'Terör memleketin başına açılmış bir bela'

  • Giriş : 06.05.2006 / 00:00:00

Genel Başkanı Deniz Baykal, terörü Türkiye'yi karıştırmak, Türkiye'nin huzurunu, kardeşliğini, ilerlemesini engellemek isteyenlerin memleketin başına açmaya çalıştığı bir bela olarak nitelendirdi.

Facebook Twitter
Yazı Boyutu:


Deniz Baykal, Hıdırellezin bir dönüm noktası, baharın habercisi ve yazın müjdecisi olduğunu belirtti. Milletçe Hıdırellezin bütün Türkiye için daha güzel günlerin başlangıcı olmasını dilediklerini ifade eden Baykal, "Bugün deniyor ki, Türkiye'de her şey yolunda, zenginlik iki kat artmış. Milli gelir iki kat artmış. Sizde de artı mı iki kat? Yani eskiden bir eviniz varken şimdi iki eviniz var mı? Bir traktörünüz varken iki traktörünüz var mı? Yani hayvan varlığınız iki katına çıktı mı? Peki Türkiye'de (iki kat zenginleşti) diyenler ne diyor? Yok mu? Burada yok da başka yerde belki vardır değil mi? Birileri herhalde o sizin alamadığınız payınızı birileri alıyordur. Zaten yanlış olan da bu. Maalesef bugünkü Türkiye'nin gerçeği o. İnşallah bunları düzelteceğiz. Bir Hıdırellez gününün dostluk ve sevgi ortamında bütün bunları düzelteceğimizi size ifade etmek istiyorum. Merak etmeyin böyle gelmiş ama böyle gitmez. Düzelteceğiz bunları." dedi.

En önemli şeyin memleketin huzuru ve kardeşliği olduğunu ifade Baykal, ''Türkiye'ye kötülük yapanlar maalesef iki ana noktada kötülük yapıyorlar. Önce son zamanlarda birden bire ortaya çıkan bir bela var, terör belası. Maalesef Anadolu'nun kasabalarına, köylerine gün geçmiyor ki, bir şehit cenazesi gelmesin. Sevinçle, mutlulukla uğurladığımız ve askere gönderdiğimiz evladımızı bayrağımıza sarılmış olarak bir şehit cenazesi töreninde kasaba ve köyümüzün karşılaması ne kadar acı bir olay. Bunu bütün Anadolu yaşıyor'' diye konuştu.

Baykal, terörü, Türkiye'yi karıştırmak, Türkiye'nin huzurunu, kardeşliğini, ilerlemesini

engellemek isteyenlerin memleketin başına açmaya çalıştığı bir bela olarak nitelendirerek, bu belaya karşı kararlı bir mücadele gerektiğini vurguladı.

Bu belaya karşı ciddi bir mücadeleyi verebilecek anlayışa ihtiyaç olduğunu da anlatan Baykal, sözlerini şöyle sürdürdü:

''Maalesef bu konuda ciddi sorunlar var. Türkiye'yi bizim ulusal bütünlüğümüzü, kardeşliğimizi, beraberliğimizi bozarak, bizi birbirimize düşürerek, bizi birbirimize silah çeker hale getirerek, devletin güvenlik güçlerine karşı birtakım çocukları dağlara çıkarıp sürerek, Türkiye'yi içeriden, dışarıdan birileri karıştırmak istiyor. Buna fırsat vermeyeceğiz. En önemli konularımızın başında bu geliyor, buna karşı en etkili mücadeleyi vereceğiz.''

Deniz Baykal, Türkiye'nin bu konuda duyarlı olması gerektiğine işaret ederek, şöyle devam etti:

''Kim bizi birbirimizden ayırmak istiyorsa, kim sen şusun, sen busun diyorsa, kim bizim ulusal bütünlüğümüzü, ulusal kimliğimizi bölmeye, parçalamaya yöneliyorsa buna karşı hep birlikte tavır takınmak zorundayız. Türkiye'nin bütünlüğünü herkes içine sindirecek. Burada yaşayan insanların kökü, kökeni, soyu, sopu kimisi Anadolu sınırlarının dışından Kafkasya'dan, kimisi Balkanlardan, kimisi adalardan, kimi Arap ülkelerinden gelmiş olabilir. Bunların hiçbir önemi yok. Burada yaşayan herkes tek bir milletin parçasıdır, Türk milletinin bir parçasıdır. Hepimiz o milletin bir parçasıyız. Bunu herkesin içine sindirmesi lazım, bunu bozmak isteyenlere fırsat vermemek lazım.''

Son zamanlarda durduk yere Türkiye'de bir tartışma açıldığını gördüklerini ifade eden Baykal, ''Ne tartışması bu, din tartışması. Böyle bir tartışmayı haklı kılacak ne var? Yani Türkiye'de bir din tartışmasını devletin en yüksek noktalarında açmayı gerektiren, elinizi vicdanınıza koyunuz, hangi neden var Allah aşkına ya? 70 milyonun ağzının tadını mı kaçırmak istiyorsunuz, milletin huzurunu mu bozmak istiyorsunuz?'' diye konuştu.

Baykal, konuşmasını şöyle sürdürdü: "Başbakan çıkıyor diyor ki, (Dindarı var, daha dindar olanı var). Değerli arkadaşlarım Türkiye'de inancı, dini, imanı başbakanlar derecelendirme hakkına, yetkisine sahip mi? Sen kim oluyorsun da milletin inancına eline uzatıyorsun, onun hakkında hüküm veriyorsun? Yani din tartışmasını devletin zirvesinden açmanın bugün bir anlamı, bir yararı var mı? 160 bin cami, 5 vakit namaz kılınan, ezan okunan, bu memleketin inancının özgürce yaşandığını görmeyen gözlere gösteren birer abide gibi duruyor. Daha ne istiyorsun, neyle uğraşıyorsun? Dünyada İslamiyet'in en güzel yaşandığı yer Türkiye değil mi? İslamiyet'in insana saygılı, inanca saygılı, demokratik bir anlayış içinde en güzel yaşandığı yer bu değil mi? Ramazanları, kurbanları, bayramları hepimiz sevinçle kutlamıyor muyuz? Ne uğraşıyorsun kardeşim, ne bozmaya çalışıyorsun milletin huzurunu, barışını, kardeşliğini? Buna karşı çok dikkatli olacağız. Bir tehlikedir dikkatinizi çekiyorum. Çok ciddi bir tehlikedir. Bu Türkiye'ye zarar verir, bizi birbirimize düşürür." ifadelerini kullandı.

"Kimsenin vatandaşlarımızın inançlarıyla ilgili bir hüküm vermeye hakkı yoktur" diyen Baykal, herkesin hesabını Allah'a vereceğini belirterek, şöyle konuştu: ''İnsanları inanç derecelerine göre ayıracağım, ona göre devlet yetkilerini kullanacağım dersen Türkiye'yi bölersin. Ama Türkiye'yi bölemezsin. Sana Türkiye'yi böldürtmeyeceğiz. Türkiye'nin inanan insanlarını birbirine düşürmesine izin vermeyeceğiz. Bakın bir Hıdırellez gününde bu iki noktaya dikkatinizi çekmek istiyorum. Terörün arkasında ne var düşünün. Türkiye'de inanan insanları ayırmaya, bölmeye, parçalamaya çalışanları iyi görün, meydanı bunlara bırakmayın. Bakın bizim 80 yıllık tarihimizden gelmiş bir barışımız var, kardeşliğimiz var. Eksiğimiz var, noksanımız var onları düzeltmek istiyoruz. Ama şöyle etrafımıza baktığımız zaman biz İran olmak istiyor muyuz? Irak olmak istiyor muyuz? Birbirine düşmüş, her gün 40 tane cenaze geliyor Irak'ta, Bağdat'ta. Böyle bir şey istemek mümkün mü?" açıklamasını yaptı.

Facebook Twitter Yahoo Google Linkedin Stumbleupon Delicious