Tarih hazinesine kepçeyle daldı STAR

  • Giriş : 06.06.2006 / 00:00:00

Tutuklanan Uşak Müzesi Müdürü Kazım Akbıyıkoğlu’nun yeni bir skandalı daha ortaya çıktı.

Facebook Twitter
Yazı Boyutu:


Türkiye’yi dünyaya rezil eden Uşak Müzesi’ndeki hırsızlık olaylarıyla ilgili yeni bilgiler ortaya çıkıyor. Kültür Bakanlığı müfettişleri son olarak, Müze Müdürü Kazım Akbıyıkoğlu’nun, Tunç ve Roma dönemini yansıtan paha biçilemez seramiklerin bulunduğu höyüğe kepçeyle kazı yaptırdığını tespit etti. 1’inci derecede SİT alanı olan bölgedeki bu akılalmaz çalışmanın cezası, yasalara göre 5 yıl hapisle yargılanmaktı. Oysa müfettişler Akbıyıkoğlu’nun ‘kınama’ cezası alması gerektiğini rapor etmişler.

İLK SORUŞTURMA

Uşak Müzesi’ndeki hukuka aykırı uygulamaları ortaya çıkarmak için yetkili makamları harekete geçiren arkeologlar, dönemin Kültür Bakanı İstemihan Talay ve Anıtlar ve Müzeler Genel Müdürü Alpay Pasinli’ye mektup yazarak müzede olup bitenleri anlattılar.

BUNUN üzerine müfettişler Ahmet Kaplan ile Celal Kılıç, 13 Mayıs 2001 tarihinde olayı soruşturmaya başladılar.

İŞTE O RAPOR

Müfettişler, yasadışı uygulamaları tespit ettiler. Düzenledikleri raporda bu tespitlerini çok açık bir biçimde anlattılar. Ancak, çok ağır cezalar gerektirmesine rağmen, ‘kınama’ ya da ‘uyarma’ gibi ‘komik’ cezalarla geçiştirme yoluna gittiler. İşte, iki müfettişin 20 Ağustos 2001’de düzenlediği çarpıcı rapordan ayrıntılar:

Müfettişler, Uşak ve Atatürk ve Etnografya Müzesi’nin Sayım Komisyonu Başkanlığı’na, iddiaların odağındaki isim olan Kazım Akbıyıkoğlu’nu atadılar. Komisyonda, bir bekçi ile bir memur da yer aldı. Komisyon, ‘Yaptığımız incelemeler sonucu müzemizde hiçbir eksik parça yoktur’ açıklamasını yaptı. Böylece suçlanan Müdür, 2 gün gibi bir zaman içerisinde 3 binin üzerinde eserin sayıldığını ve eksik parça olmadığını açıklamış oldu. Müfettişler Akbıyıkoğlu’nun evrakta tahrifatla bir tarihi eser kaçakçılığını örtbas etmeye çalıştığını rapor ettiler. Bu suç için de ‘Disiplin cezası yeterlidir’ dediler.

BU BİR İNSANLIK SUÇU

İstanbul Üniversitesi Prehistorya Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Mehmet Özdoğan, kepçeyle kazı olayını şöyle değerlendirdi: ‘Höyük çok katmanlı bir yerleşme demektir. Geçmişin tabakalar halinde kurulduğu birikimdir. Bilginin alınabilmesi için tabakaların takip edilmesi gerekir. Höyük için 3 boyutlu özenli, geniş kadrolu bir çalışma yapmak gerekir. Höyükte birkaç bin yılın birikimi vardır. Bunlar sadece Uşak, Afyon’un değil, bütün insanlığın belgesidir. Çok istisnai durumlar dışında kepçeyle kazı olmaz. İnsanlığın geçmişini mahvedersiniz. Bir anlamda insanlık suçudur bu...’

SAHTEKARLIKTA UŞAK MODASI

Karun Hazineleri’nin en değerli parçası olan ‘Kanatlı deniz atı’ broşunun Uşak Müzesi’nde sahtesiyle değiştirilip çalınması skandalı, bazı sahtekarlara ‘cinlik’ ilhamı oldu. Mersin’de kendilerini TSK’da görevli Binbaşı ve Yüzbaşı olarak tanıtan iki sahtekar, ellerindeki 5 heykeli ‘Bunlar Uşak Müzesi’nden çalınan eserler. Bizim elimize geçti. Her biri çok değerli’ deyip, 500 bin dolara istihbarat timlerine satmak isterken suçüstü yakalandı. İrfan Çokgün ile Uğur Akçadağ gözaltına alındı.

Facebook Twitter Yahoo Google Linkedin Stumbleupon Delicious