Taraf da internet oltasına geldi

Taraf da internet oltasına geldi.5290
  • Giriş : 06.11.2008 / 15:23:00

İnternet oltasına takılan Taraf gazetesi düştüğü hatayı saklamak yerine özür diledi. Yapılan hatayı 'gazetecilik zaafı' olarak nitelendiren Taraf'ın özrü:

Facebook Twitter
Yazı Boyutu:


Haber 7'nin kurulduğu günden buyana mücadele ettiği ve itibar etmediği zincir mailler ve internet dedikoduları Taraf gazetesini büyük bir hataya düşürdü.

Geçtiğimiz günlerde Posta Gazetesi Ankara Temsilcisi Hakan Çelik, kendi adıyla yayınlanan bir yazı nedeniyle, birkaç kere yazının kendisine ait olmadığını belirtmek zorunda kalmıştı. İnternet ortamında sıkça atılan bu oltalardan birine Taraf gazetesi geldi. Gazete kaynağı belli olmayan, dedikodu haberlerinin yayıldığı internet sitelerine güvenmenin bedelini ağır ödedi.

HATASINI KABUL EDİP ÖZÜR DİLEDİ

Bir internet sitesinde Müjdat Gezen'in adıyla yapılan açıklamaları hiç sorgulamadan sayfalarına taşıyan Taraf bu yanlışını saklamak yerine özür dilemesini de bildi. Taraf gazetesi 'Büyük yanlış yaptık: Çok özür dileriz Müjdat Gezen' başlığıyla düştüğü yanlışı okurlarıyla da paylaştı. Taraf'ın internet forumlarındaki bir yazıyı alıp sayfalarına taşıması Yeni Şafak yazarı Ali Bayramoğlu'nu da aynı hataya ortak etti. Taraf gazetesi Ali Bayramoğlu'nu düşürdüğü hata nedeniyle Bayramoğlu'ndan da özür diledi.

Ali Bayramoğlu ise bugünkü köşesinde konuya ilişkin Taraf'tan açıklama beklediğini yazmıştı.

Taraf gazetesi bugün 12'nci sayfasında "Büyük Yanlış Yaptık: Çok Özür Dileriz Müjdat Gezen" başlıklı bir yazı yayınladı. 04 Kasım 2008 tarihinde Taraf'ın manşetten 'Hazreti Atatürk Kavgası', 12'nci sayfadan 'Mustafa, Kemalistleri kızdırdı' başlığıyla verdiği haberde Müjdat Gezen'in ağzından şu sözlere yer verilmişti: " Can Dündar bir zamanlar Sarı Zeybek'le çok ağlatmıştı bizleri. Fakat bugün Can Dündar Türkiye liboşlarının en önemli önde gidenidir. İşine gelir Ergenekon'a komplo der, işine gelir içinden çıktığı dernek ve grupları yerden yere vurur, gün gelir Atatürk'ün sofrasına hakaret eder. Herkesi Müjdat Gezen Tiyatrosu'nda gösterinme giren 'Mustafa Kemal' oyununu tavsiye ediyorum. Can Dündar gavurundan iyidir"

Bu sözlerin Müjdat Gezen tarafından söylenmediği ortaya çıkanca Taraf gatesi aşağıdaki özür metnini yayınladı:

İşte Taraf gazetesinin yayınlanan özür yazısı:

"BÜYÜK YANLIŞ YAPTIK: ÇOK ÖZÜR DİLERİZ MÜJDAT GEZEN

3 Kasım 2008 tarihli (Editörün Notu: Taraf'ın özür metninde haberin yayınlandığı tarih 03 Kasım 2008 olarak belirtilmiş ancak haber 04 Kasım 2008 tarihli sayıda yayınlanmıştır) Taraf'ın manşetindeki “Hazreti Atatürk Kavgası” başlıklı haberde sanatçı Müjdat Gezen'in Can Dündar'ın Mustafa filmiyle ilgili bir televizyonda katıldığı programda boykot çağrısı yaptığı ve Can Dündar ile ilgili hakaretimsi ifadeler kullandığı bilgisi yer aldı.

Bu haber altında bizim imzamız olan bir gazetecilik zaafıdır ve tümüyle gerçek dışıdır.

Bir internet forumunda Müjdat Gezen'in bir televizyonda Mustafa filmi ile ilgili yaptığı değerlendirmeler olarak yer alan bu ifadeleri hiç sorgulamadan ve kendisine hiç sormadan gazeteye taşıması tarafımızdan yapılmış bir gazetecilik ayıbıdır.

Bu haberimiz, Yeni Şafak gazetesinde konuyla ilgili bir yazı yazan Ali Bayramoğlu'nu da yanıltmıştır.

Bu büyük ayıbımız için en başta Müjdat Gezen'den, yanlış bilgilendirdiğimiz okuyucularımızdan, Can Dündar'dan ve Ali Bayramoğlu'ndan çok özür dileriz."

Taraf gazetesindeki haber üzerine Müjdat Gezen'i ağır bir dille eleştiren Yeni Şafak yazarı Ali Bayramoğlu da, görüşün Müjdat Gezen'a ait olmadığını öğrenince Gezen'den özür dileyip Taraf'tan açıklama beklediğine dair bir not düştü.

Ali Bayramoğlu'nun bugünkü köşesine düştüğü not:

NOT: : Dün yazdığım, Müjdat Gezen'in adının geçtiği yazı üzerine sanatçı beni aradı. Taraf Gazetesi'nde Müjdat Gezen'e atfen yayınlanan sözleri hiçbir şekilde kendisinin söylemediğini ifade etti. Ayrıca kendisinin Taraf Gazetesi'nden herhangi bir muhabir tarafından aranmadığını, kaldı ki Can Dündar'ın "Mustafa" filmini çok beğendiğini ve bunu başta öğrencileri olmak üzere, yakın çevresine söylediğini belirtti. Bu durumda bana Müjdat Gezen'den ciddi bir şekilde özür dilemek ve mahçubiyetimi belirtmek düşüyor. Taraf Gazetesi'nin ise bu konuda (dürüstlük ve güvenilirlik açısından) bir açıklama yapması gerekiyor. Bu asparagas haberi açıklaması icap ediyor. Aksi taktirde bundan böyle Taraf Gazetesi'nin haberlerini hiçbir şekilde ciddiye almayacağımı bir gazeteci olarak ilan ediyorum.
Ali Bayramoğlu / Yeni Şafak

Ali Bayramoğlu'nun Taraf'ın haberi üzerine Müjdat Gezen'i eleştirdiği 5 Kasım 2008 tarihli yazısı (Yeni Şafak)

Kemalizm, Mustafa ve Müjdat Gezen...

Düşüncenin, sanatın, duygunun "resmi görüşün tekeli"ne alınması açık bir totaliterizm göstergesidir.

Bu durumla bizde sık karşılaşılır.

Nitekim"Mustafa"ya, Atatürk'e insani ve subjektif yanlarından yaklaştığı için, açılan ateş, totaliterizm türlerinden birisi olan "kemalizm" meselesi etrafında seyrediyor.

Kemalizmin ne denli sert bir çekirdek olduğunun kanıtı belgeselin yönetmeninin son dönem kemalist refleksin sadık kullarından birisi olmasıdır.

Evet, çekirdek sertleştikçe kemalizmin çıtası düşüyor…

"Çağın rasyonalitesi"yle "kemalizmin rasyonalitesi" arasındaki mesafe arttıkça, bu model arkasındaki işadamı, basın, elit desteğini kaybeder noktaya geliyor...

Ve meydan, Müjdat Gezen'lere kalıyor…

Şöyle demiş Müjdat Gezen:

"Bugün Can Dündar Türkiye liboşlarının en önde gidenidir. İşine gelir içinden çıktığı dernek ve grupları yerden yere vurur. Gün gelir Atatürk'ün sofrasına hakaret eder. Herkese Müjdat Gezen tiyatrosunda gösterime giren Mustafa Kemal oyununu tavsiye ediyorum. Can Dündar gavurundan iyidir…"

Düzeye, zekaya, tepkiye bakın…

Bu sözler "sembol-sofra", "düşünce-ahmaklık", "sanatçılık-taklitçilik", "zeka-kemalizm" ilişkileri üzerine kalem oynatmayı hakediyor…

Yapmayalım…

Ama neden çıta bu kadar düştü, sormaktan da geri kalmayalım…

Kemalizm her şeyden önce, siyaset ve toplumsal siyaset karşıtlığı üzerine temellenen "devlet ve asker merkezci" bir yönetim zihniyeti ve örgütlenmesidir.

Hakim bakış açısının hilafına, bu zihniyet ve örgütlenme, bu ülkede toplumun modernleşmesini, siyasetçi profilinin olgunlaşmasını, siyasetin kurumlaşmasını ve toplumla bağ kurmasını engelleyici bir rol oynamıştır.

Modernleşmeci model, "siyaset ve devlet arasında hiyerarşik ancak karşılıklı denetime açık kurumsal bir ağ kurar, düzenleyici rolü hukuka ve bağımsız yargıya bırakır, merkezileşen yetkilerin kurumlar ve makamlar çerçevesinde, özellikle yetki-sorumluluk silsilesi içinde dağıtılması üzerine oturur."

Kemalizm ise şu dört ana ekseniyle bunun tersine işler:

İlk eksen, atanmışların, özellikle askerin uhdesindeki "devlet iktidarı" ile seçilmişlerin kontrolundaki "siyasi iktidar" arasındaki "ayrışma"dır. Ve "birinci iktidar"ın "ikinci"si üzerine kurduğu yapısal, yasal, fiili tahakkümdür.

İkinci eksen, bu ayrışmayı ve tahakkümü mümkün kılan özgün ve "parçalı bir yetki sorumluluk mekanizması"dır. Başka bir deyişle, devlet iktidarının sorumluluk taşımadan siyasi yetkiye haiz olması, siyasi iktidarın ise taşımadığı yetkilerden dolayı sorumlu olmasıdır.

Bu yolla siyaset marjinalleşir, toplum-siyasi karar bağı kopar, devlet iktidarı ise her yeri denetleyen, ancak kendisini denetime kapayan, bu koşullarda doğal olarak aşırı siyasi, aşırı güçlü ve rantlardan yolsuzluklara değin her tür kirliliğe zemin hazırlayan keyfi bir yapıya kavuşur.

Bu durumu hem mümkün kılan hem bu durumun kaçınılmaz sonucu olan "üçüncü eksen" ise, "kişisel ilişkilerin kurumlara, dayanışmacılığın ve cemaatimsi dokunun kurumsallığa galebe çalması"dır.

"Dördüncü eksen" özgürlüklerden insan haklarına ve hukuk devleti ilkelerine uzanan hatta "yasal yapı ile toplumsal ve evrensel meşruiyet kaynakları arasındaki ciddi bir kopuş yaşanması"dır. Bu çerçevede denetleyici güç olan devlet iktidarının hukuku bir araç haline getirmesi, onun kendi lojistik desteğinden ibaret olarak görmesidir.

Bu dört unsur bugün Türkiye'de yaşanan sorunların temelini oluşturmakta ve ülke her geçen gün bu unsurlardan uzaklaşarak varolma mücadelesi vermektedir…

Doğal olarak bugün saf kemalizmi savunan kimse kalmamıştır…

Baykal gibi bundan nemalananlar ve Müjdat Gezen gibilerin temsil ettikleri gruplar dışında…

Ne var ki demokrasi yolu mutlak:

Atatürk insani hale gelecektir…

Atatürk insani hale geldikçe, demokrasi iyice filizlenecektir, yönetim zihniyeti kendisini hapsettiği 23-50 takıntısından, diğer ifadeyle tarihsizlikten kurtulacaktır.

Facebook Twitter Yahoo Google Linkedin Stumbleupon Delicious

*

*


*