'Tekstilcinin sorunu döviz değil'

  • Giriş : 14.03.2006 / 00:00:00

Tekstilciler, Yeni Türk Lirası’nın aşırı değerlenmesi sebebiyle üretim yapamaz hale geldiklerini belirtiyor.

Facebook Twitter
Yazı Boyutu:


Fon, Merkez Bankası’nın uyguladığı kur politikasında değişikliğe gidilmesine sıcak bakmıyor. Ayrıca vergi indirimi ile ekonomik programdan taviz verildiğini savunuyor. Zaman’ın sorularını cevaplayan IMF Türkiye Temsilcisi Hugh Bredenkamp, tekstildeki sıkıntıyı Çin ve Hindistan gibi Asya ülkelerinin dünya piyasalarında rahat hareket etmesine bağlıyor. “Sektör yeni dönemde rekabette zorlanıyor. Hükümetin uyguladığı kur politikasında sorun yok.” diyen Bredenkamp’a göre, cari işlemler açığı da endişe edilecek boyutta değil. Yatırımlar ise işsizliği düşürecek seviyeye ulaşamadı.

Zaman'ın gündemdeki konulara ilişkin sorularını cevaplayan IMF Türkiye Temsilcisi Bredenkamp, sanayiciler, ihracatçılar ve eksi Devlet Bakanı Kemal Derviş'in "Yeni Türk Lirası'nın aşırı değerli olduğu ve müdahale edilmesi gerektiği" şeklindeki eleştirilerine katılmıyor. "Mevcut döviz kuru politikasında bir problem olduğuna inanmıyoruz." ifadesini kullanan Bredenkamp, "Hakikaten de, dalgalı döviz kuru rejimi Turkiye'nin son yıllardaki ekonomik stratejisinin başarısında kritik bir unsur olmuştur ve bu rejimi zayıflatacak hiçbir şey yapılmamalıdır." uyarısında bulunuyor. Para politikasının yürütülmesinin Türkiye için istisnai bir başarı olduğunu aktaran IMF temsilcisi, Süreyya Serdengeçti'den boşalacak başkanlığa yapılacak atamaya istinaden "Her ne tür personel kararları alınırsa alınsın, politikaların ve bu politikaları yürütmek için Merkez Bankası bağımsızlığının korunması hayati önemdedir." değerlendirmesini yaptı. Türkiye'de olduğu gibi ekonomik politikalara duyulan güven ve büyümeye ilişkin eğilimlerde dramatik bir iyileşme görüldüğünde sermaye girişleri olması ve kurun değerlenmesinin doğal olduğunu dile getiren Bredenkamp, "Bu kesinlikle yerel üreticiler üzerinde rekabet baskısı oluşturur. Ancak, Türkiye'de gördüğümüz şu ki birçok sektör üretimlerini yükseltmeye ve ihracat pazarlarındaki paylarını artırmaya devam ettiler. Bu da pek de genelleşmiş bir rekabet problemi olmadığını düşündürüyor." diyor. IMF temsilcisine göre, tekstil ve giyim sektörlerinin zorlukları güçlü döviz kuru sebebiyle daha da artmış olabilir; fakat temel sebep başka bir yerde, uluslararası kotaların kaldırılması ile birlikte başta Çin olmak üzere Asya kaynaklı rekabetin artması. Asya ve diğer bölgelerdeki düşük maliyetle çalışan tekstil üreticilerinden kaynaklanan rekabetin yok olup gitmeyeceğini anlatan Bredenkamp, şöyle konuşuyor: "Aslında önümüzdeki yıllarda belki daha da yoğunlaşacak. Türkiye bu üreticilerle ücretler konusunda rekabet edemeyecek, bu yüzden rekabeti daha yüksek verimlilik artışları ve belki farklı piyasa segmentlerine kaymak yoluyla yapmak zorunda. Bu, Türk ekonomisinin genel anlamdaki modernizasyonunun bir parçası olarak ortaya çıkan ve diğer sektörlerde de gördüğümüz kaçınılmaz bir yeniden yapılanma anlamına geliyor." Yeniden yapılanmanın ne kadar başarılı olacağını tahmin etmenin imkansız olduğunu aktaran Bredenkamp'a göre bu ne kadar çabuk başlarsa, Türkiye'deki üreticilerin gelecekteki durumları o kadar iyi olur.

IMF Türkiye Temsilcisi, hükümetin tekstil ve ayakkabıda 10 puanlık KDV indirimine gitmesini olumlu bulmuyor. Bredenkamp, "Bizler sektörel KDV indirimini, herkes için daha düşük vergi oranlarına ve yatırım harcamalarında artışa imkan verecek olan vergi tabanlarının genişletilmesi ve tahsilatın iyileştirilmesi çabalarına yönelik fon destekli program amaçlarından bir sapma olarak değerlendiriyoruz." şeklinde konuşuyor. Tekstil sektörüyle ilgili zorlukları anladıklarını ve bunların diğer ülkelerde uluslararası kotaların kaldırılması sonrasında yaşananlarla birçok yönden benzerlik teşkil ettiğini ifade eden Bredenkamp, "Ancak bizim görüşümüz şu ki, KDV indirimi, yeni rekabet realiteleri karşısında, sektördeki daha rekabetçi bir ürün yelpazesini üretmeye doğru başka ülkelerde olduğu gibi Türkiye'de de gerçekleşmesi gereken geçiş sürecini geciktirecek. Bu hususları yetkililere ilettik ve onlarla bu tedbirin sonuçları hakkında görüşmelerde bulunuyoruz." diye konuşuyor.

Yabancı ilgisi cari açığa karşı sigorta

IMF temsilcisi, Bakan Babacan'a önemli boyutlardaki cari işlem açıklarının önümüzdeki bir dönem boyunca Türk ekonomisinin bir özelliği olacağı konusunda katıldıklarını söylüyor. Şu ana kadar açıkların rahatça finanse edilmesinin yanı sıra finansman bileşiminin (daha fazla yabancı sermaye ve diğer uzun vadeli para girişleri anlamında) iyileştiğini kaydeden Bredenkamp'a göre, geçen yıl 9,6 milyar dolarla rekor kıran doğrudan yabancı sermaye girişi böyle devam ettiği sürece, durum yönetilebilir; ancak finansman aniden kesilirse Türkiye risklere açık hale gelir. Ekonomiye yönelik risklerin, 5 yıl öncesiyle karşılaştırıldığında büyük ölçüde azaldığına vurgu yapan Bredenkamp, "Zira bankacılık sistemi çok daha sağlıklı. Fakat, yine de ekonomi büyük ölçekli ve maliyetli bir uyum sürecinden geçmek durumunda kalabilir. Bu tür riskleri asgariye indirmek için sıkı bütçe politikalarının ve dalgalı döviz kuru rejiminin muhafazası önemli." diyor.

‘Sosyal Güvenlik’te sürpriz beklemiyoruz

IMF Türkiye Temsilcisi, üç sosyal güvenlik kurumunun tek kurum olarak birleştirilmesini öngören ‘tek çatı' ve genel sağlık ve emeklilik mevzuatını düzenleyen ‘emeklilik' tasarılarına da değindi. Sosyal güvenlik reformlarının öngörülenden daha uzun sürdüğünü ve parlamento sürecinin devam ettiğini kaydeden Bredenkamp, "Hükümetin gerekli yasal düzenlemelerin geçmesini temin etmek için yapabileceklerinin azamisini yapmak konusunda kararlı olduğuna inanıyoruz." diyor. Bredenkamp'a göre emeklilik, sağlık sistemleri ve mali dengelerin uzun dönemde sürdürülebilirliği açısından sosyal güvenlik reformunun çıkarılması büyük önem taşıyor. Bredenkamp, Devlet Bakanı Ali Babacan'ın hükümetin, yapısal reformlar üzerindeki çalışmaların yeteri kadar ileri bir aşamaya geldiğini hissettiğinde IMF heyetini 3. gözden geçirme üzerindeki görüşmeler için Türkiye'ye davet edeceğini söylediğini aktarıyor. Mevcut stand-by düzenlemesinin Mayıs 2008'de sona ereceğini hatırlatan Bredenkamp, "3. gözden geçirmenin zamanlamasının bu nihai tarihi etkilemesini beklemek için hiçbir nedenimiz yok. Hükümet takip eden bir düzenlemeyi öngörmediğini söylemişti." değerlendirmesinde bulunuyor.

İstihdam artıyor, hızı işsizliği düşürecek kadar süratli değil

Türk ekonomisinde devam etmekte olan dönüşüm sürecinin bir parçası olarak, istihdam yapısında büyük ölçekli değişimler olduğunu dile getiren Bredenkamp'a göre, bir yandan, şu anda ekonomiyi sürükleyen modern, hızlı büyüyen sektörler gerçekten önemli boyutlarda yeni işler oluşturuyor. İstihdam sadece 2005 yılında hizmetler sektöründe 730 bin, sanayide 300 bin ve inşaat sektöründe 150 bin kişi arttı. Fakat aynı zamanda, yaklaşık 1 milyon kişi tarım sektöründen ayrıldı ve 280 bin kişi iş aramak üzere işgücüne katıldı. Diğer bir ifadeyle yapısal değişimler veri olarak alındığında iş oluşturma hızlıydı; fakat işsizliği düşürecek kadar süratli değildi. İşsizliği daha hızlı düşürecek tek bir politika müdahalesinin mevcut olmadığını aktaran IMF temsilcisine göre, ihtiyaç duyulan değişik politikaların bir bileşimi. Bunlar ise büyümeyi sürdürülebilir kılmak için makro istikrarın devamı. Bredenkamp, firmaların yeni çalışanları işe almalarını daha kolay ve daha ucuz hale getirmek için yapılacak işgücü piyasası reformlarını şöyle sıralıyor: "İnsanların, firmaların ihtiyaç duyduğu yetenekleri edinmelerini sağlamaya yönelik eğitim ve öğretimde iyileşmeler. Verimliliği artırmaya ve böylelikle tarımsal alanlardan göçü azaltmaya yönelik tarımsal reformlar."

Facebook Twitter Yahoo Google Linkedin Stumbleupon Delicious