Tekerlekli sandalyesi yok, evde hapis

Tekerlekli sandalyesi yok, evde hapis.11319
  • Giriş : 27.10.2008 / 12:11:00

Kas hastası olan genç, tekerlekli sandalyesi olmadığı için 6 yıldır 12 metrekarelik bir odada yaşıyor.

Facebook Twitter
Yazı Boyutu:


Bursa'da kas hastası olduğu için yürüyemeyen genç, tekerlekli sandalyesi olmadığı için 6 yıldır hayatını 12 metrekarelik odasında geçiriyor. Babası ise ölecek korkusuyla oğlunun nefesini dinliyor.

Maddi durumu iyi olmayan aile, odasının penceresinden bakarak ve televizyon izleyerek dış dünyayla bağlantı kurabilen oğullarının gezebilmesi için tekerlekli sandalye yardımı bekliyor.

5 çocuklu Öztürk ailesi, baba Mehmet'in emekli olmasının ardından, 15 yıl önce Bursa'ya göç etti. Bursa'ya yerleştikten 3 yıl sonra ailenin 3 erkek çocuğundan ortancası, bir gün eve dönmeyerek, kayboldu. Zihinsel engelli çocuk, tüm arama çalışmalarına rağmen bugüne kadar bulunamadı.

Çocuklarının kaybolmasıyla birlikte zor günler geçiren aile, giderek yürümekte zorlanan büyük oğulları Selahattin'i doktora götürdüklerinde, oğullarının kas hastası olduğunu öğrendi. Doktorların, kontrol amaçlı yaptıkları muayene sonucu, ailenin zihinsel engelli diğer çocuğu İsmail'in de ağabeyi gibi kas hastası olduğunu tespit etti.

Başlarına gelen güçlüklerin üstesinden gelmeye çalışan ailede, baba Mehmet Öztürk, aldığı 540 YTL'lik emekli maaşı yetmediği için seyyar olarak yazın haşlanmış mısır, kışın da çerez satmaya başladı. Baba Öztürk, kazandığı parayla, 350 YTL'lik kira bedeli, ailenin zorunlu giderleri, tedavi masrafları ve Açık Öğretim Fakültesinde okuyan kızının eğitim masraflarını karşılamaya çalışıyor.

''ÇOCUKLARIMIN NEFESİNİ DİNLİYORUM''

Anne Şenay Öztürk ise gününü, doktorların her ikisi için de 20 yaşına kadar ömür biçtiği, ancak bugün 31 yaşında olan Selahattin ve 20 yaşındaki İsmail'in bakımıyla geçiriyor.

Ortanca çocuğunun kaybolmasıyla çok zor günler geçirdiklerini anlatan Şenay Öztürk, ''Daha sonra iki çocuğumda da kas hastalığı çıktı. Her an ölme ihtimalleri var. Gece uyudukları zaman nefeslerini dinliyorum. Onlar benim her şeyim'' dedi.

Hastalığı ilerleyen Selahattin'in yürüyemediğini ifade eden Şenay Öztürk, ''Maddi gücümüz olmadığı için tekerlekli sandalye alamıyoruz. Eğer, tekerlekli sandalye alınırsa, oğlumu dışarıda gezdirebileceğim'' dedi.

Baba Mehmet Öztürk de küçük oğlu İsmail'in durumunun, ağabeyinden daha kötü olduğunun tespit edildiğini ve her an onun da yürüyememe riskiyle karşı karşıya bulunduğunu belirterek, şöyle konuştu:

''Çocuklarımı yıllardan beri doktora götüremiyorum. Selahattin'in özürlülük derecesi, yüzde 69 olarak belirlendi, fakat bu oran yüzde 70 olarak kabul edilse, daha fazla imkandan yararlanabilecek. Aldığımız özürlü aylığı, temizlik masraflarına bile yetmiyor. Selahattin ve İsmail'e 20 yaşına kadar ömür verdiler. Bundan sonra ne olacağı Allah'ın takdiri... Her an ölebilirler, fakat üzüntümü içime atıyorum, kendilerini iyi hissetsinler diye onlara gülüyorum, üzüntümü göstermiyorum.''

''DIŞARDA DOLAŞMAK İSTİYORUM''

Odasının penceresinden bakarak ve televizyon izleyerek dış dünyayla bağlantı kurabilen Selahattin Öztürk ise lise eğitimi sırasında üniversitede edebiyat bölümünü kazanmak istediğini, ancak hastalığının ortaya çıkmasıyla bu isteğinin gerçekleşmediğini söyledi.

Henüz 13 yaşındayken koşamamaya başladığını, lisede ise tutunarak merdivenleri çıkabildiğini anlatan Öztürk, 6 yıldır tüm dünyasının 12 metrekarelik odasından ibaret olduğunu ifade etti.

Öztürk, yüzmeyi çok sevdiği için en büyük hayalinin mavi tura çıkmak olduğunu belirterek, şöyle konuştu:

''Sakat olduktan sonra her şeyden mahrum kaldım. Eski arkadaşlarım da ziyarete gelmiyor. Ama onlara kızmıyorum, çünkü herkes çalışıyor. Arada bazılarıyla telefonla konuşuyoruz. Dışarı çıkmak istiyorum, ancak ayaklarım tutmadığı için bu da çok zor. Akülü tekerlekli sandalye ile dışarda dolaşmak istiyorum.''

Facebook Twitter Yahoo Google Linkedin Stumbleupon Delicious

*

*


*