Tarlada 25 kuruş markette 2,5 YTL

  • Giriş : 16.04.2006 / 00:00:00

Çiftçiler Birliği Başkanı Cumali Doğru , tarlada 25 kuruş olan narenciyenin büyük şehirlerde 2 YTL'den satıldığını belirtti.

Facebook Twitter
Yazı Boyutu:


Doğru; "Üretici ile tüketici fiyatları arasında 6 ile 10 misli fark var. Hal yasası çıkartılırken ne üreticiye ne de tüketiciye soruldu. Bir yasanın hedef kitlesi olur. Adına da reform yasası dediler. Bu nasıl reform yasasıysa anlamadım" dedi.
Doğru, bugün çiftçinin en büyük sıkıntısının bolluk ve bereket olduğunu, bunun da beraberinde mutluluk değil sıkıntı getirdiğini belirtti. Meyvelerin dalında çürümeye terk edildiğini ifade eden Doğru, vatandaşın da bu ürünleri ucuz yiyemediğini kaydetti. Doğru, ürünlerin çürümeye ter edilmemesi gerektiğini belirterek, ürünlere uzaktan bakan, elini bile süremeyen halkın bunlardan istifade etmesi gerektiğnii söyledi.

Cumali Doğru, Cihan'a yaptığı açıklamada, bu yıl uygun iklim koşulları nedeniyle yüksek rekolte elde eden narenciye üreticisinin bir süre öncesine kadar, ürününü satamadığı için kara kara düşündüğünü belirtti. İhracatta alınan bir dizi önlem ile ürünlerin hızla dalından kesildiğini ve yurt dışı pazarlara sunulduğuna dikkat çeken Doğru, "Bu yıl üretilen 2 milyon 600 bin ton narenciyenin sezon sonuna kadar 1 milyon tonunun ihraç edilmesini bekliyoruz. Bu miktardaki ihracat, 520 milyon dolar döviz demektir. İhracattaki sorunu aşmamıza rağmen iç piyasada halen beklentilerimize ulaşamadık. Ürünlerimiz 15 Mart'a kadar Hale girmeden doğrudan tüketiciye ulaşacak. Buna rağmen, halen üretici ve tüketici fiyatları arasında 6 ile 10 misli fark var. Bu da çok ciddi sorunlar yaratıyor. Adana'da kilosu 25-30 YKr olan portakalın İstanbul'da 3 YTL'ye kadar çıkan fiyatla satılmasına anlam veremiyoruz. Ortada haksız bir kazanç var. Bu fark da üretici ile tüketicinin cebinden çıkıyor. Fiyat, üretim yeri ile 2 misli olabilir, ancak bu fark 10 kata kadar çıkıyorsa düşünmek gerekir."

Seyhan Ziraat Odası Başkanı Süleyman Girmen de, üretimden pazarlamaya kadar yeni bir sistemin geliştirilmesi gerektiğini belirtti. Bahçede 10 kuruş olan herhangi bir tarım ürününün İstanbul-Ankara gibi metropollerde 1.45 YTL üzerinden tüketiciye arz edilmesinin doğru olmadığına işaret eden Girmen şunları söyledi:

"Üreticinin ve tüketicinin, zarar ettiği bu tabloda sistemden kaynaklanan bilumum iletişim kaynaklarının karşılıklı menfaate, üretici ve tüketici lehine çalışmamasından kaynaklanan sorunlardır. Gelişmiş ülkelerde nihai satıştan elde edilen paranın yüzde 45'i üretici kesimi olan çiftçiye giderken bizde çiftçinin eline geçen nihai satıştan pay yüzde 25 civarındadır. Bu şu demektir. Çiftçimiz, gelişmiş ülkelerin ekonomilerindeki üreticilerden yüzde 50 az pay almaktadır. Bu bir sistem ve organizasyon meselesidir. Bu sistemde aracı olan, kâra doyumsuz, toplum menfaatlerine uyumsuz, normal ticaret ahlakından yoksun, üretici ve toplum menfaatini düşünmeyen, fırsatçı ticareti kendine yol edinmiş, bu konuda görev yapmaya çalışan namuslu tüccar ve kabzımalları da haksız yere töhmet altında bırakan insanlar tarafından her üç kesimde zarar görmektedir. Bu sistem devam ettiği müddetçe bir avuç insan akıl almaz paralar kazanırken, üretici tüketici binlerce insan mağdur edilip zarar görecektir. Bu yanlış mutlaka önlenmelidir."


"FİYATLARI, MARKETLER UÇURUYOR"

İstanbul Meyve ve Sebze Komisyoncuları ve Tüccarları Derneği (İMESKOM) Başkanı Burhan Er ise, sebze ve meyveye sadece yüzde 8'lik resmi kâr payını koyduklarını, ancak tüketiciye ulaşan son noktada ürünlerin yüzde 150 ile 500 arasında artışla satıldığını ifade etti. Er, özellikle 1580 sayılı haller yasasının değişmesiyle marketlerin direkt üreticiden mal almasına rağmen malı kendilerinden daha fazla fiyata sattıklarını belirterek, bunu önlemenin yolunun, eskiden olduğu gibi sebze ve meyvenin yine halden pazarlara giriş yapması olduğunu söyledi. Ayrıca, halden alınan ürünün fiyatı belli olacağı için fiyat denetimlerinin yapılabileceğini belirtti.


DOMATES HALDE 40-90 KURUŞ MARKETTE 1.70-2.50 YTL

Yıllardır sebze ve meyve satış zincirinde yüksek fiyatların kendilerinden kaynaklandığı imajının oluşturulduğunu söyleyen Er, "Bu tamamen yanlış. Bize gelen ürünlere sadece yüzde 8 oranında belirtilmiş bir zammı yapabiliyoruz. Bunun haricinde artış yapmamız mümkün değil. Mal bize makul bir fiyata geliyor. Fiyatların yüksek olmasının sebebi bizden sonraki noktalarda yüzde 100 ve 500'e varan oranlarda zam yapılması. Özellikle marketler serbest piyasa mantığıyla istediği fiyattan kâr marjı ile ürünü satıyor. Pazarlarcılar da kendilerine hipermarketleri baz alıp onların biraz düşüğüne satıyor. Bu konuda haksız rekabet yapıyorlar. Mesela şu an bizde domatesin kilosu 50 kuruş bir hipermarkette bu 2- 2.5 YTL arasında değişiyor. Bunun sebebi tamamen hipermarketlerin yüksek kâr marjı ile hareket etmesinden kaynaklanıyor" dedi.

Burhan Er, ürünün halden yüksek kâr marjıyla çıkmasının mümkün olmadığını belirtti. Burhan Er, "Fiyat oluşumu arz talep dengesine bağlı oluşuyor. Eğer İstanbul haline ve piyasasına günlük 80 bin ton ürün gelirse fiyatlar düşer, 30 bin ton gelirse de fiyatlar yükselir. Şuanda İstanbul'da tüketilen ürünlerin yüzde 70 hallere girmeden vatandaşa ulaşıyor. Bu kadar yüksek fiyat oluşumunu marketler oluşturuyor" diye konuştu.


YÜKSEK MALİYET ÜRETİCİYİ BİTİRDİ

Ziraat Mühendisleri Odası (ZMO) Adana Şube Başkanı Ayhan Barut da, Türkiye'nin sosyal ve ekonomik gelişiminde öncelikli konumunu koruyan sektörlerden biri olarak kabul edilen tarımda, üretim ve verimi etkileyen girdilerin maliyete etkisinin her geçen yıl artmasının, buna karşın ürünün satış fiyatının oransal olarak düşük kalmasının sıkıntı oluşturduğunu ifade etti.

Barut, tarım sektörünün en önemli girdilerinden gübrenin fiyatının1999-2005 yılları arasında 12, mazotun 16 kat artarken, buğday ve mısırın satış fiyatında ise bu oranın 5, pamuğun ise 3.5'ta kaldığını ifade etti. Tarım sektörünün, ziraat mühendisinden çiftçisine, işçisinden tüccarına ve ürünleri değerlendiren sanayi dalına ve tüketicisine kadar bir zincirin halkalarını oluşturduğunu anlatan Barut, tarımın, Türkiye'nin sosyal ve ekonomik gelişiminde öncelikli konumunu koruyan sektörlerden biri olmasına karşın, yanlış politikalar sonucu son yıllarda adeta "kan ağladığını" anlattı. Bir süre öncesine kadar "Türk tarımı can çekişiyor" söylemlerinde bulunduklarını hatırlatan Barut, "Ancak, gelinen aşamayı tek cümleyle özetlersek, Türk tarımı bitmiş ve ölmüştür" dedi.



Hal MARKET

Elma (Amasya) Kilogram 0.40 YTL. 2.00 YTL.

Elma (Golden) Kilogram 0.40 YTL. 1.50 YTL.

Elma (2. Kalite) Sandık 0.15 YTL. 0.20 YTL.


Limon Sandık 0.15 YTL. 1.00 YTL.

Mandalina (Hatay) Kilogram 0.50 YTL. 1.50 YTL.

Mandalina (İzmir) Kilogram 0.70 YTL. 1.60 YTL.

Portakal (çıkma) Kilogram 0.25 YTL. 0.30 YTL.

Portakal (Finike) Kilogram 0.50 YTL. 2.00 YTL.

Portakal (Waşington)Kilogram 0.40 YTL. 1.30 YTL.

Facebook Twitter Yahoo Google Linkedin Stumbleupon Delicious