Teog sorular 2013 - Teog sınavı cevapları - 2013 Teog cevaplar

Teog sorular 2013 - Teog sınavı cevapları - 2013 Teog cevaplar.21799
28.11.2013 / 13:50:05

Teog soruları Milli Eğitim Bakanlığı'nın resmi internet sayfasından yayınlanacak. Sorular şimdiye dek yayınlanmadı.

Facebook Twitter
Yazı Boyutu:


Teog sorularına açıklandığı anda haber Aktüel'den ulaşabilirsiniz. Soru ve cevaplar MEB.gov.tr tarafından duyurulacak.

DERSHANELER KONUSU

‘Çoktan verilmiş bir karar’ı paydaşlarla istişare ediyoruz şeklinde pazarlamak bir hayli zor. Milli Eğitim Bakanı, ‘alternatif çözüm makinesi’ gibi çalışıyor ama ürettiği teklifler arasındaki fark inandırıcılığını bitiriyor.

İkna turuna çıkan bürokratlar, dershanecilerin hazırladığı sorular karşısında tel tel dökülürken devlet zoruyla kapatma girişimine destek vermeye çalışan kimi vekiller de, kaş yapayım derken göz çıkarıyor.

AK Parti Ardahan Milletvekili Prof. Dr. Orhan Atalay mesela. Aynı zamanda Meclis Eğitim Komisyonu üyesi. “Dershaneler KCK gibi oldu” ifadesi, bir gazeteye sürmanşet oldu. Malum KCK, PKK’nın çatı kuruluşu ve Yargıtay tarafından ‘silahlı terör örgütü’ olduğuna hükmedilmiş bir örgüt. Vekilin yaptığı kıyaslama, sözün bittiği yeri gösteriyor. Meclis’te dün bir basın toplantısı düzenleyip verdiği örnek için “Belki haddini maksadını aşmış da olabilir.” diyor. Paralel eğitim vb. diğer sözlerinin arkasında duruyor. Peki, komisyon üyesi Atalay’ın diğer ifadelerinde ne var? Şu sözler ona ait: “Dershaneler bir sonuçtur. Bir sebep değildir. Önce sınav sistemini değiştireceksiniz. Öğrenciler ilköğretimde, lisede nasıl bir sınav sisteminden geçiyorlarsa üniversitelere de aynı sınav sistemi ile girmelidirler. Bunu Meclis’teki komisyon toplantısında Bakan’a da ilettim. ‘Çocukların testmatik durumdan çıkarılması gerekir’ dedim. Ancak Bakan bunun için (ÖSYM’den gelen cevaba göre) iki yıla ihtiyaç olduğunu söyledi. ‘Zaman yok’ dedi.” Son cümleye dikkat. Bir daha okumakta fayda var. Meselenin düğümlendiği nokta burası. Milli Eğitim Komisyonu üyesi, ‘dershane bir sonuçtur, siz önce sınavlarla ilgili düzenleme yapın’ şeklinde öneride bulunuyor. Devletin bir kurumu yani ÖSYM, sınav sistemini değiştirmek için en az 2 yıla ihtiyaç duyulduğunu belirtiyor. Fakat Milli Eğitim Bakanı’nın o kadar acelesi var ki ‘zaman yok’ diyor. Sanki yangından mal kaçırılıyor. Hal böyle olunca, günlerdir dönüşüm diyerek devlet zoruyla yapılmak istenen kapatmayı perdelemeye çalışanlar açığa düşüyor. 

"Siz sınavı değiştirmezseniz dershaneler varlığını sürdürür, yasaklasanız da sürdürür, kapatsanız da sürdürür. Bu bir sonuç ise işe sebebi düzelterek başlayalım.” Bu sözler de AK Partili Atalay’a ait. Günlerdir yapılan haklı itirazlarda da dile getiriliyor bu ifadeler. Konunun uzmanları, teşebbüs hürriyetinin yok edildiğini, anayasaya ve insan haklarına aykırı işlem yapıldığını söylüyor ısrarla. Ama Milli Eğitim Bakanı için bunlar bir anlam taşımıyor. Çünkü o ve bürokratları ‘kararı çoktan verilmiş’ bir emrin görüntüsünü kurtarmaya çalışıyor. ZAMAN, yapılmak istenenleri manşetten duyurduğu gün, gece yarısı ekran ekran dolaşan Bakan’ı şimdi daha iyi anlıyoruz. haber yaparak deşifre ettiğimiz düzenleme, Meclis Eğitim Komisyonu’nda bile itirazla karşılanmış meğer.

Bu arada Çözüm sürecinin Meclis ayağını yürüten TBMM Çözüm Sürecini Araştırma Komisyonu, hazırladığı 420 sayfalık raporda Kürt sorununun çözümü için eğitimin önemini vurguladı.

Raporda hoşgörü, uzlaşı, anlayış, diyalog, empati odaklı ve yaşam boyu bir eğitim sisteminin hayata geçirilmesi gerektiği kaydedildi. “Bölünme paranoyasına son verilmeli. ‘Bu süreç biterse ilk ölen benim çocuğum olur’ empatisi yapılmalı. Sonuca ulaşmak için tüm unsurlar sürecin paydaşı olmalı. Pozitif iklimi desteklemek herkesin görevi.” mesajı verildi.

TBMM Başkanlığı’na sunulan ve cuma günü kamuoyuna açıklanacak olan Çözüm Komisyonu Raporu’na Zaman ulaştı. 1925 yılından bu yana Kürt sorunu ile ilgili çeşitli kişi ve kuruluşlar tarafından hazırlanan 71 ayrı çalışmanın incelenmesi, olayın tarafları ve mağdurların dinlenmesiyle hazırlanan raporda sorunun nedenleri ve çözümüne ilişkin çarpıcı tespitlerde bulunuldu. Raporda, çözüm sürecinin kalıcı olması için “Eğitim konusuna büyük önem verilmeli” vurgusu yapıldı. Raporda, şu ifadelere yer verildi: “Aileden başlayan ve okullarda devam eden eğitimle kin, nefret ve husumeti ötekileştirmenin, yabancılaştırmanın, korku ve güvensizlik ögelerinin baskın olduğu, acıların yarıştırıldığı, buna hizmet eden ögelerin simgeleştirildiği, ezberletilerek aşılandığı eğitim sistemi yerine, algı ve tutumların dönüştürülmesi için demokrasi, insan hakları, hukukun üstünlüğü, barış, karşılıklı hoşgörü, uzlaşı, anlayış, diyalog, empati odaklı yaşam boyu eğitim sisteminin yaşama geçirilmesine dikkat edilmeli.”

Facebook Twitter Yahoo Google Linkedin Stumbleupon Delicious

*

*


*