Terörün çözümü çağdaş demokraside

  • Giriş : 05.04.2006 / 00:00:00

Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı Abdullah Gül, rahatsızlığı sebebiyle ara vermek zorunda kaldığı görevine hızlı bir giriş yaptı.

Facebook Twitter
Yazı Boyutu:


Hükümetin kısa ve orta vadede birinci önceliğini ‘terörü tehdit olmaktan çıkarmak' şeklinde açıklayan Bakan, bunu yaparken demokratik değerlerden taviz verilmeyeceğinin altını çizdi: “Terörün hedefi demokratik ekonomik kalkınma ortamını bozmak. Demokratik ortamdan geriye dönüş söz konusu değil. Bütün unsurlarıyla beraber yaşamayı çağdaş demokrasi içinde görüyoruz. Demokrasi herkesin aidiyet duygusunu güçlendirir. Çözüm çağdaş demokratik anlayış içinde bulunacak. Son olaylarda bölge halkı da çok sağlam durdu.” Son yıllarda ‘Kürtçenin serbest olması, terörden zarar görenler için kanun çıkarılması' gibi büyük açılımlar sağlandığına dikkat çeken Gül, bundan da taviz vermeyeceklerini vurguladı. “Devletin gücünü ve kararlılığını göstereceğiz.” diyen Gül, açılımlar sayesinde bölgeye yatırımın arttığını hatırlattı ve ekledi: “Terör böyle bir dönemde hareketleniyor.”

Gül, demokrasi-terör ilişkisini ise şöyle anlattı: “Demokrasi terörü yok edemez, teröristi izole eder. Demokrasi teröristleri halktan tecrit eder.” Bölücü terör örgütünün Diyarbakır olaylarında 10-15 çocuğun ölmesini istediğini, bu gerçekleşmeyince içeriden adam öldürdüklerini belirten Abdullah Gül, güvenlik kuvvetlerinin örgütün tuzağına düşmeyerek strateji ve tecrübe birikimine göre hareket ettiğini söyledi. Terörle mücadele tasarısının Bakanlar Kurulu’nda henüz görüşülmediğini, ihtiyaçlara göre makul çalışmanın kısa süre içinde yapılarak Meclis’e gönderileceğini kaydetti. Bakan Gül, terör olaylarını haberleştirirken medyanın propaganda ile haber verme arasındaki ince çizgide büyük sorumluluk altında olduğunu hatırlattı.

Dışişleri Bakanı, son olayların içinde yer alan belediye başkanlarına da tepki gösterdi: “Bazı belediye başkanları yapmamaları gerekenleri yaptı. Seçilmiş insanların, siyasetle uğraşanların, huzuru bozacak yollara girmemesi gerekir.” Demokratik Toplum Partisi’nin (DTP) Başbakan Erdoğan’la görüşmek istemesini olağan karşılayan Gül şu değerlendirmeyi yaptı: “Ayrı bir muhatap gibi değil, legal Siyasi Partiler Kanunu’na göre kurulan bir partiyle düşünceleri, fikirleri farklı da olsa görüşürüz. Başbakanlık’tan böyle bir randevu talebi yok. Başbakan herkesle görüşür. Bugün Meclis’te değil yarın Meclis’e girer, belki hükümet kurar.” Dışişleri Bakanı, AK Parti hükümetinin yeni bir reform dalgasının hazırlığı içinde olduğunu da açıkladı. Bunun bir kısmının bittiğini vurgulayan Gül, “Bir kısmı da yolda. Bunları kendi bünyemizi sağlamlaştırmak için yapıyoruz.” dedi.

En son yatırım yapması beklenen, en büyüğünü yaptı

Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı Abdullah Gül, ekonominin iyi bir seyir izlediğinden iftiharla bahsetti. Finansbank’ın yüzde 46’lık hissesini alan (2,8 milyar dolar) Yunan bankası National Bank of Greece’i kasteden Gül, “Türkiye’ye en son yatırım yapması beklenen ülke en büyük yabancı sermayeyi getirdi. Bu parayı koyarken 40 kere düşünmüşlerdir, ince elemişlerdir. Türkiye’nin önünün açık olduğunu gördükleri için bu kararı verdiler. Türkiye ekonomik olarak büyüyor ve büyük sermaye atılımı içinde.” diye konuştu. Türkiye’nin ekonomide son 4 yıl içinde büyümede rekorlar kırdığına dikkat çeken Gül, siyasi istikrarın özellikle ekonomiye yaradığını söyledi. Gül şöyle devam etti: “Türkiye uzun yıllardan sonra siyasi ve ekonomik istikrarı sağladı. 4 yıllık ekonomik büyümeyi yakalayabilen başka bir dönem yok. 4 sene içinde üst üste rekor büyümeyi yakaladık. Bu yıl da aynı şekilde gidiyor. Teorik olarak ben de seçim barajının düşük olmasını arzu ederim. Koalisyonlu dönemler, 90’lı yıllar Türkiye’nin kayıp yılları. Reel politiği düşünmemiz gerekir.”

Abdullah Gül, Irak Savaşı öncesi Ankara’ya davet ettiği Saddam Hüseyin’nin yardımcısı Taha Yasin Ramazan’la aralarında geçen bir anekdotu da şöyle aktardı: “Ona, ‘Büyük ordular yola çıkınca geri dönmezler.’ dedim. Bana, ‘Irak ordusunun büyük ve ne kadar savaşçı olduğunu bilmiyor musun?’ dedi. Ben de ‘Irak ordusu halkıyla savaştı.’ diye cevap verdim.” RoJ TV konusunda Danimarka yönetiminin bu kez daha ciddi hareket ettiğini söyleyen Gül, “Netice alacağımızı umut ediyorum.” dedi. Gül geçen hafta Danimarkalı meslektaşını arayarak bu kanalın kapatılmasını istemişti.

Merkez Bankası’na yapılacak atamalarla ilgili tartışmaları da değerlendiren Dışişleri Bakanı, banka yönetiminde şu an bir boşluk bulunmadığını vurguladı. Gül, aynı kurumda geçmişte yaşanan bir, bir buçuk yıllık vekalet dönemlerini hatırlatarak, “Yeni bir isim tespit edilmedi, kararname yok. Boş kağıda imza atılmadı.” dedi.

İki ay uçmak yasak

Dışişleri Bakanı Abdullah Gül, GATA’da geçen günleri ile hastalığı hakkında şu açıklamaları yaptı: “İnsanın yaşı ne olursa olsun dinlenmeye ihtiyacı var. İlk hafta hiç telefonla konuşmadım. İnsan hastanede sessizlik istiyor. Belki de ilaçların etkisiyle. İhmal edilmiş işlere baktım. Gazeteleri okudum, kitapları okudum. Bu aslında bile bile oldu. Kendime kızıyorum. Nezle ve grip iken uçağa binmeyi doğru bulmuyorlar. Daha önce rahatsızlık yaşadım. Karadeniz gezisinde helikoptere binmiştim, griptim, iniş-çıkışlar rahatsızlık vermişti. İlaçla tedavi olmuştum o zaman. Hemen müdahale gerekiyor. Küçük uçaklar daha mahzurlu. Geçen ay 9 seyahat yaptım. Hepsine önemli dedik; ama asıl önemli olana gidemedik. Washington programına rahatsızlığım nedeniyle gidemedim. Asıl hazırlık orayaydı. 2 ay kadar uçağa binemeyeceğim.”

İran’da çözüm barış yoluyla sağlanmalı

İran ile ABD arasındaki gerilime de değinen Gül, Irak deneyimini aktif olarak yaşayan büyükelçi ve diplomatlarla bu hafta içinde konuyu görüşeceklerini belirtti. ABD başta olmak üzere herkesin soruna diplomatik yollarla çözüm bulmaya çalıştığını söyleyen Gül, Türkiye’nin bölgede ve dünyada nükleer silah istemediğini, nükleer enerji kullanmanın İran dahil her ülkenin hakkı olduğunu kaydetti. Gül, İran sorununun diplomatik yollarla çözülmesini savunurken şu görüşleri dile getirdi: “Bunun için çaba harcıyoruz. Sıkıntılı bir konu... Nereye gideceği belli değil. Diplomatik yolla çözümün mümkün olduğu görülüyor. Önemli olan barışçı yollarla çözülmesi... ABD’nin arzusu da bu yönde. Son gayretlerde bunu görürsünüz. Irak sorununda olduğu gibi dünyada bölünme yok. Kuvvetli şekilde diplomasi yoluyla çözülme imkanı var.”

Facebook Twitter Yahoo Google Linkedin Stumbleupon Delicious