Terim: Mutluluk duyuyorum

Terim: Mutluluk duyuyorum.12220
  • Giriş : 15.05.2008 / 14:12:00

Fatih Terim ve Türkiye'nin 2008 Avrupa Şampiyonası'ndaki rakiplerinden Portekiz'in teknik direktörü Luiz Felipe Scolari bir araya geldi.

Facebook Twitter
Yazı Boyutu:


Boutique Entertainment&Marketing Partners'in organize ettiği konferansta, açılış konuşmasını yapan Futbol Federasyonu Başkanvekili Lutfi Arıboğan, spor ve özellikle futbolda en çok konuşulan şeyin ekonomi olduğunu belirterek, ''Futboldaki her unsurun markalaştığı ve markaların büyük ilgi gösterdiği futbol, ekonomisi büyüyen, dev bir endüstri haline gelmiş durumda. Kulüpler ve Milli Takım düzeyinde başarıların sürdürülmesi için kaynaklar arttırılmalı'' dedi.

Özellikle kulüplerdeki sponsorluk uzmanlarının daha fazla yer bulacağını belirten Arıboğan, ''Bu konuda sıkıntı çeken bir ülkeyiz. Bu nedenle Futbol Federasyonu olarak bu konuda vasıflı elemanlar yetiştirmek için üniversitelerle de çalışmalar yapacağız'' diye konuştu.

-TERİM: ''SCOLARİ'Yİ TÜRKİYE'DE AĞIRLAMAKTAN MUTLULUK DUYUYORUM''-

Milli Takımlar Teknik Direktörü Fatih Terim, Scolari'nin iyi bir dostu ve iyi bir arkadaşı olduğunu söyledi. Brezilyalı teknik adam ile Milan'ı çalıştırırken bir akşam yemeğinde tanıştığını anlatan Terim, ''Ben Milan'ın, o da Brezilya Milli Takımı'nın teknik direktörüydü. Onu Türkiye'de ağırlamaktan büyük mutluluk duyuyorum. Scolari, Brezilya ile Dünya Şampiyonu olmuş ve Portekiz'i belli bir yere getirmiş bir hoca. Portekiz, son Avrupa Şampiyonası'nın finalisti, 2006 Dünya Kupası'nın çok önemli takımlarından biriydi'' diye konuştu.

Konferanstaki konuşmasında futbolun dünyanın tartışmasız en popüler sporu olduğunu vurgulayan Terim, ''Futbola 'Pazarlamanın harika çocuğu' ismini koyarak başlamak istiyorum. Futbol, dünyanın en çabuk, en hızlı büyüyen iş kollarından bir tanesi. Bu iş kolunda, din, dil, kültür farklılığı, ülke, kıta, farklı ekonomik sınıflar hiç fark etmiyor'' dedi.

Futbolda sade oyuncudan bile marka yaratılabildiğini anlatan Fatih Terim, fazla özelliği olmayan David Beckham'ın ciddi bir pazarlama harikası olduğunu söyledi. Futbolun, marka ve aynı zamanda bir ürün yarattığını anlatan Terim, ''Play Station gibi futbola dayanan bir teknolojik ürün, bütün çocukların hatta büyüklerin de tutkusu haline geldi. Bir kişi hayatı boyunca topa ayağını vurmamış bile olsa, play station da Futbol oynayabiliyor. Tabii sonra bize soruyor, bu niye var, niye yok diye'' diye konuştu.

Dünya ve Avrupa Futbol şampiyonalarının olimpiyatlardan daha fazla ilgi çektiğini, daha yüksek yayın ve sponsorluk geliri üretebildiğini kaydeden Fatih Terim, futbolun kazandıkça kazandıran bir organizasyon haline geldiğini kaydetti.

Fatih Terim, son olarak, Scolari'nin konuşmasının sonunda Brezilya ve Portekiz milli takımlarıyla ilgili seyrettirdiği videoya gönderme yaparak, esprili bir şekilde, ''Bir dahaki sefere de ben de Cd'mi koyacağım o zaman da onu hep beraber izleriz'' dedi.

-SCOLARİ: ''TERİM'İ MİLAN'DA TANIDIM''-

Luiz Felipe Scolari ise Fatih Terim'i Milan'ı çalıştırırken tanıdığını ve Terim'in İtalya'da kendisini çok iyi karşıladığını söyledi. Brezilya Milli Takımı'nı çalıştırırken bazı Brezilyalı oyuncular hakkında bilgi almak için Terim ile bir araya geldiğini anlatan Scolari, ''Bazı Brezilyalılar Fatih Terim'in takımında oynuyordu. Bana oyuncular hakkında bilgi vermesini istedim. Brezilya dışında çok tanınan biri değildim. Kendisi çok daha fazla tanınan bir insandı. Beni çok iyi karşıladı. Milan'da oynayan Brezilyalı oyuncular konusunda bana iyi bilgiler verdi. Bu sayede bir dostluk geliştirdik'' dedi.

Fatih Terim'den övgüyle söz eden Brezilyalı çalıştırıcı, ''Milan'da Fatih Terim'in oyuncusu olan Roque Junior Türkiye'ye geleceğimi söylediğimde, Terim'e çok büyük sevgilerini gönderdi ve 'Dikkat et, kendisi çok iyi bilir, hayatını 2008 Avrupa Şampiyonası'nda zorlaştıracak' dedi. Bir futbolcu bunu söylüyorsa teknik direktörün ne kadar önemli olduğunu gösterir'' diye konuştu.

Scolari, Brezilyalı teknik direktörlerin Avrupa'da fazla başarılı olamamasıyla ilgili bir soru üzerine, ''Zico ve ben Avrupa'da en çok bilinen teknik direktörleriz, ama bizim haricimizde de Avrupa'da kaliteli Brezilyalı teknik direktörler var. Brezilya'da çok rahatlıkla teknik direktör olunabiliyor. Fakat seçimlerinizin kalitesi konusunda çok dikkat etmelisiniz. Gerek benim, gerek Zico'nun başarısının devam etmesi bu konuda kapıyı açacaktır. Kültür farkından dolayı biraz çatışmalar yaşıyoruz'' şeklinde konuştu.

Brezilyalı teknik direktör, karşılaşma sırasında yedek kulübesinde yaptığı hareketlerin, doğal, içinden gelen şeyler olduğunu söyledi.

-SCOLARİ HAYATINI ANLATTI-

Scolari, konferansta hayatını ve nasıl başarıya ulaştığını fotoğraflar eşliğinde anlattı. Çocukluğunda yeterli maddi imkanlarının olmadığını anlatan Scolari, İtalyan asıllı olan babasının Futbol oynamasını desteklemediğini kaydetti. Çocukken sol ayağının çıplak olduğu bir fotoğrafı gösteren Scolari, ''Diğer kramponu sol ayaklı bir arkadaşım kullanıyordu. 40-50 yıl önce bugünkü futbolcuların imkanlarına sahip değildik'' dedi.

Bir sene hukuk, sonra fizik okuduğunu ifade eden Scolari, ''İyi kazanıyorum, fakat çok çalıştım. Bazen medya, teknik direktörlüğü çok basit bir şeymiş gibi gösteriyor. Tembellik yapsaydım bugüne gelemezdim'' diye konuştu. Brezilyalı teknik direktör, 16 yıl orta saha ve defans olarak Futbol oynadığını belirterek, ''Kariyerimde çok rekorum var. Hayatım boyunca 4 gol attım, hepsini kendi kaleme. Bu yüzden Guiness Rekorlar Kitabı'na girdim'' dedi.

Scolari, teknik direktörlük yaşamında Brezilya'da, Suudi Arabistan, Kuveyt ve Japonya'da çalıştıktan sonra 1998 yılına kadar uluslararası bir başarısı olmayan Brezilya'nın Palmerias takımına gittiğini ve Libertadores Kupası'nı kazandıklarını, sonra da Brezilya Milli Takımı'na gittiğini söyledi.

Scolari, Brezilya Milli Takımı ile 2002 Dünya Kupası'nı nasıl kazandıklarını ve stratejilerini de anlattı. Dünya Kupası'nda Türkiye-Brezilya maçından bir örnek veren Scolari, ''Bir penaltı kazanmıştık. Ronaldinho atacaktı, 21 yaşındaydı, çok gençti, biraz kendine güveni ve yeterince fiziksel gücü yoktu ve biraz korkmuştu. 2. yarının 40. dakikasında iç güdüsel olarak Rivaldo'yu uygun gördük. Çok soğukkanlı ve tekniği vardır. Topu koydu ve penaltıyı attı. Brezilya Çin'e karşı 2-1 öndeydi, penaltı oldu, Rivaldo topu aldı, Ronaldinho'ya verdi. Şimdi sen atacaksın bunu dedi. Önemli değil atamasan da biz zaten kazanıyoruz dedi. Ekip ruhunu ve arkadaşını düşündü. Ronaldinho da golü attı. Bu ekiptir, grup çalışmasıdır. Çok büyük futbolcular vardır, ama takım ruhuna sahip değildir. Luis Figo en katılımcı, en fazla ekip ruhunu taşıyan futbolcudur'' diye konuştu.

Portekiz Milli Takımı'nda kendi dönemindeki değişimi de anlatan Scolari, şunları söyledi: ''Yunanistan-Portekiz 2004 Avrupa Şampiyonası finalinde kaybettik. Neden? 8 Portekizli futbolcu daha meşhurdu Yunanlılara göre. Fakat Yunanların takım yardımlaşması daha iyiydi. Grup içinde bizde bireysellik vardı. Teknik olarak biz iyiydik, fakat onlar kollektif Futbol anlayışını daha iyi yansıttılar. 2006 Dünya Kupası'nda da iyiydik. Brezilya'da Futbol hayattır, Avrupa'da biraz daha farklıdır. Milli Takım renklerine daha fazla değer vermek gerekiyor. Milli marşı birlikte söylemek, pozitif elektrik vermek, milli marşla rakibin karşısında dimdik durabilmek önemli. Ben bu şekilde Portekiz'de başarılı olduğumu düşünüyorum. Bütün metotlara güvenirim. Fakat bazen sonuç vermeyebilir. Her zaman ikinci plan olmalı. Ön görmedik bir şey olursa kendimizi hazırlarız ve bir fırsat varsa onu değerlendirmek için bekleriz. Harekete geçmezsek hiçbir şey olmaz.''

TUMSPOR

Facebook Twitter Yahoo Google Linkedin Stumbleupon Delicious