Tuncel Kurtiz öldü mü? - Tuncel Kurtiz haberleri - Tuncel Kurtiz kimdir?

Tuncel Kurtiz öldü mü? - Tuncel Kurtiz haberleri - Tuncel Kurtiz kimdir?.21613
27.09.2013 / 12:55:44

Muhteşem Yüzyıl'da oynayan Tuncel Kurtiz, bugün vefat etti. Kurtiz, en son Star TV'deki dizide oynuyordu.

Facebook Twitter
Yazı Boyutu:

Tuncel Kurtiz, 77 yaşında hayatını kaybetti. Tuncel Kurtiz'in evinde ölü bulunduğu öğrenildi. Ramiz Dayı rolü ile unutulmazlar arasına girmişti.

ARŞİV HABER

Son olarak “Mutlu Aile Defteri”ndeki performansıyla karşımıza çıkan Tuncel Kurtiz, 77 yıllık yaşam hikayesini GQ Türkiye’ye verdiği röportajla anlattı…

77 yıllık ömrünü “özetlerken” belli aralıklarla, nakaratmışçasına sarf ettiği birkaç cümle var: Sonra ben yine gittim... Sonra yine işsiz kaldım... Sonra biz yine iflas ettik... Sonra ben yine duramadım...

Araları, pek az insana nasip olacak, sonuna kadar hak edilmiş başarılarla, sanat ve cesaretle dantel gibi işlenmiş maceralarla doldurun işte...

Sonra yine: Kimi zaman -rahat değil- sanatsal tatminsizlik battığından, kimi zaman ekonomik şartlar, kimi zaman darbeler dayattığından; daimi arayıştan: Mütemadiyen bir toparlanıp gitme hali...

“Aynı yerde hiç uzun zaman kalamadım” diyor. “Bir Çingenelik var bende herhalde, gezmesini seviyorum. Hiçbir zaman planlı çalışan bir adam da olmadım. Bir derenin içinde bir kayıktayım, bir oraya vuruyor, bir buraya vuruyor. Ama Edremit’in o dağ köyünde yaşamak hep vardı aklımda...”

Kim bilir, yazı dediğiniz, belki de çocuklukta nakşoluyor insanın alnına.

UN KURABİYESİ İLE RAKI!

Haydarpaşa Lisesi’nden sonra babası onu Hukuk Fakültesi’ne yazdırır. Devamlılığı 15 gün sürer. Matinelerde kendi hikayelerini ve sevdiği şiirleri okurken, Gürkal Aylan Federasyon Tiyatrosu’nda sergileyecekleri bir oyunda başrol teklif eder. Rejiyi Atıf Kaptan yapacaktır, “Eugene O’Neill” oynanacaktır.

Zehir, Kurtiz’in damarlarına zerk olur: “Sonradan Atıf Abi vazgeçince, ben Hachette Kitabevi’nden içinde Yale Üniversitesi’nin piyeslerinin olduğu bir kitap buldum. ‘Beş Gün’ diye bir piyes tercüme ettim, onu sahneye koyduk. Hukuktan çok edebiyat fakültesinde takılıyorum, elimde bavulla kitap taşıyorum. Özdemir Asaf’ın matbaasına da gitmeye başladık o ara. Bir edebiyat matinesi yaptık, Attila İlhan geldi, Cemal Süreya geldi. Hayran olduğum insan Özdemir Asaf, benim abim oldu. Her sabah yurtta kahvaltı edip Özdemir Abi’nin matbaasına gidiyorum. Bir gün, ‘abi ya, sen hiç yemek yemez misin’ dedim. ‘İyi ki hatırlattın’ diye inanılmaz bir lokantaya götürdü. Orda Reşat Ekrem Koçu’yu gördüm, Peyami Safa’yı gördüm. Orda ilk defa Özdemir Abi’den un kurabiyesiyle de rakı içildiğini öğrendim. Ondan çok şey öğrendim.”

Gençlik Tiyatrosu’na geçtiğinde artık annesine okula devam etmediğini itiraf eder. İkinci yıl İngiliz Filolojisi’ne kaydolur. Bu sıralar arkadaşlık etmeye başladığı Metin Serezli vesilesiyle, Dormen Tiyatrosu’nda, okul konusunu tamamen kapatmacasına, ilk kez profesyonel olur.

Sonrası, Türk tiyatro ve sinema tarihinin kim kimdir ansiklopedisini andıran, efsane isimlerle kader birliği edilen, birlikte yol alınan, yol ayrımına gelinen, hep ve inadına üretilen uzun bir yol hikayesi...

YOL ARKADAŞI YILMAZ GÜNEY!

Kurtiz’in sahne aldığı ve sahneye koyduğu oyunlarla şanı yürürken, sinemadaki yoldaşlıkları da efsane mertebesine ulaşmış birliktelikler malum. Ömrünün büyük bölümünün yurtdışında geçmesine sebep Yılmaz Güney’le tanışması üniversite yıllarına uzansa da, sinema aşkına birlikte bela sırtlamalarına daha çok vardır.

Yılmaz Güney’le birlikte yaptıkları işler, başlarda Konyakçı, Krallar Kralı, Sayılı Kabadayılar, Üçünüzü de Mıhlarım gibi aksiyonu bol filmlerdir. Güney, önce bu gibi işlerle kendilerini sevdirip, daha sonra bu sayede diledikleri gibi filmler çekebileceklerine inanıyordur.

“Oldu da ama çok sonradan” diyor Kurtiz: “Hep bonoyla çalışıyorduk, istemediğimiz işleri de yapıyorduk. Ondan sonra bazı arkadaşlarımız diyor ki, biz halkın sinemasını yapıyoruz. Hangi halkın sinemasını yapıyorsunuz? Halkın dilediği film için işletmeci bono veriyor, o bonolar patrondan bize geliyor, biz o bonoları kırdırıp yaşamaya çalışıyoruz, böylece halkın sineması oluyor. Ben katiyen kabul etmiyorum bunu, sinema benim için sanat. Ayrıca şunu da söyleyeyim, benim için sanat sineması yok, sinema sanatı var.”

 

“UMUT FİLMİNİ ÇİÇEK ARİF KAÇIRDI!

68 olayları, 70 darbesi derken, Tuncel Kurtiz, yedek subay olarak askerliğini yapmaya gider. Askerlik döneminde Yılmaz Güney’le birlikte her ikisinin de hayatında dönüm noktası olan “Umut” filminin tohumları atılır: “Ondan sonra başıma gelmeyen de kalmadı zaten. ‘Umut’ filmi yurtdışına kaçırılacak, nasıl kaçıracağız? Ben kaçıramam, o kesin. Babam vali muavini o sırada; ‘Oğlum senin fişin var 1. Şube’de, sen yurtdışına Kapıkule’den çıkarsın fakat’ dedi. Çiçek Arif ki, Komünist Arif’tir eski adı ‘Ben götürürüm’ deyince, onun sayesinde kurtarabildik filmi. Bavula doldurmuş filmleri Arif, hamalın biriyle anlaşmış 1000 liraya, yarısı peşin, yarısı bavulu uçağın yanında görünce diye... Ben otobüsle yola çıktım, bir gittim ki elinde Türk konyağıyla arkadaş orda. Ama film bavul içinde karmakarışık gelmiş, Allah’tan ben oradayım, filmi bağladım yeniden. Başarılı bir şekilde gösterebildik. Konuşmayı ben yaptım, Türkiye’de devlet bu filmi göstermiyor diye. Bu konuşmalardan sonra, 12 Mart darbesi de gelmiş zaten, hadi sıkıysa dön Türkiye’ye; e dönmedik...”

Facebook Twitter Yahoo Google Linkedin Stumbleupon Delicious

*

*


*