"Terörü yapanlar 'siyasi örgüt' ise size ne gerek var?"

  • Giriş : 08.01.2008 / 17:59:00
  • Güncelleme : 08.01.2008 / 18:03:24

''Onlarla sarmal halinde iç içe geçen bu cinayet şebekesi açık söylüyorum; sonun başlangıcına yaklaşmıştır''

Facebook Twitter
Yazı Boyutu:


AK Parti Genel Başkanı ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, demokrasi, hukuk ve adaletin güçlenmesinin, Ankara'nın bütün kurumlarıyla birlikte kalbini Anadolu'ya vermesinin ve vatandaşın devletiyle bütünleşmesinin, teröristlerin tabanını kuruttuğunu bildirerek, ''Uluslararası uyuşturucu mafyasının maşası olarak onlarla sarmal halinde iç içe geçen bu cinayet şebekesi açık söylüyorum; sonun başlangıcına yaklaşmıştır'' dedi.

Erdoğan, partisinin TBMM Grup toplantısında yaptığı konuşmada, acıları ve mutlulukları paylaştıkları oranda millet olma bilincinin güçleneceğini belirterek, ''İnşallah yeni yılda da milletçe daha güzel günler görecek, daha müreffeh bir Türkiye'ye ulaşmak için canla başla çalışmaya devam edeceğiz'' diye konuştu.

Devletin, milletle birlikte güçlendiği oranda geçmişin yanlışlarını, ihmallerini telafi ettiklerini, yıllarca ertelenen sorunları çözüme ulaştırdıklarını anlatan Erdoğan, şunları söyledi:

''Allah'ın izniyle özgüvenimiz tamdır. Milletimize güveniyoruz, milletimiz de bizlere, devletine, hükümetine güveniyor. Millet ile devlet arasındaki bu karşılıklı güven duygusunu her gün biraz daha güçlendirmek siyasetimizin temel misyonudur.

Bu yola çıkarken söylediğimiz gibi 'çözümsüz hiçbir meselemiz yoktur.' Şimdiye kadar dize getirdiğimiz zorluklar göz önüne alındığında bundan sonra da önümüzdeki meselelerin hangi usul ve yöntemlerle aşılacağını çok iyi biliyoruz.

Bugüne kadar karanlıktan beslenen terör örgütü mensupları, Türkiye'nin gün ışığına kavuşmasından, açık ve şeffaf bir demokrasiye ulaşmasından ne kadar tedirgin olduğunu gösteriyor. Onların kirli ve karanlık eşkalleri, Türkiye günışığına kavuştukça daha çok belirginleşiyor.

Demokrasi, hukuk ve adaletin güçlenmesi, Ankara'nın bütün kurumlarıyla birlikte kalbini Anadolu'ya vermesi, vatandaşımızın devletiyle bütünleşmesi teröristlerin tabanını kurutuyor.

Perşembe günü Diyarbakır'da meydana gelen bombalı cinayet, terör örgütünün çocuk masumiyetine bile tahammülü olmadığını bir kez daha en açık biçimde göstermiştir.

Ortaya çıkan fotoğraf herhalde insaf sahibi, yüreğinde insanlıktan zerre kadar merhamet olan herkesin içini yakmıştır.

Bu ülkenin umudu, geleceği, yarını olacak gencecik çocuklarımız dershanelerinin önünde kitaplarıyla, rüyalarıyla birlikte alçakça tezgahlanan bir cinayete kurban gitmişlerdir. Çocuklarımız nur içinde yatsınlar.''

-''TERÖRE VERİLECEK EN GÜZEL CEVAP...''-

Hayatını kaybedenlere Allah'tan rahmet, yaralılara da acil şifalar dileyen Başbakan Erdoğan, ''Annelerine, babalarına, kardeşlerine Allah sabır ve metanet versin. milletimizin başı sağolsun diyorum'' dedi.

Cumartesi günü bakan ve milletvekilleri birlikte Diyarbakır'a gittiğini hatırlatan Erdoğan, terör saldırısında hayatını kaybedenlerin ailelerine taziyede bulunduklarını, yaralıları hastanede ziyaret ettiklerini ve halkla kucaklaştıklarını söyledi.

Erdoğan, teröre verilecek en güzel cevabın, birlik ve beraberliği korumak, kardeşlik duygusuyla birbirine daha fazla kenetlenmek olduğunu ifade ederek, sözlerini şöyle sürdürdü:

''Diyarbakır ve bölge halkı terör ortamının olumsuzluklarından çok çekti, büyük bedeller ödedi. Son dönemdeki gelişmelerle geleceğe dair ümitleri artan Diyarbakırlı kardeşlerimiz, huzur ortamının devam etmesini, bu tür terör eylemleriyle huzurlarının bozulmamasını arzuluyor.

Anne ve babalarıyla hafta sonu görüştüğüm şehit çocuklarımız Rıdvan Süer, Eren Şahin, Melek İpek ve Ferhat Mutlu yüreğimizi gerçekten dağladı. Son olarak öğrenci kardeşimiz Engin Taşkaya da hayatını kaybetti. Ona da Allah'tan rahmet diliyorum. Biliyorum ki, 70 milyonluk milletimiz de bu derin bir acıyı yüreğinde hissetti.

Eren Şahin'in annesi Bursalı, babası Diyarbakırlıydı. Rıdvan Süer, Ankaralı bir ailenin evladıydı. Lice'li bir ailenin evladı olan Ferhat Mutlu'nun ağabeyi asker olarak şehit edilmişti.

Melek İpek, annesinin, babasının olduğu kadar bizim de melek ve ipek ruhlu bir evladımızdı. O bedenler, o temiz ve masum ruhlar aramızdan ayrıldı. Peki o caniler, bu cinayeti işleyenler, azmettirenler, cinayet emrini verenler, ne elde ettiler? Hangi ideale hizmet ettiler? Hangi ideallerini gerçekleştirdiler? Karanlık maskeleri indirildiğinde ne söyleyebilirler? Terör örgütü için 'siyasi bir örgütlenme' diyen anlayış acaba bu çatı altında ne iş görüyor? Madem siyasi bir örgüt size ne gerek var? Niçin hala kalkıp tavrınızı koyamıyorsunuz? Siz korktukça, kaçtıkça biliniz ki korkunun ecele faydası yoktur, gelip bir gün sizi yakalayacaktır.''

-''TERÖR TECRİT OLACAK''-

Başbakan Erdoğan, terör ve şiddetin bir akıl kilitlenmesi olduğunu vurgulayarak, bu kilidin er geç kırılacağını söyledi. Terörün, toplumdan tecrit olacağını kaydeden Erdoğan, ''Esasen bugün yaşanan da toplumdan ve dünyadan tecrit olmanın, tabansız kalmanın şuursuzluğudur'' dedi.

''Çocuk masumiyetine kastedecek kadar insanlığa düşman olmak hangi düşünceyle izah edilebilir?'' sorusunu yönelten Erdoğan, şöyle konuştu:

''Toplumu tedirgin ederek, korku ve kaygı salarak, kaos ortamı oluşturarak akılla bulunacak çözümleri akıl dışı bırakmak isteyenler muratlarına eremeyeceklerdir. Biz bu tuzakları biliyoruz. Bölge insanı bu tür tuzaklarla çok imtihan oldu.

Uluslararası uyuşturucu mafyasının maşası olarak onlarla adeta sarmal halinde iç içe geçen bu cinayet şebekesi açık söylüyorum; sonun başlangıcına yaklaşmıştır.

Bu millete huzuru, adaleti, merhameti, demokrasiyi, kalkınmayı, refahı çok görenler bu milletin hukukunu korumak için dikkatimizi dağıtmaya muvaffak olamayacaklar. O şehit çocuklarımızın adları ülkemizdeki bir çok ilde okullarımızda yaşayacak.

Demokrasi içinde, hukuk içinde, bin yıllık medeniyet birikimimiz içinde çözümsüz olduğuna inandığımız hiçbir meselemiz yoktur. Bu vatanın bütün evlatları bir ve beraberdir. Sorunlarımızı birlikte çözüme götürürken, Türkiye her geçen gün aydınlanırken aklın yoluna mayın döşeyenler bu toplumdan bertaraf olacaklardır.''

-''MASKELİ TERÖR''-

Erdoğan, uluslararası toplumun da hükümetin kararlı tutumu sonucu artık, maskeli terörün şifrelerini çözdüğünü, maskenin arkasındaki karanlık eşkali tanıdığını söyledi.

İstisnasız bütün vatandaşlar için siyaset yaptıklarını vurgulayan Erdoğan, istisnasız bütün vatandaşların hukukunun kendi hukukları olduğunu belirtti.

Erdoğan, şöyle devam etti:

''Tereddütsüz söylüyorum; Türkiye, daha çok demokrasi, daha çok refah, daha çok kalkınma, daha güçlü bir hukuk devleti olma yolundaki yürüyüşünü asla kesintiye uğratmayacaktır. Türkiye, vatandaşlarının mutluluğu için geriye doğru bir tek adım atmayacaktır. Türkiye artık, meselelerini konuşamayan, tartışma imkanından mahrum o eski günlerin Türkiye'si değildir. Demokrasinin çıtası olabildiğince yükselmiştir. Bunu bütün dünya görmüş, hakkaniyet sahibi herkes takdir etmiştir.

Türkiye'nin, sorunlarını çözebilecek bir siyasi iradeye kavuştuğunu bütün dünya görmüştür. Konuşabildiğimiz, özgürce tartışabildiğimiz, demokratik hayata güç verdiğimiz ölçüde medeniyet çıtası yükselecek olan bir ülke olduğumuzu artık hepimiz biliyoruz. Bütün dünya da bunu biliyor. Siyasetin problem çözücü araçlarını bir bir devreye sokuyor, siyasetin konularını siyasetin dışına itmiyoruz.

Biliyoruz ki toplumsal meseleler, siyaset tarafından kuşatılıp, siyasetin medeni tartışma ortamı içine alınmadıkça sosyolojik, ekonomik, hukuki küçük sorunlar birbirini tetikleyerek yeni sorunlara yol açmaya başlar.''

-DEMOKRASİ-

Erdoğan, son beş yıldır, demokrasi, hukuk ve özgürlükler bahsinde yükselttikleri çıtaya, kat ettikleri büyük mesafeye rağmen, belli zihniyet kalıplarının değişime direndiğinin doğru olabileceğini belirterek, ''Kuşkusuz hayatın tabiiliği içinde bu bir süreçtir. Geldiğimiz noktada bu olumlu süreçten en çok rahatsız olanlar, eski istismar alanlarını şimdi kaybedenlerdir'' dedi.

Türkiye'nin yaklaşık 30 yıldır ayrılıkçı terörle mücadele ettiğini, bu mücadelede güvenlik kuvvetlerinin her zaman büyük özveri ve kararlılık gösterdiğini anlatan Erdoğan, ''Terörle mücadelemizden asla taviz vermeden, demokratik bir hukuk devletinin vatandaşları olarak meselelerimizi, siyasetin ve sosyal hayatın imkanları içinde açık ve şeffaf biçimde konuşmaya devam edeceğiz'' diye konuştu.

Siyasetin, tabiatı gereği bundan vazgeçemeyeceğini belirten Erdoğan, ''Çünkü, siyasetin esası, şiddeti dışlayarak konuşabilmektir'' dedi.

Başbakan Erdoğan, şunları söyledi:

''Demokrasinin esası, şiddeti, terörü reddederek yasal zeminde sorunları siyasetin konusu yapabilmektir. Beş yıldır her alanda yaptığımız budur. Bundan sonra da demokrasi istikametinde yapacağımız budur. Demokrasi ve hukuk içinde, milletimizin birlik ve beraberliğini, mutluluk ve huzurunu esas alarak siyaset yapıyor, ülkemizi yönetiyoruz.

Milletimizi ve ülkemizi bir bütün olarak gören siyasetimizin bu kuşatıcı hüviyetinin her geçen gün daha iyi anlaşılmasından da büyük memnuniyet duyuyoruz.

70 milyon insanımızın en büyük arzusu, en büyük özlemi birlik ve beraberlik ruhunun Türkiye'ye hakim olmasıdır. AK Parti olarak, adaleti ve kalkınmayı esas alan bir parti olarak, beş yıllık icraatımız açıkça ispat etmiştir ki siyasetteki varlık nedenimiz vatandaşlarımızın taleplerini karşılamak, birlik ruhunu güçlendirmektir. Bunun için her türlü önyargıyı ve yerleşik alışkanlıkları sorgulayarak büyük mesafeler aldık, toplumun ihtiyaçlarına cevap verecek büyük yenilikler getirdik.''

Facebook Twitter Yahoo Google Linkedin Stumbleupon Delicious