Teoman beni zan altında bıraktı

  • Giriş : 29.05.2006 / 00:00:00

Magazin gazetecilerine karşı sert tutumuyla son dönemlerde gündemden düşmeyen Oktay Kaynarca, Kelebek’e konuştu.

Facebook Twitter
Yazı Boyutu:


Teoman’ın magazincilere "Keşke Oktay sizi vursaydı" şeklinde açıklama yapmasına sinirlenen Kaynarca, "Teoman yanlış yaptı. Beni zan altında bırakıp, durumdan kendine pay çıkardı. Üstelik ben magazini severim" dedi.

Sürekli magazin gazetecileriyle kavga eder hale geldiniz. Nedir bu öfkenizin sebebi Oktay Bey?

Doğru bildiğimi, doğru bir şekile savunmaktan yanayım. Ben, doğru bir şey söylüyorum ve diyorum ki "Kim olursanız olun, hayatımın tam ortasına, kapıya tekme atar gibi giremezsiniz. Önce kapıyı çalacaksınız, izin isteyeceksiniz." Benim kızmamın tek sebebi budur.

- Hayatınızın tam ortasına tekme atılarak girilmiyor ki, halka açık bir yerdesiniz...

Evet, sokaktayım. Ama görüntülenirken ya da görüntülerin yayınlanması için benden izin alınması gerekiyor. Bu bir nezakettir. Birinden bir şey isterken rica edersiniz, "Ver" demezsiniz ki! Herkes elindeki kamerayı, fotoğraf makinesini silah gibi kullanmaya başladı. Ben de bana doğrultulan bu silahı elimle ittim. Niye durup dururken kendimi vurdurtayım!

- Ama iddiaya göre siz de silah çekmişsiniz...

Hayır, şerefim ve namusum üzerine yemin ederim ki ben silah falan çekmedim. Bunun için bir sürü şahidim var. Hatta orada iki tane de polis memuru vardı. Öyle bir şey olsa polisler müdahale ederdi. Oktay dövdü deniliyor! Sevdiklerimin üzerine yemin ederim ki yok böyle bir şey arkadaşlar.

- Silahınız var mı peki?

Var ama evde durur. Bulundurma ruhsatım var. Asla ve asla yanımda taşımam. Ayrıca şunu söylemek istiyorum ben, bir muhabire saldırıp silah çekecek kadar gerizekalı bir adama benziyor muyum? Bir şey yapılmak istenilse silaha gerek yok ki, o gece orada 20 kişilik bir dizi ekibi vardı. Bir şey yapılmak istenilse, silah olmadan çok şey yapılırdı. Ama yapılmadı, kimse bir şey yapmadı. Hele ben hiçbir şey yapmadım.

BEN ÇAKIR’DAN KURTULDUM

- 22 yıldır bu piyasanın içinde olan Oktay Kaynarca, neden son birkaç yıldır çok agresifleşti?

Haksızlığa tahammül edemediğim, sesimi çıkardığım için böyle görülüyor. Bazıları gibi köşeme çekilip sessiz kalarak, şapkamı kafama geçirip yüzümü gizleyerek yürümeyi tercih etmediğim için agresif görülüyorum. Ben saldırgan biri değilim. Ama beni sürekli saldırganlaştırmaya çalışıyorlar.

- Sanki Çakır’la beraber hayatınız da değişti...

Ben bu durumdan çok sıkıldım. Ben Çakır’dan kurtuldum. Normal hayatımı sürdürüyorum. Benim bir sürü eşim, dostum, milletvekili arkadaşım, doktor arkadaşım, öğretmen arkadaşım var. Benim arkadaşlarım mafya değil, ben de mafya değilim arkadaşlar. Ayrıca ben Çakır’dan önce de popülerdim!

- Ama böyle değildiniz... O zaman da magazin vardı ve siz yine tam magazinin içindeydiniz...

Ben havalara falan girmedim, eskiden de böyleydim. Bundan 13 yıl önce bana bir programın tanıtımını teklif ettiler, kabul ettim. Ama magazin programı olduğunu bilmiyordum. Ekranda tanıtımları izleyince, baktım ki paparazzi programının içindeyim. Hemen telefon açıp, bu programın içinde yer almak istemediğimi, arkadaşlarımın özel hayatını sunmak istemediğimi söyledim. O zamanki tavrım neyse, şimdi de öyle. Ama şimdi daha çok köşeye sıkıştırılıyorum, daha çok üzerime geliniyor. Çünkü bir birlikteliğim var, bu birlikteliğim de çok iyi bir malzeme.

- Dünyanın her yerinde popüler kişiler görüntülenir, çekilir ve yaşadıklarıyla haber olur.

Paparazzilik bana göre doğru bir şey değil. Ben bu sisteme karşıyım. Bu tarz magazinin bana hiçbir faydası yok. Ben gazetecilere düşman da değilim. Tepkim, izin alınmadan hayatıma paldır küldür girilmesine.

HİÇBİR HATA YAPMADIM

- Magazin Gazetecileri Derneği’nin ödülünü birçok kez aldınız değil mi?

Evet aldım, hem de iki kez bu ödülü havaya kaldırdım. Kendimle çelişmiyorum, merak etmeyin! Ben diyorum ki, bu işin düzeyi çok önemli. Bu son olayda gelip benden izin alsalardı, inanın bir de röportaj yaparlardı.

- Diyelim ki sizi bir bayan ile yemek yerken çektiler ve bunu da size söylediler, tepkiniz ne olurdu?

"Tamam, işin doğrusunu bir de benden dinleyin" derdim.

- Dürüstçe anlatır mıydınız?

Evet.

- Yani, "Aman sakın yayınlama" demezdiniz, kızmazdınız, kaseti almaya falan kalkışmazdınız...

Eğer karşımdaki insan bu durumdan rahatsızsa ve gazetede resminin çıkmasını istemiyorsa, böyle bir ricada bulunurdum arkadaşlarıma. Bu ricamı yerine getirirlerse getirirler, getirmezlerse de bir şey diyemem. Ama inanın kimse bir şey sormuyor. Ben bedel ödemek, köşeye sıkıştırılmak istemiyorum. Bir empati kurulsun... Hiç mi hayatınızda bilinmesini istemediğiniz bir şey yapmadınız?

- Bu da bilinmesini istemediğiniz bir yemek miydi?

Bu böyle değerlendirilmesin. Ben oraya bir sete gittim, arkadaşım Selçuk Yöntem ve set ekibiyle yemek yedim. Ama diyelim ki bilinmesini istemediğim bir yemekti bu. Eğer benim bir ilişkim olmasaydı, inanın bu kadar üzerime gelinmeyecekti. Çünkü haber değeri bu kadar yüksek olmayacaktı bu görüntünün. Ben de bu oyunu bozarım işte. Onların dediğini yapmayacağım. Ne onlar istedi diye evleneceğim, ne de ayrılacağım. Hayatımı istediğim gibi yaşamaya çalışacağım. Ama artık daha dikkatli yaşayacağım...

- Yani birçok gazeteci ile yaşadığınız tartışmalarda sizin hiç kabahatiniz yok, hep siz haklısınız...

Bana göre yok. Hata olarak değerlendireceğim hiçbir şey yapmadım. Kusur ararsanız bulursunuz. İnsan, yaşam içinde tabii ki hatalar yapar.

- Ve siz bu hataları milyonlarla paylaşmak istemiyorsunuz...

Yani... Biraz önce de söylediğim gibi herkesin hayatında gizli saklı kalmasını istediği, bilinmesini istemediği kimbilir neler vardır...

ÇOK KÜFÜR ETTİĞİM DOĞRU

- Doğal olarak da sizin tepki biçiminiz bol küfürlü ve çok sert oluyor!

Evet, kimse benim kadar tepki göstermiyor. Daha sakin olmayı öğrenmem gerek galiba. Kanı deli olan benim aslında. Biraz durulmam lazım. 41 yaşındayım ne zaman durulacağım bilmiyorum. Vallahi durulmayı ben de istiyorum. Çok küfür ettiğim de doğru. Yapmamalıyım ama dayanamıyorum. Haksızlığa dayanamıyorum.

- Sevgiliniz Özgü Namal soru soran gazetecilere "Oktay duymasın sizi vurur" diyor, ardından da Teoman, "Keşke Oktay sizi vursaydı" diyor. Magazin muhabiri tetikçisi oldunuz!

Özgü bunu şaka olarak söyledi, sonra anladı hatasını. Şaka yaptığına pişman oldu ve susmaya karar verdi. Ama ona yapılan da korkunçtu. Beyaz’la bir ilişki yaşadıklarını ima etmeye çalıştılar, ayıp bu. Teoman’ın sözleri ise çok talihsizce. Onu severim ama yaptığı açıklamayla beni zan altında bıraktı. Durumdan kendine pay çıkardı. "Ben yapardım ama bu yapıda birisi değilim" demiş. Ben bu yapıda bir adam mıyım, nereden biliyor ki bunu.

- Magazinden nefret ediyorsunuz, gazeteci tartaklıyorsunuz ya!

Ben asla bir gazeteciyi tartaklamadım, Tokat atmadım. Herkes elini vicdanına koyup konuşsun. Ben daha birkaç gün önce çocuklara sarılıp, onları sevdiğimi söyledim. Ve yine onlara, "İçinizde çürük elmalar var, sadece onların ayıklayın" dedim. Ben kimseye karşı değilim. Hele magazine hiç değilim. Magazin tabii ki olmalı. Ama düzeyli olmalı. Ben düzeysiz magazin yapanların içinde değil, bu işi düzeyli yapanların içinde olmak istiyorum. Bu kadarına da hakkım var diye düşünüyorum. Üstelik magazini seviyorum.

ÇAPKINLIK GÜZEL ŞEY

- Çapkınlık yapıyor musunuz?

Benim herkesin bildiği, kabullendiği çok güzel bir ilişkim var. Şunu kabul etmiyorum; çapkınlıkla zamparalık eş tutuluyor. Çapkınlık bana göre güzel bir şey. Bana göre çapkınlık, hayatla flört etmek gibi bir şey. Ama, zamparalık öyle değil. İşte bu kavram karmaşasından dolayı ne oluyorsa oluyor zaten.

- Hayatla çok flört eder misiniz?

Yok, etmem. Bana göre karşılıklı oturup sohbet etmek, konuşmak, dertleşmek de bir flörttür. Saklanacak, utanacak bir şey yapmıyorum, yapmam da. Yaparsam da gider bir restoranda mı yaparım? Dişimle tırnağımla 22 yıldır uğraşıyorum. Güzel bir şey inşaa ettim. Sonra birileri gelip bu binanın üzerine kötü yazılar yazmaya çalışıyor. Yazdırmam, kirletmem! Bu ülkede her alanda bir çürümüşlük yaşanıyor. Paparazzilik sisteminde de bir çürümüşlük var. Ama ben mücadele etmeye devam edeceğim. Benim hiçbir magazin programında, magazin dergisinde resmim, haberim yayınlanmasa da fark etmez. Dört arkadaşımla tiyatro yapar, yine hayatımı idame ettiririm.

Facebook Twitter Yahoo Google Linkedin Stumbleupon Delicious