Talat, ABD ziyaretini değerlendirdi

Talat, ABD ziyaretini değerlendirdi.8351
  • Giriş : 17.04.2009 / 14:18:00

KKTC Cumhurbaşkanı Talat, ABD dönüşü bir basın toplantısı düzenleyerek yaptığı görüşmelerini değerlendirdi.

Facebook Twitter
Yazı Boyutu:



KKTC Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat, ABD dönüşü düzenlediği basın toplantısında, görüşmenin son derece yararlı olduğunu belirterek, "Kıbrıs Türk tarafı olarak bütün dünyaya kanıtladığımız Kıbrıs sorunundaki çözüm duruşumuzu, ABD'nin gördüğünü ve bunu takdir ettiğini bir kere daha görmüş olduk. ABD'nin, sorunda daha aktif olmasını istedik" dedi. Kıbrıs sorununa ABD'nin ilgisinin, herhangi bir ülkenin ilgisinden çok daha önemli olduğunu belirten Talat, "ABD'nin bir Kıbrıs özel temsilcisi atamasında yarar görüyoruz" diye konuştu. Talat, Rum tarafının, uluslararası toplumun sürece katılımının haklıdan yana olabileceği endişesiyle uluslararası toplumun katılımını engellemeye çalıştığını, ayrıca izolasyonların kaldırılmasının, tam teşekküllü müzakereler başladıktan sonra biraz irtifa kaybettiğini belirterek, Kıbrıs'ta geçmiş dönemde yaşanan seçim müdahaleleri konusuna, "Bu müdahaleler geçmişte oldu ama 2003 ve 2005 yıllarında ve şu anda yaşadığımız süreçte böyle somut bir müdahale görmedik" açıklamasında bulundu.

ABD'den dönen Talat, Atatürk Havalimanı'nda basın toplantısı düzenledi.

Talat, Amerika Dışişleri Bakanı Clinton'un davetlisi olarak ABD'ye gittiğini belirterek, ziyareti sırasında başka bir kısım görüşmelerde de bulunduğunu söyledi. Ziyaretinin esas amacının Clinton ile görüşme olduğunu ifade eden Mehmet Ali Talat, "Görüşme son derece yararlı oldu. Kıbrıs Türk tarafı olarak bütün dünyaya kanıtladığımız Kıbrıs sorunundaki çözüm duruşumuzu, ABD'nin gördüğünü ve bunu takdir ettiğini bir kere daha görmüş olduk. Kıbrıs Türkü'nün 2004 yılı referandumunda BM'nin çözüm planına 'evet' dediği unutulmadı. Yeni yönetim de bunun bilinci içerisinde bizlere oldukça yakın bir ilgi gösterdi" dedi.

"ABD'NİN SÜRECE KATKISINI TALEP ETTİK"

Talat, ABD'de yene yönetimin başkan düzeyinde ilk ziyaretini Türkiye'ye gerçekleştirdiğini hatırlatarak, Türkiye ziyaretinin ardından kendisinin de ABD'ye davet edilmesinin sembolik anlamda oldukça önemli bir tutum olduğunun altını çizdi. ABD ziyaretinin, düşüncelerini ortaya koymak ve taleplerini ifade etmek açısından oldukça yararlı olduğunu ifade eden KKTC Cumhurbaşkanı Talat, "Ortaya koyduğumuz talepler tabii ki Kıbrıs'ta çözüm ve barışa ilişkindir. Kıbrıs sorununun çözümü için çalıştığımızı, çalışmaya devam ettiğimizi ve devam edeceğimizi ifade ederek ABD'nin bu sürece katkısını talep ettik" diye konuştu.

Mehmet Ali Talat, Kıbrıs Rum tarafının, Kıbrıslılar tarafından çözüm gibi sloganlarla uluslararası bir sorun haline gelmiş Kıbrıs sorununu, uluslararası boyutundan teorik olarak soyutlamaya çalıştığını söyledi. Rum tarafının, herhangi bir fırsat bulduğu zaman kulağına fısıldayarak bile olsa uluslararası alanda önemli rol oynayan ülkelerin liderlerine 'Türkiye'ye baskı yapın, Türkiye Kıbrıs ile ilişkilerini normalleştirsin, limanlarını bize açsın, Kıbrıs sorununun çözümünde esneklik göstersin' gibi telkin çalışmalarıyla aslında Kıbrıs sorununun uluslararası boyutunu vurguladığını belirten Talat, "Bir yandan 'Kıbrıslılar tarafından Kıbrıs'ta çözüm bulunmalıdır' diyorlar, ancak fotoğraf çektirmek için Sayın Obama'nın yanına yaklaştığında Sayın Hristofyas, Obama'nın kulağına 'baskı yapın' diyebiliyor. Rum tarafı, uluslararası toplumun sürece katılımının haklıdan yana olabileceği endişesiyle uluslararası toplumun katılımını engellemeye çalışıyorlar.

Birleşmiş Milletler'in soruna müdahil olması, daha aktif katılımı Kıbrıs Rum tarafınca istenmiyor ve bunun gerekçesi de onlar açısından Annan Planı'nın zamanında dıştan dayatma bir plan olduğu iddiasıdır. Bu planı hazırlayan, o dönemin BM yetkilileriyle Rum yönetiminin ileri gelen elemanları olmuştur. Samimi değillerdi ve sonuçta reddettiler. Bugün de onu bahane ederek uluslar arası toplumun katılımını engellemeye çalışıyorlar" ifadelerini kullandı.

"ABD'DEN ÜÇ TALEPTE BULUNDUK"

Mehmet Ali Talat, ABD'den üç talepte bulunduklarını belirterek, "Uluslararası toplumun, BM'nin daha aktif olarak sürece katılması için ABD'nin BM'yi teşvik etmesi, cesaretlendirmesini istedik. ABD'nin, sorunda daha aktif olmasını istedik. Geçmiş yıllarda olduğu gibi çözüm sürecine değişik kanallardan çeşitli girişimlerle daha fazla müdahil olması, daha fazla yardımcı olmasfzenledi.

Talat, Aaısı düzenledi.

Talat, Amerika Dışişlemerika Dıını talep ettik. Ayrıca hem Kıbrıslı Rumları çözüm yolunda motive etmek için, hem de Kıbrıslı Türkleri çözüm çizgisinde tutabilmek için Kıbrıslı Türklerin izolasyonunun kaldırılması yolunda katkıda bulunulmasını istedik. İzolasyonların kaldırılması, tam teşekküllü müzakereler başladıktan sonra biraz irtifa kaybetti. Bütün uluslararası topum sorunun çözümüne konsantre oldu, artık Kıbrıslı Türklerin izolasyonunun kaldırılması için kafa yorulmuyor. İzolasyonların kaldırılmasının aslında önemli olduğu ancak tam teşekküllü müzakerelerin şimdilik gölgesinde kaldığı gerçeğini bilerek biz ABD'nin yapabileceği ölçüde izolasyonların kaldırılmasını önerdik, ön gördük" dedi.

Mehmet Ali Talat, ABD Dışişleri Bakanı'nın, bir an önce ABD'nin Kıbrıs'ta çözüm olmasını arzu ettiğini çok açık biçimde ifade ettiğini belirtti. Bu konuda ABD'nin her türlü yardımı yapacağının söylendiğini belirten Talat, "Sonradan dışişleri bakanlığından yapılan açıklamada da bunu teyit ettiler. Bu ziyaret, Kıbrıs sorununun çözümü çabalarında küçük de olsa bir katkıda bulunacak. Amacımız bu zaten, 2009 yılı içinde bu sorunu çözmek istiyoruz. Türkiye'nin AB sürecinin yıl sonuna doğru değerlendirilecek olması önemli. KKTC'de gerçekleşecek olan cumhurbaşkanlığı seçimleri Nisan 2010'da. O da önemli bir dönüm noktası. O tarihten önce Kıbrıs sorununu çözmek, anlaşmayı halk oyuna sunmak hedefimizdir. Bunu Amerika'da da ifade ettik" diye konuştu.

KIBRISLI KAYIPLAR MESELESİ

Açıklamasının ardından basın mensuplarının sorularını yanıtlayan Talat, Kıbrıs'ta kayıplar meselesiyle ilgili şunları söyledi:

"1960 öncesinden başlamış bir meseledir, acıdır. 1960 öncesinde olanlar, daha sonra 1963 sonrasında olanlar, Kıbrıslı Türklere çok ciddi bir şekilde yansımış. Fakat uluslar arası alanda Rum tarafının propaganda gücü nedeniyle bunlar gözlerden saklı kalmıştır. Bizlerin çok büyük bir kararlılık ve uğraşla kayıp şahıslar komitesinin çalışmalarını başlatmamız sayesinde bugün acı çeten insanlar Türk olsun, Rum olsun sevdiklerinin kalıntılarına kavuşma imkanı bulmaktadırlar. Acıları nispeten dinmektedir. Olayı biz insani boyutuyla ele alıyoruz. Kıbrıslı Türkler de Rumlar da Kıbrıs sorunundan acı çekmişlerdir. Bu acıların ortadan kalkması ve silinmesi için kayıp şahıslar komitesinin çalışmalarını tamamlanması için elimizden geleni yapıyoruz. Rum liderliğinde en baştan beri bir anlaşmamız var. Yazılı bir anlaşma değil bu. Bu meseleyi politize etmeyeceğiz. Kıbrıs Türk tarafı olarak bizim bir şey yapmamızdan çok, mağdur aileler bu konuyla ilgili girişim yapacaklarsa yapacaklardır. Bunun dnışıntan Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti olarak şu an itibariyle bütün konsantrasyonumuz kayıp şahısların bulunmasına katkıda bulunmaktır ve ailelerin acılarını biraz dindirmektir."

Talat, Kıbrıs sorununun çözümü için ABD tarafından görevlendirilecek bir özel temsilcinin etkinliğinin sorulması üzerine, geçmişte ABD tarafından Kıbrıs için bir özel temsilci atandığını hatırlattı. Bu konuda öneride bulunduklarını belirten Talat, "Bunun değerlendirilebilecaısı düzenledi.

Talat, Amerika Dışişleedenledi.

Talat, Amerika Dığini düşünüyoruz. Bunu önerdik ABD'ye. Tabii Rum tarafının sorunu uluslararası boyuttan uzaklaştırmaya çalışması nedeniyle herhalde Amerikalılar bu konuyu iyice düşüneceklerdir. Biz çok yararlı olacağını düşünüyoruz. Çünkü ABD'nin ilgisi, herhangi bir ülkenin ilgisinden çok daha önemlidir. Bugün Avustralya'nın Kıbrıs özel temsilcisi var, değişik ülkelerin değişik dönemlerde temsilcileri olmuştur. Şu sıralarda çok fazla özel temsilci yok. Ancak özel temsilcinin olması; o ülke hükümeti yakından konuyla ilgilenir, daha çok görüş alır, tarafları dinler, öneri yapar. Müzakere sürecine bir ivme katabilir. Bu açıdan yararlı olabileceğini düşünüyoruz. Annan Planı'nın hazırlıkları döneminde yine uluslararası kurum ve örgütler katkıda bulunmuşlardı. Böyle bir katkının bir parçası olarak ABD'nin de bir Kıbrıs özel temsilcisi atamasında yarar görüyoruz" ifadelerini kullandı.

"GEZİYE APAR TOPAR ÇIKTIK"

ABD ziyaretinin bir anda geliştiğini belirten Talat, geziye adeta apar topar çıktıklarını söyledi. KKTC Cumhurbaşkanı, acele nedeniyle kitlelerin katılacağı çalışmaların yeterince organize edilemediğini ifade etti. ABD yönetiminin doğrudan konuyla ilgilendiğinin altını çizen Mehmet Ali Talat, "Daveti onlar yaptığına göre, bu davet resmi sayılır, öyle olması lazım" dedi.

Bir soru üzerine, Kıbrıs'ta geçmiş dönemde yaşanan seçim müdahaleleri konusuna değinen Mehmet Ali Talat, zamanında bu konuyla mücadele ettiklerini söyledi. Talat, "Yaşanan bir gerçek. Kıbrıs'a da uzandığına göre bir şeyler söylemek zorundayım. Bir kere Kıbrıs'taki seçimlere Kıbrıs Türk basını ve Türkiye basınına da yansıdığı şekilde müdahalelerde bulunulduğu, bizim zaten bilgimizdeydi. Bunu biz biliyorduk, az mücadele etmedik. Muhalefette bulunduğumuz yıllarda meclisi boykot edecek kadar. Hem de seçimlerin hemen arkasından. Meclise girmeyerek, boykot edecek kadar bizi öfkelendiren müdahaleler yaşadık" diye konuştu.

Konuyla ilgili basında okudukları metinlere yabancı olmadıklarını belirten Talat, "Biz bunları zaten biliyorduk ama organizasyonun nasıl olduğunu, nereden kaynaklandığını doğrusu bilemiyorduk ve hala tam olarak bilemiyoruz. Yayınlanan metinler o kadar mıdır? Henüz iddianame açıklanmadığı için tam olarak resmi sayılır mı bilmiyorum. Bizde Adalet Bakanlığı yok. Bir kısım görevini Dışişleri Bakanlığını, bir kısmını da mahkeme ve savcılık yürütür. Sayın Başbakanımız Kıbrıs'ta başsavcılığa başvurarak Türkiye'den adli yardımlaşma anlaşmamız gereği konuyla ilgili bilgi ve belgeleri talep etmesini istedi. Başsavcılık da gerekli incelemeleri yaptıktan sonra konuyu içişleri bakanlığı vasıtasıyla Türkiye'ye aktardı. Herhalde Adalet Bakanlığı'na. Daha fazla bilgi ve belgeyi talep etti. Bu bilgi ve belgeler KKTC'ye resmi yoldan iletilirse sanıyorum Kıbrıs'ta da hukuki süreç başlayacak. O dönemlerin bizim bildiğimiz, gördüğümüz o müdahalelerin iç yüzünün bilinmesi KKTC'de övündüğümüz demokrasimizi gerçekten daha da iyi bir noktaya taşıyacaktır" açıklamasında bulundu.

"KIBRIS'TA SEÇİMLERE ÇOK BOYUTLU MÜDAHALELER OLDU"

Talat, Kıbrıs'ta seçimlere çok boyutlu müdahaleler olduğunu, 1990'daaısı düzenledi.

Talat, Amerika Dışişle resmi makamlar dahil olmak üzere çeşitli şekillerde müdahalede bulunulduğunu ve o dönemin muhalefetinin bir bütün olarak meclisi boykot ederek meclise girmediğini söyledi. Bu konudaki bilgi ve belgelerin, muhalefet tarafından Türkiye'de dönemin Başbakan'ı Turgut Özal'a sunulduğunu hatırlatan Talat, "Ancak şimdi içeriğini hatırlamıyorum. 1998'de söylenen belgeler var. Biz onları seçim alanında görüyorduk. Çeşitli kaynakların, paraların harcandığını biliyorduk ama bunun kaynağının ne olduğunu tabii ki bilemiyorduk. Şimdi sanıyorum KKTC'deki seçimlere böyle bir müdahale gözlemlemiyorum. Seçimlere müdahale ne demektir. Bunu iyi tanımlamak lazım. Bazen Kıbrıs'da ipin ucu kaçıyor, her türlü görüş müdahale addediliyor. İdeolojik olarak birbirine yakın partiler, birbirlerini desteklemek için kampanya düzenler. Müdahale yasa dışı yollardan ve bulunduğu mevkiyi kullanarak insanları yönlendirmeye çalışmaktır. Bu müdahale bizde sadece Türkiye'den gelebilir. Niçin? Çünkü Kıbrıslı Türkler, Türkiye'nin kurumlarına güvenirler. Türkiye'nin kurumlarından gelecek olan bir telkin, bir yönlendirme etkili olur. O, müdahale olarak nitelenebilir. Ama örneğin Hristofyas ben falan partiyi isterim derse. Bu o partinin aleyhine olur zaten. Bu da müdahale addediliyor. Olayı doğru kavramak lazım. Bu müdahaleler geçmişte oldu ama 2003 ve 2005 yıllarında ve şu anda yaşadığımız süreçte böyle somut bir müdahale görmedik" dedi.

"ÇÖZÜMÜN GERÇEKTEN CİDDİ BİR MALİYETİ OLACAK"

Son olarak, Kıbrıs'ın önünde önemli bir seçim olduğunu hatırlatan Mehmet Ali Talat, Kıbrıs sorunundaki müzakere sürecini geleneksel olarak cumhurbaşkanının götürdüğünü, aslında hükümetin müzakere sürecine doğrudan etkisi olmadığını belirtti. İktidarın, devlet gücünü büyük ölçüde etkileyebileceğinin altını çizen Talat, "Seçimlerden sonra kurulacak hükümetin gerek program olarak, gerekse niyet olarak Kıbrıs sorununu şu anda uluslar arası alanda büyük bir destek aldığımız mecradan saptırmaya çalışmaması durumunda herhangi bir sorun yaşanmaz. Eğer bu yaşanırsa doğaldır ki bugün Türkiye ile birlikte yürüttüğümüz Kıbrıs sorununun çözümü için kararlılıkla çaba ortaya koyan politika, bir şekilde etkilenip ters çevrilmeye çalışılırsa doğal olarak bu olmaz, bu Kıbrıs'taki yönetimde bir sıkıntı ve kaos yaratır. Benim beklentim; bu seçimlerin demokratik olgunluk içerisinde tamamlanması, seçimlerden sonra kurulacak hükümetin bunca yıldır yürüttüğümüz ve uluslar arası anlamda büyük destek gören politikayı yürütmekte herhangi bir sorun çıkmaması yönünde" diye konuştu.

Talat, çözümün maliyeti konusunda da açıklamalarda bulunarak, şunları söyledi:

"Çözümün maliyeti konusunu görüşmedik. Onu AB nezlinde daha önce gündeme getirmiştik. Çözümü gerçekten ciddi bir maliyeti olacak, mülkiyet sorununun çözümü için ciddi kaynaklara ihtiyaç olacak. Bunu AB'nin dikkatine sunmuştuk. AB'yi çok yakından ilgilendiriyor bu konu çünkü mülkiyet sorununun çözümü Kıbrıs'taki ekonomiyi geliştirebilir. Mülkiyet konusunda kuşkuların bulunduğu ülkelerde ekonomi gelişemez. Mülkiyet sorununun ciddi şekilde çözülmesi ve ekonomiye altyapıyı oluşturacak toprağın maaısı düzenledi.

Talat, Amerika Dışişleülkiyetinin belli olması gerekir. Bu konuyu biz AB'nin bir meselesi olacağı için AB'nin dikkatine getirdik. Bu konuyla ilgili hazırlık yapmalarını istedik. Olumlu ve sıcak baktılar. Umarım bu konuda somut ilerleme kaydedilir. Hızından memnun olmamakla birlikte, yakaladığımız yakınlaşmadan ben memnunum. Beklediğimiz ötesinde bir yakınlaşma sağlayabildiğimizi söyleyebilirim. Oldukça iyi yakınlaşmalar sağladık. Anlaşamadığımız konular hala var ama bunları daha ileri safhalarda ele aldığımızda daha fazla yakınlaşma s ağlayabileceğimizi düşünüyorum. Kıbrıs müzakere sürecinde 1968'de başladığını düşünürsek 41 yıl gibi bir süre geçti. Bu süre içinde hiçbir zaman bir metin, iki tarafın onayıyla ortaya çıkmadı. Hiçbir zaman bir metin 2004 yılına kadar referanduma sunulamadı. BM aktif rol alınca 2004 yılında referanduma gidildi."

Facebook Twitter Yahoo Google Linkedin Stumbleupon Delicious

*

*


*