Trafik canavarı bu defa siyasi konvoydakileri yakalıyor!

Trafik canavarı bu defa siyasi konvoydakileri yakalıyor!.8053
  • Giriş : 06.07.2007 / 00:56:00
  • Güncelleme : 06.07.2007 / 01:02:10

Genel seçimler öncesi siyasi konvoylarda yaşanan kazaların bedeli şimdiden ağırlaştı.

Facebook Twitter
Yazı Boyutu:


22 Temmuz öncesi siyasi kazaları ve siyasetteki trafik problemini uzmanlarla konuştuk. Yazın en sıcak günlerini geçirirken, bir yandan da siyasetin artan hararetiyle boğuşuyoruz. Zamanın dalgaları, bugünleri alıp götürecek; tıpkı yakın gelecekte birçoğumuzun ömrünü hitama erdireceği gibi. Bunlar arasında, seçim kazalarının kurbanları da var. Sadece birkaç günde seçim konvoylarında “5 ölü, 6 yaralı” gibi bir tablo ortaya çıkınca, kuralsız konvoyların ölüme tekerlek döndürdükleri anlaşılıyor.

Seçim kazaları yalnızca karayolunda yaşanmıyor. Önceki cumartesi günü CHP’nin Hatay mitinginde meydana gelen helikopter kazasında bir vatandaş hayatını kaybederken biri de ağır yaralandı. Talihsiz gün, bu olayla bitmezken, DP’nin Aksaray mitinginde, beton mikserinin parti konvoyuna dalması sonucu üç vatandaş daha hayata veda etti. Ertesi gün kaza sırası Devlet Bakanı Mehmet Ali Şahin’in Antakya’daki seçim konvoyundaydı. Burada da bir kişi hayatını kaybetti.

Tüm bu yaşananlar, ‘uzun ince bir yol’ olarak betimlenen siyasette, trafik kurallarının hafife alındığını anlatıyor adeta. Konvoylar, trafiğe çıkmadan Emniyet’in haberdar edilmesi gerekirken, bu kurala uyan siyasi yok gibi. Bu sebeple yeterli güvenlik önlemleri alınamıyor. Konvoy araçlarında hız limiti şehir içinde 30, şehir dışında 60 km/saat olarak belirlenmesine rağmen, hız tahdidinin üç katı üzerine çıkıldığı görülüyor.

Selçuk Üniversitesi Kazaları Araştırma, Önleme ve Uygulama Merkezi Müdürü Prof. Dr. Ömer Halis Tombaklar’a göre parti konvoylarının yanı sıra düğün ve asker konvoylarında risk oranı, normalin yüzde 20 üstüne çıkıyor. İstanbul Trafik Denetleme Şube Müdür Yardımcısı Turan Odabaş da yakın takip, öndeki araca yetişebilme paniği, öne geçme isteği ve genel başkana yakın olma hevesinin kazaları tetiklediği düşüncesinde.

Liderler arasında hız rekoru 220 kilometre ile Turgut Özal’a ait. Özal’dan sonraki en hızlı liderin bir bayan olması size garip gelebilir; zira Çiller’in sürati de 200 km’nin altına pek fazla inmedi. Bugün, Mehmet Ağar’ın konvoylarında meydana gelen kaza sayısının zirve yapması kadar, 180 kilometreyi yeterli bulan Mesut Yılmaz’ın geçmişte bu unvanı taşıması da ilginç bir durumdu. Süleyman Demirel’in ise siyasetteki soğukkanlılığı, trafikteki haline de yansıdı. Demirel, hızını 140 km’nin üzerine çıkarmadı.

Saydığımız tüm liderler 15 yıl içinde trafiğin kara listesine girdi. Bülent Ecevit, Deniz Baykal ve Erdal İnönü de bu liderler arasında. Başbakan Tayyip Erdoğan’ın bu konudaki hassasiyeti, üzerinde durulmaya değer. İleri sürüş uzmanı Ethem Genim, Erdoğan’la ilgili bir görüntüden çok etkilenmiş: “Başbakanımız daha önce kemer takmadığı için eleştirilmişti. Bu eleştirileri dikkate aldığını, Bolu Tüneli’nde kemerini taktığında anladım ve takdir ettim.”
YAKIN TAKİP VE KONVOY PSİKOLOJİSİ

Bursa Emniyet Müdürlüğü Trafik Denetleme Şube Müdürü Aydın Balkanlı’nın ifadelerine göre ülkemizdeki trafik kazalarının yüzde 97’si insan hatasından kaynaklanıyor. Yaz aylarında daha sık seyahat edildiğinden trafik yoğunluğu artarken, sıcak havadan etkilenen sürücülerin varacakları yere bir an önce ulaşma telaşı, sinir katsayısını ve heyecanı artırıyor. Aşırı hız da, bunların neticesi.

Demir Bükey Akademi’de ileri sürüş teknikleri uzmanı olarak görev yapan Yener Gülünay’a göre yaz dönemine denk düşen seçim hazırlıklarında, yüksek sıcaklık, algılamayı geciktiriyor ve yorgunluk meydana getiriyor. Gülünay, meydana gelen konvoy kazalarının birincil sebebini yakın takip olarak işaretliyor. Aradaki mesafeyi koruma isteği, yol konsantrasyonunu kaybettiriyor. Bu da, yaklaşan virajların görülememesi, doğru takip mesafesinin kullanılamaması gibi sonuçlara gebe: “Takip mesafesi kuru havada 2 saniye. Yağışlı havalarda, mıcır ve toprak yollarda mesafe üç saniye tutulmalı. Ağır araçlarda takip mesafesi de üç saniyedir.”

Konvoyda herkesin neredeyse aynı mesafede gittiğini belirten Gülünay da, 1978 yılında Trabzon Milletvekili olan dayısı Necati Çakıroğlu’nu Trafik Kazası sonucu yitirmiş. Konvoylarda hız limiti yüksek olduğu için “Hızlı olmak zorunda kalıyorsunuz.” derken, polis eskortlarının da bu yönde eğitim alması gerekliliğini vurguluyor. “Konvoy psikolojisinin en tehlikeli yanlarından biri, sürücünün kendisinin ve aracının limitlerini unutup, bunun üstüne çıkması. Bu risk Başbakan ve üst düzey konvoylarda, basın mensuplarında fazlalaşıyor. Lastiği, freni yetersiz, sürücünün tecrübesi az bile olsa bunları dert etmiyorlar.” Gülünay’ın anlatımı bizi, 1994’te Murat Karayalçın ve Tansu Çiller’i takip ederken geçirdikleri Trafik Kazası sonucu ölen gazeteciler Hande Mumcu, Barış Selçuk ve Salih Peker’e götürüyor.

TRAFİKTE VEKİL DOKUNULMAZLIĞI KALKMALI

İleri sürüş uzmanı Ethem Genim, konvoy kazalarının temelinde heyecanın yattığı inancında. “Güvenlik bu heyecan içinde unutuluyor. İnsanlar, liderlerine yakın olabilmek için maksadıyla konvoyda ön sırada yer kapmak için yarışıyorlar.” Genim, milletvekili dokunulmazlıklarının önce trafikte kaldırılması gerektiği kanısında. Zira bu dokunulmazlık, yalnızca vekilleri değil çevrelerini de kuşatmış bir halde: “Bir seçim havasında polis de uygulaması gereken kuralları göz ardı ediyor. Bir milletvekilini uyarmak, kendi geleceğine etki edeceğinden ‘Bunu ben mi değiştireceğim?’ deyip kuralsızlığı görmezden geliyor.” çŞehir içinde sürat düşük olduğu için ölümcül kaza yapma riskinin azlığına değinen Genim, şehirlerarası konvoy uygulamasının bitirilmesinden yana: “Yurtdışında insanlar büyük salonlarda toplanır. Bu, trafiğe intikal etmez. Konvoy uygulaması da seçim yasakları içinde yer almalı. İnsanlar, kuralsızlığın kural olduğu bir döngüye giriyor.”

Seçim çalışmalarında ‘gövde gösterisi’ anlamı taşıyan mitingler sonrasında yola çıkan konvoylar, bazen 100 aracın üzerine çıkıyor. Bu durum, hareket kabiliyetinin de kısıtlanması demek. Ne var ki onca olaya rağmen, yaşanan drama kayıtsız kalınıyor.

KEMERİNİ TAKSAYDI, MUSTAFA TAŞAR ÖLMEZDİ

Konvoy kazaları bir yana, bir de siyasilerin yaptığı kazalar söz konusu… 5 Şubat 1993 tarihinde Bolu Gerede’de geçirdiği kaza sonucu eşi ve kızıyla birlikte hayatından olan Adnan Kahveci, Türkiye için büyük bir kayıptı. ‘Süper Vali’ olarak nam salan ve bürokrasinin dikenli tellerini keserek halka yakınlığıyla kendine özgü bir yer edinen Recep Yazıcıoğlu’nun 10 Eylül 2003 tarihinde geçirdiği Trafik Kazası sonucu ölümü de boşluğu dolmayacak bir gedik açtı. Anavatan Partisi’nin kurucuları arasında yer alan, eski bakan Mustafa Taşar ise bu yılın başında Afyon yakınlarında geçirdiği kaza sonucu hayata gözlerini yumdu. AK Partili milletvekili Akif Gülle geçtiğimiz temmuzda Merzifon yakınlarında geçirdiği kazadan yaralı kurtulabildi. Babası Adnan Menderes’in İngiltere’de geçirdiği uçak kazasından sağ çıkmasından 37 yıl sonra, 1996 Mart’ında bu defa oğul Aydın Menderes de Trafik Kazası geçirmiş, vücuduna felç inmişti. Mümin Gençoğlu (ANAP-1993), Mehmet Özalp (ANAP, 1990), Yılmaz Hocaoğlu (ANAP-1993), Kadir Görmez (MHP-1999), M.Bedri İncetahtacı (Fazilet-1999), Kadir Bozkurt (DYP-2003) gibi isimler de trafik kazaları sonucunda aramızdan ayrıldılar.

Peki, siyasilerin yaptıkları kazaların, alışık oldukları süratli ortamla bir ilgisi var mı? Ethem Genim, tereddütsüz “evet” cevabını veriyor: “Siyasi olduğunuz zaman trafik cezalarından muafsınız. Bunun getirdiği bir rahatlık söz konusu. Vekil olması, güvenli araç kullanıyor anlamına gelmiyor. Hâlbuki onların öncü olması gerekiyor. Recep Yazıcıoğlu, Adnan Kahveci gibi insanlar zor yetişiyor, çabuk kaybediyoruz.”

Genim’e göre trafik kazalarının en önemli sebebi, araçtakilerin emniyet kemeri takmamaları. Yener Gülünay da emniyet kemerinin en hassas nokta olduğunu düşünüyor. Mustafa Taşar’ın aracında, kaza sonrasında fazla hasar gözlemleyemeyen Gülünay’a göre Taşar emniyet kemerini taksaydı kurtulacaktı.

MAKAM ŞOFÖRLERİ, KENDİLERİNİ USTA SANIYOR

Türkiye’de sürüş okullarının ve profesyonel eğiticilerin sayısı artarken, siyasetçilerin ve özellikle makam şoförlerinin bu yöndeki eğilimi ne? En önemli sürüş okullarından birine sahip olan Ethem Genim, duyarsızlıktan yakınırken, makam şoförlerinin yalnızca sürüş değil güvenlik eğitimi alması gerekliliğinini de vurguluyor. Kendisine bu konuda başvuran tek kişi, Sanayi Ticaret Bakanlığı Müsteşarı Adem Şahin. Bakan şoförü olabilmek için psikoteknik, güvenli sürüş tekniğinden geçmenin şart olması gerektiğini öne süren Genim, Recep Yazıcıoğlu’nun ölümünde yüzde yüz şoförünün hatalı olduğunu kanıt gösteriyor. Genim’e göre, Başbakan, aracı içinde kilitli kaldığı şoför skandalında, 15-20 saniyenin kurbanı olabilirdi.

“Almanya’da taksi şoförü olmak için bile en az üç ay eğitimden geçmek zorundasınız.” diyen Ethem Genim, en çok da taksicilerden rahatsız. Birçoğumuz da öyle değil mi? “İstanbul’da bir taksiye bindiğinizde hiç tanımadığınız bir insan anında 140 km’ye çıkıyor. Yavaş git diyorsunuz, güya ustalığını kanıtlamak için daha çok gaza basıyor.” Usta eğitmenin anlattıklarını en yakın dostlarımızda da görmüyor muyuz? Tüm bunlardan sonra, sahi biz ne kadar usta şoförüz? Ve bu kadar tedbirsizlikler zinciri de bir araya gelince, bazen “Kaza sayısı o kadar da çok değil” diyesi geliyor insanın…

AKSİYON

Facebook Twitter Yahoo Google Linkedin Stumbleupon Delicious