Taraf gazetesi yazarı Sivilay Abla'ya göre sivilleşmek

Taraf gazetesi yazarı Sivilay Abla'ya göre sivilleşmek.18277
  • Giriş : 24.02.2008 / 09:29:00

Her hafta Taraf Gazetesi'nde okurların güncel dertlerine muzip çözümler üreten bir yazar...

Facebook Twitter
Yazı Boyutu:


H.SALİH ZENGİN
Her hafta Taraf Gazetesi’nde okurların güncel dertlerine muzip çözümler üreten bir yazar var: Toplumsal Onarım ve Siyasal Rehabilitasyon Anabilim Dalı Başkanı, Ruh ve Sinir Hastalıkları Mütehassısı Sivilay Abla…
Köşesinde gençlik yıllarının fotoğrafını kullanan Sivilay Abla, kendisini en yaşlı köşe yazarı ilan ederek, “Kendimi bütün memleketin ablası ilan ettim.” demekten kendini alamıyor. Köy Enstitüleri kapanmadan hemen önce enstitüde çift anadal yaptığını belirten Sivilay Ablamız’ın yanı başına dizimizi kırıp oturduk ve sivilleşmeyi konuştuk. “Sivil olmak için en başta her şeye gıcık olmanız lazım.” diyen Sivilay Abla, sivilleşme mücadelesi sona erdiğinde kendisini solu kurtarmaya adayacağını ve duyduğu her tıkırtıdan yeni bir sol çıkar mı diye umutlanmanın yollarını arayacağını kaydediyor. Toplumsal sorunlara sivri dili ve muzip kalemiyle cevaplar veren Sivilay Abla, yaşı ve kimliğiyle ilgili olarak da ser veriyor sır vermiyor.

İsminizin ilk takısını Sivil Savunma uzmanı olan babanızdan, son takısını ise Kızılay Kan Merkezi’nde laborant olan annenizden almış bir ortanca evlatsınız. Diğer kardeşlerinizin ismi Kızıl Savunma ve Uzmankan mı? Nasıl bir çocukluk geçirdiniz efendim?

İlk sorudan, korktuğum başıma geldi işte. Beni uyarmışlardı zaten. Salih’in sorularına senin yaşlı kalbin dayanmaz demişlerdi. Okuyucularımdan gelen OKS sorularından sonra senin soruların ahret sualleri gibi. Bir kere psikolog olan benim. Çocukluğuna dönelim sorusunu ben sorarım. Ayrıca ablam ve erkek kardeşim için önerdiğin isimler çok özgün. Keşke rahmetli anacığım ve babacığım seni tanısalardı.

Peki tevellüt kaç? Bu yaştan sonra üzerinize sivilleri çekmeye utanmıyor musunuz?

Sayılarla aram hiç iyi değil; ama şöyle yardımcı olayım: Uğur Dündar’ın bile henüz doğmadığı, Halit Kıvanç’ınsa yeni yeni sunuculuk yapmaya başladığı bir yılın mayıs ayında doğmuşum. Hıncal Uluç’un Brad Pitt kadar çekici bulunduğu bir yaş grubundanım yani. Benden daha yaşlı pek kimse kalmadı anlayacağın. O yüzden kendimi bütün memleketin ablası ilan ettim.

Toplumsal Onarım ve Siyasal Rehabilitasyon Anabilim Dalı’nda sizden başka görevli kaç hekim var? Maaşlarınızı kim karşılıyor? Gerçek hayatta cidden böyle bir merkeze ihtiyaç var mıdır?

Ben Köy Enstitüsü’nde çift anadal yaptım. Benden sonra da köy enstitüleri kapatıldı zaten. Alanımda tekim yani. Bu yüzden de çok yoğunum. Muayenehanem var. Bugün arasan iki buçuk yıl sonrasına randevu verebiliyorum. Ama bazen acil vakalar geliyor, tabii onları geri çeviremiyorum. Geçen bir köşe yazarı çocuğumu getirmişler. Adı neydi hatırlayamıyorum. Hah Fatih Pötürge yok yok Çekirge. Çocuk bir kardan adamla karısının resmini görmüş, şoka girmiş. Ayıltana kadar canım çıktı. ‘Korkma evladım, toprağa cemre düştü, karlar eriyor. Bak bu kardan adam ve karısından geriye sadece su birikintisi, birkaç parça kömür ve bir eşarp kalacak.’ dedim, bana mısın demedi. Sonra Allah’tan Oğuz Yılmaz’ın ünlü fabl şarkısı ‘Zıplayıver Çekirge’yi çalmak aklıma geldi de, kendine geldi biraz fukara.

Yazılarınızı ilkin kendi sivilliğinizi test eden soruları sorarak yanıtlıyordunuz. Peki okurlar devreye girince ne türden soru ve sorunlar gündeminize gelmeye başladı?

Çok sayıda alakasız soru alıyorum. Adım Dr. Sivilay Abla ya. Abla’yı gören Güzin Abla’yla, doktoru gören Haydar Dümen ile karıştırıyor. Gelen sorulara bakılırsa Anadolu kaldırımlar ve çukurlar açısından değil; ama cinsellik açısından çoktan Avrupa Birliği’ne girmiş. Bazı mektuplara “Evladım! Sen bildiğimiz Kütahya’dan mı yazıyorsun yoksa Amsterdam’ın Kütahya diye bir ilçesi var da ben mi bilmiyorum?” diye cevap yazıyorum.

Okurların sivillik beklentileri var mı yoksa sizi basın camiasının sivilcesi olarak görüp hizaya mı getirmeye çalışıyorlar?

Hiç de değil. Okurlarım benim sözümü dinliyor tabii ki. Örneğin geçenlerde Çiyse isimli bir kızım “Ablacığım, türbanlılar üniversiteye girerse üzerimde baskı kuracaklar ve beni de kapatacaklar diye çok korkuyorum. Acaba şimdiden ne gibi tedbirler almalıyım?” diye bir soru sordu. Ona verdiğim cevapta; irticanın şofben zehirlenmesi gibi hissettirmeden geldiğini bu nedenle laiklik zikrini ağzından düşürmemesini söyledim. “Hemen bir zikirmatik al, otobüste, tramvayda, ders aralarında olmak üzere günde 4444 kez ‘Çiyse laiktir laik kalacak’ çek.” dedim. Ondan sonra T-Box bile zikirmatik çıkarmış nabeeer.

Askerî kanattan da elektronik posta(l) geliyor mu? Askerlerin sivilleşmeye ihtiyacı yok mu Sivilay Abla?

Bildiğin gibi askerî konular için özel askerî kurumlar var. Askerî mahkemeler, Askerî Yargıtay, askerî market, askerî berber gibi. Bu nedenle askerlerin psikolojisiyle ilgili bir vakaya doktor Sivilay değil bir Tabip Miralay ancak bakabilir. Zaten askerler bana niye yazsın? Eskiden bir Güzin Abla vardı bir de ben. Artık bize gelen mektuptan daha fazlası Genelkurmay Başkanı’na gidiyor. Hem de ne mektuplar. CHP Milletvekilli Canan Arıtman, “Kızları da alın askere. Cephe gerisinde hemşire olmak istiyorum” diye bir mektup yazmıştı hatırlarsanız. Allah muhafaza, onu elinde iğneyle gören hasta bir asker, korkudan ruhunu teslim eder.

Neden sivilleşelim? Sivil olmak karın doyurur mu? Söz konusu olan sivillikse geride kalan her şey teferruat mıdır?

Bak şimdi dizini kır otur da sana sivilleşmeyi anlatayım. Bu söz sana tanıdık geldi mi? Bu bizim Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin, konu ne olursa olsun, ilk kurduğu cümledir. O her şeyi bilir ve bize anlatır. ‘Bu memlekete komünizm lazımsa onu da biz getiririz’ demiştir. Dolayısıyla sivilliği de sivil olmayan devletimizden öğrendik. Devletimiz sivil toplum örgütlerini helvadan yapar ve zor durumda kaldığında da yer. Bu böyle devam etti, ta ki 1999 depremine kadar. İzmit’e Kaynaşlı’ya gidenler bir de baktılar ki insanlardan, arabalardan önce devlet baba enkaz altında kalmış. O günden beri iş başa düştü diyenler, sivilleşmenin devlete bırakılmayacak kadar mühim olduğunu anladı kanaatimce.

Sivil olmak için ne gerekir? Beş vesikalık, bir ikametgâh ve bir de Marmaris’te yazlık ev almak yeterli midir?

Sivil olmak için en başta her şeye gıcık olmanız lazım. Sivilleşmenin ilk adımı budur. Sonra kendiniz gibi insanları bulursunuz ve sivil toplum olursunuz. Kafa kafaya verip, “Abiler her şeye gıcık olarak bir ömür geçmez. Bakın hepimiz taşı sıksak suyunu çıkarırız. El ele verelim, gerekirse pazarda limon satarız” deyip işe koyulursanız sivil toplum aktivisti olursunuz. Tabii eğer yıllarca sivil olmayan rutubetli ortamlarda yaşadıysanız, tüm beyin kıvrımlarınız kireçlenme yapıyor. Uzun zamandır bu hastalık üzerine çalıştım. İlk başlarda laboratuvar fareleri üzerinde deneyler yaptım. Ana ikinci aşamada gerçek bir vaka üzerinde çalışmanız gerekiyor malum. Sağ olsun Evren Paşa çalışmalarımda gönüllü oldu. Bak! Taraf okurlarından bile önce Zaman okurlarına açıklıyorum. Vallahi senin güzel hatırın için yapıyorum bunu. Bulup insanlığın hizmetine sunduğum bu hastalığın adı Siviltizma’dır. Kesin bir çözümü olmamakla birlikte deniz havasının iyi geldiğini tespit ettik.

Okey masasından taş çalmak, para kazanmak için dolara yatırım yapmak, evin kullanılmayan odalarının kalorifer peteklerini kapatmak, sivilliğe zarar verir mi?

Okeyi ve doları bilmem ama zaten şuncacık evlerde yaşıyoruz. Bir de 50 lira tasarruf edeceğiz diye evin oturma odasını Sibirya soğuklarına terk etmek, küçücük odada burun buruna yaşamak sivilliğe değil ancak aile saadetine zarar verebilir.

Toplumun bu kadar hızla sivilleşiyor oluşu sizi hiç endişeye sürüklemiyor mu? Toplum tamamen sivilleşince sizin göreviniz sona mı erer?

Öyle bir şey olursa kendimi solu kurtarmaya adarım. En sterilinden bir solcu olup, her duyduğum tıkırtıdan acaba buradan yeni bir sol çıkar mı diye umutlanırım. İşsiz kalmam evladım, korkma sen.

Niye insanlar politik ikilem yaşıyor. Ölecek miyiz doktor, çözümünüz ne?

Ne ikilemi, üçülem, dörtülem. Yok ölmeyiz. Merak etme On Yılda Bir Kurumu (OYBK) düzenli olarak kür uyguluyor. Ne ölüyoruz ne kalıyoruz bu sayede.

Çankaya Köşkü’nde onaylanan x yasasının saatteki hızı 42 km’dir. Aynı şekilde Malatya’dan ters yönde ilerleyen üniversite rektörlerinin tepkisi ise 10 km’dir. Bu durumda Anayasa Mahkemesi ne yapmalıdır?

Hey, şıksız soru olur mu? Önce şıkları görelim: a) Kaza raporu için jandarmayı çağırmalı b) Cindoruk ve Demirel’e danışmalı c) % 20’nin % 47’den büyük olduğunu ispat edecek bir matematikçiyle anlaşmalı d) 27 Nisan gecesini beklemeli… Ne yaparlarsa yapsınlar ama yapmadan önce 367 kez düşünsünler.

Emekli olunca ne yapmayı düşünüyorsunuz Sivilay Abla?

Muppet Show’da Waldorf and Statler’in yerine geçmeyi düşünüyorum. s.zengin@zaman.com.tr



--------------------------------------------------------------------------------

Şeyhülislam Denizül Baykal!

Sivilay Abla benim de naçizane kendime özel 5 sorum var. İlki şu: Ben her şeyden rahatsız oluyorum, arızalık yapıyorum. Sizce yeterince sivil miyim?

Hiç fena değilsin.

Ünlü piyanist Fazıl Say, ‘çekip gideceğim’ deyince içime gam düştü. Ney üfleyen biri olarak benim kalmam uygun mu?

Yok üflemekten zarar gelmez, o parmak basıyordu.

Akmerkez’in ortasında namaz şovu yapmışlar Sivilay Abla. Yalnız namaz kılanın yönü kıbleye değil de Kanyon’a doğruymuş. Bu namaz kabul olur mu?

Şeyhülislam Denizül Baykal hazretlerine sormalı. Dinî fetvalara o bakıyor bugünlerde.

Tarsus’ta ‘mini etekli oldukları için kız öğrencilerin bacaklarına kezzap atıldığı’ yönündeki haberlere ilişkin uzman görüşünüzü alabilir miyim? Kızlar nasıl önlem almalı?

O arkadaşı tanıyorum. Bir devlet dairesinde ‘bacaklara kezzap atar’ olarak görev yapıyor. Etek giyen kızlara babaannelerimizin giydiği gibi etek giymelerini öneriyorum. Türbanlı kızlar ise fesuphanallah çeksin. Bir şeycikler olmaz.

ZAMAN

Facebook Twitter Yahoo Google Linkedin Stumbleupon Delicious