Terörle mücadeleye kilitlenen Ankara'da trafik yoğun

Terörle mücadeleye kilitlenen Ankara'da trafik yoğun .12583
  • Giriş : 31.10.2007 / 09:10:00
  • Güncelleme : 31.10.2007 / 09:15:42

Dağlıca Komando Tabur komutanının görevden alındığına ilişkin iddialar başkenti hareketlendirdi.

Facebook Twitter
Yazı Boyutu:


Terörle mücadeleye kilitlenen Ankara, dün yoğun bir trafik yaşadı. Dağlıca Komando Tabur komutanının görevden alındığına ilişkin iddialar başkenti hareketlendirdi.

Hürriyet gazetesi, konuyla ilgili haberini 12 şehit ve 8 askerin kaçırılması hakkındaki soruşturmaya dayandırırken, Genelkurmay akşam saatlerinde yazılı bir açıklamayla iddiayı yalanladı. Dün partilerin Meclis grup toplantılarında da gündem terördü. Başbakan Tayyip Erdoğan, 5 Kasım'da ABD Başkanı Bush'la yapacağı görüşmede 'yol haritası ile sürecin belirlenmesini isteyeceğini' açıkladı. İktidar sorumluluğunun 'hamaset, acelecilik ve dar görüşlülüğü' kaldırmadığını vurgulayan Başbakan, saldırıların, hukukun içinde kalarak etkisiz hale getirileceğinin altını çizdi. Ardından medyadaki yorumlara değinen Başbakan, bazı insanların televizyonları dolaşarak 'tahrik memurluğu' yaptığını kaydetti ve sert uyarılarda bulundu: "İster emekli ister muvazzaf olsun, kim olursa olsun, bunlar, ülkenin birliğine, beraberliğine saldırmaktan başka şey yapmıyor. Ülkenin birliğine kurşun sıkanlar, karşısında bizi bulur. Acaba buradan hükümeti nasıl köşeye sıkıştırırız, hesapları bu. İyi biliyorlarsa siyasete soyunsalardı."

CHP'lilere seslenen Deniz Baykal da, bazı çevrelerin ülkenin gelişmesini içine sindiremediğini vurguladı. Baykal, "1071'den beri el ele yaşayan bir toplumuz. Terörle yapılmak istenen, parçalanmış Türkiye'dir." dedi. MHP lideri Devlet Bahçeli ise meydanlardaki tepkilerin tahrik ve tertiplere açık hale geldiğine dikkat çekti. Terör örgütünün bin yıllık kardeşliği yıkmayı ve Türkiye'yi kanlı bir iç çatışma ortamına sürüklemeyi amaçladığını belirten Bahçeli, şu çağrıyı yaptı: "Terörü önlemenin yolu, hükümetin alacağı tedbirler ile güvenlik güçlerinin çalışmalarından geçecektir. Herkesin, bugüne kadarki hataları ne olursa olsun, iktidara alacağı önlemlerde tam destek olması, milli görev ve demokratik tutum olacaktır."


Medyada yorum yapan emekli ve muvazzaflara sert çıktı
Başbakan Tayyip Erdoğan, ABD gezisi öncesinde Türkiye'nin birliğini hedef alan bölücü terör konusunda hem yurtiçine hem de yurtdışına önemli mesajlar verdi.

Hükümetin terörü bitirmek için başlattığı diplomatik atağı anlatan Erdoğan, 5 Kasım'da ABD Başkanı George Bush ile yapacağı görüşmede "yol haritası ile sürecin belirlenmesini" isteyeceğini açıkladı. Erdoğan, yurtiçine dönük mesajında ise sağduyu ve metanet çağrısı yaptı. İktidar sorumluluğunun "hamaset, acelecilik ve dar görüşlülüğü" kaldırmadığını vurgulayan Başbakan, devletin milletin birliğine yönelen saldırıları hukukun içinde kalarak etkisiz hale getireceğinin altını çizdi. Medyadaki tahrik içerikli yorumlara değinen Başbakan, bazı insanların televizyon televizyon dolaşarak adeta 'tahrik memurluğu' yaptığını kaydetti. Başbakan, sert uyarılarda bulundu: "Devlet olarak kurumlarımızla dayanışma içerisinde bu süreci işletirken, kalkıp da televizyon televizyon dolaşmak suretiyle ülkenin birliğine kurşun sıkanlar, karşısında bizi bulacaktır. Sıfatı ne olursa olsun, ister emekli ister muvazzaf olsun, kim olursa olsun... Bunlar, bu ülkenin birliğine, beraberliğine saldırmaktan başka bir şey yapmıyor. Çünkü bunların sırtında herhangi bir sorumluluk yok. Sadece oraya gelip, acaba biz buradan şu anda hükümeti nasıl köşeye sıkıştırırız, hesapları bu. Bu işleri çok çok iyi biliyorlarsa, girerlerdi bir partiye, siyasete soyunurlardı."

Erdoğan, partisinin TBMM grup toplantısında yaptığı konuşmada, PKK terörü üzerinde durdu. Dünyanın gözü Türkiye'nin üzerindeyken asla duygusallığa teslim olunmamasını isteyen Başbakan, metanet duygusu ile vakarın test edildiği zamanlarda daha çok sağduyuya, aklıselime ve kenetlenmeye ihtiyaç duyulduğunu kaydetti. Erdoğan, şöyle konuştu: "Birbirimizin boynuna sarılarak acımızı paylaşacağız. El ele, gönül gönüle vererek duygularımızı aklın kontrolünde tutacağız. Bize evlat acısı yaşatan terörün, teröristlerin ve onlara kol kanat geren şerşebekelerinin en çok arzuladıkları şey, milletimizin metanet duygusunun, birlik ruhunun yaralanmasıdır. Sokağa yansıyan hiçbir tepkinin ölçüyü aşmaması için herkesi ama herkesi azami dikkate davet ediyorum. Ne demek istiyorum? Tekrar altını çizeyim: Sokaktaki tepkiler doğaldır, normaldir; ama bu tepki, asla ülkemde yaşayan ve bizim zenginliğimiz olan farklı etnik unsurlara yönelik olmamalıdır. Burada ben sizlerden özel hassasiyet istiyorum."


ABD Başkanı Bush'tan yol haritası isteyecek
Başbakan Erdoğan, hükümetin başlattığı diplomatik atağa değinirken, hafta sonundaki ABD ziyaretinin önemini anlattı. Erdoğan, ABD Başkanı Bush ile yapacağı görüşmenin, hem Türkiye, hem bölge hem de ABD için son derece kritik olduğunu bildirdi. Türkiye'nin terör konusundaki kararlılığını ve milletin hissiyatını bir kez daha açık ve net şekilde ifade edeceğini belirten Erdoğan, şöyle konuştu: "Hem stratejik ortak ve müttefikimiz olan, ayrıca bölgedeki konumu nedeniyle Irak ile ilgili konularda öncelikli sorumluluğu bulunan ABD'den, terörist odaklara karşı acilen somut adımlar beklediğimizi açıkça ifade edeceğiz. Yataklık eden ülkeler vardır, bunları kendileriyle açık ve net konuşacağız. Şu anda uyuşturucu pazarlamasının en önemli kaynaklarından bir tanesi olduğunu konuşacağız. Amerika, zaten terör örgütünün elindeki silahlarını kabul etmiş durumdadır. Bunların da açık ve net izahını isteyeceğiz. Bunların çözülmesinin bir an önce gerçekleşmesini, bunun artık bir yol haritasıyla sürece bağlanmasını isteyeceğiz." Başbakan Erdoğan, ABD gezisinin "icazet alma" şeklinde yorumlanmasına da karşı çıktı. Türkiye'nin adımlarını kendi öz iradesiyle atma kabiliyetine sahip olduğunun altını çizen Erdoğan, diplomasinin sonuna kadar zorlanmasının gerekçelerini şöyle sıraladı: "Dünyanın bir parçası olduğumuzu ve diplomasinin bazı gerekleri olduğunu aklımızdan çıkarmamamız gerekiyor. Bu dünyada biz yalnız yaşamıyoruz. Tarih boyunca cephedeki kazanımların, masada nasıl kaybedildiğini de iyi hatırlayalım. Diplomaside sadece siyah ve beyaz yok, ara renk ve tonlar da vardır. Bunu da unutmayalım. Uluslararası ilişkilerde, ülkelerin üstüne oturduğu denge siyasetlerinin, iç yapılarının etkisini de küçümsemeyelim. Eğer biz AB üyesi ülkeleri, Ortadoğu ve Körfez ülkelerini yoğun bir şekilde dolaştıysak, bunun hedefi hep buna yöneliktir. Şunu da unutmayalım ki; Türkiye'nin milli menfaatleri ve uluslararası güvenlik hassasiyetleri, hiçbir ülkenin iç siyaset hesaplarına ya da afaki senaryolarına feda edilemez."

Facebook Twitter Yahoo Google Linkedin Stumbleupon Delicious