Taraf ve Radikal'den sert manşet

Taraf ve Radikal'den sert manşet.11815
  • Giriş : 05.10.2008 / 19:08:00
  • Güncelleme : 05.10.2008 / 19:12:06

Taraf ve Radikal Gazeteleri bugünkü manşetlerinde Genelkurmay'ı eleştirdi.

Facebook Twitter
Yazı Boyutu:


"HANİ ORALAR BBG EVİ GİBİYDİ?"

5 Ekim tarihli Radikal Gazetesi, haberi "Hani oralar BBG Evi gibiydi?" başlığı altında şöyle sundu:

"Irak"ın kuzeyine yönelik sınır ötesi operasyonlardan sonra 17 Aralık 2007 tarihinde dönemin Genelkurmay Başkanı Yaşar Büyükanıt, “Artık bizim için oradaki kampları BBG evi gibi” demişti. ABD ile istihbarat paylaşımından sonra PKK"lıların çok rahat tespit edildiğini pek çok devlet adamı ifade etti. Ancak daha önce dört kez saldırıya uğramış ve 29 askerin şehit olduğu Aktütün Karakolu"na PKK"lı bir grup cuma günü gündüz saatlerinde yaklaşabildi. Doğan Haber Ajansı"nın haberine göre ağır silahlarla donatılmış 350 kişiydiler. PKK"lı teröristlerin saldırısında biri astsubay, altısı uzman çavuş erbaş ve sekizi er olmak üzere 15 asker şehit oldu. İki uzman çavuştan haber alınamazken 20 yaralı askerden altısının durumunun ağır olduğu açıklandı..."

"Genelkurmay BU KEZ HESAP VERSİN"

Taraf Gazetesi ise; "Genelkurmay bu kez hesap versin" başlığıyla duyurduğu haberinde "güvenlik zaafiyeti"ne dikkat çekti.

"1992"den beri beşinci kez basılan ve toplam şehit bilançosu 44"e yükselen Şemdinli Aktütün Karakolu"nun neden bir türlü korunamadığını ordunun en tepesinden öğrenmek hakkımız. Karakolu cuma namazı saatlerinde basan PKK, biri astsubay, altısı uzman erbaş toplam 15 askeri öldürdü, altısı ağır 20 askeri yaraladı. Çatışmada 23 PKK"lı da öldü. İki uzman erbaşla “irtibat kesildi.” Saldırıyı dün basın toplantısında duyuran Genelkurmay İletişim Dairesi Başkanı Tuğgeneral Gürak, bölüğün batısındaki askerî unsurlara Kuzey Irak"tan ağır silah desteğiyle saldırıldığını söyledi. Beş ay arayla iki kez basılıp ağır kayıp veren Aktütün"deki güvenlik zaafı konusunda Genelkurmay hâlâ ketum. Mayıstaki baskında ABD"nin uyardığını kanıtlayan görüntüler de yasaklanmıştı. ABD"nin bölgede denetim yapan insansız hava aracının 20 Nisan"da Kuzey Irak"ın Avakon bölgesinde kaydettiği görüntülerde, bir grup PKK"lının Kuzey Irak"tan Türkiye"ye girdiği görülüyordu. Aktütün Karakolu"nu basan grubun, insansız hava uçağının kaydettiği bu grup olduğu; Genelkurmay Başkanlığı"nın, görüntüler elinde olduğu halde karakolu basan gruba önceden müdehale etmediği öne sürülmüştü. Görüntüler yayınlandıktan sonra Genelkurmay Başkanlığı olayla ilgili soruşturma başlatmış; Genelkurmay Başkanlığı Askeri Mahkemesi de görüntülere yayın yasağı koymuştu..."

ŞEHİT BABASI YILDIRIM

Şehit Uzman Çavuş Yıldırım'ın babası Nurettin Yıldırım
''Bir evlat da bizim olsun ne yapalım'' diyen Yıldırım, ''Artık diriltmemiz, geri getirmemiz mümkün değil. Yalnız biraz ihmallik mi deniyor, nasıl oluyorsa bilemiyorum. Oraya bu kaçıncı baskın. Hiç mi tedbir alınamıyor. Bir şey diyemiyorum'' diye konuştu.

12 EYLÜL ÖNCESİ DARBECİLERİN MANTIĞINA VURGU

Taraf Gazetesi yazarı Ahmet Altan ise; 5 Ekim tarihli yazısında "Mayıs ayındaki Aktütün baskınına sansür geldiğini, Dağlıca"nın konuşulması mahkeme kararıyla engellendiğini" vurgulayarak, "ortada garip bir durum" olduğunun altını çizdi.

Altan yazısında; "Bu çocukları koruyamayan, gerekli önlemleri almayan, yapılan hataların hesabını vermeyen, eksiklikleri gidermeyen komutanlar... Aynı zamanda savaşın devamını da en çok isteyen insanlar. Bu savaşı bitirebilecek her demokratik ve barışçı adıma karşı çıkıyorla" ifadelerini kullandı.

Ahmet Altan yazısında 12 Eylül öncesinde "darbe koşullarının olgunlaşması" için dönemin darbecilerinin izlediği yönteme gönderme yaparak; "Maraş"ı, Sivas"ı unutmayın" diye yazdı.

Taraf Gazetesi kurucu Genel Yayın Yönetmeni Ahmet Altan "Burası özgürleşmesin, demokratikleşmesin, bu gizli askeri yönetim bitmesin diye binlerce insanın ölümüne hiç aldırmayacak birileri var. Her gün yirmi çocuğun öldüğü günlerde kimsenin kılı kıpırdadı mı? Darbenin planlarını yaptılar sadece, “biraz daha çocuk ölsün de ortam iyice darbeye hazır olsun” diye beklediler. Bugün de beklerler. İnsanları kışkırtırlar. Öldürtürler. Hükümetin ve parlamentonun bu savaşı bitirmek üzere duruma el koymasının gerektiği zamanlardayız" dedi. Altan'ın yazısının tamamı şöyle:

AHMET ALTAN: BİTİRİN ARTIK BU SAVAŞI

"Bu ülke çocuklarının hesabını sormaz.
Hiç sormadı.
Şimdi Türk çocuklarıyla Kürt çocukları diye ayrılıp karşı karşıya gelenler ölüyor.
Eskiden sağcı solcu diye ayrılıp karşı karşıya gelen çocuklar ölüyordu.
Neredeyse kırk yıldan beri çeşitli sıfatlarla tanımlanan çocukların ölümünü seyrediyoruz.

Hangisinin hesabı soruldu?
Kim hesap verdi?

Onları kışkırtanlar, ölüme yollayanlar, öldürtenler bir defa ortaya çıkarıldı mı?
Bu ülkede çocuklar genç yaşlarında ölmek için doğuyorlar sanki.
O kadar doğal karşılanıyor ki ölümleri...
Kimse şaşırmıyor.
Bana öyle geliyor ki üzülmüyor bile kimse.
Acı değil öfke duyuyoruz, kurtarmak değil intikam almak istiyoruz.
Eğer “karşı taraftan” daha fazla çocuk ölürse insanların içleri yatışacak gibi.
Bakın on beş çocuğun öldüğü aynı karakolda Mayıs ayında altı çocuk daha ölmüştü.
Kimse, o çocukların ölümünün hesabını sordu mu?
Dağlıca baskınının hesabını soran oldu mu?

Mayıs ayındaki Aktütün baskınına sansür geldi.
Dağlıca"nın konuşulması mahkeme kararıyla engellendi.
Halbuki Dağlıca baskını için de, Aktütün baskını için de Meclis komisyonları kurulmalıydı, araştırılmalıydı, çocukların ölümünden sorumlu olanlar ortaya çıkarılmalıydı.
Bunlar yapılmadı.
Bu çocukların ölümünden onların komutanları sorumlu.

Bir ülkede karakollar bu kadar kolay basılıyorsa, o ülkede askeri bir sorun var demektir.
Hatayı yapan kim?
Komutanlardan başka kim olabilir?

Bakın çok garip bir durum var.

Bu çocukları koruyamayan, gerekli önlemleri almayan, yapılan hataların hesabını vermeyen, eksiklikleri gidermeyen komutanlar...
Aynı zamanda savaşın devamını da en çok isteyen insanlar.
Bu savaşı bitirebilecek her demokratik ve barışçı adıma karşı çıkıyorlar.
Emekli komutanlar da “daha başka askerler de ölür” diye demeçler veriyorlar.
Niye sürdürmek istiyorsunuz peki bu savaşı?
Daha fazla çocuk ölsün diye mi?
Bugünkü savaşı kimse kazanamaz.
Kazananı olmayacak bu savaşın. Sadece çocuklar ölecek.
Ne PKK bir karakolu basıp on beş çocuğu öldürdü diye Kürtlerin sorunu biter...
Ne askeri birlikler PKK"lıları öldürdü diye Türkiye"ye huzur gelir.
Yıllardanberi sürüyor savaş.
Ne oldu?
Söyleyin bana ne oldu?
Kimse kazanabildi mi?
Hayır.
Bu savaşın bitmesi lazım.
Bu ülkenin Kürt vatandaşlarının kendilerini güvende ve özgür hissedecekleri demokratik bir ortamın yaratılması, dağdaki çocukların evlerine dönebilmelerinin sağlanması lazım.
Bu ülke kanıyor.
Hiçbir anlamı olmayan, hiçbir anlamlı sonuca varmayacak bir savaş yüzünden kanıyor.
Üstelik şimdi tehlike daha da büyüyor.
Ege kasabaları, Kürt mahalleleri Türk mahalleleri diye bölünüyor.
Ortalıkta bayraklar dolaşıyor.
Çatışmalar yaşanıyor.
Bir kıvılcımla bütün bölge patlayacak sanki.
Birilerinin böyle bir patlamanın yaşanmasını istediğini de tahmin etmek zor değil.

Maraş"ı, Sivas"ı unutmayın.
Burası özgürleşmesin, demokratikleşmesin, bu gizli askeri yönetim bitmesin diye binlerce insanın ölümüne hiç aldırmayacak birileri var.
Her gün yirmi çocuğun öldüğü günlerde kimsenin kılı kıpırdadı mı?

Darbenin planlarını yaptılar sadece, “biraz daha çocuk ölsün de ortam iyice darbeye hazır olsun” diye beklediler.
Bugün de beklerler.
İnsanları kışkırtırlar.
Öldürtürler.

Hükümetin ve parlamentonun bu savaşı bitirmek üzere duruma el koymasının gerektiği zamanlardayız.
Onlara Ege bölgesinden çok daha ayrıntılı bilgiler geliyordur.
Tehlikeyi bizden daha iyi görüyorlardır.
Çocukların ölümüne aldırmıyorlarsa, kendi geleceklerine aldırsınlar.
Bu ateş bir kıvılcımla bütün Türkiye"ye yayılırsa, onların geleceği de yanacak.
Bu savaşı durdurun artık.
Ölen çocuklarla mutluluğu bulamaz bir ülke.
O çocukları kurtarın.
Öfkeyi unutup acıyı hissedin artık, intikamı bırakıp kurtarmayı isteyin ne olur.
O çocukları da, ülkeyi de, kendinizi de kurtarın.
Durdurun bu Allahın belası savaşı..."

Facebook Twitter Yahoo Google Linkedin Stumbleupon Delicious

*

*


*