00

"Ortak yanlarımız olduğu halde, bende yavaş yavaş bazı kaygılar oluşuyor. Size özel mektup da yazabilirdim"

Facebook Twitter
Yazı Boyutu:


Taha Akyol'un köşe yazısı

SAYIN Prof. Yusuf Ziya Özcan, Değerli Hocam, sizinle şahsen tanışmadım. Ama sosyolog ve özgürlükçü olmanız size karşı bende peşinen daha bir saygı duygusu yaratmıştır. Çok iyi bir sosyolog olduğunuzu meslektaşlarınız da söylüyor.
Göreve atandığınızda sizi telefonla kutladım. CNN TÜRK'te üniversite sorunları hakkında program yapmayı teklif ettim. Haklı olarak "Daha erken" dediniz.
Sosyoloji birikiminizin yanında "Üniversite hür olmalıdır" sözünüz de, Türkiye'nin yüz yıllık arayışını yansıtıyor. Liberal demokrasi fikrini de paylaşıyoruz sanırım.
Böyle önemli ortak yanlarımız olduğu halde, bende yavaş yavaş bazı kaygılar oluşuyor. Size özel mektup da yazabilirdim. "Açık Mektup"u tercih etmenin sebebi, "kamuoyu"nun önemini vurgulamak istememdir.

'İyi yönetim'
Şahsen iyi dost bir dostum olan Prof. Kemal Gürüz'ün YÖK yönetimini sürekli eleştirdim. Gürüz'ün, YÖK'ü diktatörce yönettiğini, bu yönetim tarzının akademik özgürlüklere de öğrenim hürriyetine de aykırı olduğuna inanıyorum. Sert eleştirilerim yüzünden Gürüz beni mahkemeye bile vermişti.
Fakat şimdi, bende tam tersine bir kaygı belirmeye başladı: YÖK'ün zamanla 'yönetilemez' hale gelmesinden, YÖK yönetimin kararsız, hükümetin gölgesinde, kamusal tarafsızlığı zedelenmiş bir kurum durumuna düşmesinden kaygılıyım.
Eski statükocu ve otoriter YÖK'ün nasıl üniversite reformunu çıkmaza sokarak statükoyu kemikleştirdiyse, böyle bir YÖK'ün de üniversite reformunu çıkmaza sokmasından endişe ediyorum.
Evet, Türkiye'de bir mücadele var: Eski Jakoben mirasın otoriter gelenekleriyle, çağdaşlaşma sürecinde yaşamakta olduğumuz liberalleşme aşaması arasında gerilimler yaşanıyor. YÖK ve üniversite elbette özgürlüklerden yana olmalıdır. Ama bu felsefi tercih, 'rasyonel yönetişim'le geliştirilmelidir.
Felsefenin doğru olması yetmez, etkin ve katılımcı bir yönetim de gerekir.

Tarafsızlık ilkesi
Bu noktada beni kaygılandıran verileri teker teker saymayacağım. Fakat Hocam, şunu bütün samimiyetimle belirteyim, YÖK'ün hükümetten talimat aldığı izlenimi yayılıyor!
Elbette YÖK "İsterse konuşmasın" diye bakılabilecek bir genel müdürlük değildir; bağımsız bir kuruluştur. Ama bu izlenim YÖK'e de reforma da çok zarar verir!
Eski YÖK yönetimlerinin hükümetle zıtlaşması yanlıştı; hükümetin gölgesinde bir YÖK görüntüsü de aynı derece yanlıştır.
"Liberal tarafsızlık" ilkesi, yargıçların da özerk kamu kuruluşlarının da kendi görevlerinin gereklerine göre "tarafsız" olmalarını gerektirir.
Elbette YÖK, yürütme organı içinde yer alan icrai bir kurumdur ve hükümetle iyi ilişkiler kurması gerekir ama bu ilişkiler hiyerarşik değil, 'yatay ilişkiler' olmalıdır.
Buna rağmen, mesela, hükümetten talimat gelmediği için katsayı konusunu 'beklettiğiniz' izlenimi oluşmuştur!
Ben türbanın özgür olmasını, katsayı eşitsizliğinin kaldırılmasını yıllardır savunuyorum. Fakat bugünkü kutuplaşma ortamına bir de katsayı kavgasını eklemek, gerilimi büsbütün tırmandırmaktan başka bir işe yaramayacaktır.
Bu konuyu sürüncemede bırakmadan gündemden çıkarmanız YÖK'ün bağımsızlığının da bir göstergesi olacaktır. Siz "liberal tarafsızlık" ve "bağımsız YÖK" ilkelerine sahip çıktıkça reformun da hür üniversitenin de önü açılacaktır.
Saygılarımla Hocam...

MİLLİYET

Facebook Twitter Yahoo Google Linkedin Stumbleupon Delicious