TOBB: Türkiye koşmak istiyor

TOBB: Türkiye koşmak istiyor.8484
  • Giriş : 17.03.2008 / 08:44:00

TOBB Başkanı Hisarcıklıoğlu ikinci küresel hareketin dünyayı hızla değiştirdiğini, ilk sanayi devrimini ıskalayan Türkiye'nin yeni devrimi ıskalamaması gerektiğini söyledi.

Facebook Twitter
Yazı Boyutu:


Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu ikinci küresel hareketin hızla dünyayı değiştirdiğini hatırlatarak, ilkini sanayi devriminde ıskalayan Türkiye’nin uluslar arası yeni değişimi ancak anayasasını yeniden yazarak yakalayabileceğini söyledi. Hisarcıklıoğlu, “Yapısal reformlara ihtiyacımız var. Sürdürülebilir büyümeyi devam ettirmek ve zenginlik için işin başı yeni anayasa. Mevcut anayasa üzerinde yapılan değişiklikler sistematiği bozmaktan başka işe yaramıyor” dedi. Hisarcıklıoğlu yüksek sürdürülebilir büyüme için ikinci nesil reform paketi kavramında yeni anayasayla birlikte eyleme geçilmesinin şart olduğunu dile getirdi.

Ekonomi Gazetecileri Derneği (EGD) ve Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) tarafından ortaklaşa düzenlenen "Türkiye Ekonomisinde Durum, Riskler ve Fırsatlar" konulu 4. Kartepe Ekonomi Zirvesi 14-16 Mart tarihleri arasında basın ve iş dünyasından temsilcilerin katılımıyla Kocaeli Maşukiye’deki The Green Park Resort Kartepe’de gerçekleştirildi. Toplantılar, Ekonomi Muhabirleri Derneği’nden (EMD) ayrılarak EGD çatısı altında ilk defa Kartepe’de bir araya gelen gazeteciler tarafından meslek ile ilgili sorunların gündeme getirilmesi ve yayımlanan bir deklarasyonla sonuçlanan oturumla başladı.

Toplantıların ikinci bölümünde söz alan ve gazetecilerin sorularını cevaplayan TOBB Başkanı Hisarcıklıoğlu, Türkiye ekonomisinin genel durumu, riskleri, fırsatları, yönetim ve yatırım ortamlarının iyileştirilmesi konularında bilgiler aktardı.

“En önemli mesele yönetim kalitesi”

AS Haber Ajansı’nın (asha) haberine göre, sözlerine Türkiye’deki “başkan enflasyonu var” diyerek başlayan Hisarcıklıoğlu, şeffaflıkta ve kayıt dışılıkta dünya ölçeğinde gerilerde olan Türkiye’nin olmadık yerde ve zamanda dayak yediğini, dayağı da kimden yediğini iyi bilmediğini söyledi. Hisarcıklıoğlu, demokratik, laik, sosyal ve hukuk devleti şeklinde 4 ana temel üzerine oturan Türkiye’de anayasadaki kargaşa sebebiyle hem siyasi hayatta hem ekonomide büyük sıkıntıların yaşandığına dikkat çekti.

Türkiye’nin bugün için en önemli meselesinin yönetim kalitesi olduğunu vurgulayan Hisarcıklıoğlu, birinci sanayi devriminde değişimi kaçıran Türkiye’nin 1990 yılında başlayan ikinci küresel hareketi mutlaka yakalaması gerektiğini, bunun için de yeniden yazılmış bir anayasaya ihtiyaç olduğunu belirtti. 1990 yılında siyasi değil, ekonomik duvarların yıkıldığına işaret eden Hisarcıklıoğlu, “İkinci küresel değişim olarak adlandırdığımız bu durum hem bir fırsat hem de tehdit unsuru. Uluslar arası pazarları iyi değerlendirirseniz fırsat, iyi değerlendiremezseniz tehdit oluyor” dedi. Ekonomide kuvvetli olmanın yolunu yeni anayasa yapılmasına bağlayan Hisarcıklıoğlu Anayasa’da ekonomiyle ilgili birçok engelin bulunduğunu, en son örneği olarak, Türkiye’ye 25 milyar dolar zarar veren sosyal güvenlikle ilgili meseleleri düzeltme yoluna gideceği tahmin edilen yeni yasa tasarısının dahi Anayasa açısından sakıncaları bulunduğunu kaydetti.

“Türkiye koşmak istiyor, anayasa engel”

Türkiye’nin koşmak istediğini ancak anayasanın buna müsaade etmediğini tekrarlayan Hisarcıklıoğlu, “Yapısal reformlara ihtiyacımız var. Sürdürülebilir büyümeyi devam ettirmek ve zenginlik için hukuk, yargı ve mevzuat reformu çok önemli. Bunları yapmadan bir yere gidemeyiz. Dünya Bankası verilerine göre, Türkiye’de yüzde yüz haklı olduğunuz bir konu bile hukuka düştüğünde 2.5 yıldan önce çözülmüyor. O halde işlerinizi nasıl yürüteceksiniz” diye sordu. Yolsuzluk ve israfla mücadelede Anayasa engeliyle karşılaşıldığını hatırlatan Hisarcıklıoğlu, yolsuzluk ve haksızlıklardan kurtulmanın yolunu şeffaflık olarak gösterdi. Sorunun yönetim kalitesinin arttırılmasıyla çözüleceğine vurgu yapan Rifat Hisarcıklıoğlu, “Anayasa’nın yaklaşık 57 maddesini değiştirdik ancak istenilen olmadı. Tersine Anayasa sistematiğini kaybetti. Yasa ve mevzuat bütün işlere engel oluyor. Anayasa’nın maddelerini değiştirmek kifayet etmiyor. Artık toptan ele alınıp yeniden yazılması en önemli görev” dedi.

“Zenginliğimiz müteşebbis Türk özel sektörü”

Türkiye’nin en büyük kazancının ne yer altı ne de başka bir şey olduğuna dikkat çeken Hisarcıklıoğlu, “Dünyada hızlı bir değişim yaşanırken kendini dünyaya hazırlayan müteşebbis ruhlu bir Türk özel sektörü var. Bu Türkiye’nin en büyük zenginliğidir. 106 milyar dolarlık ihracatı yapanlar, rekabetin en yoğun olduğu Amerika ve Avrupa’ya ihracatın yüzde 65 oranını ihtiva eden sanayi malını satan bunlardır. Sayılarını ithalatçılar seviyesine ulaştırmak için bütün varlığıyla çalışan ihracatçılardır. Otomotiv sektöründe sıfır hata üretim ile tüm dünyada birinciliği yakalayan Türk emek gücüdür. Bunu bizim insanımız yapıyor. Yeter ki önümüz açılsın. Ayağımızdaki prangalarımız çözülsün” şeklinde konuştu.

“Neden bu topraklarda cihan imparatorlukları çıkmış, bir düşünün” diye soran Hisarcıklıoğlu, “Burası zor coğrafya. Ekonomik olarak güçlü olmak zorundayız. Ne kadar fikir ayrılığımız olursa olsun kendi içimizde zoraki de olsa anlaşacağız. 70 milyonun mutabakatı olacak yeni anayasayı yapacağız. Başka şansımız yok. Büyük medeniyet olduğumuzu unutmayacağız. Bütün gelişmekte olan ülkeler, ‘bana borç verme yatırım yap, gayrimenkul al. Para burada kalsın’ derken bizim bu gelişmeden uzak durma lüksümüz bulunmuyor” dedi.

“Çalkantılı bir dönemdeyiz, acil tedbirler gerekli”

Son dönemdeki global kriz senaryolarına değinen TOBB Yönetim Kurulu Başkanı Hisarcıklıoğlu, Türkiye’nin uluslar arası piyasalarda nereye gideceği belli olmayan bir çalkantının tam ortasında ekonomiye odaklanması gerektiğini söyledi. Hisarcıklıoğlu, kriz girdabında boğulmamak için acilen önlemlerin alınması ve “Yola çıkmadan araçtaki farların iyi kontrol edilmesi”ni istedi.

Hisarcıklıoğlu krizin tanımını yaparken, “Gelirle gideriniz arasındaki olumsuzluklar sebebiyle borç almak zorundasınız. Aldığınız borcu ise çeviremiyorsunuz. O zaman kriz olur” dedi. Türkiye’de şu anda bir krizden bahsedilemeyeceğini ifade eden Hisarcıklıoğlu, “Cari açığımızı finanse ediyoruz, borçlarımızı ödüyoruz. Ödemezsek kriz olur. Kriz yok. Ancak çalkantılı bir döneme giriyoruz. Kriz olursa özel sektör Türk şirketlerinin yaklaşık 120-130 milyar dolar civarında. Allah korusun böyle bir şey olursa özel sektör krizi yaşanır ki 2001 krizini hep birlikte arar duruma düşeriz. Öyle bir şeyi beklemek, ummak hiçbir vatan evladının yapacağı bir iş değildir. Tedbirli olmak lazım” diye konuştu.

“Global kriz sebebiyle riskimiz artıyor”

Bahsedilen mortgage krizinin ABD’ye 600 milyar – 1 trilyon dolar arasında zarar şeklinde yansıyacağını ifade eden Hisarcıklıoğlu, “Türkiye’yi esas etkileyecek alan ihracat. AB ve ABD’ye mal satıyoruz. Bir kriz durumunda küçülme yolunu seçecek ülkeler ihracatımızda düşüşlere sebep olacaktır. Diğer taraftan İhracatımızın yüzde 41’i tüketim. Bu büyümede Türkiye tüketim mallarından dolayı direkt olarak etkilenmesi söz konusudur” dedi.

Global kriz karşısında Türkiye’nin yapısı itibariyle riskli ülkeler arasında yer aldığına dikkat çeken Rifat Hisarcıklıoğlu, kırılganlık ve risk algılamalarını IMF ve AB çıpalarındaki zayıflama olarak gösterdi. Reform sürecinde bir durağanlık ve ataletin gözlemlendiğini, mali disiplinde de önceki yıla göre yüzde 180 oranında bozulma olduğunu dile getirdi. Hisarcıklıoğlu, “Bu şunu gösteriyor ki, devlet ne kadar az harcarsa yani mali disipline ne kadar dikkat ederse hem enflasyonla mücadelede, hem de büyümedeki rakamlar iyileşiyor. Tersine faiz dışı harcamayı arttırdıkça vergi tahsilatını yükseldikçe enflasyonda düşüşü sağlayamıyoruz. Dolayısıyla büyümedeki başarı hikayesi sona eriyor. Onun için mali disiplin Türkiye’nin büyümesi açısından çok önemli” diye konuştu.

“İkiz açıklar ve her gün 100 milyon dolar”

“Merkez Bankası faizleri indirirken, piyasalar faizleri yükseltiyorsa bunda bir sorun var demektir” diyen Hisarcıklıoğlu, ekonomik risk faktörlerinin yanında Türkiye’de hiç eksilmeyen siyasi faktörlerin risk algılamasını arttırdığını ifade etti. Hisarcıklıoğlu, “İşte bunlar ortaya çıkınca gelişen piyasalara göre siz daha fazla borçlanıyorsunuz. Pahalı borçlandığınızda bunu 70 milyon ödüyor. Makro ekonomi çok önemli. Diğer taraftan İkiz açıklar denilen cari denge ve sosyal güvenlik ülkenin başına büyük bela. Şayet Türkiye her gün 100 milyon dolar bulamazsa kriz var demektir” ikazını yaptı.

Risk algılamasını hafifleten iyi gelişmeler de olduğunu bunlardan birinin GSMH’deki yeni hesaplamayla makro dengelerin daha iyimser hale geldiğini kaydeden Hisarcıklıoğlu, istihdam paketi, üretimi teşvik uygulamaları ve hükümetin sosyal güvenlik reformu konusundaki kararlılığının riski azalttığını dile getirdi. Hisarcıklıoğlu, Türkiye’nin yüksek ve sürdürülebilir bir büyümeyi devam edebilmesi için ikinci nesil reform paketi kavramına sahip çıkıp eylem planına açması gerektiğinin önemine değindi.

“Türk sanayicisi komisyoncu oluyor”

Girdi maliyetleri ele alındığında Türk özel sektörünün uluslar arası arenada rekabet şansının giderek zayıfladığını hatırlatan Hisarcıklıoğlu, emek yoğun sektörlerde tehlike çanlarının çaldığını, orta ve yüksek beceri gerektiren sektörlerin ihracatında teknolojik yatırım yapılamadığından dolayı gerileme yaşandığını söyledi. Hisarcıklıoğlu, “İhraç ettiğimiz mallarda girdi maliyetlerimiz artarken kazancımız sürekli geriliyor. İthalatımız da euro sebebiyle pahalı. Türk sanayicisi fabrikasını kapatıyor, yurt dışında bağlantıları olan yerlerin ürününü alıp satıyor. Sebebi yüzde 69 ara malı ithalatı… 100 birim ihracat için 69 birim sanayi ara malı ithalatı gerçekleştirmek gerekiyor. Türk sanayicisi artık Hindistanlının, Çinlinin, Pakistanlının komisyoncusu oluyor” dedi.

Hisarcıklıoğlu, Türk sanayicisinin işini daha kolay yapabilmesi maksadıyla Nace standartlarına sahip çıktıklarını, sanayi envanterinin çıkarılması için de kamu ve özel teşebbüsün ellerindeki bilgileri en kısa zamanda paylaşmaları gerektiğini, sanayi envanterinin sanayi stratejisi için elzem olduğunu kaydetti. Hisarcıklıoğlu, işsizliği çözme noktasında kendilerini sorumlu hissettiklerini, istihdam konusunda asıl sorunun işverende olduğunu, çünkü işçisini kaybeden işverenin aslında işini kaybettiğini hatırlattı. Rifat Hisarcıklıoğlu, işsizliğin sosyal bir problem olarak ülkeyi olumsuz etkilediğini, çözümünün yatırım ortamının iyileştirilmesi ve iyi bir yol haritasının belirlenmesi olduğunu ifade etti.

“Bugünün vizyonu yurt dışında şirket almak”

Dünya ekonomisinin kırılganlığı sebebiyle birçok şirketin ucuzlayıp el değiştirdiğine işaret eden Hisarcıklıoğlu, “Müteşebbisler uluslar arası alanda şirket alması için kendi devleti tarafından teşvik ediliyor. Artık zaferler Ordu ile silahla kazanılmıyor, ekonomiyle, şirketle kazanılıyor. Zafer ekonominin elinde. Yabancıların Türkiye’de yatırım yapması konusunda kolaylıklar sağlanırken Türk şirketlerinin de yurt dışında çeşitli sektörlerde şirket alması için devlet tarafından teşvik görmelidir. Bütün gelişmekte olan ülkeler ‘bana borç verme yatırım yap, benden gayrimenkul de al. Para burada kalsın’ diyor. İşte bugünün vizyonu bu” dedi.

TOBB olarak Türk müteşebbisinin bu alanda motive edildiğini vurgulayan Rifat Hisarcıklıoğlu, “Müteşebbisimiz geçen yıl 17 tane küresel ölçekli şirket satın aldı. Bugün dünyada büyük şirketler arasında ilk 100’de yokuz. İnşallah önümüzdeki 5 yıl içinde dünyada 100 şirket arasında bir Türk şirketi olacak. Yakın zamanda da dünyada ilk 10 büyük ekonomi içine girmeye odaklandık. Hedef koymazsanız koşamazsınız” diye konuştu.

“2009 TOBB seçimlerinde bir hakkım var”

Ekonominin Türkiye’de birinci gündem maddesi olmasını istediklerini, ekonomideki gelişme ve zenginliğin konuşa konuşa ve tartışa tartışa sağlanacağını kaydeden Rifat Hisarcıklıoğlu bu arada 2009 yılında yapılacak TOBB seçimlerini hatırlattı. Hisarcıklıoğlu, “Her zaman iş alemi ile siyaset-bürokrasi arasında köprü olduk. TOBB’u siyasetin arka bahçesi yapmadık. 364 oda 9 bin 200 üyeli TOBB’u kendi işim için kesinlikle referans olarak gösterilmesine müsaade etmedim. Başkan olarak şahsımla ilgili kimseden hiçbir talebim olmadı. Benim tek talebim, isteğim Türkiye’nin Türk iş dünyasının zenginleşmesidir. Başkan olarak bir kez daha seçilme hakkım var. 2009’da aday olur muyum, olmaz mıyım, bilmiyorum” diyerek sözlerini tamamladı.

Facebook Twitter Yahoo Google Linkedin Stumbleupon Delicious