TSK ile PKK'nın anlayışları çok farklı

TSK ile PKK'nın anlayışları çok farklı.11999
  • Giriş : 08.06.2009 / 00:30:00
  • Güncelleme : 08.06.2009 / 00:30:08

Başbuğ'un, Kürt problemi konusunda TSK'nın durduğu çizgiyi, siyasilerle örtüşen-ayrışan fikirlerinin ayrıntıları.

Facebook Twitter
Yazı Boyutu:


TSK'nın çözüm yolları ve PKK'nın beklentileri ile ilgili Fikret Bila'nın kaleme aldığı yazısı...

Başbuğ'un Yugoslavya vurgusu

Genelkurmay Başkanı Org. İlker Başbuğ, ABD'deki açıklamalarını dün de sürdürdü.

Bir gün önce, teröristi arayıp, bulup teslim almasının, teslim olmazsa etkisiz kılınmasının TSK'nın görevi olduğunu belirtmişti. Org. Başbuğ, gazetecilerin sorularını yanıtlarken, “Üniter devletin çivisi oynatılamaz” dedi ve “Oynatırsanız, bakın Yugoslavya örneği var” vurgusu da yaptı.
Bir süredir yürütülen “fırsat ve çözüm” tartışması içinde Org. Başbuğ, TSK'nın durduğu yeri yineliyor.

Genelkurmay Başkanı'nın açıkladığı çizgiler, “çözüm” tartışmasını sürdüren ve bu yönde güçlü bir “beklenti” yaratan kesimler açısından önemli mesajlar taşıyor.

Org. Başbuğ'un 14 Nisan konuşması ve izleyen günlerde Ankara'da yaptığı basın toplantısında TSK'nın Kürt vatandaşlarımıza ve kültürel haklara nasıl yaklaştığını ortaya koymuştu.

Başbuğ'un net bir şekilde açıkladığı çerçeve, kamuoyunda yaratılan çözüm beklentisiyle, TSK'nın durduğu çizginin çok farklı olduğunu gösteriyor.

Daha önceki yazılarımda da devletin çözümden ne anladığıyla, PKK-DTP çizgisinin ne anladığı konusundaki farklılığı yansıtmaya çalışmıştım.

TSK'nın anlayışı

Genelkurmay Başkanı Org. İlker Başbuğ'un çözüm olarak gördüğü şöyle özetlenebilir:

1- Türkiye'nin üniter devlet ve ulus devlet yapısına dokunulamaz,
2- Kültürel farklılıklar zenginliktir, TSK kültürel farlılıklara saygılıdır,
3- Kültürel farklılıklar bireysel düzeyde özgürce yaşanabilir,
4- Kültürel özgürlüklerin siyasal alana taşınması, üniter devlet ve ulus devlet yapımızla bağdaşmaz,
5- Üniter devletin çivisi oynarsa, Yugoslavya örneğindeki gibi riskler doğar.

Bu çerçeve ile PKK-DTP çizgisinin gündeme getirdiği talepler bağdaşmaz. Ayrıca Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'ün, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın, Genelkurmay Başkanı Org. İlker Başbuğ'un, CHP lideri Deniz Baykal'ın ve MHP lideri Devlet Bahçeli'nin dile getirdiği gibi, PKK veya siyasi alandaki temsilcileriyle bir pazarlığa, müzakereye oturulması da söz konusu değil.

Daha önceki yazılarımda da belirttiğim gibi devlet, hükümet ve büyük siyasi partiler tarafından çizilen bu çerçevenin, PKK-DTP ve aynı çizgiyi destekleyen kesimler tarafından “çözüm” olarak görülmesi de mümkün değil.

Org. Başbuğ'un terörle mücadele anlayışını da anımsayalım:
Genelkurmay Başkanı, dağda silahlı terörist gezdikçe silahlı mücadelenin süreceğini, terörün, sadece ekonomik ve sosyo-kültürel önlemle biteceğini sanmanın yanılgı olduğunu da belirtiyor. Silahlı teröristler bulundukça silahlı mücadelenin devam edeceğini ama eşzamanlı olarak ekonomik ve sosyo-kültürel önlemlerin de alınması gerektiğini savunuyor. Buradan TSK'nın silah bırakacağını veya PKK'yı muhatap alıp “ateşkes” ilân edileceğini düşünmek, büyük bir yanılgıdır.

Devletin çözüm olarak gördüğü budur. Bu formülde PKK'nın veya onun taleplerini dillendiren siyasi parti veya kuruluşların beklentilerine uygun bir karşılık yoktur.

PKK ve DTP'nin anlayışı

PKK-DTP ve aynı çizgiyi destekleyen kesimlerin çözüm olarak gördüğü, “demokratik cumhuriyet” diye isimlendirdiği taleplerin özü ise şudur:

1- Farklı kültürler (Kürt kimliği ve kültürü) anayasa hükmüyle güvence altına alınsın,
2- Demokratik özerklik verilsin, (Güneydoğu özerk olsun),
3- Kürtçe, eğitim ve resmi yazışma dili olarak kabul edilsin.
4- PKK ve TSK, karşılıklı silah bıraksın (veya karşılıklı olarak silahlar sussun)

PKK-DTP'nin bu yaklaşımı içinde de devletin çizdiği çerçevenin bir karşılığı yoktur.

Fırsat tartışması

“Çözüm”ün yanı sıra bir “fırsat” tartışması sürüyor.

Cumhurbaşkanı Gül, bir “tarihi fırsat”tan söz etti, ancak bundan ne kastettiğini açıklamadı.

Ancak Genelkurmay Başkanı Org. Başbuğ da 2009 için bir “fırsat” doğduğunu söylemişti. Org. Başbuğ, fırsattan ne kastettiğini açıkladı. Başbuğ'un fırsat olarak gördüğü, PKK'nın kafa karışıklığı ve dağınıklık içinde olduğu. Bu ortamda silahlı mücadeleyle eşzamanlı olarak ekonomik ve sosyo-kültürel adımların atılmasını, mücadelenin çök yönlü sürdürülmesini kastettiği ABD'deki açıklamalarıyla anlaşıldı.
Bütün bu açıklamalarla yaratılan beklenti örtüşmüyor.

MİLLİYET

Facebook Twitter Yahoo Google Linkedin Stumbleupon Delicious

*

*


*