Töre mağduru sadece kadın değil

Töre mağduru sadece kadın değil.8774
  • Giriş : 04.12.2008 / 07:00:00
  • Güncelleme : 04.12.2008 / 00:09:49

Türkiyenin töre ve namus cinayetleri için yapılmış en kapsamlı araştırmasında, beklenenden farklı sonuçlar çıktı.

Facebook Twitter
Yazı Boyutu:


TÜBİTAK'ın da destek verdiği araştırmayı yapan Dicle Üniversitesi Fen ve Edebiyat Fakültesi Sosyoloji Bölümü Öğretim üyesi Doç. Dr. Mazhar Bağlı'nın 'ezber bozuldu' şeklinde yorumladığı araştırmada, kadınlar kadar erkeklerin de töre kurbanı olduğu ortaya çıktı. Cinayetleri işleyenlerin yüzde 47'sinin pişman olmadığı sonucuna varılan araştırma, bu tarz olaylara karışanların çevrelerinde itibar gördüğünü de ortaya koydu.

Dicle Üniversitesi Fen ve Edebiyat Fakültesi Sosyoloji Bölümü Öğretim üyesi Doç. Dr. Mazhar Bağlı ile Selçuk Üniversitesi'den Yrd. Doç. Dr. Ertan Özensel, 8 kişilik bir ekiple, töre ve namus cinayetlerinin arkasındaki gerçekleri tespit etmek amacıyla, 18 ay süren bir araştırma yaptı. Türkiye'nin dört bir yanındaki 46 cezaevini ziyaret eden akademisyenler, töre ve namus cinayeti nedeniyle mahkum olmuş 190 kişiyle yüzyüze görüştü.

EZBER BOZULDU

TÜBİTAK'ın da destek verdiği araştırmada ortaya çıkan en önemli sonuç, töre ve namus cinayetleriyle ilgili kamuoyunda bilinenlerin aslında doğru olmadığı oldu. Doç. Dr. Bağlı, “Toplumda medyada ve biraz da akademisyenlerde bulunan genel kaanatlerin doğru olmadığını gördük. Ezber bozuldu. En çok konuştuğumuz töre ve namus cinayetlerinde örneğin aile meclisinin varolduğu, ve bu meclisin bir karar verdiğini söylenirdi.

Somut olarak bir aile meclisi kararı görmedik. Evet, aile karar veriyor ama oturup somut biçimde 'sen konuş, sen öldür' tarzında değil. Aile zaten böyle bir cinayetin işlenmesi gerektiğiyle ilgili kanaat sahibidir ve gidip bu cinayeti işliyor birisi. En küçüğün işlemesiyle ilgili genel kanaat var. En küçük olma durumu yaşla ilgili değil. 18 yaşından küçük biri olsun da, az ceza alsın, yatmasın tarzı değil. Gelenek böyledir, en küçük işliyor”dedi.

ERKEKLER DE MAĞDUR

Sadece kadınların değil, erkeklerin de bu tarz cinayetlerin mağduru olduğuna dikkat çeken Bağlı, araştırma sonuçlarına göre öldürülenlerin yüzde 58.4'ünün kadın, yüzde 32.6'sının erkek olduğunu söyledi. Bağlı, “Rakamlara baktığımızda, töre ve namus cinayeti denildiğinde akla gelen, anne babaların kızlarını öldürmesidir. Ama araştırmada, elde etiğimiz verilerde, kız kardeşlerini öldürenlerin oranlarının büyük çıkması gerekiyordu. Genel kanaat bu yöndeydi. Ama bizim araştırmamızda çıkan verilerde karısını öldürenlerin ilk sırada geldiğini, yüzde 25.3 olduğnu, anne, eş, kız kardeşi taciz edeni öldüren yüzde 16.3 olduğunu, kızkardeş veya ablayı öldüren 14.7 olduğunu gördük”diye konuştu.

MAHKUMLAR DOĞU KÖKENLİ

Bağlı ve ekibinin araştırması, töre cinayeti işleyenlerin kökeni tartışmalarına da ışık tuttu. Araştırmada, cinayet işleyenlerin önemli bir bölümünün Doğu ve Güneydoğu kökenli olduğu ortaya çıktı.
Cinayet işleyenlerin bir çoğunun Ankara, İzmir ve İstanbul'da bulunsalar da, doğum yeri itibariyle doğu kökenli oldukları tartışmalarının kısmen doğrulandığını vurgulayan Bağlı, “Trabzon, Çankırı, Zonguldak, Amasya gibi yerlerde de töre ve namus cinayeti işleyenleri görüyoruz. Ama araştırmada, bu bölge doğumlu olanların oranının yüzde 24 olduğunu gördük. Ancak şu da var, bu bölge nüfusunun Türkiye'ye oranı ise yüzde 10'larda.

Şu konu da merak ettğimiz parametlerden biriydi; kır kent ayrımı bariz olarak var mı yok mu? Kırsal kesimde çok daha fazla işleniyor gibi ima var ama kır ve kent arasında büyük farkın olmadığı görüyoruz. Namus cinayeti işleyenlerin arasında kır kökenlilerin fazla olduğunu söylemek mümkündür. Yaşamın büyük bölümünü şehir ve büyükşehirde geçirenlerin oranının yüzde 50 civarında olduğunu söyleyebiliriz” diye konuştu.

MAHALLE BASKISI

Cinayetlerde çevrenin ve ailenin önemli oranda baskı unsuru olduğunu ifade eden Bağlı, “Burada bariz görülen çevrenin çok ciddi olarak bu işi onaylamış olduğudur. Bir mahalle baskısı olduğunu çok rahatlıkla söylebiliriz. Biz bunu tek başına yeterli olduğunu ve çevre baskısının tetiklediğini söylemiyoruz ama çevrenin ezici baskı sahibi olduğunu rahatlıkla söyebiliriz. Şöyle bir durum var, insanlar çevrede bulunan bir takım baskı ve koşulları farklı bir biçimde yorumlanmasını sağlayabilselerdi, bu tür cinayetler daha az işlenirdi.

Bizim sorduğmuz sorulardan biri pişman mı değil mi?diydi. Yüzde 47 pişman olmadığını, yüzde 44 ü pişman olduğunu söyledi. 'Aileden nasıl tepki aldın?' diye sorduğumuzda, yüzde 42 olumlu, 'Çevreden nasıl tepki aldın?'diye sorduğumuzda, bu daha yüksek yüzde 46 çıktı”şeklinde konuştu.

'GEREKİRSE YİNE YAPARIM'

Töre ve namus cinayeti işleyenlerin toplumda itibar gördüklerinin altını çizen Bağlı'nın dikkat cektiği bir konu da, mahkumlar içerde geçimlerini nasıl karşıladığıydı. Bu soruya verilen yanıtları dile getiren Bağlı, “Yüzde 50'sinden fazlasına ailesinin baktığını gördük. Eşini öldürüyor çocuklarına kayınvalide bakıyor. Kendi kızını öldüren damadına bakmaya devam ediyor. Kızını öldüren damadına bakan kayınpeder var. Çevrenin bu konuda baskıcı bir yapıya sahip olduğunu söyleyebiliriz. 'Nasıl geçiniyorsunuz?' diye sorduk, geçim sıkıntım yok dediler.

Mesela bir mahkuma sorduk, 'sıkıntım yok' dedi. Daha sonra, infaz koruma memuru söyledi; 'Eşini öldürdü, kayınbabası tüm ihtiyaçlarını karşılıyor”dedi. Aile için fedakarlık yaptığı varsayılarak mağdur edilmemeye özen gösteriliyor. 'Aynı durumla karşılaşırsa aynı suçu işler mi?' diye sorduk. yüzde 41 işlerim dedi. Hayır, diyen yüzde 37, 'intihara zorlardım' diyenlerin oranı yüzde 4.2”dedi.

Aralarında bir yüksek lisans öğrencisinin de bulunduğu mahkumlardan 'cinayetlerin hem töre hem namus cinayetlerinin dinle ilişkisi olduğunu' söyleyenlerin oranının yüzde 14.8, 'ikisinin de dinle ilişkisi yok' diyenlerin oranının yüzde 35.3 olduğu belirlendi.

Facebook Twitter Yahoo Google Linkedin Stumbleupon Delicious

*

*


*